
Roman Polanski yıllar sonra bir dram seçti ve 2. Dünya Savaşı'nda ölümcül toplama kamplarından kaçmak için mücadele veren Yahudi bir piyanistin gerçek yaşamını sinemaya uyarladı. Sağlam ve klasik bir anlatımla öyküsünü sinemalaştıran Polanski ustanın böyle bir filmi neden çektiğini anlamış değilim. Bu mevzu üzerine fazla bir şey söylemeyen, benzerlerini tekrarlayan film, bu tarih trajedisini kitlelere unutturmak istemeyen bir görüşün paralelinde doğru bir proje olabilir ve insanoğlunun yıkıcılığı konusunda yeni kuşaklara yine bir hatırlatma işlevini görebilir. Ancak bu noktada da Amerika'daki Kızılderili, Avustralya yerlilerini ve daha nice katliamları sinemaya uyarlamakta fazla bir istek duyulmaması filmin 'uyarı' işlevinden hafif şüphe duyurtabilir kuşkusuz.
Sırada sevimli komşu kızı imajıyla Sandra Bullock ile yeni 'kötü çocuk' imajını pek seven Hugh Grant'ın biraraya geldiği romantik komedi Aşka İki Hafta var. Gerilim ve dramdan yorulanlar için alternatif olabilir ama daha ötesi için bir şeyler söylemek de mümkün görünmüyor.
Haftaya Oscar adayı fillmler sırada; özellikle Chicago ile Cennetten Çok Uzakta görmeyi merakla beklediğimiz filmler. Şurda gelecek haftaya ne kaldi ki! Bu arada unutmadan, Cennetten Çok Uzakta'ın Oscar'a aday olan görüntü yönetmeni Ed Lachman ile geçtiğimiz Viyana Festivali'nde bir söyleşi yapmıştım. Bu keyifli söyleşiyi gelecek hafta bu satırlarda okuyabilirsiniz..
İyi seyirler :)


Michael Haneke, "Kent Üçlemesi"nin bu ilk filminde, sıradan orta sınıf Avusturya ailesini karanlık bir sona doğru giderken soğukkanlı bir gözlemci edasıyla izliyor. The Seventh Continent bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de!

Belki bu dünyada kimse için huzur diye birşey yoktur. Ama biliyorum ki, yaşadığımız sürece kendimize dürüst davranmamız gerekiyor.







Seanslar
Fragman


