Kayıt
Yeni bir figür yok ama...
Esin Küçüktepepınar 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
Honey dev kentin ihmal edilen arka sokaklarındaki siyahi gençliğin içinde yaşadığı karanlığın aydınlığa dönüştürmek için sokaktan doğan hip hop müzik eşliğindeki dans hareketlerinden fayda umuyor. Flashdance, Fame gibi kült filmlerin formülü üzerinden ilerleyen film, iki binli yılların sertleşen ve karmaşıklaşan sınıf savaşlarında çareyi ters taraftan dolanarak 'naif' olmakda bulmuş görünüyor. Lakin...
Eskiden dansetmek, dansederek şöhret basamaklarını tırmanmak daha meşakkatliydi sanki. Hatırlarsanız John Travolta’ın Bee Gees müzikleri eşliğinde diskolarda kan ter içinde zirveye ulaştığı Saturday Night Fever 1970’lere damgasını vurmuştu hani. 80’li yıllar ise İngiliz Alan Parker’ın Fame’i ile başlamıştı. Gencecik Irene Cara daha sonra dünya gençliğinin diline düşecek şarkı sözleriyle şöhret aracılığıyla sonsuza kadar yaşamayı umuyordu. 1983’de yani “9.5 Hafta”yı çekmeden üç yıl önce yine Hollywood’un İngilizlerinden Andrian Lyne Flashdance ile tarzının en ‘flaş’ örneklerinden birisini sundu. Çelik işçisi olarak çalışırken balerin olma rüyaları gören Jennifer Beals’in ‘What a Feeling’ vokalleriyle yükseldiği filmde yeteneğin azimle birleştiğinde sınıf savaşlarından bile galip çıkılabileceği gibi bir umudu vaadeden ana fikrin temsili resmiydi. Zamanla Eminem ile ihmal edilen alt sınıfa beyazların da dahil olduğu akıl edilerek yapılan ve 2001’e iddialı giren Save The Last Dance ise balerin olmak isteyen beyaz bir genç kızı canlandıran Julia Stiles’ın siyahi gençler arasında gerçek benliğini bulmasıyla sona eriyordu. ‘Hadi bir dans gösterisi düzenleyelim’ klişesine sarılan finaliyle Honey’de sahnede kurtlarını döken gençlere para yatırma hevesine kapılan beyaz bankerler dahil herkes mutlu.
Honey dev kentin ihmal edilen arka sokaklarındaki siyahi gençliğin içinde yaşadığı karanlığın aydınlığa dönüştürmek için sokaktan doğan hip hop müzik eşliğindeki dans hareketlerinden fayda umuyor. Flashdance, Fame gibi kült filmlerin formülü üzerinden ilerleyen film, iki binli yılların sertleşen ve karmaşıklaşan sınıf savaşlarında çareyi ters taraftan dolanarak ‘naif’ olmakda bulmuş görünüyor. Ama filmde özellikle mahallenin veletlerinin ‘kaybeden’ kızımıza artık aynı hayranlıkla bakmamaları filmin ‘gerçekçi’ yaklaşımlarından sayılabilir.
Kısaca; danslar da değişti. Dans etmesek, etmek için vals olsun bahanesi çıkarmasak da izleyerek katılma bölümünde figürleri tekrar etmenin hiç de zor olmaması özellikle sinemada izleme keyfini de aslında yarıda bırakabiliyor. Hani; huzursuz, kabına sığmayan gençlik enerjisini dans, müzik ve spor aracılıyla kanalize eden muhtelif senaryolar Hollywood filmleri aracılığıyla ‘kurtarıcı’ görevini üstleniyor ya. İçinde sıkışıp kaldığı sosyal ve ekonomik koşulsuzlukları aşmak için yegane ‘enstrüman’ olarak kendini kullanmak durumunda kalan gençliğin ‘kurtuluşunu’ özellikle dans filmleriyle sembolize etmek de her daim pek makbul bir yaklaşım olarak sürüp gidecek. Pek yeni figür olmasa da...
Henüz kimse yorum yapmamış.
TV'de bugün
Kontrat (21 Ağustos 2008 22:30 Star)
Morgan Freeman, John Cusack ve Jamie Anderson'ın oynadığı Kontrat adlı film bu akşam 22:30'da Star ekranlarında...
Replik
Kelebek Etkisi
Sadece zekanı bir film gibi düşün, durdurabilir, geriye alabilir, ağır çekimde istediğinde bütün detayları elde edersin.
Dr. Redfield
« »
Copyright © 1998-2008 Sinema.com