
Bu seneki Antalya Altın Portakal'da nasıl bir mantıkla kendisine onur ödülü verildi bilinmez ama Kapur, senaryoyla birlikte filmi öldüren en büyük unsur durumunda. İlk filmdeki temaların üzerine hiç yeni bir şey eklemeden, hatta filmin sonunu düşündüğümüzde hiçbir yenilik içermeyen mesajıyla birlikte film İngiltere'nin belki de en önemli kraliçesinin ülkesinde yaşadığı Altın Çağ'a dair birkaç gönül ilişkisi ve büyük bir savaştan öteye cümle sarf edemiyor. İlk filmin sonunda Elizabeth'i nerede bıraktıysak bu filmin bitişinde de aynı yerde kalışını seyrediyoruz.
İçi boş gösteriş
Elbette filmin senaryosu tarihi pembe dizi üslubunu sevenler için eğlenceli bir iki saat vaat ediyor. Ancak şu var ki, filmin içeriğindeki boşluk Kapur'un gösterişli ama anlamsız anlatımıyla birlikte daha da göze batıyor ve bir süre sonra da seyircinin ciddiye alma şansını sıfıra indiriyor. Özellikle ana karakteri merkeze alan pek çok sekansta anlamsız açılardan ve sırf gösteriş yapmak adına seçildiği belli olan havalarda dönüp duran kamera hareketlerinin yanında, etkileyici olmak adına karakterlerin eteklerinden, saçlarına ve mekânlardaki tül perdelere kadar her şeyi havalarda uçurup artık klişe bile diyemeyeceğimiz kadar ayağa düşmüş kullanımlar filmi etkileyici yapmak bir yana komik duruma düşürüyor.
Aynı yapaylık şüphesiz yan oyuncularda da mevcut. Geoffrey Rush, ilk filmdeki kadar olmasa da yine belli bir seviyeyi tutturuyor, ama Mary Stuart rolüyle pekâlâ Oscar adaylığı kapabilecek olan Samantha Morton karaktere boyut kazandırılmaması sonucunda mızmız bir kötü karakter olarak kalıyor. Clive Owen ise kadronun en büyük hayal kırıklığı. Sir Walter Raleigh rolündeki oyuncu kraliçemizin gönlünü çalan, korsan olmasına rağmen ülkesi için de kahramanca savaşan bir karakter. Ve zaten tanımı itibariyle klişeleşmeye müsait olan bu karakter Owen'ın zayıf oyunu ve mizansenlerdeki komik yerleştirilmesiyle birlikte iyice zayıf ve yapay bir hale bürünüyor.
Cate Blanchett'a gelirsek… Evet Hollywood'un son dönem gördüğü en yetenekli kadın oyunculardan birisi olan Blanchett yine döktürüyor ve filmi tek başına izlemek için bir neden oluşturuyor. Ama ne var ki o bile tek başına filmi kurtaramıyor.
Oscar'a Doğru Durum Raporu
Toronto Film Festivali'ndeki galasından sonra filmin Oscar şansının sıfırlandığını daha önce zaten yazmıştık. Ancak şimdi ülkemizde de vizyona girmesiyle gördük ki, "Elizabeth"in gerçekten hiç şansı yok.
Kadın oyuncu kategorisi bu sene oldukça belirsiz ve zayıf gözüktüğü için Blanchett'a elbette şans vermek gerekiyor. Ama şunu da belirtmekte fayda var, başka bir sene olsa filmin bu kadar kötü karşılanması oyuncunun adaylık şansını yok ederdi. Şu aşamada karşısında çok fazla iddialı isimler olmadığı için ve özellikle kadın kahramanların ön planda olduğu filmlerin bu seneki azlığını da düşünürsek Blanchett adaylık alabilir. Tabii önümüzdeki süreçte çok daha iddialı performanslarla karşılaşıldığı takdirde oyuncu ilk 5'ten en kolay şutlanacak isim durumunda. Filmin geri kalan albenili yanları ise kostüm ve makyajla sınırlı kalıyor. Sanat yönetmenliği de şüphesiz ilgi çekebilecek bir kategori ama diğerleri kadar iddialı olabileceğini düşünmüyorum.
Son olarak, her ne kadar yukarıda basitliğinden dem vursam da Samantha Morton'ın 'yardımcı oyuncu kategorisi'deki diğer favorilerin fos çıkması durumunda su yüzüne çıkması söz konusu olabilir. Ama şimdilik bu şans oldukça düşük gözüküyor.
1999'da sürpriz bir biçimde Oscar yarışına dahil olan filmin ardından "Elizabeth: Altın Çağ"ın harcanan onca paraya ve emeğe rağmen bu senenin beklentileri boşa çıkaran filmlerinden biri olduğunu söylemek uygun olacaktır. Cate Blanchett'in banko adaylığını bile tehlikeye atacak seviyede olan film, bu sene Oscar'lardan ziyade Ahududu'ların favorisi olabilir.


Tom Hanks’e En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar ödülü getiren "Philadelphia", bir dönemin AIDS hastalığına hukuki ve toplumsal bakışını gözler önüne seriyor. Bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de yayınlanacak olan "Philadelphia" yı kaçırmayın!

Hepimizin kendimizi hatırlamak için bir aynaya ihtiyacı var. Ben farklı değilim.
(Leonard Shelby)








Seanslar
Fragman


