Yaşasın tembellik :)
Esin Küçüktepepınar 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
Herşeyden önce bir anti kahraman. Varoluşu felsefesi tembellik üzerine kurulu. Yaşamın anlamı kendi doğasına pek uygun. Dolayısıyla insan sahibi Jon'a kıyasla kendisiyle barışık; yemek ve uyumak rutinlerinin keyfini çıkarıyor. Bastırıp gizlemeye çalıştığımız bencil yanımızın dışa vurumu, yaşamda tökezlediğimiz, kerhen benimsediğimiz öğretilere karşı rahatlıkla "hayır" diyen iç sesimiz de bir anlamda.
Yıllardır gazete sayfalarında yer alan, televizyonlarda animasyon dizi olarak yayınlanan Jim Davis'in ünlü çizgi kahramanı Garfield sonunda beyazperdede. Animasyon tekniği ile sinemada yaşam bulan tembel, huysuz ve tatlı kedimiz Garfield’a gerçek oyuncular eşlik ediyor. Sahibi Jon ve 'naif' köpek Odie ile olan ilişkilerine odaklanan film, tembellik ve varoluş üzerine muhteşem yorumlarıyla benimsediğimiz filozof kedimizi sinemaseverlerle buluşturuyor.
Zaten Garfield gibi bir ‘markanın’ bugüne değin sinemaya uyarlanmaması önce şaşırtıcı geliyor. Kedimiz ilk gazete çizgi bandı olarak 19 Haziran 1978 doğumlu. Dünya çapında ortalama 2.500 farklı gazetede, 220 milyon okuyucuya ulaşan Garfield popülerliğin doruğunda olduğu 1982’de TV dizisine uyarlanmakta gecikilmiyor. Ancak dünya çağında ‘müridlerine’ rağmen beyazperde macerasının gecikme nedeni biraz da Garfield’ın ‘kim’ olduğuyla ilgili. Bir baş karakter olarak Hollywood’un ‘mutlu hayvanlar alemi’ klişesine çok uymuyor. Herşeyden önce bir anti kahraman.
Varoluşu felsefesi tembellik üzerine kurulu. Yaşamın anlamı kendi doğasına pek uygun. Dolayısıyla insan sahibi Jon’a kıyasla kendisiyle barışık; yemek ve uyumak rutinlerinin keyfini çıkarıyor. Bastırıp gizlemeye çalıştığımız bencil yanımızın dışa vurumu, yaşamda tökezlediğimiz, kerhen benimsediğimiz öğretilere karşı rahatlıkla “hayır” diyen iç sesimiz de bir anlamda. TV karşısında en rahat koltuğu işgal eden, mis gibi lazanya kokusu hariç hiç bir uyarı işaretini yerinden kalkmak için dikkate almadığı halde yine de pazartesilerden nefret eden bir sinik karakter. İyilik aşkı ile yanıp tutuşmuyor, yardımseverlik onun için ancak kazara söz konusu olabiliyor.
Kısaca Garfield bir ermiş; “küçük mutlulukların üzerine yoktur” diyor da başka bir şey demiyor. Aynı koşullarda yaşayan, lakin ‘çok zaman az iş’ nimetinden şikayetçi sahibi Jon ise tam tersi. Varoluşunu işe yarayarak anlamlandırmak istediğinden olsa gerek çabaladıkça batıyor, zaten sınırlı kapasitesinin engelleriyle karşılaşıyor. Kadınlar söz konusu olduğunda erkek olarak da sahibinden daha cazip bir adam Garfield
. Zaten o dönem reklamcılık yapan yaratıcısı Jim Davis tarafından bilinçli bir tasarımla üretilmiş. Çizgi bant ve romanlaRda pek popüler olan köpek kahramanlara alternatif yaratmak isteyen Davis, ABD’deki kedisever nüfusun bir matematik hesabını yaparak işleri garantiye almış kendi çapında. ‘Erkek adamın en iyi dostu köpektir’ klişesini ters yüz ederek, Garfield’ın karşısına pratik yaşamda en az sahibi kadar bocalayan ‘saf’ köpek Oddie karakterini koymuş. Tek espri üzerine gelişen bant gazete karikatürlerini uzun metrajlı bir filme dönüştürmek, hayvanlar alemini iyice ‘evcilleştiren’ Hollywood’un bakışıyla oldukça riskli bir iş.
Yönetmenliğini Peter Hewitt'in üstlendiği “Garfield”ın senaristleri ise “Toy Story” ile yükselen Joel Cohen ile Alec Sokolow’un neler becerdiğini vizyonda izleyeceksiniz.
İyi seyirler :)
Henüz kimse yorum yapmamış.
TV'de bugün
Philadelphia (01 Aralık 2008 Cnbc-e, 22:00)

Tom Hanks’e En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar ödülü getiren "Philadelphia", bir dönemin AIDS hastalığına hukuki ve toplumsal bakışını gözler önüne seriyor. Bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de yayınlanacak olan "Philadelphia" yı kaçırmayın!

Replik
Şike
Bir soru için 64 bin dolar mi? Umarım sana hayatin anlamını soruyorlardır...
« »
Copyright © 1998-2008 Sinema.com