
Filmin esas başarısı, Diablo Cody'nin 'çizgi roman mantığı'nın üzerine kurulmuş senaryosu...
"Juno" da aslında ikinci ekole dahil oluyor. Diablo Cody'nin ilk senaryo denemesini, ilk filmi "Sigara İçtiğiniz için Teşekkürler"de ("Thank You For Smoking", 2005) kendini geriye çekip meselesini öne çıkardığına tanık olduğumuz Jason Reitman'ın yönetmenliğinde izliyoruz. Reitman, ilk filmi kadar pasif olmasa da eserin asıl yürümesini sağlayan Cody'nin 'çizgi roman mantığı'nın üzerine kurulmuş zeki senaryosu. İyi yazılmış karakterleri ustaca sinemalaştıran görsel dokunun esas müsebbibi Reitman'dan çok Cody bizce. Amerikan toplumunda inanmak istemediğimiz absürdlükteki karakterleri ve aileleri, senaryosunda o kadar iyi betimlemiş ki, Jennifer Garner gibi daha önce başarılı bir performansını izlemediğimiz bir isim bile 'iyi oyunculuk' sergileyebilmiş...
Film, aslında Amerikan aile yapısını ele alan "Amerikan Güzeli"nin ("American Beauty", 1999) yolunu açtığı bağımsız sinemadaki absürdlük ile "Napoleon Dynamite" gibi çizgi roman odaklı gençlik filmlerinin formüllerini birleştiriyor. Tabii bunu yaparken başkarakterine Juno ismini takarak, gerçek dünyanın yapaylığını çizgi roman dokusunun içine yerleştirmeyi de ihmal etmiyor. Başta Juno olmak üzere bütün karakterler öylesine absürd ve arka planlarıyla tedirgin ediciler ki, adeta tiyatrodan fırlamış düzeyde birinci sınıf oyunculuklar izliyoruz. Tabii bunda, üzerinde Wes Anderson'vari bir çalışma yapılmış kostümlerin ve sanat yönetiminin de katkısı büyük. Juno'nun cinsel ilişkiye girdiği Bleeker'ın hep aynı kıyafetle dolaşması ve seks yaparken tic tac yemesi gibi kahraman özellikleriyle donatılması, bizleri alternatif bir çizgi romanın içine sokuyor.
Juno, bir çizgi roman anti-kahramanı... Tabii, Juno'nun 16 yaşlarında hamile bir kız olarak çizilmesi de alternatif çizgi romanların anti-kahramanlarının yeni şubesi olmasını sağlıyor. "Napoleon Dynamite", nasıl orijinal karakter tiplemesiyle 2005 yılında çığır açtıysa, Juno için de onun 2007 şubesi yorumunu yapabiliriz rahatlıkla. Halbuki iki karakter arasında bir bağ kurduğumuzda Napoleon'un okulunda ezilmiş ve aile hayatında dışlanmış olduğu için sorunlu bir anti-kahraman olduğunu; Juno'nun ise ailesini umursamayan narsist bir tipleme olmasının yanında, içinde az da olsa duygusallık saklayan bir karakter olduğunu görebiliyoruz. Yani yukarıdan bakarsak, aralarında derin farklar var. Ancak Amerikan toplumunun içinde, merkeze erkek veya kız tiplemeler yerleştirerek muhalif bir yol izlenmesini sağlamak için, ikisi de biçilmiş kaftan... Juno da Napoleon da, ülke toplumunun içinde yatan korkutucu gerçekleri açığa çıkarmak için çizilen ve yaratılan iki karakter. Asıl benzerlik de burada yatıyor aslında...
Aile portreleri ve yan karakterler, ustaca yerleştirilmiş
Bunda, filmin sanat yönetimi yoluyla Jason Reitman-Diablo Cody ikilisinin Amerikan taşrasını ve ailesini absürd hale getirmelerinin de rolü büyük. Juno'nun anne-babasını canlandıran J.K. Simmons ve Alison Janney'nin aksi tavırlarıyla 'dağınık bir alt-orta sınıf evi'nden seslenmeleri ve orta-üst sınıf çifti Jennifer Garner ile Jason Bateman'ın banliyöde yaşayan 'zoraki mutlu çift' portresini çizerken, 'yapay konformizm'e vurgu yapan bembeyaz bir sanat yönetimiyle karşımıza gelmeleri; Amerikan toplumunun taşlanmasını sağlıyor kuşkusuz. Tabii evliliğin zoraki oluşunda 'bebek' kavramının da 'yapay'lığı, Juno'nun hamile kaldığı bebeği bu aileye vermek istemesiyle doruğa çıkıyor. 'Mutluluk bekçiliği' yapıp muhafazakâr gözüken tavrını da bir anda değiştiriyor aslında film, 'ahlâk' kavramıyla ilgili açtığı alt metinlerle... Çünkü Juno, esas olarak toplumdaki konformizmi, sistemliliği ve zoraki mutluluğu vurgulamak için oraya yerleştiren bir piyon aslında. Diablo Cody de onu öyle bir konumlandırıyor ki, zoraki eş Garner'ın yapay mimikleriyle baş başa kaldığımızda bunu garipsemiyoruz filmin dünyasının içinde. Evlilikler arasındaki farkları ya da herhangi bir 'gerçekçi' Amerikan filmindeki banliyö ailesini gördüğümüzde de, bu ton yerli yerine oturuyor tabii...
Jason Reitman'ın çizgi roman estetiğini kullanan bağımsız yönetmenlerin arasına katılıp katılmayacağını bilemeyiz. Fakat Diablo Cody'nin sistem karşıtı senaryolarıyla çeşitli yönetmenlerin ilgisini çekeceği keskin bir gerçek. Bu doğrultuda, belki bir gün Terry Zwigoff veya Berman-Pulcini ikilisiyle bile beraber çalışabilir. Tabii onlarla çalışınca bu kadar özenli ve programlı bir 'görsel dünya' konusunda ne kadar uzlaşabilecekleri tartışma konusu. Ancak tartışılmayacak bir şey varsa o da "Juno"nun, alternatif çizgi roman estetiği kullanan bağımsız filmler arasında 'iyi' bir yere yerleştiği...
Kimler İzlemeli?
Kimler İzlememeli?


Başrolleri Reese Witherspoon, Colin Firth ve Rupert Everett'in paylaştıkları Oscar Wilde’ın en başarılı tiyatro oyunlarından biri olarak kabul edilen ‘The Importance of Being Earnest’in sinema uyarlaması olan 2002 yapımı bir Oliver Parker filmi.

Hiçbirinizin beni kurtarma sebebi beni özlemesi değil mi yani?
Jack Sparrow








Seanslar
Fragman

