BOLLYWOOD: Hollywood'a meydan okuyabilen tek ulusal sinema endüstrisi

Şeyda Sever 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
Batı'da uzun yıllar göz ardı edilmiş, hafife alınmış Bollywood filmleri, 90'lı yıllarla birlikte, hem popüler hem de akademik anlamda ciddiye alınmaya ve gittikçe artan bir merakla takip edilmeye başlandı. Bugün pek çok araştırmaya konu olan Bollywood'la Türkiyeli sinemaseverler 21. İstanbul Film Festivali'nde tanışmışlardı; şimdi de Kanada yapımı da olsa, adında bile Bollywood'a yer veren, buram buram Bollywood kokan bir film, "Bollywood/Hollywood" vizyonda…
Hindistan’ın film fabrikaları olarak nitelenen Mumbai (eski adıyla Bombay), Chennai, Kalkata, Bengalore ve Hyderabad dünyanın en büyük ulusal sinema endüstrisinin merkezleridir. Bu kentler içinde elbette Mumbai’nin yeri bambaşka. Mumbai sadece Hindistan sinema endüstrisinin bir kenti değil aynı zamanda Bollywood sineması adını verdiğimiz popüler Hint sinemasının da doğum yeridir.
Genelde Hint sinema endüstrisi, özelde Bollywood, son yıllarda hem akademik camiada hem de global film endüstrisi içinde gittikçe artan bir ilgiyle takip edilir oldu. Geçtiğimiz yıllarda Batı endüstrileri ya da akademisyenler tarafından üzerinde düşünülmeye değer görülmeyen Hint filmleri, şimdi kitaplara, araştırmalara konu oluyor ve önemli festivallerde yerlerini alıyorlar. Bildiğiniz gibi, İstanbul Film Festivali de geçen yılki programında Bollywood sinemasına özel bir yer ayırmıştı.
Bollywood, Hint sinemasının popüler yüzüdür. Bollywood sinemasına değinmeden önce Hindistan’da en az Bollywood kadar önemli olan bölgesel sinema endüstrilerine ve bu endüstriden beslenen yeni Hint sinemasına değinmekte yarar var.
Yeni Hint Sineması ve Bölgesel Sinema Endüstrisi
Hindistan’da her yıl binin üzerinde konulu uzun metrajlı filmin yanında dokuz yüz civarında kısa film çekilmektedir. Bir milyarlık Hindistan’da günde on beş milyon Hintli sinemaya gidiyor. Yılda bini geçen uzun metrajlı filmlerin iki yüz kadarı Mumbai merkezli film stüdyoları tarafından çekilmektedir. Bengali, Malalayam, Tamıl ve Telugu dillerinde çekilen filmlerin sayısı da küçümsenemeyecek kadar çoktur. Bir yılda yüz yetmiş civarı Telugu, yüz elli de Tamıl filmi sinemalarda vizyona girmektedir. Hindistan’da bölgesel sinema sektörünün güçlenmesindeki en büyük etkenin ‘dil’ olduğu düşünülüyor. Bollywood, Hintçe çekilen filmlerin oluşturduğu sektörüne hakimken, bölgesel sinemalar ülkenin geri kalanında bölgesel dillerde filmler çekiyorlar.
Hintçe’nin ülke genelinde yaygın bir dil olmaması ve okuma-yazma oranının düşük olması nedeniyle filmlerin altyazılı olarak ülke genelinde gösterilemiyor olması gibi nedenler büyük kentler dışında yaşayan Hintlilerin; kendi dillerinde çekilen, daha küçük bütçeli bölgesel sinema ürünlerini tercih etmelerine zemin hazırlamaktadır.
Bölgesel sinema endüstrisi ‘sanat sineması’ ve ‘yeni Hint sineması’ olarak tanımlanan sosyal gerçekçi sinemaya da ev sahipliği yapmaktadır. İtalyan yeni gerçekçiliğinin izlerini taşıyan ‘yeni Hint sineması’ Bollywood filmlerinin aksine ‘sokaktaki adam’ı konu alır. Belli estetik ve politik kaygıları barındıran bu filmlerde kahramanlar, gündelik hayatın baskısı altında yaşayan sıradan insanlardır. Bollywood filmlerinde kullanılan zengin kıza aşık, fakir ama gururlu erkek, kötü kalpli kaynana ya da görümce gibi tiplemelere bu filmlerde pek rastlanmaz. ‘Yeni Hint sineması’, beş tanesi belgesel olmak üzere otuz uzun metraj filme imza atmış Satyajit Ray, Mrinal Sen gibi yönetmenlerin Hint sinemasına kazandırdıkları bir kavramdır.
Bollywood: Star Sineması ve Son Dönem Hint Filmleri
1990’larda Hindistan sineması pek çok ülkede olduğu gibi televizyon ile yarış etmek zorunda kalmış, ancak bu zor dönemin çıkışı hasılat rekorları kıran Yash Chopra’nın “Dilwale Dulhaniya Le Jayenge” (1995) ve Suraj Barjatya’nın “Hum Aapke Hain Kaun” (1994) filmleriyle gerçekleşmiştir. 70’li yıllarda ülkemizde de hüküm süren seks ve şiddet filmleri Hindistan’da da bir dönem sinema salonlarına hakim olarak seyirciyi salonlardan uzaklaştırmıştır. Chopra ve Barjatya’nın filmleri 1950’li yıllardaki romantik filmler kuşağına geri dönüş anlamına gelirken seks ve şiddet filmlerinin Hint sinemalarındaki hakimiyeti de bir anlamda son bulmuş oluyordu.
Yash Chopra, Bollywood tarzı romantik filmlerin en tanınmış yönetmenlerinin başında gelir. Aşkı, “ölümsüzlüğün en güvenilir yolu” olarak tanımlayan Yash Chopra geçen yıl Hindistan’ın en prestijli ödülü olarak kabul edilen ‘Dadasaheb Phalke’yi aldı. Yash Chopra Devdas (2002) ve diğer son dönem Hint filmlerini teknik ve görüntü açısından mükemmel, ancak duygusal yoğunluktan yoksun buluyor.
1990’lı yılların sonlarında Bollywood filmleri Hindistan dışında da özellikle Batı’da büyük ilgi görmeye başladı. Subhash Ghai’in yönettiği ve 1998 Dünya güzeli Aishwarya Rai’nin başrolünü oynadığı Taal (1999), ABD’de film listelerinde ilk 20’ye giren ilk Hint filmi oldu. Yine ilk kez bir Hint filmi Dil Se (1998) Britanya’da en çok izlenen 10 film listesinde yer aldı. Colombia Tristar ve Polygram başarılı Hint prodüksiyonlarında yer almak için bağlantılar kurdular; Sony ve Fox, Hindistan ve denizaşırı ülkelerde yapım ve dağıtım bağlantıları aramaya başladılar.
Popüler Hint sinemasında süperstar kavramının kullanılışı Amitabh Bachchan ile başladı. Amitabh Bachchan ‘kızgın genç adam’ tiplemesini Hint sinemasına kazandırmış efsanevi bir oyuncu ve ‘tek başına bir endüstri’ olarak tanımlanıyor. Deewar (1975), Sholay (1975), Hera Pheri (1975), Khoon Pasina (1977) gibi pek çok film hasılat rekorları kırarak Bachchan’a Bollywood’da unutulamayacak bir yer kazandırdı. Bachchan ilerlemiş yaşına karşın halen Hint sinemasının en tanınmış, uluslararası üne sahip bir oyuncusu. Uzun yıllar sinemaya ara verdikten sonra Yash Chopra’nın baş rolünü Shah Rukh Khan’ın oynadığı Mohabbatein (2000) filmindeki acılı baba rolüyle tekrar sinemaya dönen Bachchan halen pek çok seyirciyi adıyla sinemaya çekebiliyor.
Star sisteminin egemen olduğu Bollywood sinemasında günümüz romantik filmler kuşağına hakim üç Khan (1) bulunmaktadır: Shah Rukh Khan (“Devdas”), Aamir Khan (“Lagaan”, 2001) ve Salman Khan (“Chori Chori Chupke Chupke”, 2001). Üç Khan da kendi yapımcılık şirketlerine sahip olarak oyunculuklarının yanı sıra sinema endüstrisi içinde de yerlerini almışlardır. Erkek oyuncuların yanında Mahduri Dimix (“Cil to Pagal Hai”, 1997); Judi Chola (“one2 Ka4”); Karishma Kapor (“Fiza”, 2000); Kajol (“Dilwale Dulhaniya Le Jayenge”, 1995); Karina Kapoor (“Refugee”, 2000; Khushi, 2001), Aishwarya Rai (“Devdas”) son dönem Bollywood sinemasının en gözde kadın oyuncuları olarak karşımıza çıkıyorlar.
Bollywood’un kendine yeni yüzler aramaya başladığı 2000’li yılların başında Rajesh Roshan’ın oğlu Hrithik Roshan babasının çektiği “Kaho Naa Pyaar Hai” (2001) ile ilk önemli çıkışını yapıyordu. Roshan daha ikinci filminde öylesine ünlü olmuştu ki Delhi’de verdiği konser (şarkılar Roshan’ın playback şarkıcısı tarafından söyleniyordu) aşırı kalabalık nedeniyle gecikmeli olarak başlayabildi.
Kareena Kapoor da aynı dönemde yıldızı parlayan bir oyuncu. Kareena’nın ilk filmi “Refugee”, Bollywood filmlerinde az rastlanır bir politik yaklaşıma sahipti ve çok iyi eleştiriler aldı. Aynı yıllarda çekilen “Mission Kashmir” (2000), “Fiza” gibi filmler de büyük hasılat getirdiler. Yüksek hasılatlarda, iki filmde de başrol oynayan Hrithik Roshan’ın payı görmezden gelinemez.
2002 yılı bazı eleştirmenlere göre Hint sinema tarihinin en kötü yılıydı. Bollywood’da yapılan 132 filmden 124’ü zarar etti. Bu yıl içinde gelir getiren sayılı filmlerden en önemlisi “Devdas” oldu. “Devdas” sadece dağıtımcılarına 45 milyon Rs. kazandırdı. Yurtdışında da büyük ilgi gören film, İstanbul Film Festivali’nin programında da yer almıştı. “Devdas”, ilki 1930’lu yıllarda çekilen aynı adlı filmin yeniden çevrimi.
Hindistan’ın en tanıdık yüzleri olan Bollywood film yıldızlarını dedikodu gazetelerinde, reklam panolarında, reklam filmlerinde ve popüler pek çok metinde neredeyse her gün görmek kaçınılmazdır. Yeni bir film arifesinde basında görünme sıklığı artar. Yıldızların özel hayatları kameralar önündedir, film şirketleri izleyicilerini kaybedecekleri korkusuyla oyuncuların evliliklerini gizlerler, kısacası Bollywood yıldızları film endüstrisi içinde bir ürün olarak yerlerini alırlar.
Bollywood ve Müzik
1930’lardan sonra çekilen ve içinde şarkılı sahneler bulunmayan Bollywood filmlerinin sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Sanat sineması ya da ‘Yeni Hint Sineması’ içinde tanımlanan filmler dışında hemen her filmde müzik vazgeçilmez bir ögedir. Filmlerin üç saati aşmasında bu sahnelerin rolü büyüktür. Bollywood filmlerinde geleneksel Hint şarkılarından, Japon, İran ya da Batı kökenli şarkılara kadar farklı tarzda pek çok şarkı yer alabilir. Çoğunlukla kadın ve erkek oyuncunun düetlerinden oluşan şarkılı sahnelerin perde arkasındaki emekçileri playback şarkıcılarıdır. Bollywood yıldızları içinde şarkı söyleyen oyuncu yok denecek kadar azdır.
Bollywood filmlerinin en tanınan playback şarkıcıları K.L. Saigal, Kıshare Kumar, Mohammed Rafi, Mandra Day, Lata Mangeshkar ve Asha Bhosle’dir. Lata Mangeshkar yaklaşık 40 yıldır Bollywood’un genç kızlarına seslendirdiği şarkılarla hayat veriyor. Bugün 74 yaşında olan Lata Mangeshkar 70 yaşına kadar pek çok yıldızı seslendirmiştir. İstanbul Film Festivali’nde de izlediğimiz “Yürekten” (“Dil Se”, 1998) filminin şarkılarını da Lata Mangeshkar seslendirmişti.
Notlar:
Khan soyadı, Hindistan’da Müslümanların bir kısmının bağlı olduğu bir sınıfı (kast) gösterir.
Dokunulmazlar (The Untouchables, 1987) Hindistan da kast dışı olarak tanımlanarak en aşağıda görülen kast. Üst kastlardan gelenler dokunulmazlar sınıfından birine dokunurlarsa ruh ve bedenlerinin kirleneceğine inanırlar.
Bu yazı, Altyazı Aylık Sinema Dergisi’nin 19. sayısında (Haziran 2003) yayımlanmıştır. Sizlerle paylaşmamıza izin verdikleri için Altyazı’ya ve Şeyda Sever’e teşekkür ederiz.
Hindistan’da her yıl binin üzerinde konulu uzun metrajlı filmin yanında dokuz yüz civarında kısa film çekilmektedir. Bir milyarlık Hindistan’da günde on beş milyon Hintli sinemaya gidiyor. Yılda bini geçen uzun metrajlı filmlerin iki yüz kadarı Mumbai merkezli film stüdyoları tarafından çekilmektedir. Bengali, Malalayam, Tamıl ve Telugu dillerinde çekilen filmlerin sayısı da küçümsenemeyecek kadar çoktur. Bir yılda yüz yetmiş civarı Telugu, yüz elli de Tamıl filmi sinemalarda vizyona girmektedir. Hindistan’da bölgesel sinema sektörünün güçlenmesindeki en büyük etkenin ‘dil’ olduğu düşünülüyor. Bollywood, Hintçe çekilen filmlerin oluşturduğu sektörüne hakimken, bölgesel sinemalar ülkenin geri kalanında bölgesel dillerde filmler çekiyorlar.
Hintçe’nin ülke genelinde yaygın bir dil olmaması ve okuma-yazma oranının düşük olması nedeniyle filmlerin altyazılı olarak ülke genelinde gösterilemiyor olması gibi nedenler büyük kentler dışında yaşayan Hintlilerin; kendi dillerinde çekilen, daha küçük bütçeli bölgesel sinema ürünlerini tercih etmelerine zemin hazırlamaktadır.
Bölgesel sinema endüstrisi ‘sanat sineması’ ve ‘yeni Hint sineması’ olarak tanımlanan sosyal gerçekçi sinemaya da ev sahipliği yapmaktadır. İtalyan yeni gerçekçiliğinin izlerini taşıyan ‘yeni Hint sineması’ Bollywood filmlerinin aksine ‘sokaktaki adam’ı konu alır. Belli estetik ve politik kaygıları barındıran bu filmlerde kahramanlar, gündelik hayatın baskısı altında yaşayan sıradan insanlardır. Bollywood filmlerinde kullanılan zengin kıza aşık, fakir ama gururlu erkek, kötü kalpli kaynana ya da görümce gibi tiplemelere bu filmlerde pek rastlanmaz. ‘Yeni Hint sineması’, beş tanesi belgesel olmak üzere otuz uzun metraj filme imza atmış Satyajit Ray, Mrinal Sen gibi yönetmenlerin Hint sinemasına kazandırdıkları bir kavramdır.
Bollywood: Star Sineması ve Son Dönem Hint Filmleri
1990’larda Hindistan sineması pek çok ülkede olduğu gibi televizyon ile yarış etmek zorunda kalmış, ancak bu zor dönemin çıkışı hasılat rekorları kıran Yash Chopra’nın “Dilwale Dulhaniya Le Jayenge” (1995) ve Suraj Barjatya’nın “Hum Aapke Hain Kaun” (1994) filmleriyle gerçekleşmiştir. 70’li yıllarda ülkemizde de hüküm süren seks ve şiddet filmleri Hindistan’da da bir dönem sinema salonlarına hakim olarak seyirciyi salonlardan uzaklaştırmıştır. Chopra ve Barjatya’nın filmleri 1950’li yıllardaki romantik filmler kuşağına geri dönüş anlamına gelirken seks ve şiddet filmlerinin Hint sinemalarındaki hakimiyeti de bir anlamda son bulmuş oluyordu.
Yash Chopra, Bollywood tarzı romantik filmlerin en tanınmış yönetmenlerinin başında gelir. Aşkı, “ölümsüzlüğün en güvenilir yolu” olarak tanımlayan Yash Chopra geçen yıl Hindistan’ın en prestijli ödülü olarak kabul edilen ‘Dadasaheb Phalke’yi aldı. Yash Chopra Devdas (2002) ve diğer son dönem Hint filmlerini teknik ve görüntü açısından mükemmel, ancak duygusal yoğunluktan yoksun buluyor.
1990’lı yılların sonlarında Bollywood filmleri Hindistan dışında da özellikle Batı’da büyük ilgi görmeye başladı. Subhash Ghai’in yönettiği ve 1998 Dünya güzeli Aishwarya Rai’nin başrolünü oynadığı Taal (1999), ABD’de film listelerinde ilk 20’ye giren ilk Hint filmi oldu. Yine ilk kez bir Hint filmi Dil Se (1998) Britanya’da en çok izlenen 10 film listesinde yer aldı. Colombia Tristar ve Polygram başarılı Hint prodüksiyonlarında yer almak için bağlantılar kurdular; Sony ve Fox, Hindistan ve denizaşırı ülkelerde yapım ve dağıtım bağlantıları aramaya başladılar.
Popüler Hint sinemasında süperstar kavramının kullanılışı Amitabh Bachchan ile başladı. Amitabh Bachchan ‘kızgın genç adam’ tiplemesini Hint sinemasına kazandırmış efsanevi bir oyuncu ve ‘tek başına bir endüstri’ olarak tanımlanıyor. Deewar (1975), Sholay (1975), Hera Pheri (1975), Khoon Pasina (1977) gibi pek çok film hasılat rekorları kırarak Bachchan’a Bollywood’da unutulamayacak bir yer kazandırdı. Bachchan ilerlemiş yaşına karşın halen Hint sinemasının en tanınmış, uluslararası üne sahip bir oyuncusu. Uzun yıllar sinemaya ara verdikten sonra Yash Chopra’nın baş rolünü Shah Rukh Khan’ın oynadığı Mohabbatein (2000) filmindeki acılı baba rolüyle tekrar sinemaya dönen Bachchan halen pek çok seyirciyi adıyla sinemaya çekebiliyor.
Star sisteminin egemen olduğu Bollywood sinemasında günümüz romantik filmler kuşağına hakim üç Khan (1) bulunmaktadır: Shah Rukh Khan (“Devdas”), Aamir Khan (“Lagaan”, 2001) ve Salman Khan (“Chori Chori Chupke Chupke”, 2001). Üç Khan da kendi yapımcılık şirketlerine sahip olarak oyunculuklarının yanı sıra sinema endüstrisi içinde de yerlerini almışlardır. Erkek oyuncuların yanında Mahduri Dimix (“Cil to Pagal Hai”, 1997); Judi Chola (“one2 Ka4”); Karishma Kapor (“Fiza”, 2000); Kajol (“Dilwale Dulhaniya Le Jayenge”, 1995); Karina Kapoor (“Refugee”, 2000; Khushi, 2001), Aishwarya Rai (“Devdas”) son dönem Bollywood sinemasının en gözde kadın oyuncuları olarak karşımıza çıkıyorlar.
Bollywood’un kendine yeni yüzler aramaya başladığı 2000’li yılların başında Rajesh Roshan’ın oğlu Hrithik Roshan babasının çektiği “Kaho Naa Pyaar Hai” (2001) ile ilk önemli çıkışını yapıyordu. Roshan daha ikinci filminde öylesine ünlü olmuştu ki Delhi’de verdiği konser (şarkılar Roshan’ın playback şarkıcısı tarafından söyleniyordu) aşırı kalabalık nedeniyle gecikmeli olarak başlayabildi.
Kareena Kapoor da aynı dönemde yıldızı parlayan bir oyuncu. Kareena’nın ilk filmi “Refugee”, Bollywood filmlerinde az rastlanır bir politik yaklaşıma sahipti ve çok iyi eleştiriler aldı. Aynı yıllarda çekilen “Mission Kashmir” (2000), “Fiza” gibi filmler de büyük hasılat getirdiler. Yüksek hasılatlarda, iki filmde de başrol oynayan Hrithik Roshan’ın payı görmezden gelinemez.
2002 yılı bazı eleştirmenlere göre Hint sinema tarihinin en kötü yılıydı. Bollywood’da yapılan 132 filmden 124’ü zarar etti. Bu yıl içinde gelir getiren sayılı filmlerden en önemlisi “Devdas” oldu. “Devdas” sadece dağıtımcılarına 45 milyon Rs. kazandırdı. Yurtdışında da büyük ilgi gören film, İstanbul Film Festivali’nin programında da yer almıştı. “Devdas”, ilki 1930’lu yıllarda çekilen aynı adlı filmin yeniden çevrimi.
Hindistan’ın en tanıdık yüzleri olan Bollywood film yıldızlarını dedikodu gazetelerinde, reklam panolarında, reklam filmlerinde ve popüler pek çok metinde neredeyse her gün görmek kaçınılmazdır. Yeni bir film arifesinde basında görünme sıklığı artar. Yıldızların özel hayatları kameralar önündedir, film şirketleri izleyicilerini kaybedecekleri korkusuyla oyuncuların evliliklerini gizlerler, kısacası Bollywood yıldızları film endüstrisi içinde bir ürün olarak yerlerini alırlar.
Bollywood ve Müzik
1930’lardan sonra çekilen ve içinde şarkılı sahneler bulunmayan Bollywood filmlerinin sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Sanat sineması ya da ‘Yeni Hint Sineması’ içinde tanımlanan filmler dışında hemen her filmde müzik vazgeçilmez bir ögedir. Filmlerin üç saati aşmasında bu sahnelerin rolü büyüktür. Bollywood filmlerinde geleneksel Hint şarkılarından, Japon, İran ya da Batı kökenli şarkılara kadar farklı tarzda pek çok şarkı yer alabilir. Çoğunlukla kadın ve erkek oyuncunun düetlerinden oluşan şarkılı sahnelerin perde arkasındaki emekçileri playback şarkıcılarıdır. Bollywood yıldızları içinde şarkı söyleyen oyuncu yok denecek kadar azdır.
Bollywood filmlerinin en tanınan playback şarkıcıları K.L. Saigal, Kıshare Kumar, Mohammed Rafi, Mandra Day, Lata Mangeshkar ve Asha Bhosle’dir. Lata Mangeshkar yaklaşık 40 yıldır Bollywood’un genç kızlarına seslendirdiği şarkılarla hayat veriyor. Bugün 74 yaşında olan Lata Mangeshkar 70 yaşına kadar pek çok yıldızı seslendirmiştir. İstanbul Film Festivali’nde de izlediğimiz “Yürekten” (“Dil Se”, 1998) filminin şarkılarını da Lata Mangeshkar seslendirmişti.
Notlar:
Khan soyadı, Hindistan’da Müslümanların bir kısmının bağlı olduğu bir sınıfı (kast) gösterir.
Dokunulmazlar (The Untouchables, 1987) Hindistan da kast dışı olarak tanımlanarak en aşağıda görülen kast. Üst kastlardan gelenler dokunulmazlar sınıfından birine dokunurlarsa ruh ve bedenlerinin kirleneceğine inanırlar.
Bu yazı, Altyazı Aylık Sinema Dergisi’nin 19. sayısında (Haziran 2003) yayımlanmıştır. Sizlerle paylaşmamıza izin verdikleri için Altyazı’ya ve Şeyda Sever’e teşekkür ederiz.Henüz kimse yorum yapmamış.
- Aramızda Casus Var: Tony Scott/Jason Bourne-vari
- Gomorra: Gerçek bir öykü...
- "Mustafa" filmi için kim ne dedi?
- Türk basınında "Üç Maymun"
- Eleştirmen gözüyle Altın Portakal filmleri
- Oyum "komediye!"
- Geçmişten günümüze ‘Kara Şövalye’
- Dünyanın Merkezine Yolculuk başladı!
- Narnia Günlükleri: Prens Caspian'ın Öyküsü
- James Bond Tarihi
- “Wanted” oyuncuları yakın planda!
- Sinemanın en "şık" film karakterleri
- Kevin Spacey güzellemesi!
- Sex and the City'nin güzel, akıllı ve cesur kızları
- Macera Adası: Kendi hikayenizin kahramanı olun...


Ne Yaptığını Biliyorum ( 4 Aralık 2008 22:00 CNBC-e)
CNBC-e'de bu akşam 22:00'da Ne Yaptığını Biliyorum adlı 1997 yapimi korku-gerilim filmi ekrana geliyor.
CNBC-e'de bu akşam 22:00'da Ne Yaptığını Biliyorum adlı 1997 yapimi korku-gerilim filmi ekrana geliyor.

Can Dostum
Bazen senle hiç tanışmamış olmayı diliyorum. Çünkü tanışmamış olsaydık, geceleri yatarken dünyada senin gibi biri olduğunu bilmeden uyuyabilirdim...
Bazen senle hiç tanışmamış olmayı diliyorum. Çünkü tanışmamış olsaydık, geceleri yatarken dünyada senin gibi biri olduğunu bilmeden uyuyabilirdim...







Seanslar
Fragman


