Terör...

Esin Küçüktepepınar 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
Gus Van Sant, 'Aslında fil, tam da oturma odamızın ortasında. Ama herkes onu görmemezlikten geliyor' demişti, Cannes'daki basın toplantısında. Amerikalı yönetmen Fil adlı filminde, bireysel veya organize, terörün nedenlerine 'yataklık' eden sistem ve sorumluluk yüklenmeyen toplumun 'uyurgezerlik' halini yansıtıyordu.
Terör İstanbul'u da vurdu...
Eğlence maksatlı filmlerde yaşanan korku ve endişe oyununu ve dışarıdan izleme 'hazzını' şu anda hangimiz masum bulabiliriz ki...
Eğlence maksatlı filmlerde yaşanan korku ve endişe oyununu ve dışarıdan izleme 'hazzını' şu anda hangimiz masum bulabiliriz ki...
Gus Van Sant'in Altın Palmiye aldığı filmi Fil, terör üzerine yapılmış en etkileyici sinema yapıtı olmasa da, en minimal anlatımlı film olduğu bir gerçek.
'Aslında fil, oturma odamızın ortasında. Ama herkes onu görmemezlikten geliyor' demişti, Cannes'daki basın toplantısında. İki genç öğrencinin, bir sabah aniden kuşandıkları son teknoloji örneği silahlarla okula gitmelerini ve eyleme geçerek arkadaşlarını ve öğretmenlerini makinalı tüfeklerle öldüren iki genç öğrenciyi resmediyordu Amerikalı yönetmen.
Bireysel veya organize terörün nedenlerine 'yataklık' eden sistem ve sorumluluk yüklenmeyen toplumun 'uyurgezerlik' halini yansıtan film, dünyanın dört bir yanından gelen sinema yazarlarının alkışladığı ve sonunda büyük ödülü de alan bir yapım oldu.
Kuşkusuz gördüğü bu büyük ilgide, ABD'nin son dönem Afganistan'a açtığı savaş ve ardından Irak Savaşı'nın gündeme gelmesinin payı vardı. Dünya dengelerinde bir yudum bile müdahale şansı olmayan sanat yoluyla hiç değilse 'sembolik' bir tepki vermek isteyen film eleştirmenleri bu minimal filmi baştacı etti.
Bir ilüzyon sanatı olan sinema ve gerçek yaşam birbirlerini adeta etkileyerek gelişiyorlar.
İstanbul'da terör var. Vizyondaki bir yığın aksiyon, terör ve gerilim filmini sinemanın güvenli karanlığına sinerek izleyen biz izleyiciler şimdi bu vahşeti 'oyun'un içine dahil olarak bizzat yaşıyoruz. Özellikle Hollywood'dan gelen 'eğlence' maksatlı ve de didaktik filmlerde yaşanan korku ve endişe oynunu ve dışarıdan izleme 'hazzı' şu anda hangimiz masum bulabiliriz ki...
İstanbul'da gerçekleşen ve halen dünyanın bir yerlerinde süreduran terör hepimizi derinden yaraladı.
Üstelik bu kez beğenmediğimiz için salonu terketme gibi bir şansımız da yok, malesef.
Sorun tam da ülkemizde, şehrimizde, sokağımızda, tam da oturma odamızda.
'Aslında fil, oturma odamızın ortasında. Ama herkes onu görmemezlikten geliyor' demişti, Cannes'daki basın toplantısında. İki genç öğrencinin, bir sabah aniden kuşandıkları son teknoloji örneği silahlarla okula gitmelerini ve eyleme geçerek arkadaşlarını ve öğretmenlerini makinalı tüfeklerle öldüren iki genç öğrenciyi resmediyordu Amerikalı yönetmen.
Bireysel veya organize terörün nedenlerine 'yataklık' eden sistem ve sorumluluk yüklenmeyen toplumun 'uyurgezerlik' halini yansıtan film, dünyanın dört bir yanından gelen sinema yazarlarının alkışladığı ve sonunda büyük ödülü de alan bir yapım oldu.
Kuşkusuz gördüğü bu büyük ilgide, ABD'nin son dönem Afganistan'a açtığı savaş ve ardından Irak Savaşı'nın gündeme gelmesinin payı vardı. Dünya dengelerinde bir yudum bile müdahale şansı olmayan sanat yoluyla hiç değilse 'sembolik' bir tepki vermek isteyen film eleştirmenleri bu minimal filmi baştacı etti.
Bir ilüzyon sanatı olan sinema ve gerçek yaşam birbirlerini adeta etkileyerek gelişiyorlar.
İstanbul'da terör var. Vizyondaki bir yığın aksiyon, terör ve gerilim filmini sinemanın güvenli karanlığına sinerek izleyen biz izleyiciler şimdi bu vahşeti 'oyun'un içine dahil olarak bizzat yaşıyoruz. Özellikle Hollywood'dan gelen 'eğlence' maksatlı ve de didaktik filmlerde yaşanan korku ve endişe oynunu ve dışarıdan izleme 'hazzı' şu anda hangimiz masum bulabiliriz ki...
İstanbul'da gerçekleşen ve halen dünyanın bir yerlerinde süreduran terör hepimizi derinden yaraladı.
Üstelik bu kez beğenmediğimiz için salonu terketme gibi bir şansımız da yok, malesef.
Sorun tam da ülkemizde, şehrimizde, sokağımızda, tam da oturma odamızda.
Henüz kimse yorum yapmamış.


In the Line of Fire ( 20 Kasım 2008, Cnbc-e 22:00)
Bugün Hollywood’un en güvendiği yönetmenler arasında gösterilen ve Perfect Storm, Troy, Poseidon, Das Boot ve Outbreak gibi filmlerle yerini sağlamlaştıran Petersen’ın kariyerinde özel bir yeri olan "In The Line Of Fire" bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de!
Bugün Hollywood’un en güvendiği yönetmenler arasında gösterilen ve Perfect Storm, Troy, Poseidon, Das Boot ve Outbreak gibi filmlerle yerini sağlamlaştıran Petersen’ın kariyerinde özel bir yeri olan "In The Line Of Fire" bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de!

Mutluluk
Yarını düşünmeden, bilmeden yaşamak istiyorum.
Yarını düşünmeden, bilmeden yaşamak istiyorum.







Seanslar
Fragman


