"Kızımı Kurtarın": Boston'un kayıp ruhları
K. D. Yılmaz 1 Şubat 2008, Cuma 00:00
Ben Affleck'in ilk yönetmenlik denemesi "Kızımı Kurtarın" sert ve zorlayıcı metni, sağlam oyunculuk performansları ile Boston'ın kenar mahallelerinde etkileyici bir neo-noir örneği. Elbette filmin sevapları olduğu kadar hataları da mevcut, ve kesinlikle herkesin bayıla bayıla izleyeceği bir örnek de yok karşımızda. Ancak şu bir gerçek ki Affleck yönetmenlikte oyunculuk kariyerinden çok daha fazlasını vaat ediyor.
Yozlaşmanın, çürümüşlüğün ve her şeyden önce 'kayıp çocukluk'un Boston sokaklarına ne şekilde yedirebileceğini Clint Eastwood, "Gizemli Nehir"de (Mystic River, 2003) son derece etkileyici bir biçimde göstermişti. Aynı adlı romanından uyarlanan filmle Hollywood'un radarına yakalanan yazar Dennis Lehane'in "Gone Baby Gone" adlı romanı bu sefer ilk yönetmenlik denemesini yapan Ben Affleck tarafından önümüze sunuluyor. "Can Dostum" (Good Will Hunting, 1997) ile orijinal senaryo kategorisinde Matt Damon'la Oscar kazandığında Affleck şüphesiz sektörün yeni gözdelerinden biriydi. Ancak zaman içinde oyuncu gerek oynadığı birbirinden kötü filmler ve gerekse özel hayatının iyice magazin çöplüğüne dönmesi ile birlikte batışa geçmişti. Ancak ne olduysa oyuncu birden bire kendisini toparladı. Geçtiğimiz sene Venedik Film Festivali'nde kendisine 'erkek oyuncu' ödülü kazandıran ve bizde vizyona girmeyen "Hollywoodland"le aslında henüz umut kaybedilmeyecek bir oyuncu olduğunu gösterdi. Bu yıl ise Aaron Stockhard'la beraber Lehane'in kitabını uyarlayıp ilk kez yönetmenlik koltuğuna oturdu. Sonuçta ise ortaya şaşırtıcı biçimde tatmin edici bir film çıktı.

"Kızımı Kurtarın" (Gone Baby Gone), "Gizemli Nehir"le oldukça yakın tematik özelliklere sahip. Neredeyse aynı bölgede geçen, bölgenin yitik insanlarının yine masum bir çocuğun başına gelenler yüzünden ortalığı resmen kaynayan bir kazana dönüştürmesini izlerken bir yandan da sağlam bir gerilim polisiye izliyoruz. Bu sene "Korkak Robert Ford'un Jesse James Suikasti"yle (The Assassination of....) büyük övgüler toplayan Casey Affleck bu sefer abisinin filminde başrol koltuğuna oturuyor. Bölgenin yine 'kayıp' ve oldukça genç dedektifini canlandıran Affleck bildiğimiz noir dedektifi kalıplarına yakın dururken belli oranda da onu modernize ediyor. Küçük bir kızın kaçırılmasıyla başlayan ve sonu gelmez bir entrika yumağı halini alan öykü ise ana karakterimizin olduğu kadar seyircinin de zaman zaman kafasını iyice karıştırır duruma geliyor.

Kafa karıştırıcı ve sorgulayıcı...

Birkaç farklı bölümden oluşsa da her birinin bir araya gelmesiyle anlamlı bir bütün halini alan film, gerçekten de özellikle ortalarında dikkatli izlenmediği takdirde fena halde aklınızı karıştırabilir. Aslında bunu bir dezavantaj olarak sunanlar da olabilir, ancak yine de filmin o kafa karışıklığının ardından gerekli bilgileri gereken dozajda vermesiyle birlikte biraz daha artı puan kazandığın söyleyebiliriz. Sonuçta bu, Affleck'in elindeki materyalin kontrolünü elinde tuttuğunun da bir kanıtı oluyor. Affleck'in "Kızımı Kurtarın"daki bir diğer erdemi ise şüphesiz metindeki provokatif ve son derece hassas bir konuyu işin cılkını çıkarmadan dengeli bir şekilde işlemesi. Elbetteki filmin belli sürprizlerini bozmayacağız, ama "Kızımı Kurtarın" özellikle sonunda seyirciyi büyük bir kararsızlık ve belki de vicdan hesaplaşmasıyla baş başa bırakacak denli güçlü bir öyküye sahip, ve bu aşamada da neredeyse hiçbir falsosu bulunmuyor. Ne mesajını fazlasıyla göze sokuyor, ne de tarafsız kalma durumunu yaşıyor.

Birinci sınıf oyunculuklar...

Filmin bir diğer en büyük artısı ise oyuncuları, oyunculuktan gelen hemen hemen her yönetmende gördüğümüz şekilde Affleck de iyi her şeyden önce iyi bir oyuncu yönetmeni olduğunu kanıtlıyor. Kardeşi Affleck'e geçtiği kıyağın yanında özellikle yan rollerdeki oyunculara da dikkat etmek gerekiyor. Ed Harris ve Morgan Freeman'ın yanında çok da fazla tanınmayan her oyuncu bir şekilde karşısındakinden rol çalıyor. Ancak filmin en büyük rol çalanı şüphesiz kızı kaçırılan, ve pek de seyircinin empati kuramayacağı bir karakter biçiminde sunulan, bir anneyi canlandıran Ryan'ın rolünde sağladığı inandırıcılık filmin öyküsündeki kışkırtıcı üslubu daha da etkili kılıyor. Amerika'daki eleştirmen birliklerinin neredeyse hepsinin bu yıl 'en iyi yardımcı kadın oyuncu' seçtiği Ryan bu seneki ödül sezonunu Oscar heykelciğiyle kapatırsa hiç şaşırmamak gerekiyor.

"Kızımı Kurtarın" işlediği mekanı ve karakterleri iyi kullanan, zaman zaman dağılıyormuş hissi verse de kendisini toparlamayı bilen bir film. Eastwood'un "Gizemli Nehir"inin yanında ise onun küçük kardeşi olacak derecede küçük ve mütevazı. Ancak yine de bu güçlü olmasını etkileyen bir unsur değil. Birinci sınıf oyunculuklarla bezeli, genel tonuyla tatmin eden ve polisiye gerilim türünün eğlencesini sağlayan atmosferi ile Ben Affleck'in ilk yönetmenlik denemesinden alnının akıyla çıkmasını sağlıyor.

Kimler izlemeli?

  • Çok fazla kaçma kovalamacaya sahip olmayan polisiye gerilimlerden hoşlananlar.
  • Sağlam performanslar izlemek isteyenler.
  • "Gizemli Nehir"i sevenler.

    Kimler izlemeli?

  • Çok karmaşık ve sürprizli öykülerden hoşlanmayanlar.
  • Görkemli ve büyük laflar sarf eden filmlerden hoşlananlar.
  • Henüz kimse yorum yapmamış.
    TV'de bugün
    Philadelphia (01 Aralık 2008 Cnbc-e, 22:00)

    Tom Hanks’e En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar ödülü getiren "Philadelphia", bir dönemin AIDS hastalığına hukuki ve toplumsal bakışını gözler önüne seriyor. Bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de yayınlanacak olan "Philadelphia" yı kaçırmayın!

    Replik
    İçerideki Adam
    Önemli olan ne dediği değil, ne demek istediğidir.
    « »
    Copyright © 1998-2008 Sinema.com