Kayıt
Donnie Darko: Anlatılmaz, yaşanır...
Nadir Öperli 13 Haziran 2003, Cuma 00:00
Richard Kelly’nin ilk filmi olan “Donnie Darko”, geçtiğimiz yıl özellikle bağımsız sinemayla ilgilenen çevrelerin coşkuyla karşıladığı bir film oldu. Bunda, filmin bir türler ve temalar harmanı şeklinde tasarlanmış anlatımının, sürekli sorular sordurup hiçbir cevap vaat etmeyişinin ve yarattığı belirsizlik atmosferini, özellikle müzikleriyle çok iyi desteklemesinin rolü büyük.
Issız bir dağ yolunda uzanmış genç bir çocuk... Yanında kendi gibi uzanmış bir bisiklet. Kaza mı geçirmiş? Düşüp bayılmış mı? Yoksa yorulmuş uyuyor mu? Biz bunları düşünürken o uyanıyor/ayılıyor. Bisikletine atlayıp, hiçbir şey yokmuş gibi evine dönüyor. Yolda gözlerini ovuşturuşundan ayılmadığını, uyandığını seziyoruz. Tarih 1 Ekim 1988. Başka bir boyuttaymış gibi dalgın gezen bu çocuğun adı Donnie Darko. Donnie eve döndüğünde, ABD orta sınıf yaşam tarzının rutin öğesi olan buzdolabı notunda şu yazıyor: “Donnie nerede?” Yani bu kaçıp gitmeleri, ortadan kaybolmaları aile tarafından kanıksanmış. Bir elektrik faturası gibi, buzdolabı notu olmuş. Akşam hiç bir şey yokmuş gibi, annesi Rose, babası Eddie, kız kardeşleri Elizabeth ve Samantha’yla sıkıcı bir akşam yemeği yeniyor. Aynı tartışmalar, aynı sürtüşmeler,... Annesi onunla konuşmaya çalışsa da Donnie onu geri itiyor. Gece, aradığı cevabı bulacağı yer olduğuna çok inandığı uykusuna kavuştuğunda, bir ses çağırıyor Donnie’yi yatağından. “Yakınıma gel.” Tavşan Frank’le ilk karşılaşması, bu uyurgezerlik seansına denk düşüyor. Frank’ten işittiğiyse şu: “Dünya 28 gün, 6 saat, 42 dakika ve 12 saniye sonra yol olacak!" Donnie, 1 Ekim sabahı gibi 2 Ekim’e de gözlerini dışarıda, bu sefer bir golf sahasında, açıyor. Koluna Frank’in mesajını kazımış, tam bir gerçeklik yitimi söz konusu anlayacağınız. Bir önceki sabah yaptığı gibi yine hiçbir şey olmamışcasına evine dönüyor. Ama bu sefer bir şey olmuş. Nereden geldiğini kimsenin çözemediği bir jet motoru, Donnie’nin odasına isabet etmiş. Evet, tam da düşündüğünüz gibi, Tavşan Frank’in sesi onu çağırmasaydı, Donnie çoktan ölmüş olurdu. Peki niye ölmedi? Tavşan Frank ondan ne istedi? Hepimiz gibi Donnie de merak etti bu soruların cevabını. Ancak uyku aracılığıyla aklına takılan bu soruların cevaplarını yine uykuda bulacağını biliyordu. (Bu yüzden annesine bisikletiyle yoldan geçerken evlerinin önünde durup küçük bir çocukla konuşan, daha sonra da kendisine el sallayan bir kız görüp görmediğini sormadı. Görmemişti, en azından bu kez...) Bu uzun girişten, filmle ilgili bilgisi olmayan biri ne anlayabilir? Uyurgezer bir çocuğun varlığı; eve düşen bir jet motoru; uykuda görünen bir Tavşan; anne-baba-üç çocuktan oluşan bir aile; bisikletli bir kız; 28 gün, 6 saat, 42 dakika ve 12 saniye sonra yok olacak bir dünya... Aslında “Donnie Darko”nun nasıl bir film olduğuna, konusuna ya da karakterlerine dair söylenmesi gerekenler tam da bu kadar olmalı. Filmin geneline hakim olan belirsizlikle, bu öğelerin yazıda yan yana gelişindeki anlamsızlık arasında bir şekilde parallellik var çünkü. Sözcükleri biraz derleyip toparlamaya, kronoloji ya da diğer mantıksal dizgeler çerçevesine oturtmaya çalıştığımızda filmin kendi duygusundan uzaklaşmış, ona dair yanıltıcı, kuru bilgiler vermiş olacağız. Bu anlamda “Donnie Darko”nun, seyir keyfini azaltmak için eşi-dostu-okuru filmin konusunu, sonunu, katilini, katledilenini, vs.’sini söylemekle tehdit etme trüğünü neredeyse imkânsız kıldığını iddia edebiliriz. Çünkü olan biteni ne kadar etkileyici ve bizi rahatlatan bir şekilde kurgulayıp sunsak da, yazı dilinin sınırlı doğasıyla, hiçbir zaman filmin yarattığı hisse yaklaşamadığımızı bileceğiz. Bu durumda, şunu söylemek en doğrusu gibi gözüküyor: “Donnie Darko” anlatılmaz, yaşanır. Şu noktada, filme dışarıdan bakıp, kalıplaşmış eleştirel gözle yaklaşmanın, filmi izlemeyen sizler için pek bir anlamı olmayacağından, filmi önceleyen bazı bilgilerle yetinelim. Hafta içi, bir eleştiriyle yine Donnie dostumuzu önünüze süreriz (o vakte kadar izlediniz, izlediniz!) Öncelikle bu kadar methiye düzdüğümüz filmin bir ilk film olduğunu belirtmekte yarar var. Amerikalı, şimdiden bağımsız yönetmen Richard Kelly, yalnızca filmi yönetmekle kalmamış, aynı zamanda senaryosuna da imza atmış. Virginia eyaletinde, tıpkı filminin geçtiği tarz bir banliyöde büyümüş Kelly, Güney Kaliforniya Ünivesitesi Sinema Bölümü’nden 1997’de mezun olmuş. Gerek doğup büyüdüğü banliyöyü ve 80’leri çok iyi gözlemlediği, gerek felsefe alanında zaman üzerine yürütülen tartışmaları, gerekse de ABD’de yapılan sinemayı çok iyi etüt ettiği, çok iyi sindirdiği, ilk senaryosunda hemen hissediliyor. 80’lerde Amerika’da esen muhafazakâr dalganın, banliyö yaşamını nasıl etkilediğini, ABD’nin ‘banliyö cehennemi’ diye anılan durumu nasıl yaşadığını, ‘aynılık’ ekseninde yaratılan söylemi çok düzeyli bir noktadan eleştiriyor Kelly. (Bu özelliğiyle filme yedirdiği zaman yolculuğu temasını birleştirip, işi, Kelly’yi Lynch’e; “Donnie Darko”yu da “Blue Velvet”la “Lost Highway”in bir harmanına benzetmeye kadar götürenler var biliyoruz. Ama biraz insaflı davranmak da gerek; filmi beğendiğimi göstereceğim derken kantarın topuzunu kaçırıp işi karikatürize bir abartıya vardırmanın anlamı yok.) Bunların dışında, Kelly’nin henüz ilk filminde, ABD’de sinemanın popülerleşmesinde etkili olmuş pek çok türü filmin dokusuna yedirmiş olması dikkat çekici. Filmin bilimkurgudan gençlik filmine, psikolojik dramdan, komedi ve gerilime kadar pek çok tür arasında gezindiğini söyleyebiliriz. Filmin ana karakteri Donnie Darko’nun özel ilgi duyduğu ‘zaman yolculuğu’ konusu, filmin geneline yayılarak işlendiğinden, bilimkurgunun filmin referans yaptığı türler arasında biraz daha öne çıktığını ve filmin atmosferinini belirlenmesinde daha etkili olduğunu söylemek mümkün. Burada, filmin zaman yolculuğuna bakışını deşmek keyif kaçırıcı olacağından, yalnızca, bunu, geçtiğimiz yıl izlediğimiz “Zaman Makinesi” (“Time Machine”) gibi basitçe aksiyon yaratmak için kullanmadığını, zaman kavramıyla atbaşı giden ‘hafıza’, ‘geçmiş-şimdi-gelecek’, kader, ‘yaşantıların göreceliliği’, ‘şizofreni’ gibi tema ve kavramlara da temas ettiğini de belirtelim. Zaten yazının başında değindiğimiz “anlatılmaz yaşanır olma” durumu da filmin bir yandan tüm bu temalarla temas edip, bir yandan da ergen Donnie’nin bunalımlarına odaklanan ve Amerikan banliyö yaşamını eleştiren bir anlatımı tutturabilmiş olmasından kaynaklanıyor. Sinema dilinin, yazı-konuşma dilinden daha güçlü olduğunu iddia edenler için, “Donnie Darko”nun çok iyi malzeme sunduğunu söyleyebiliriz. Son olarak filmin müziklerinden bahsetmekte yarar var. Filmin hemen başında, Donnie’nin bisikletine atlayıp evine geri döndüğü sırada çalan ve film boyunca da aralarada duyduğumuz Echo & The Bunnymen’in ‘The Killing Moon’ parçası, Sam Bauer ve Ged Bauer imzalı ‘Lucid Memory’ ve de filmin sonunda dinlediğimiz Gary Jules’un ‘Mad World’ parçası (soft versiyonu) hem müzikleri hem de sözleriyle filmin atmosferine müthiş bir katkı yapıyor. Özellikle filmi kapatan ‘Mad World’, hem döngüselliğe, hem rüyanın önemine, hem de çocuklara yaptığı referanslarla, filmin zaten açık olan sonunu daha da açıyor; kapatılması, tek bir noktada uzlaşılması mümkün olmayan bir noktaya taşıyor.
Henüz kimse yorum yapmamış.
TV'de bugün
Kontrat (21 Ağustos 2008 22:30 Star)
Morgan Freeman, John Cusack ve Jamie Anderson'ın oynadığı Kontrat adlı film bu akşam 22:30'da Star ekranlarında...
Replik
Spartacus
Bir kölenin zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyi yoktur.
« »
Copyright © 1998-2008 Sinema.com