Penélope Cruz
Her haliyle güzel ve zarif...
Kerem Akça 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
Herkes, onu 74. Oscar Ödül Töreni'nde "Pedro!" haykırışıyla tanıdı. İspanya'da "Madrid'in Madonna'sı" olarak nitelenen aktris, son günlerde Cannes'da büyük ses getiren yeni Almodóvar filmi "Volver"la gündemde olsa da ülkemizde, Salma Hayek'le birlikte ortalığı tozu dumana kattığı "Bandidas"la vizyona konuk oluyor...
Dört-beş yıl öncesine kadar popüler kültür alanında adı sanı duyulmamış bir oyuncu olan Penélope Cruz, yan rollerden birinde bulunduğu Almodóvar'ın “Annem Hakkında Her Şey”inin (“Todo Sobre Mi Madre”, 1999) Oscar heykelciğine uzanmasıyla beraber daha önce de birkaç filmde yan karakterleri canlandırdığı Hollywood'da kısa sürede başrollerin aranan oyuncusu konumuna geldi. Ancak şimdilik büyük ölçüde Meksika, İspanya, Yunanistan, Şili gibi ülkelerden çıkan karakterleri canlandırdı, diğer latin oyuncuların (Salma Hayek, Jennifer Lopez vs.) Hollywood'da ilk yıllarında olduğu gibi. Aslında popüler olmasının asıl nedeni Tom Cruise ile “Vanilla Sky”ın setinde başlayan ve üç yıl sürdükten sonra yakın dönemde sonlanan aşk oldu. Oyunculuğuyla ön plana çıkmak isteyen Cruz, elbette ki gişeye oynayan filmleri eleştirdiği gibi, böyle bir olayla tanınmasını da hiç umursamıyor, çünkü onun asıl hedefi ünlü olmak değil, iyi oyunculuklarıyla başarı sağlayıp hatırı sayılır bir sanatçı konumuna ulaşmak ve küçükken hayranı olduğu oyuncularla aynı seti paylaşmak. Oyunculuk stili Penelope Cruz'un oyunculuk tarzını belirli bir şablon üzerine oturtmak çok zor, çünkü içten oyunculuğa da dıştan oyunculuğa da çok fazla yaklaştığını veya her ikisinden de çok fazla uzaklaştığını söyleyemeyiz. Ancak Cruz'un içten-dıştan oyunculuk arasındaki hassas dengeyi çok iyi oturtup farklı yapı, yaş, dünya, atmosfer ve koşullardan karakter tiplerini çok iyi canlandırdığı aşikâr. Oyuncu, kimilerince çoğu Hollywood'da ün yapmış, fiziksel güzelliğiyle göze batan oyuncular gibi sadece güzelliğiyle benimsenen bir aktris konumunda, fakat sadece Hollywood sinema endüstrisinin klişe örneklerindeki rolleri nedeniyle Penélope Cruz’un bu yakıştırmayı hiç hak etmediği, usta yönetmenlerle çalıştığı filmlerdeki performası göz önünde tutulduğunda hemen anlaşılabilir. Bu filmlerin içinde ülkemizde de genelde beğenilen “Vanilla Sky” ve genelde sert eleştiriler alan “Yüzbaşı Corelli'nin Mandolini” de yer alıyor. Penélope Cruz'un oyunculuğu veya canlandırdığı karakterler için genel bir kanıya varmak çok zor, ama izleyicilerinin onu genç aşık formatında rollerde görmek istediği de aşikâr. Gençlik yılları Penélope Cruz, 28 Nisan 1974'de Madrid'de bir terzi olan Eduardo ile kuaför olan Encarna'nın kızı olarak dünyaya geldi. Henüz bebekken oyunculukla tanışan Cruz, ailesinin zevki için reklam filmlerinde oynadı, fakat sonradan bütün ilgisini dansa odaklamaya karar verdi. İspanya Ulusal Konservatuarı’nda 9 yıl bale dersi aldıktan sonra, birçok ünlü dansçı ile eğitimine devam etti. Caz ve bale öğrendikten sonra Cristina Rota Tiyatro Okulu'nda öğretim gördü. Oyunculuğa asıl geçişi 300 kişi arasından seçildiği bir seçme sonrasında gerçekleşti. Bunun sonucunda İspanyol televizyon şovlarında ve kliplerde rol aldı, böylece de oyunculuktaki ve sinemadaki parlak geleceğinin altyapısını hazırlamış oldu. 1990 yılında "La Quinta Marcha" adlı dizide oynadıktan sonra henüz 17 yaşındayken ilk sinema deneyimini "El Laberinto griego" adlı sıradan bir İspanyol filmiyle yaşadı. Sonra da Timothy Dalton'ın rol aldığı popüler bir televizyon filminde küçük bir rolde gözüktü. İspanya yılları 1992'de bu filmden sonra Hollywood’a geçiş yapan ve sonrasında da Hollywood yanlısı filmler yapan Fernando Trueba'nın Goya ödüllerini silip süpürmüş ve ‘En İyi Yabancı Film Oscarı’nı kazanmış filmi Fransa-İspanya-Portekiz ortak yapımı "Belle Epoque"da başrolde yer alarak İspanya'nın en popüler ve başarılı genç oyuncularından olduğunu duyuran Penélope Cruz, bu filmle Hollywood'a ilk adımını da atmış oldu. Fernando Trueba'ya ne kadar çok şey borçlu olduğunun farkındaydı ve bunu ülkemizde de "Rüyaların Kızı" adıyla gösterilen "La Nina de Tus Ojos"'da (1998) rol alarak gösterdi, kendi filmografisi ve geleceği kadar kendisini buraya getirenlere de önem verip, bencil olmadığını kanıtladı. 1993 yılında da İspanya'da oldukça tanınan Bigas Luna'nın filmi "Jamon Jamon"'da rol aldı. Bu filmdeki cesur görüntüleriyle dikkat çeken Cruz, sinemada cesaretini ve sanatında sınır tanımayacağını da kanıtlamış oluyordu. Bu filmde Bigas Luna’nın "Lulu" filminde de oynayan ve yönetmenin ortaya çıkardığı İspanyol oyuncu Javier Bardem'in de başrolde olduğunu, ve sonra Hollywood'a açılarak "Before Night Falls" ile Oscar adaylığına kadar yükseldiğini belirtelim. "Jamon Jamon" filmindeki rolüyle Penélope Cruz, farklı karakterleri aynı gerçeklik ve başarıya yansıtabilecek çok başarılı bir oyuncu olduğunu bütün Avrupa'ya duyurdu. Cruz, 1993'den 1997'ye kadar sıradan İspanyol filmlerinde rol aldıktan sonra İspanyol sinemasının sadık temsilcilerinden ve Luis Bunuel’den beri yetişmiş en önemli İspanyol yönetmen olarak görülen, Pedro Almodóvar'ın 97'de çektiği ve ülkemizde "Çıplak Ten" adıyla gösterilen "Carné Tremula"da çocuğunu doğurduktan sonra vefat eden bir karakteri canlandırdı. Almodóvar'ın belki de "Jamon Jamon"da fiziksel güzelliğini ön planda tutan Penélope Cruz'un bu rolünü eleştirişi niteliğinde de algılanacak bu rol, bir yandan da Almodóvar'ın Cruz'u iyi bir oyuncu olarak gördüğünün bir kanıtıydı adeta. Aynı yıl, son dönemde ülkemizde de belirli bir hayran kitlesi oluşan genç İspanyol yönetmen Alejandro Amenabar'ın hit filmi "Abre Los Ojos"'da rol aldı. Bu rolüyle İspanya'nın farklı ama başarılı yönetmenlerinden biriyle daha çalışmış olan Cruz, ülkedeki misyonunu tamamlamış oldu bir bakıma. Bu filmin dünya çapında başarılı olması Cruz'u da Hollywood'da yolunun açılmasının son aşamasına getirmiş oldu. Cruz, bu filmde klasik rollerinden birini cesurca canlandırıyordu. Filmin de Tom Cruise ve Cameron Crowe tarafından ilgi görmesi ve Tom Cruise'un filmin haklarını satın almasıyla “Vanilla Sky” filmi "Abre Los Ojos"'un Amerikan versiyonu olarak gerçekleştirildi. 1998 yılında 3 filmde rol aldı: Bir Stephen Frears filmi olan “Hi-Lo Country”de yan karakterlerden biri olan Penélope Cruz, "The Hole"un yönetmeni Nick Hamm'ın filmi olan Amerikan yapımı "Talk of Angels"'da da küçük bir rolde gözüktü ve de daha önce de değindiğimiz Trueba'nın filmi "La Nina des Tus Ojos"'da başrolde oynadı. Daha sonra 1999 yılında Almodóvar'ın 90’lardaki en iyi filmlerinden sayılan ve Oscar ödülüne de uzanan filmi “Annem Hakkında Her Şey”de rol aldı. Bu filmde oynadığı hamile karakter rolü, onun Hollywood'da yerini iyice sağlamlaştırmasını sağladı. Cruz, İspanya'da birçok filmde rol aldıktan sonra Hollywood'a açıldığı piyasada önemli yer tutan ilk filmleri için şunları söylemiş: "Kendimi iyi hissediyorum çünkü bu, bana çok gençken kendi ülkemde de olmuştu. Ben 16 yaşındayken, aşırı derece ünlülük ve tanınma kavramını hissetmiştim, başlangıçta bununla nasıl baş edebileceğimi ve gerçek olup olmadığını anlayamamıştım. Ama şu anda fazla korkmamayı ve buna daha mesafeli yaklaşmayı deniyorum. Bana küçükken olduğu için kendimi şanslı hissediyorum çünkü şu anda bu kavram için daha fazla hazırım." Hollywood yıldızları Sırasıyla Amerikan sinemasının tarz olarak farklı türlerin izlerini taşıyan üç filmde rol aldı: 2000'de iddialı bir film olarak Billy Bob Thorthon tarafından çekilen, fakat fazla yüzeysel kalması ve ideolojik temellerini oturtamaması nedeniyle eleştirilen "All The Pretty Horses"da Güney Amerikalı zengin çiftlik sahibinin kızını oynadı. Bu filmden sonra da Matt Damon ile arasında kendisinin yalanladığı aşk söylentileri çıktı, yine 2000'de romantik-komedi türünün ilginç bir örneği olan ve absürd mizahıyla dikkat çekmek isteyen orta karar bir film olan "Woman on Top"da Amerika'ya göç etmiş bir aşçıyı canlandırdı. 2001'de ise Johnny Depp'le birlikte rol aldığı, yine orta karar bir film olan ve bir uyuşturucu kaçakçısının yaşamını anlatan “Blow”da kaçakçının eşini canlandırdı. Amerika'da gerçekleştirdiği bu üç filmden sadece "All The Pretty Horses" o yıl proje aşamasındayken, Miramax'ın gözde filmlerinden biri olarak görülse de, sonradan pek de önemli olmayan bir film olduğu ortaya çıktı. Diğer iki filmi ise iddiasızdı. Ama Penélope Cruz, bu üç film tecrübesinden sonra iddialı projelerde de yer almaya başladı. Dünya çapında best-seller bir romandan uyarlanan “Yüzbaşı Corelli'nin Mandolini”nin yönetmeni "Mrs.Brown" ve "Shakespeare in Love" ile tanıdığımız John Madden olunca, film dolayısıyla da Cruz fazlasıyla gündeme geldi “Shakespeare in Love”ın Oscarların adeta galibi olmasından sonra Miramax'ın gözde yönetmenlerinden olan Madden, Akademi üyelerinin rağbet gösterdiği (ki "Cider House Rules"'un ödül bağlamında başarısı da bunun bir kanıtı) best-seller roman uyarlamaları için biçilmiş kaftandı. Film büyük ümitlerle gerçekleştirilse de uyarlandığı kitapla karşılaştırılınca çok zayıf bulundu. Aslında bundan en çok zarar gören Penélope Cruz oldu, çünkü filmde o ana kadarki en başarılı performansını sergileyerek, oyunculuğunun doruklarına çıkıyordu. Bu filmden sonra haklarını Tom Cruise'un satın aldığı "Abre Los Ojos"'un senaryosunun İngilizce'ye çevrilmesiyle çekilen “Vanilla Sky”da "Abre Los Ojos"'daki rolünün aynısını, yine aynı adla canlandırdı. Penélope Cruz, bu filmin setinde Tom Cruise’la arasında oluşan aşk söylentilerinin yavaş yavaş kamunun gündemine de gelmesiyle tüm dünyada tanınmış oldu. Cameron Crowe da sette ortaya çıkan bu olayın kendi filmi için avantaj olduğunu belirterek şu ifadeyi kullanıyordu: "Nadir olan bir şey yaptılar: Kamera önünde birbirlerine aşık oldular. Filmi ilk gösterişimizde (sadece evde) ‘Vaov gerçekten de aşıklarmış’ tepkisini verdik. Onları anı adeta yaşarken görüyorsunuz. Bu olmasaydı elimizde böyle bir film olamazdı.” Penélope Cruz ise bu filmdeki rolüyle "Abre Los Ojos"'daki rolü arasında bir bağdaştırma yaptığını ve farklılıkları da kullandığını söylüyor. Filmde "Abre Los Ojos"'daki karakterlerden yalnızca Cruz'un karakteri Sophia'nın aynı isimle ve İspanyol kalması, diğer karakterlerin isimlerinin İngilizce isimlerle değiştirilmesi de ilgi çekici; ancak Cruz'un bu filmi, Amerika'da "Abre Los Ojos"'dan bir farkı olmadığı için, bir sentez yapamadığı için eleştirildi. İki yılda ABD'de gerçekleştirdiği bu beş filmden sonra Cruz, en az altı ay sinemaya ara vereceğini açıkladı, bunun sebebi olarak da bu ağır tempodan sonra bir araya ihtiyacı olduğunu açıkladı, ancak bu da Tom Cruise ile bir aile kurma sebebi olarak yorumlandı, Cruz da buna karşılık aile kurmaya hazır olmadığını belirtti. Ara vermesine karşın Cruz'un başarılı yönetmenlerin gözdesi olmaya devam ettiğini söyleyebiliriz. Penélope Cruz hakkında ilginç bir bilgi de ayak bileğindeki 883 yazan dövmesinin Cruz'un numerolojiye inanmasının bir ifadesi olduğu. Bu numaranın da başarı, güç ve parayı temsil ettiği söyleniyor. Sanatta sınır tanımayarak başarısını perçinleyen Penélope Cruz cesaretiyle, güzelliğiyle, oyunculuğuyla beğeni topladı ve bunu da sürdürecek, şimdiden oynadığı filmler ve gelen teklifler bunun bir göstergesi...
Henüz kimse yorum yapmamış.
TV'de bugün
Ne Yaptığını Biliyorum ( 4 Aralık 2008 22:00 CNBC-e)
CNBC-e'de bu akşam 22:00'da Ne Yaptığını Biliyorum adlı 1997 yapimi korku-gerilim filmi ekrana geliyor.
Replik
İhtiyarlara Yer Yok
Eğer hayattaki prensiplerin seni bu duruma getirdiyse, onlara ne gerek vardı o zaman ?
« »
Copyright © 1998-2008 Sinema.com