'Fantastik' sinemamız!

Esin Küçüktepepınar 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
"G.O.R.A" bahanesiyle zaten son yıllarda yükselen 'Fantastik Türk Sineması'na da retro bir ilgi var. Döneminde büyük gişe hasılatı yapmış, sonra yıllarca yok sayılmış bu filmler birer alt kültür fenomeni olarak açığa çıktı, gündeme geldi.
Çizgi roman kahramanlarını, uzaylı Türkleri, Supermen'leri bir dönem beyazperdeye taşımış, efsanelerine efsane katmış ve 'bize özgü' bir kült eğlenceye dönüştürmüşüz zamanında..
Çizgi roman kahramanlarını, uzaylı Türkleri, Supermen'leri bir dönem beyazperdeye taşımış, efsanelerine efsane katmış ve 'bize özgü' bir kült eğlenceye dönüştürmüşüz zamanında..
“G.O.R.A” bir Türk’ü kendi ortamı dışında başka bir ortama yerleştirip durum komedisi yaratmak üzerine kurulu. Sayesinde zaten son yıllarda yükselen ‘Fantastik Türk Sineması’na da retro bir ilgi var. Döneminde büyük gişe hasılatı yapmış, sonra yıllarca yok sayılmış bu filmler birer alt kültür fenomeni olarak açığa çıktı, gündeme geldi. Gençler için retro, döneminde yaşayanlar için nostalji olarak nükseden bir ilgi bu. Görüyoruz ki, fantastik Türk Sineması, çizgi roman kahramanlarını, uzaylı Türkleri, Supermen'leri bir dönem beyazperdeye taşımış, efsanelerine efsane katmış ve ‘bize özgü’ bir kült eğlenceye dönüştürmüş. Yapıldıkları dönem ve özellikle yapım olanaksızlıklarına rağmen ‘yaratıcı’ hayalgüçleriyle artık sinema tarihinde durdukları yer de değişiyor haliyle.
Yıllarca en kenarda köşede kalmış, deyim yerindeyse ‘hor görülmüş’ bu filmler arasında ilk sırada ise “Dünyayı Kurtaran Adam” var. Çetin İnanç’ın artık dünya çapında ‘kült’ bir film olarak üne kavuşan 1982 tarihli bu filminin senaristi ve başrol oyuncusu ise Cüneyt Arkın. Artık mizah ötesi bulunan bir anlayışla kotarılmış filmde, Cüneyt Arkın ile Aytekin Akkaya iki astronotu canlandırıyor, sırtlarında ikişer su bidonuyla ‘gizemli gezegen’ Kapadokya’da geziniyorlar. İki üç günde çekilmiş, dar bütçeli, teknik olanaksızlıklar yüzünden ‘absürd’ boyutuna uzanan bir türün önemli bir örneği olan film, ünlü “Yıldız Savaşları”ndan ‘ödünç alınan’ uzay görüntüleriyle tamamlanmış. 1980’ler aslında bu türün can çekiştiği bir dönem. Çoğunluğu orijinallerinin taklidi olmak üzere ancak bir kaç fantastik film çıkmış. “E.T.”nin yerli uyarlaması olan “Badi” (1983), “Barbar Conan”dan etkilenen “Altar” veya “Yor-Gelecekten Gelen Avcı” gibi filmler televizyonun yükselişi ve yabancı filmerin baskın dağıtımıyla yoksullaşan sinema piyasamızdan bu türde çıkan son filmler arasında.
'B' tipi olarak sınıflandıracağımız bu filmler mecburiyetten doğan pratik bir zekanın ürünleri olarak yapıldıkları döneme de ışık tutuyorlar en önemlisi. Yazar Giovanni Scognamillo’nun araştırmaları ve kitapları sayesinde aydınlandığımız bu türün ilk örneği ise 1952 tarihli, henüz ‘olmayan’ sinemamızda çığır açan ”Drakula İstanbul’da“. Egzotik göbek danslarından hafif erotik sahnelere uzanan bir ‘özgünlük’ taşıyan ‘fantastik’ filmlerimiz “Tarzan”dan “Süper Adam”a da, geniş fantastik filmler yelpazesinde orijinallerinde bulamayacağımız denli yer almış. İtalya’nın da dahil olduğu gibi ortak yapımlar, şiddetin de fazlasıyla yer bulduğu “Kilink” gibi serilerle sinemalarımızda büyük ilgi görmüş.
1972 tarihli “Turist Ömer Uzay Yolunda” ile karşılaşıyoruz. B>Sadri Alışık’ın başrolde yer aldığı film, ‘bizden’ esprilerle harmanlanan bir senaryosunu ünlü Amerikan TV dizisine borçlu. Kapıların açılma seslerine kadar efekt olarak insan sesi kullanılan film, ‘Kasımpaşa kaç ışık yılıdır?’ benzerinden replikleriyle de naif bir komedi olarak türün durumunu özetliyor.
“G.O.R.A”da ise o dönem olanakları içinde mecburiyetten ‘yaratılan’ karton kayalar ya da soba yaldızıyla boyandığı aşikar ışın kılıçlarıyla ilgili bir nostalji yaşamayacağımız aşikarsa da kült mertebesine erişen fantastik Türk filmlerini yeniden tanımlama ihtiyacı duyabiliriz.
Yıllarca en kenarda köşede kalmış, deyim yerindeyse ‘hor görülmüş’ bu filmler arasında ilk sırada ise “Dünyayı Kurtaran Adam” var. Çetin İnanç’ın artık dünya çapında ‘kült’ bir film olarak üne kavuşan 1982 tarihli bu filminin senaristi ve başrol oyuncusu ise Cüneyt Arkın. Artık mizah ötesi bulunan bir anlayışla kotarılmış filmde, Cüneyt Arkın ile Aytekin Akkaya iki astronotu canlandırıyor, sırtlarında ikişer su bidonuyla ‘gizemli gezegen’ Kapadokya’da geziniyorlar. İki üç günde çekilmiş, dar bütçeli, teknik olanaksızlıklar yüzünden ‘absürd’ boyutuna uzanan bir türün önemli bir örneği olan film, ünlü “Yıldız Savaşları”ndan ‘ödünç alınan’ uzay görüntüleriyle tamamlanmış. 1980’ler aslında bu türün can çekiştiği bir dönem. Çoğunluğu orijinallerinin taklidi olmak üzere ancak bir kaç fantastik film çıkmış. “E.T.”nin yerli uyarlaması olan “Badi” (1983), “Barbar Conan”dan etkilenen “Altar” veya “Yor-Gelecekten Gelen Avcı” gibi filmler televizyonun yükselişi ve yabancı filmerin baskın dağıtımıyla yoksullaşan sinema piyasamızdan bu türde çıkan son filmler arasında.
'B' tipi olarak sınıflandıracağımız bu filmler mecburiyetten doğan pratik bir zekanın ürünleri olarak yapıldıkları döneme de ışık tutuyorlar en önemlisi. Yazar Giovanni Scognamillo’nun araştırmaları ve kitapları sayesinde aydınlandığımız bu türün ilk örneği ise 1952 tarihli, henüz ‘olmayan’ sinemamızda çığır açan ”Drakula İstanbul’da“. Egzotik göbek danslarından hafif erotik sahnelere uzanan bir ‘özgünlük’ taşıyan ‘fantastik’ filmlerimiz “Tarzan”dan “Süper Adam”a da, geniş fantastik filmler yelpazesinde orijinallerinde bulamayacağımız denli yer almış. İtalya’nın da dahil olduğu gibi ortak yapımlar, şiddetin de fazlasıyla yer bulduğu “Kilink” gibi serilerle sinemalarımızda büyük ilgi görmüş.
1972 tarihli “Turist Ömer Uzay Yolunda” ile karşılaşıyoruz. B>Sadri Alışık’ın başrolde yer aldığı film, ‘bizden’ esprilerle harmanlanan bir senaryosunu ünlü Amerikan TV dizisine borçlu. Kapıların açılma seslerine kadar efekt olarak insan sesi kullanılan film, ‘Kasımpaşa kaç ışık yılıdır?’ benzerinden replikleriyle de naif bir komedi olarak türün durumunu özetliyor.
“G.O.R.A”da ise o dönem olanakları içinde mecburiyetten ‘yaratılan’ karton kayalar ya da soba yaldızıyla boyandığı aşikar ışın kılıçlarıyla ilgili bir nostalji yaşamayacağımız aşikarsa da kült mertebesine erişen fantastik Türk filmlerini yeniden tanımlama ihtiyacı duyabiliriz.
Henüz kimse yorum yapmamış.


Philadelphia (01 Aralık 2008 Cnbc-e, 22:00)
Tom Hanks’e En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar ödülü getiren "Philadelphia", bir dönemin AIDS hastalığına hukuki ve toplumsal bakışını gözler önüne seriyor. Bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de yayınlanacak olan "Philadelphia" yı kaçırmayın!

Dövüş Klübü
Tüm umudunuzu kaybetmek özgürlüktür...
Tüm umudunuzu kaybetmek özgürlüktür...









Seanslar
Fragman


