"Sudaki Kız"
Modern bir peri masalı
Modern bir peri masalı

Fırat Yücel 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
M. Night Shyamalan'ın yeni filmi "Sudaki Kız", yönetmenin favori temalarını, bu dünyada 'tutunamamış' insanların yaşadığı bir apartmanda bir araya getiriyor. Mitolojiyi gündelik hayatın sıradanlığı içine yerleştiren yönetmen, bir kez daha, dünyayı değiştiremeseler de, peri masallarının gerçek olabileceğini kanıtlamaya çalışıyor.
"Sudaki Kız"da ("Lady in the Water", 2006), tüm Shyamalan temaları, bu dünyada kendine yer bulamamış insanların oturduğu bir apartmanın havuzunun etrafında büyülü bir şekilde bir araya geliyor. Shyamalan'ın, kendi kızına, geceleri onu uyutmak için anlattığı bir öyküden yola çıkarak kurguladığı film, "Ölümsüz"'e ("Unbreakable", 2000) ve "Köy"e ("The Village", 2004) yakın bir duyarlılıkla işlenmiş, modern dünyanın küflü, paslı ve biteviye apartman koridorlarında geçen bir peri masalı olma özelliğini taşıyor. "Sudaki Kız", her şeyiyle, içinde yaşadığı dünyanın karanlığında ve tekdüzeliğinde kaybolmuş bir insanın peri masallarına inanmak için yanıp tutuşmasını gözler önüne seriyor. İnanmaktan vazgeçmiş bu adam, bir gün, adı olmayan bir diyardan bir kurtarıcının geleceğini ve ona hayatının yaşamaya değer olduğunu göstereceğini hayal ediyor... Ne tesadüftür ki, filmde havuzdan çıkan bu kişinin adı 'Story' ('Öykü'). Yani Shyamalan'ın hayatını yaşamaya değer bulmasını sağlayan şey: öykü anlatmak.
Gündelik hayatta geçen bir peri masalı...
Yönetmen, bir kez daha eski zamanlara ait mitolojik hikâyeleri, içinde yaşadığımız modern dünyadaki gündelik hayatın saçmalığının, sonsuz sıradanlığının orta yerine yerleştiriyor (bkz. Filmde 'yorumcu/şifre çözücü' – 'interpreter/symbolist' olduğu ortaya çıkan kişi şöyle tanımlanıyor: "Sıradan şeylerde anlam bulan/gören biri".). Bir fantastik filmden bekleyeceğinizin tersine, 'gizemli kız' denizden değil, apartman dairelerinin tekdüze ışıklarının ortasında konumlanmış alelade bir havuzdan çıkıveriyor. İnsanları peri masallarına ve mucizelere inandırmak için, şaşalı prodüksiyonlar, devasa dalgalar gerekmiyor; hatta tam tersine kimsenin bu tür şeylere inanmaması belki de bu tür şeylerin hep görkemli paketlerle sunulmasından kaynaklanıyor. Peri masalları hep, bizim dışımızda, gündeliğin sıradanlığının çok ötesinde şeylermiş gibi resmediliyor... Oysa Shyamalan, tüm bunların insanın kurgusu olduğunu hatırlatmak için, bu hikâyeleri "senin benim" gibi insanların yaşadığı ortamlara aktarıyor. O sıradanlığı, peri masallarının büyüsünü zedeleyen bir şey olarak görmüyor; onları "dünyaya geri indiriyor". Nasıl bir Uzaylı İstilası öyküsü anlatmak için, büyük savaş sahneleri gerekmiyorsa, bir deniz kızı hikâyesi anlatmak için de deniz gerekmiyor; ufuk çizgisinden koparılmış dört tarafı beton duvarlarla çevrilmiş bir havuz yetiyor ve bu hikâyeyi çok daha "bizden" kılıyor.
Bu hikâyede, bütün gün evde, "iş"ten sayılmayan şeylerle vaktini harcayan, kaybetmiş insanlar hep beraber büyülü finali hazırlıyor: Vücudunun sadece bir tarafını çalışan bir vücut geliştirici; bütün gün evde savaş haberleri izleyen, inancını kaybetmiş bir adam; vaktinin çoğunu gazetelerde bulmaca çözerek geçiren bir baba ve çocuğu; bir odada zincirleme sigara içerek geyik muhabbeti çeviren beş aylak genç; hiçbir sırrı olmayacak kadar sıradan, ağzı kokan, beş kız babası bir adam; 20 yıl önce yayınlanan romanından beri kalemini oynatmayan bir yazar... Tıpkı "İşaretler"de olduğu gibi, tüm bu kayıp ruhların hiçbir değeri olmadığı düşünülen alışkanlıkları, takıntıları filmin öyküsünün içerisinde büyülü motiflere dönüşüyorlar...
Kurtarıcı kim?
Havuzdan çıkan kurtarıcı, düşünülebilecek en yaralı Shyamalan karakterini buluyor: Karısı ve çocukları evine giren bir adam tarafından öldürülen eski bir doktor, Cleveland Heep. Bu deli dolu apartmanın sakinlerinin, masa lambalarını tamir etmekten hamam böceklerini öldürmeye kadar her işine bakan Cleveland. Diğer her Shyamalan baş karakteri gibi, yaşadığı travmanın ardından, hayattan umudunu kesen ve sadece yuvarlanıp giden bir varlık...
Cleveland ve sudaki kız Story'nin ilişkisi, en fazla "Altıncı His"i ("The Sixth Sense", 1999) çağrıştırıyor. Cleveland, Story'yi korumayı kendine amaç bellese de ve onun hayatını birkaç kez kurtarsa da, bir süre sonra asıl Story'nin Cleveland'in hayatını kurtardığını anlıyoruz. Ona, bir hayalet gibi yuvarlandığı tekdüze hayatında, yeni bir heyecan, çözülmesi gereken bir gizem, kısacası bir "öykü" bahşederek... Story, Cleveland'ın ölü olduğunu gören Cole aslında; Cleveland ise Cole'ü iyileştirmeye çalışırken asıl hastanın kendisi olduğunu fark eden Malcolm...
"Sudaki Kız"ın yaralı adamı, peri masalının nasıl sona ermesi gerektiğini öğrenmek için, masalı büyükannesinden bilen Çinli teyzeye çocuk taklidi yapmak zorunda kalan bir yetişkin. İçindeki çocuğu öldüren ama sevdiği insanı kurtarmak için tekrar çocuklaşmak zorunda olan biri. Evde televizyonun karşısında bütün gün savaş görüntüleri izleyen adam gibi, o da içten içe "inanmak, tekrar çocuk olmak" istiyor. Story, Shyamalan'ın kendisinin canlandırdığı 'The Cookbook' adlı kitabını hâlâ bitiremeyen başarısız yazara, bir gün bir çocuğun onun kitabını okuyacağını ve düşüncelerini benimseyip dünyayı değiştireceğini söylüyor. Bu sahnelerde, çocuk Shyamalan'ın yetişkin Shyamalan'la bir kez daha temas kurduğunu hissediyoruz. Dünyayı değiştiremiyor belki ama ısrarla "peri masallarının gerçek olduğunu kanıtlamaya" çalışıyor...
Bu yazı, Altyazı Aylık Sinema Dergisi'nin Eylül 2006 sayısında yayınlanan "Sürpriz Finallerin Ardında... Shyamalan Sineması" başlıklı yazının kısa bir bölümüdür. Burada yeniden yayınlamamıza izin verdikleri için Altyazıya ve Fırat Yücel'e teşekkür ederiz...
Gündelik hayatta geçen bir peri masalı...
Yönetmen, bir kez daha eski zamanlara ait mitolojik hikâyeleri, içinde yaşadığımız modern dünyadaki gündelik hayatın saçmalığının, sonsuz sıradanlığının orta yerine yerleştiriyor (bkz. Filmde 'yorumcu/şifre çözücü' – 'interpreter/symbolist' olduğu ortaya çıkan kişi şöyle tanımlanıyor: "Sıradan şeylerde anlam bulan/gören biri".). Bir fantastik filmden bekleyeceğinizin tersine, 'gizemli kız' denizden değil, apartman dairelerinin tekdüze ışıklarının ortasında konumlanmış alelade bir havuzdan çıkıveriyor. İnsanları peri masallarına ve mucizelere inandırmak için, şaşalı prodüksiyonlar, devasa dalgalar gerekmiyor; hatta tam tersine kimsenin bu tür şeylere inanmaması belki de bu tür şeylerin hep görkemli paketlerle sunulmasından kaynaklanıyor. Peri masalları hep, bizim dışımızda, gündeliğin sıradanlığının çok ötesinde şeylermiş gibi resmediliyor... Oysa Shyamalan, tüm bunların insanın kurgusu olduğunu hatırlatmak için, bu hikâyeleri "senin benim" gibi insanların yaşadığı ortamlara aktarıyor. O sıradanlığı, peri masallarının büyüsünü zedeleyen bir şey olarak görmüyor; onları "dünyaya geri indiriyor". Nasıl bir Uzaylı İstilası öyküsü anlatmak için, büyük savaş sahneleri gerekmiyorsa, bir deniz kızı hikâyesi anlatmak için de deniz gerekmiyor; ufuk çizgisinden koparılmış dört tarafı beton duvarlarla çevrilmiş bir havuz yetiyor ve bu hikâyeyi çok daha "bizden" kılıyor.
Bu hikâyede, bütün gün evde, "iş"ten sayılmayan şeylerle vaktini harcayan, kaybetmiş insanlar hep beraber büyülü finali hazırlıyor: Vücudunun sadece bir tarafını çalışan bir vücut geliştirici; bütün gün evde savaş haberleri izleyen, inancını kaybetmiş bir adam; vaktinin çoğunu gazetelerde bulmaca çözerek geçiren bir baba ve çocuğu; bir odada zincirleme sigara içerek geyik muhabbeti çeviren beş aylak genç; hiçbir sırrı olmayacak kadar sıradan, ağzı kokan, beş kız babası bir adam; 20 yıl önce yayınlanan romanından beri kalemini oynatmayan bir yazar... Tıpkı "İşaretler"de olduğu gibi, tüm bu kayıp ruhların hiçbir değeri olmadığı düşünülen alışkanlıkları, takıntıları filmin öyküsünün içerisinde büyülü motiflere dönüşüyorlar...
Kurtarıcı kim?
Havuzdan çıkan kurtarıcı, düşünülebilecek en yaralı Shyamalan karakterini buluyor: Karısı ve çocukları evine giren bir adam tarafından öldürülen eski bir doktor, Cleveland Heep. Bu deli dolu apartmanın sakinlerinin, masa lambalarını tamir etmekten hamam böceklerini öldürmeye kadar her işine bakan Cleveland. Diğer her Shyamalan baş karakteri gibi, yaşadığı travmanın ardından, hayattan umudunu kesen ve sadece yuvarlanıp giden bir varlık...
Cleveland ve sudaki kız Story'nin ilişkisi, en fazla "Altıncı His"i ("The Sixth Sense", 1999) çağrıştırıyor. Cleveland, Story'yi korumayı kendine amaç bellese de ve onun hayatını birkaç kez kurtarsa da, bir süre sonra asıl Story'nin Cleveland'in hayatını kurtardığını anlıyoruz. Ona, bir hayalet gibi yuvarlandığı tekdüze hayatında, yeni bir heyecan, çözülmesi gereken bir gizem, kısacası bir "öykü" bahşederek... Story, Cleveland'ın ölü olduğunu gören Cole aslında; Cleveland ise Cole'ü iyileştirmeye çalışırken asıl hastanın kendisi olduğunu fark eden Malcolm...
"Sudaki Kız"ın yaralı adamı, peri masalının nasıl sona ermesi gerektiğini öğrenmek için, masalı büyükannesinden bilen Çinli teyzeye çocuk taklidi yapmak zorunda kalan bir yetişkin. İçindeki çocuğu öldüren ama sevdiği insanı kurtarmak için tekrar çocuklaşmak zorunda olan biri. Evde televizyonun karşısında bütün gün savaş görüntüleri izleyen adam gibi, o da içten içe "inanmak, tekrar çocuk olmak" istiyor. Story, Shyamalan'ın kendisinin canlandırdığı 'The Cookbook' adlı kitabını hâlâ bitiremeyen başarısız yazara, bir gün bir çocuğun onun kitabını okuyacağını ve düşüncelerini benimseyip dünyayı değiştireceğini söylüyor. Bu sahnelerde, çocuk Shyamalan'ın yetişkin Shyamalan'la bir kez daha temas kurduğunu hissediyoruz. Dünyayı değiştiremiyor belki ama ısrarla "peri masallarının gerçek olduğunu kanıtlamaya" çalışıyor...
Bu yazı, Altyazı Aylık Sinema Dergisi'nin Eylül 2006 sayısında yayınlanan "Sürpriz Finallerin Ardında... Shyamalan Sineması" başlıklı yazının kısa bir bölümüdür. Burada yeniden yayınlamamıza izin verdikleri için Altyazıya ve Fırat Yücel'e teşekkür ederiz...Toplam 2 yorum yapılmış. Yorumları görmek için tıklayın.


Aşkın Önemi (3 Aralık 2008 20:45 Kanal Türk)
Başrolleri Reese Witherspoon, Colin Firth ve Rupert Everett'in paylaştıkları Oscar Wilde’ın en başarılı tiyatro oyunlarından biri olarak kabul edilen ‘The Importance of Being Earnest’in sinema uyarlaması olan 2002 yapımı bir Oliver Parker filmi.
Başrolleri Reese Witherspoon, Colin Firth ve Rupert Everett'in paylaştıkları Oscar Wilde’ın en başarılı tiyatro oyunlarından biri olarak kabul edilen ‘The Importance of Being Earnest’in sinema uyarlaması olan 2002 yapımı bir Oliver Parker filmi.

Ucuz Roman
Wolf: Yaklaşık 30 dakikalık uzaklıkta. 10 dakika sonra ordayım.
Wolf: Yaklaşık 30 dakikalık uzaklıkta. 10 dakika sonra ordayım.







Seanslar
Fragman

