Fasulyeden İngiliz'in maceraları
Esin Küçüktepepınar 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
Her şey yıllar önce Bay Fasulye'nin yani Mr. Bean'in televizyon dizisiyle başladı ve Rowan Atkinson ünlü İngiliz mizahının yeni icraatcısı olarak hakettiği üne kavuştu, dizi de aynı adla beyazperdeye uyarlandı. Şimdi ise ülkesinde ve ABD'de büyük ilgi gören Johny English bizzat kendi 'öz' kahramanları James Bond'u tiye alıyor .
İngilizlerin "kasık" olma hali ve bu durumu tersine çevirerek kara mizah yaratma hallerini görmek istiyorsanız ideal!
Cüretinin, haddinin ve beceriksizliğinin sınırlarını bilmeyen ve bilmeden(!) herkesi alaya alan, dünya işlerine bir de fasulye sırığının tepesinden sallanarak bakan, üstelik de habire tepeden aşağı düşen bir kahraman düşünün. İngiliz mizahının en önemli örneklerinden biri oldu Mr. Bean. İngiltere'de doğan, Avrupa'da da büyük ilgi gören kahramanımızın espri anlayışı hakkında bir fikir sahibisinizdir. Aktör Rowan Atkinson ile mesai arkadaşları Richard Curtis ile Robin Driscol'un televizyon dizisi için birlikte yarattıkları "Bay Bean" ya da Bay Fasulye, pek ilgi gördüğü İngiliz ekranlarından sonra beyazperdedeye geçiş yapmıştı. İki romantik komedi filmiyle adından söz ettiren aktör ve senarist Mel Smith'in yönetmenliğiyle beyazperdeye düşen "Bean"i tanımayanlar için hoş bir olanak olmuştu.
b>"Bean"nin yarım saatlik bölümlerde yayınlanan maceralarında pek diyaloğa gerek duyulmuyordu. Zaten Bean de konuşmaktan çok, davranışlarıyla kendini ifade eden bir kahraman. Konuştuğu zaman da homurtu ve mırıldanmadan derdinin anlaşılması pek mümkün olmuyor. Yani bir anlamda tipik içine kapanık İngiliz erkeği figürünü tiye alıyordu.
Sessiz sinema geleneğinin bir uzantısı olarak yaratılan bu tipleme, günümüz komedisinin en sarsak ve baş belası kişiliği olarak tanımlanıyor. Stan Laurel'den daha masum, Oliver Hardy'den daha az akıllı bir tipleme bu. Yüzünü ve beden dilini kullanma tarzı ise daha sonraki dönem oyuncularına, Jerry Lewis ile onun izinden giden Jim Carrey ekolüne tekabül ediyor.
Acımasızca ve sürekli kendilerini eleştirerek kara mizahın dozunu belirleyen İngiliz anlayışının bir yansıması olan "Bean"in saflık ve iyi niyetin yol açtığı sarsak durumlarla çoğalan durum komedisi, beyazperdede de şimdi Johnny English ile devam ediyor. Ortada doğru dürüst bir konu yokmuş kim aldırır! Düştüğü kötü durumlardan kurtarmak için çırpınırken daha da batağa saplanan bir kahramanın keyifli skeçleri beklentileri karşılamaya yetiyor. Gerçi Amerikan esprisine bulaşmış ama hala bir İngiliz fasulyesi kadar özgün ve kendi halinde.
İnglizler her daim kendi açmazları üzerinden olağanüstü başarılı televizyon dizileri yaptılar. Beyazperdede tabii ki ticari anlamda biraz sıkıntıya girmek gerekse de eğlenceli anlar yaratabiliyorlar. Johnny English'i izleyince insan İngilizlerin kendilerini nasıl "kastıkları" ve sıkışmışlık duygusundan kurtulmak için bir kaç yüzyıllı aşan sürede mizahı kullandıklarını ve de hala bu "kasık" hallerine gülerek hayatı geçiştirmeye çalıştıklarını biraz daha iyi anlıyor. Üstelik kendi "öz" markaları James Bond'u tiye alarak.
Size de keyifli seyirler :)
Henüz kimse yorum yapmamış.
TV'de bugün
Philadelphia (01 Aralık 2008 Cnbc-e, 22:00)

Tom Hanks’e En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar ödülü getiren "Philadelphia", bir dönemin AIDS hastalığına hukuki ve toplumsal bakışını gözler önüne seriyor. Bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de yayınlanacak olan "Philadelphia" yı kaçırmayın!

Replik
Kalifornia
Biriyle tanıştığınızda ilk önce farklılıklarınızı görürsünüz ama zaman geçtikçe benzerlikleri fark etmeye başlarsınız. Sanırım tüm dostluklar böyle başlar.
Brian Kessler
« »
Copyright © 1998-2008 Sinema.com