'İktidar, kötü sinemayı cezalandıran halkın olmalı!'

Esin Küçüktepepınar 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
2 Nisan'da başlayacak 24. İstanbul Uluslararası Festivali'de özel bir bölümle karşımızda. Yaptiğı işler de lakapları da muhtelif, kendisi ziyadesiyle tek ve özgün.
Amerikan yeraltı sinemasının en yaratıcı sanatçılarından. Yazar, yönetmen, senaryo yazarı , fotoğraf sanatçısı. John Waters'ın dünyası dört filmiyle bizi bekliyor...
Amerikan yeraltı sinemasının en yaratıcı sanatçılarından. Yazar, yönetmen, senaryo yazarı , fotoğraf sanatçısı. John Waters'ın dünyası dört filmiyle bizi bekliyor...
Kendini karikatürize ederek ‘persona’ oluşturan nadir bir insan.
Amerikan zevksizliğinin kralı John Waters için çok şey söylenebilir de günümüz Amerikan bağımsız sinemasının kendisine çok şey borçlu olduğununu hatırlatmadan geçmek olmaz. Cüretkar bir pespayelikten fazlasıyla nasibini almış filmleri şimdi bile hala izleyicide hafif bir şok durumu yaratabildiğine göre döneminin ne denli ötesinde, bir ‘öncü’ sinemacı olduğunun, muteber ahlakın da dön dolaş, yerli yerinde durduğunun göstergesi adeta.
“Pembe Flamingo” gibi filmleriyle Amerikan kültürünün içselleştirdiği 'kötü zevki' estetik ve mizahla öylesine sembolleştiriyor ki tüm o pislik, fetişler ve türlü sapkınlıklar eğlenceli bir dille yapılmış ‘iyi huylu’ sivri eleştiriler olarak yerini buluyor. Bu şaşırtıcı ve eğlenceli filmler aracılığıyla esasen seyirciye sunduğu da bir dönemin gözalan ‘parlak’ yüzeyini kazımak.
Gerçi “Saç Spreyi”ndeki mülayim yaklaşımı ve 1980’lerin sonundan itibaren geniş kitlelere ulaşması hali her ne kadar tartışılsa da keskinliği koruduğunu ancak mevzuyu belki biraz daha incelikli ele aldığı söylenebilir. Hatta olaya tersinden yorumlamak da mümkün. Yıllardır kendi bildiğini okuyarak sinemasını ortaya sunan John Waters’ı dünya seyircisi ancak yakalıyor.
“Polyester” (1981) kimilerine göre onun geniş kitleleri hedefleyen, öncekilere nazaran ‘bütçeli’ bir film. Üç beş bin dolara film çıkaran bir sinemacı için bu yorum doğru elbet. Öykü ise bildik John Waters manifestosu adeta.
Kısaca son filmi olmadığını umduğumuz “Kirli Utanç/A Dirty Shame” (2004) ile üretkenliğini sürdürüyor.
John Waters'ın dünyası 24. İstanbul Uluslararası Festivali'de bizlerle...
Amerikan zevksizliğinin kralı John Waters için çok şey söylenebilir de günümüz Amerikan bağımsız sinemasının kendisine çok şey borçlu olduğununu hatırlatmadan geçmek olmaz. Cüretkar bir pespayelikten fazlasıyla nasibini almış filmleri şimdi bile hala izleyicide hafif bir şok durumu yaratabildiğine göre döneminin ne denli ötesinde, bir ‘öncü’ sinemacı olduğunun, muteber ahlakın da dön dolaş, yerli yerinde durduğunun göstergesi adeta.
“Pembe Flamingo” gibi filmleriyle Amerikan kültürünün içselleştirdiği 'kötü zevki' estetik ve mizahla öylesine sembolleştiriyor ki tüm o pislik, fetişler ve türlü sapkınlıklar eğlenceli bir dille yapılmış ‘iyi huylu’ sivri eleştiriler olarak yerini buluyor. Bu şaşırtıcı ve eğlenceli filmler aracılığıyla esasen seyirciye sunduğu da bir dönemin gözalan ‘parlak’ yüzeyini kazımak.
Gerçi “Saç Spreyi”ndeki mülayim yaklaşımı ve 1980’lerin sonundan itibaren geniş kitlelere ulaşması hali her ne kadar tartışılsa da keskinliği koruduğunu ancak mevzuyu belki biraz daha incelikli ele aldığı söylenebilir. Hatta olaya tersinden yorumlamak da mümkün. Yıllardır kendi bildiğini okuyarak sinemasını ortaya sunan John Waters’ı dünya seyircisi ancak yakalıyor.
“Polyester” (1981) kimilerine göre onun geniş kitleleri hedefleyen, öncekilere nazaran ‘bütçeli’ bir film. Üç beş bin dolara film çıkaran bir sinemacı için bu yorum doğru elbet. Öykü ise bildik John Waters manifestosu adeta.
Kısaca son filmi olmadığını umduğumuz “Kirli Utanç/A Dirty Shame” (2004) ile üretkenliğini sürdürüyor.
John Waters'ın dünyası 24. İstanbul Uluslararası Festivali'de bizlerle...
Henüz kimse yorum yapmamış.


Yedinci Kıta (The Seventh Continent) 5 Aralık 2008, 22:00, Cnbc-e
Michael Haneke, "Kent Üçlemesi"nin bu ilk filminde, sıradan orta sınıf Avusturya ailesini karanlık bir sona doğru giderken soğukkanlı bir gözlemci edasıyla izliyor. The Seventh Continent bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de!
Michael Haneke, "Kent Üçlemesi"nin bu ilk filminde, sıradan orta sınıf Avusturya ailesini karanlık bir sona doğru giderken soğukkanlı bir gözlemci edasıyla izliyor. The Seventh Continent bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de!

Ayrı Hayatlar
Bazen öyle görünsede kimsenin hayatı mükemmel değildir.
Bazen öyle görünsede kimsenin hayatı mükemmel değildir.








Seanslar
Fragman


