Morgan Freeman
Sonunda Oscar heykelciğine sahip oldu, ama...
Sinema.com 16 Haziran 2005, Perşembe 00:00
Bu hafta hem "Batman Başlıyor", hem de "Kır Zincirlerini"de karşımıza çıkan Morgan Freeman, tam üç kez aday olduktan sonra, hak ettiği Oscar heykelciğini bu yıl "Milyonluk Bebek" filmiyle evine götürdü. Ancak hayatında değişen bir şey yok; hâlâ bu heykelciğin çok da önemli olmadığını düşünüyor ve hiç şımarmadan, her yönetmenin aradığı bir görev oyuncusu olduğunu her fırsatta kanıtlıyor.

Bazen insan duyguların en kahredicilerinden biri olan bu pis hissin içine sürükleniverir. Aniden, hazırlıksız yakalanarak, gafil avlanarak düşer bu berbat duygunun içine. İnsanı vıcık vıcık terleten, insanın oturdugu yerde durmasına izin vermeyen, onu ordan oraya rahatsızca ve anlamsızca sürükleyen; kişinin soğukkanlı davranma, sakin kafayla düşünme edimini etkisiz hale getiren, onun aklının içine olur olmaz düşünceleri birbiri ardına tepiştiren, insanın kendi kontrolünü bir anda elinden alan -hatta belki çalan demeli-, sinsi, düşmanca, kötü, çok kötü, lanet bir duygudur bu: Endişe! 

Endişeleniriz. Çok endişeleniriz. Bazen durduk yerde, bazen olur olmaz bir nedenden ötürü, bazen de gayet haklı bir gerekçe ile, ama çoğu zaman manasızca, aptalca -neyi değiştirir ki?-, elimizde olmadan, feci şekillerde endişeleniriz. Dört döneriz, evhamlanırız, kötü bir şeylerin olduğu fikrine kapılırız, ayakta kabuslar görürüz, suçluluk duyarız; zayıfızdır basbayağı, korkağızdır, endişeleniriz, telaşlanırız, yine endişeleniriz... Peki ama siz Morgan Freeman'ı endişeli bir halde gördünüz mü hiç? Onun telaşlandığına tanık oldunuz mu filmlerinde? Onun karakterlerinin kontrollerini yitirerek endişenin bulanık sularına gömüldüğüne rastladınız mı? Hayatın sırrına vakıf olan adam Bugün 68 yaşında olan tecrübeli, solak, Memphis doğumlu oyuncu Morgan Freeman, 80'lerin sonuna doğru ün kazandığında 50 yaşını çoktan doldurmuştu; ve buna karşın şöhrete geç ulaştığını söyleyenlere hep burun kıvırdı: "Demek ki o güne dek vaktim gelmemiş. Demek ki doğru zaman o zamanmış." Bu uzun boylu, etkileyici, ağırbaşlı, karşısındakine güven verici adamın üzerinden bilgelik akar. Dingin ve derin bakışları hayatın sırrına çoktan vakıf olduğu hissini verir insana. Heyecanla bu sırrı sizinle de paylaşmasını isteyecek olsanız, illa ki gülüp geçecektir size. Belki pek çok kez oyunlarında rol aldığı Çehov'un şu sözünü hatırlatabilir, eğer havası iyise... şöyle diyebilir: “Bana hayatın anlamını mı soruyorsun evlat. Peki sence bir havucun anlamı nedir?” 40 yıldır sahnelerin tozunu yutuyor, televizyonda ve sinema filmlerinde oyunculuk yapıyor Freeman. Yıllar önce genç bir yetenek olarak Los Angeles'a geldiğinde cebinde beş kuruş parası olmadığını söylüyor. Yoksulluk edebiyatı yapmıyor; çünkü o zaman da halinden şikayetçi değilmiş, şimdi de değil. Oyunculuk, dans ve müzik dersleri alırken bir yandan da bunların parasını karşılamak ve karnını doyurmak için bir yığın işe girip çıkmış. 1987 yılında "Street Smart" filmiyle 'En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscarı'na aday olana dek sabırla Holywood'un kendisini de görmesini beklemiş. Hiç acele etmemiş ama. Sistemin siyahi oyuncuları görmezlikten gelmesini umursamamış, kendisinden daha yeteneksiz oldukları halde sırf beyaz oldukları için yükselişe geçen oyunculara aldırış etmemiş, o kendi işine bakmış. "Hollywood siyah, beyaz, kahverengi ya da sarı değildir. Onun rengi yeşildir. Doların yeşilidir bu. Stüdyoları tek ilgilendiren şey paradır. Para getireceğini düşünürlerse siyahların sinemasını da desteklerler" diyor. 

Onun bu sağduyulu, her daim soğukkanlılığını koruyan, gizemli bir geçmişin deneyimlerinin biçimlendirdiği olgun hali yapımcıların da ona 80'lerin sonundan itibaren bu tip karakterlerin rollerini teklif etmesini sağlar. En çetrefilli koşullarda dahi abartılı tepkilerden kaçınan, ayağını yere sağlam basan, duygularından çok aklıyla hareket eden, aklıyla kimi zaman duygularının sesini dinlemesi gerektiğini de iyi bilen, yalnız yaşayan, kendisini ve hayatı çok ciddiye almayan, düşünceli, yaşamının yavaş ritmini özenle tutturmuş; hayatın acımasızlığı ve adaletsizliği karşısında acı çeken, kendisinden çok başkaları için acı çeken, özellikle tutunamayan gençler için acı çeken, ama acısını içinde saklamasını bilen, azla yetinebilen; hırs, kıskançlık, kin gütmek gibi zayıflıkları çoktan aşmış, ayrıntılara düşkün, mütevazi, sessizliği yeğleyen bir Morgan Freeman karakteler galerisinden rahatlıkla söz edilebilir. "Miss Daisy'nin Şoförü"ndeki Hoke, "Glory"deki Rawlins, "Robin Hood: Hırsızlar Prensi"ndeki Azeem, "Unforgiven"daki Ned Logan, "Esaretin Bedeli"ndeki Red, "Seven"daki dedektif Somerset, "Sel"deki Jim, "Kiss the girls" ile "Along came a spider/Örümceğin Maskesi" filmlerindeki Alex Cross, “Büyük Günahlar/High Crimes"daki askeri avukat ve bu hafta vizyona giren “Düş Kapanı/Dreamcatcher” filmindeki Albay Abraham Curtis gibi karakterler az ya da çok bu özellikleri kişiliklerinde yansıtırlar. Esasen bu özellikler gerçek hayattaki Morgan Freeman'la da örtüşmektedir. Örneğin, David Fincher'ın yönettiği "Seven" filmindeki genç rol arkadaşı Brad Pitt ona olan saygısını her fırsatta dile getirmiş, Freeman'ın kendisinin yol göstericisi olduğunu söylemiştir. Usta oyuncu, Brad Pitt'in övgü dolu sözlerine karşılık sadece şunları söylemekle yetinmiştir: "Bu güzel sözleri duymak, başkasının saygısını kazanmak güzel elbet. Ama bunu çok düşünmemeli ve önemsememeli. Aksi takdirde kendinizi gereğinden fazla ciddiye almaya başlarsınız.” 

Üç kez Oscar adaylığı "Street Smart"tan sonra "Miss Daisy'nin Şoförü" ve "Esaretin Bedeli" filmleriyle de üstelik bu defa "En İyi Erkek Oyuncu" kategorisinde Oscar'a aday olan Freeman, nihayet Clint Eastwood imzalı "Milyonluk Bebek" filmiyle aradığı Oscar'ı 'En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu' dalında kazandı. Yine de evinin bir köşesinde bu altın heykelciğin durmasının hiçbir manası olmadığını düşünüyor. Ara sıra bir komedi filminde oynamak istiyor sadece. Sahnede pek çok kereler komedilerde yer aldığını ve başarılı olduğunu belirten oyuncu, mesleği içerisinde hâlâ yeni arayışlara ve denemelere açık. Bu da profesyonelliğinin delili olabilir ancak. Bugünlerde Los Angeles'tan epey uzaklarda, Charlestown'daki çiftlik evinde eşi ile birlikte sakin bir yaşam süren Morgan Freeman, kırda çıktığı uzun yürüyüşlerde, alçaktan bir ıslık tutturarak, hayattan büyük beklentileri olmamanın, ama mücadeleyi de asla bırakmamanın sembolü olmuş varlığını dağlardan gelen esintilerin huzur dolu ürpertişlerine teslim ediyor...

Henüz kimse yorum yapmamış.

TV'de bugün
Philadelphia (01 Aralık 2008 Cnbc-e, 22:00)

Tom Hanks’e En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar ödülü getiren "Philadelphia", bir dönemin AIDS hastalığına hukuki ve toplumsal bakışını gözler önüne seriyor. Bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de yayınlanacak olan "Philadelphia" yı kaçırmayın!

Replik
Saklı
Geç gelmesi hiç gelmemesinden iyidir.
« »
Copyright © 1998-2008 Sinema.com