Hollywood'un 'yazdığı' tarih
Esin Küçüktepepınar 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
Hollywood'un iki önemli yönetmeni Steven Spielberg ve Oliver Stone'un yeni projelerini açıklamalarıyla birlikte konuya kafa yoran İngiliz yazar Stuart Jeffries, Guardian'daki makalesinde iyimserliği elden bırakmış. Hollywood'un kendi bakış açısından işine geldiği gibi tarihi yeniden yorumlayarak Amerikan kahramanları yaratması kuşkusuz iyimser olmayı engelliyor.
Hangi Hollywood yapımında tarihin önemli sayfaları 'tarafsız' veya 'iki taraflı' anlatıldı ki? Tabii ki çok az. Geniş seyirci kitlelerine ulaşan bu dev bütçeli yapımların kuşkusuz bıraktığı en büyük arıza ise izleyiciye gerçekleri sorgulamayı unutturması, kahramanlık öyküleri çerçevesinde 'haklı'nın sınırlarını belirleyerek tarihi yeniden yazması.
Hollywood'un iki önemli yönetmeni Steven Spielberg ve Oliver Stone'un yeni projelerini açıklamalarıyla birlikte konuya kafa yoran İngiliz yazar Stuart Jeffries, Guardian'daki makalesinde iyimserliği elden bırakmış. Hollywood'un kendi bakış açısından tarihi yeniden yorumlayarak Amerikan kahramanları yaratması kuşkusuz iyimser olmayı engelliyor.
Jeffries, bizde de vizyona giren, Ridley Scott'un "Kara Şahin Düştü"nün finalini hatırlatarak önemli bir örnek veriyor. İngiliz yazar, 1993'de Mogadishu'daki Somalili asilere karşı savaşan Amerikan birliklerinin büyük çatışmasını anlatan filmin sonunda 18 Amerikalı kurbanın adlarının kapanış jeneriğiyle birlikte perdede yer alması ve ardından bin Somalilinin de bu çatışmada öldüğünün yazılması olayını İngiliz 'iğrenç' bir tavır olarak nitelendirmiş. Belki yönetmen seyircinin bir dizi Afrikalı ismi okumaktan sıkılacağı düşünmüştür. Ya da yönetmen Ridley Scott bunu düşünmemiştir bile. Sonuçta dev bütçeli bir Hollywood filminde tanımlanamayan bir kötüye karşı savaşan Amerikalıların kahramanlık öyküsü anlatılıyor. İşte, diyor yazarımız, sinema da dahil medyanın yaptığı da hedef kitleye ortak bir duygu aracılığıyla hitap etmek. Bu artık öylesine doğal ve mazur görülüyor ki, artık sorgusuz sulasiz kabul edilmiş durumda. Ancak sayısı bazen binlerle ifade edilen adsız ölülerin, cesedlerin bir kaç kişinin kahramanlığına methiye düzmek adına sistematik olarak söz konusu edilmediği ve gözden ırak bir yerlere itelendindiğini farkettiğinizde şüpheye düşmeye başlıyorsunuz. Kuşkusuz Somalililerin Jerry Bruckheimer gibi 90 milyon dolar harcayarak onlara kahramanlık övgüleri düzecek 'önemli' bir Hollywood yapımcısı hiç olmadı.
Bu bir şaka veya 'masum' bir yaklaşım değil. Bilakis tarihi bu tür filmlerden öğreniyoruz. Çoğu da olup biten 'gerçeklerle' ilgilenmiyor. Örneğin, "Çevirmen"i izlerken, batı toplumlarının kendilerinden binlerce kilometre ötede, bir başkasının memleketinde ne işleri olduğunu sorgulamaya bile mecalimiz olmuyor, aklımıza gelmiyor.
Şindilerde Oliver Stone örneğin , son derece hassas bir mevzuya dalarak 11 Eylül'de ikiz kulelerden kurtarılan iki polisin yaşadıklarını film yapacak. "Ülkemizdeki kahramanlığın keşfi olacak. Ama aynı zamanda hümanizmiyle de evrensel bir film." diyor Stone. Peki ama bu keşif o kadar değerli mi? New York'taki polislerin, itfaiyecilerin kahramanlıkları TV'lardan, gazetelerden yeterince duyurulmadı mı, tişörtlerden kahfe fincanlarına yer bulmadı mı? Bu konuyla ilgili ilk uzun metrajlı Hollywood filminin illa da Amerikan vatanseverliğinin bayrağını sallayacak bir film mi olması gerekiyor? Tabii ki kimsenin bu trajedide ölen insanlara saygısızca bir şeyler söyleyeceği yok ama bu tür bir yaklaşım da o dönem New York'ta gerçekten neler olduğunu ve neden olduğuna dair kafa yormamızı engellemeyecek mi? Neden her zaman kahramanlık öyküsü izlemek zorundayız? Korkularımızı da görsek, tarihten, olup bitenden ders alsak olmaz mı?
Spielberg"ün yeni projesi "İntikam"da köklerine inmek istiyor. Yani 1972 Münih Olimpiyatları'nda Filistinli Kara Rylül adlı terör örgütünün 11 İsrailil sporcunun ölümüyle sonuçlanan saldırına intikamla karşılık veren gizli servis Mossad'ın öldürme harekatını anlatacak. Peki, Protestant mahallesinde büyüyen ve dünyanın en ünlü Yahudi yönetmeni olan Spielberg neden böyle bir işe kalkışır? Spielberg, "Shindler'in Listesi"nde olduğu gibi bu filmi yapma nedenini Yahudi olmasına bağlıyor. Ama tabii ki, ondan daha gerçekçi ve doğru filmlerin "Shindler'in Listesi"nin yüzde biri kadar iş yapmamasını açıklayamıyoruz. Dolayısıyla da "İntikam"ın yola çıkış nedeni insanı şüpheye düşürüyor. "Dünyalar Savaşı"da, bir ara star Tom Cruise'un uzaylı istlasının tam ortasında gözü yaşlı, boğazı düğümlenerek titrek sesle kızına şarkı söylemeye çalıştığı sahnenin mendil ıslatan duygusallığı geliyor akla. Yani "ET"den itibaren büyümemeye karar vermiş bir yönetmenin böylesine bir mevzuyu ele alması ne kadar doğru?
Sonuçta, sorular muhtelif, yanıt şüpheli. Hollywood'un yeniden yazdığı tarih konusunda şüpheli davranmak da tepkilerin en doğrusu görünüyor.
Henüz kimse yorum yapmamış.
Haftanın Filmi
Hancock
Hancock
7.5/10
TV'de bugün
Altın Yumruk İstanbul'da (6 Temmuz2008 21:20 Kanal 1)
Kanal'1 de bu akşam saat 21:20'de Jackie Chan'den soluk soluğa izleyeceğiniz bir macera Altın Yumruk İstanbul'da ekrana geliyor.
Replik
Matrix
Morpheus: Yolu bilmek ile yolda yürümek arasında büyük fark vardır.
« »
Copyright © 1998-2008 Sinema.com