Koş Lola Koş – Lola Rennt

Murat Özer 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
Bazı filmleri ‘tanımlamak’ zordur. Onları çözmeye çalışırken içinde kaybolup gitmekse alabildiğine kolay... İstanbul Film Festivali’nde gösterildiğinde azımsanamayacak bir hayran kitlesi edinen Tom Tykwer filmi "Koş Lola Koş", işte tam da böylesi bir ‘kayboluş’ filmi.
DIGITURK / 1 FİLM
24 - 25 - 26 - 27 - 28 - 29 - 30 Ocak
06.20 - 09.45 - 13.10 - 16.30 - 18.00 - 21.15 - 00.40
(Vizyon Salonları - Salon 2)
Bazı filmleri ‘tanımlamak’ zordur. Onları çözmeye çalışırken içinde kaybolup gitmekse alabildiğine kolay... Alman sinemasının ‘çılgın ötesi’ dehası Tom Tykwer’in 1998 yapımı başyapıtı "Lola Rennt" (Koş Lola Koş) da bu kulvarda kendine sarsılmaz bir yer edinmiş, şimdiden kült statüsüne yükselmiş bir ‘altüst etme’ filmi.
Pis işlere bulaşmış ve başı büyük belada olan sevgilisi Manni’ye (Moritz Bleibtreu) 20 dakika içinde gerekli olan 100 bin markı sağlayabilmek uğruna ciğerleri parçalanırcasına koşan Lola’nın (Franka Potente) izleyeni nefes nefese bırakan öyküsünü anlatır film. Lola’nın ‘umutsuz’ arayışını üç ayrı koşu bandı üzerine yayan yönetmen Tykwer, sonuçta da üç ayrı finalle baş başa bırakır bizleri. ‘Olanaksız’ olanı gerçeğe dönüştürmek için büyük çaba harcayan kahramanının koşuşturması, onun da benzer bir dinamizmi yansıtmasını sağlar. Zamana karşı yarışan, onu altetmek için hedefine kilitlenen Lola’yla birlikte savrulup gitmek de kaçınılmaz olur sonunda.
Bazı filmleri ‘tanımlamak’ zordur. Onları çözmeye çalışırken içinde kaybolup gitmekse alabildiğine kolay... İstanbul Film Festivali’nde gösterildiğinde azımsanamayacak bir hayran kitlesi edinen Tom Tykwer filmi "Koş Lola Koş", işte tam da böylesi bir ‘kayboluş’ filmi.
Genç yaşta ölümün kucağına oturmaktan kurtulması için, sevgilisi Lola’nın 20 dakika içinde getirmesi gereken 100 bin mark, Manni’nin soluk alıp vermesini sağlayacak tek şeydir. Bu kısacık zaman dilimini, bir telefon kulübesinde umutsuzca bekleyerek geçirmekse işkencenin hasıdır ona göre... Tykwer sinemasının değişmez unsurlarından olan ‘rastlantıların göbeğindeki yaşam’, bu filmde de etkisini hissettiriyor, hem de fazlasıyla. Manni’nin beklerken yaptığı ya da yapmayı düşündüğü her şey, rastlantısal bir temele dayanıyor. Atacağı her adım, bir öncekini silindir gibi ezip geçiyor ve kaderin derin hendeklerine düşürüyor onu.
Bazı filmleri ‘tanımlamak’ zordur. Onları çözmeye çalışırken içinde kaybolup gitmekse alabildiğine kolay... Dört yıl gibi uzun bir süre Türkiye gösterim ağına giremeyen Tom Tykwer ‘çığlığı’ "Koş Lola Koş", gerçekten de içine girdiğinizde sizi duvardan duvara çarpacak özelliklere sahip.
İş arkadaşıyla (Nina Petri) ‘yasak’ bir ilişki yaşayan Lola’nın babası (Herbert Knaup), geleceği hakkında karar verme aşamasındadır. Bu sırada odaya giren Lola, sevgilisi Manni’nin ölümden kurtulabilmesi için gereken 100 bin doları temin etmesini ister ondan. ‘Kızım çıldırmış’ edasıyla bakan baba, öylesi bir anda kızının bu isteğiyle karşı karşıya kalmıştır ki, olayın vehametini idrak edip hamle yapması olanaksız hale gelmiştir... Sarsılan aile ilişkilerinin içinde sıkışıp kalmış kahramanlar sunar bize yönetmen Tykwer. Onların yaşamla ve kendileriyle olan ilişkilerini alabildiğine yüzeysel imlemelerle yansıtır. Öte yandan ‘gönülsüz’ (anti) kahraman tiplemelerinin soluk borusunda bir yerlere oturtur bizleri. Bunu öylesine akıllıca ve fark ettirmeden yapar ki, belleğimizden silinmesi zor kişiliklerle birlikte gönderir bizi evimize.
Şimdilerde İngilizce çektiği ilk film olan "Heaven"ı (Cennet) merakla beklediğimiz genç yaratıcı Tom Tykwer’in, sinema sanatının geleceğine yönelik yatırımlar yaptığı "Koş Lola Koş"; dört nala ilerleyen, yetişmekte zorlandığımız bir hıza sahip, Franka Potente ve Moritz Bleibtreu gibi iki genç panzerle şahlanan, teknik yapısını kusursuzca oturtmuş, ‘kader’ unsurunu sulandırmadan öykünün baş kişilerinden biri haline getiren, salgıladığı zehiri vücudumuzda sonsuza kadar taşıyacağımız bir ‘direnç’ filmi...
LOLA RENNT - RUN LOLA RUN
Yönetmen: Tom Tykwer - Senaryo: Tom Tykwer - Görüntü: Frank Griebe - Müzik: Reinhold Heil, Johnny Klimek, Tom Tykwer - Kurgu: Mathilde Bonnefoy - Oyuncular: Franka Potente (Lola), Moritz Bleibtreu (Manni), Herbert Knaup (Lola'nın babası), Nina Petri (Jutta Hansen), Armin Rohde (Bay Schuster), Joachim Krol (Norbert von Au), Ludger Pistor (Bay Meier), Suzanne von Borsody (Bayan Jäger), Sebastian Schipper (Mike) - 1998 Almanya (Bavaria Film / German Independents / Westdeutscher Rundfunk (WDR) / X-Filme Creative Pool / arte) yapımı - 77 dk. - Bütçe: 3 milyon 500 bin mark - Ödüller ve adaylıklar: Venedik Film Festivali Altın Aslan adayı (En iyi film), Sundance Film Festivali seyirci ödülü (En iyi film), BAFTA adayı (En iyi yabancı film), Edgar Allan Poe ödülü adayı (En iyi film), Avrupa Film Ödülleri adayı (En iyi film), Seattle Film Festivali ödülü (En iyi film)
Toplam 1 yorum yapılmış. Yorumları görmek için tıklayın.


Altın Yumruk İstanbul'da (6 Temmuz2008 21:20 Kanal 1)
Kanal'1 de bu akşam saat 21:20'de Jackie Chan'den soluk soluğa izleyeceğiniz bir macera Altın Yumruk İstanbul'da ekrana geliyor.
Kanal'1 de bu akşam saat 21:20'de Jackie Chan'den soluk soluğa izleyeceğiniz bir macera Altın Yumruk İstanbul'da ekrana geliyor.

21 Gram
Kaç hayat yaşıyoruz? Kaç defa ölüyoruz? Sadece 21 gram kaybettiğimizi söylüyorlar... Ölüm anında... Herkes.
Paul Rivers
Kaç hayat yaşıyoruz? Kaç defa ölüyoruz? Sadece 21 gram kaybettiğimizi söylüyorlar... Ölüm anında... Herkes.
Paul Rivers










