
Amerikan sinemasının son yirmi yılının belki de en üretken ve en başarılı sanatçı kardeşleri Joel ve Ethan Coen, şu ana kadar yaptıkları hemen hemen her filmle hem seyircileri hem de eleştirmenleri kendine hayran bırakmıştı. Geçen mayıs ayındaki Cannes Film Festivali’nde ilk gösterimi yapılan “No Country for Old Men” büyük bir coşkuyla karşılansa da festivalden eli boş dönmüştü. Fakat film Coen kardeşlerin başarılı filmlerle örülü filmografisinin parlayan bir yıldızı olacağı kesin. “No Country for Old Men”, “Barton Fink” (1991), “Fargo” (1996) ve “Orada Olmanyan Adam” (The Man Who Wasn’t There, 2001) gibi Coen’lerin başyapıtları arasında sayılabilecek muhteşem bir Amerikan sineması örneği.
Filmin ana iskeleti aynı “Fargo”daki gibi para dolu bir çantanın üzerine kurulu. Josh Brolin’in canlandırdığı X karakteri şans eseri, çölün ortasında büyük bir katliamın gerçekleştiği cinayet mahallinde binlerce doların bulunduğu bir çanta buluyor fakat sonra anlaşıyor ki paranın varlığından haberdar olan tek kişi o değil. İşte bu noktadan sonra film bir kaçış öyküsüne dönüşüyor. Çantanın peşindeki katil, onun peşindeki polis ve X’in kendisi etrafında gelişen öykü, fazlaca tartışılan fakat bir o kadar da düşündüren bir sonla bitiyor.
Coen'ler yeni filmlerinde her zaman yaptıkları gibi, bir türü - bu sefer polisiye-western diyebiliriz - tüm kodları ve kalıplarıyla ele alırken bir yandan da tam anlamıyla bir yapı bozumuna uğratıyorlar. Klasik bir hikaye yapısının ekrana yansıdığını söyleyebilecekken, hiç olmadık anlarda değişen senaryonun yönü seyirciye melez ve bir yandan da fazlasıyla modern anlatımlı bir film izlediğinin hissini veriyor. Özellikle mükemmel yazılmış sahnelerin içine serpiştirdikleri ayrıntılar ve iki sahne arasındaki atlamalarla seyirciyle hep oyun oynuyor ve filmi tüm nefesinizi tutarak izliyorsunuz. Filmin modern zamanlarda geçen bir western makyajı olsa da, filmin çoğu sahnelerinde her “ciddi” Coen filminde olduğu gibi kahkalara boğulabilirsiniz. Gergin anlarda yakaladıkları ince espriler filmin doğal anlatımını perçinler nitelikte diyebiliriz.
Coen’lerin bir başka özelliği ise Amerikan insanını ve toplumunu çok iyi tanımaları. O yüzden çoğu hikayeleri Amerika’nın dünyaca bilinen batı ya da doğu yakalarında değil hep Orta-Güney Amerika’da geçer, çünkü yabancı kültürlerden ve “modern batı” kültüründen tamamen arınmış, gerçek Amerikalılara ancak orada rastlayabilirsiniz. İşte “No Country for Old Men”, yıllarca izlediğimiz Amerikan çöllerinde geçiyor fakat burası bir arka plan olarak değil tam tersine bir ön plan olarak öne çıkıyor ve Texas’ın vahşi, kural tanımayan ve kurak doğasının oranın insanları üzerinde bıraktığı etkiyi çok incelikle görebiliyorsunuz. Film Amerika’nın göbeğindeki şiddeti bize tüm çıplaklığıyla yansıtırken bir yandan da filmin ana kahramanı “para dolu bir çanta”nın aslında nasıl da bir toplumun tüm değerlerini yansıttığını parmakla işaret edilmeden görebiliyoruz.
Filmin kendi bütünü yanında tek başına parlayan birkaç noktaya da değinmek gerekiyor. Öncelikle Javier Bardem psikopat bir katili sinema tarihine geçebilecek, dillere destan bir performansla sahneye koyuyor. Josh Brolin, “American Gangster” den sonra çok farklı bir karakterle yine övgüye değer bir performans sergiliyor. Usta oyuncu Tommy Lee Jones ustalığını bir kere daha kanıtlıyor, özellikle filmin sonundaki monolog sahnesindeki performansı tüylerinizi diken diken edebilir. Bunun yanında genç İskoç aktris Kelly McDonald kısa olan rolünde üç boyutlu bir performans ortaya koyuyor. Filmin belki de asıl yıldızı görüntü yönetmeni Roger Deakins. Şu ana kadar onlarca başarılı iş çıkaran usta görüntü yönetmeni, özellikle çölün doğal ışığını kullanan ve kapalı mekanların klostrofobik dokusunu yansıtan yüksek kontrastlı resimleriyle filmi bir yandan da görsel bir şölene dönüştürüyor.
“No Country for Old Men”, belki de bu yılın en iyi filmi. Önümüzdeki ay izleme fırsatı bulacağımız merakla beklenen birkaç yapım bulunsa da, Coen’lerin yeni şaheserinin yılın en çok ses getiren filmlerinden biri olacağı kesin. Gerçekten senaryosundan, yönetimine, oyunculuğundan görsel yapısına, kurgusuna kadar filmin her tarafı usta bir sinemacılığın ürünü. “No Country for Old Men” yılın kesinlikle kaçırılmaması gereken filmlerinden biri.
Oscar’a Doğru Durum Raporu
Film mayıs ayında Cannes’da gösterildiğinden beri bu senenin çok önemli yapımlarından biri olduğunun sinyalini veriyordu. Amerika’da vizyona girdikten sonra arka arkaya gelen övgü dolu eleştiriler ve böyle bir film için oldukça iyi olan gişe başarısı filmi şu an Oscar’lar için bir numaralı film yapmış durumda. Coen’lerin en son Oscar macerası 1996 yılında çektikleri “Fargo”yla olmuştu. En İyi Film ve En İyi Yönetmen dahil 7 dalda Oscar’a aday olan film, En İyi Özgün Senaryo ve En İyi Kadın Oyuncu (Frances McDormand) dalında Oscar’a ulaşmıştı. Ondan sonra çok başarılı filmlere imza atsalar da Akademi’nin gözüne giremeyen Coen’ler bu filmleriyle şu an büyük ödül için en büyük aday gibi duruyorlar.
Geçtiğimiz ay içinde açıklanan “Ulusal Eleştiri Kurulu” (National Board of Review) ödüllerinde En İyi Film ödülünü kazanan yapımın, En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Uyarlama Senaryo ve En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında Oscar’a aday olmaması mucize olur diyebiliriz. Özellikle Javier Bardem’in muhteşem performansının filmin en büyük Oscar umudu. Bunun yanında Kelly McDonald’ın performansının adaylık alma ihtimali oldukça yüksek. Josh Brolin ve Tommy Lee Jones’un isimleri En İyi Erkek Oyuncu kategorisinde anılsa da, belki de son on yılın en güçlü performanslarının bulunduğu erkek oyuncu kategorisinde işleri haylice zor fakat imkansız değil. Bunun yanında filmin görüntü yönetmeni Roger Deakins’in bu sene bu filmin yanında adaylık alabileceği diğer film “Korkak Robert Ford’un Jesse James Suikasti” (The Assasination of Jesse James by Coward Robert Ford) Şu ana kadar beş kere Oscar’a aday gösterilen görüntü yönetmeninin, iki filmle birden adaylık alması çok büyük bir ihtimal. Ayrıca “No Country for Old Men”in yılın en iyi kurgu çalışmalarından birine sahip olduğunu düşünüyorum. Su gibi akan anlatımı ve sahnelerin sıralanışı aklıma geldikçe filmin bu dalda da es geçilmeyeceğini umut ediyorum.


Tom Hanks’e En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar ödülü getiren "Philadelphia", bir dönemin AIDS hastalığına hukuki ve toplumsal bakışını gözler önüne seriyor. Bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de yayınlanacak olan "Philadelphia" yı kaçırmayın!








Seanslar
Fragman

