Türkan Şoray ve Kadir İnanır'ın ölümsüz kimyası
Sinema.com 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
“Gönderilmemiş Mektuplar”, kaliteli aşk filmlerine olan özlemimizi bitirme gibi ilginç bir iddiayla vizyona giriyor. “Rus Gelin”inin başlattığı yoldan gidip, iki yıldızı yeniden bir araya getirmeye soyunan filmde, Türk sinemasının en fazla yakıştırılan iki ismi Türkan Şoray ve Kadir İnanır’ı 24 yıl sonra birlikte izleyeceğiz.
“Gönderilmemiş Mektuplar”ın çekimlerinin başlayacağını haber veren basın kiti elimize geçtiğinde, hemen karşımıza çıkan slogandaki nostaljik tadı almamak mümkün değildi: “Son yıllarda sinemamızda pek rastlanmayan, herkesin özlemini duyduğu, sıcaklığı hâlâ hafızalardan silinmemiş kaliteli aşk filmlerine olan özlem bitiyor…” Bu cümlenin nostaljik yanı, karşımıza eskilere duyduğumuz özlemi azaltıcı bir film çıkacağını müjdelemenin ötesinde, bizzat bahsettiği o dönemde, filmlerin tanıtımlarında kullanılan cümlelerin iddiasını taşımasından kaynaklanıyordu daha çok. Nitekim filmin fragmanlarından da “yerli ve modern” bir film ibarelerini görünce, filmin tanıtımının, Yeşilçam’a özgü bir naiflik taşıdığından emin olduk. Dolayısıyla “Gönderilmemiş Mektuplar”ı yalnızca anlatım açısından değil, proje haline gelişinden tanıtımına kadar, nostalji duygusu taşıyan bir film olarak değerlendirmek mümkün. Türkan Şoray ve Kadir İnanır: Eski günlerdeki gibi… Filmdeki nostaljik yan, en çok, Türk sinemasının belki de kimyaları en iyi uyan ikilisi olarak nitelendirebileceğimiz Kadir İnanır ve Türkan Şoray’ı yeniden bir araya getirmesiyle desteklenmiş. Ancak, bu birliktelik, özellikle yönetmen Yusuf Kurçenli’nin çabası ve ikna gücü sayesinde basitçe bir yeniden rol arkadaşı olma durumunun ötesine geçmiş. Şoray ve İnanır, daha filmin çekimleri başlamadan önce, o eski karakterleri yeniden yaratabileceklerine, izleyiciyi yeniden o eski aşkların büyüsünün içine çekebileceklerine inanmışlardı. “Yüreğimizi koyduğumuz bu filmle seyircimize doya doya sevgiyi, aşkı yaşatacağız. Özledikleri tatları bulacaklar. Seyircimizle buluşacağımız, kucaklaşacağımız günleri sabırsızlıkla bekliyorum” diyen Türkan Şoray’ın, en son 1997’de izleyiciyle buluştuğu, çeşitli dizilerde arasını sıcak tuttuğunu düşünürsek, “Gönderilmemiş Mektuplar”a ne kadar inandığını, sözlerinin filme yüklediği törensellikten anlamak mümkün. Hoş, Kadir İnanır’ın da ondan farklı yanı yok. O da tüm çocuksuluğuyla Şoray’a katılıyor: “Otuz yıl boyunca Türkan Şoray ile çalıştığımız filmlerin başarısını Gönderilmemiş Mektuplar’da doruklara taşıyacak, aşkı ve sevdayı, acıyı ve kederi, izleyen herkesin kalbine nakşedeceğiz. Hep beraber bir destan yazacağız” Filmin gerçekten iki yıldızın umut ettiği gibi bir halkla buluşma havasına bürünüp bürünmeyeceğini, eski günlerdeki gibi sinema önlerinde uzun kuyruklar oluşup oluşmayacağını bilemiyoruz. Umarız, eski günlerdeki gibi bir aşk anlatan film, yine esik günlerdeki gibi büyük bir başarıya imza atar ve “O Şimdi Asker”le birlikte Türk sinemasına aradığı soluğu getirir. Ancak, özellikle geçtiğimiz haftalarda vizyona giren “Rus Gelin”in de Zeki Alaysa ve Metin Akpınar’ı yeniden birleştirerek bir çıkış yaratmayı amaçladığını düşününce, bu “eskileri yeniden ortaya çıkarma”nın sinemamız için yeni bir moda olabileceği kuşkusunu taşıyoruz. Nitekim “Gönderilmemiş Mektuplar” filminin yapımcısı olan Nesteren Davutoğlu’nun aynı zamanda Lowe Lintas Tanıtım Ajansı’nın başkanı olması ve bir ürünü hedef kitleyle buluşturmadaki becerisi, filmin eskiye duyulan özlemden yararlanmaya dönük bir tanıtım kampanyası yürütmesini daha iyi anlamamızı sağlıyor. Kampanyanın başarılı olması halinde hiçbir sorun yok tabii; ancak böyle bir trend yaratmanın sinemamız içinde ne kadar uzun soluklu açılımlar yaratabileceğini de enine boyuna düşünmek gerekiyor. “Gönderilmemiş Mektuplar”dan sonra, bir Kadir İnanır-Türkan Şoray filmi daha yapılabilecek mi, ya da eskilerden böyle ikililerle yeni filmler çekilmeye devam eden çıkacak mı, bunu hep birlikte göreceğiz. Biz yine de izleyicinin belirli zaaflarından yola çıkan yapımlardansa Ümit Ünal’ın, Nuri Bilge’nin, Zeki Demirkubuz’un, daha popüler alanda Yılmaz Erdoğan gibi isimlerin sinemamızın anlatım olanaklarını genişlettikleri filmlerin, uzun dönemde daha ufuk açıcı olacağını düşünüyoruz. Bunun, sinema endüstrisine ne tür bir katkısı olacağı, diğer modele göre çok daha meçhul tabii ki. Filme ne kadar kuşkuyla yaklaşırsak yaklaşalım, Türkan Şoray’la Kadir İnanır’ı, yeniden birbirlerini kollarında görmenin yarattığı heyecana karşı koymak pek de kolay değil. Her yönüyle yıldız oyunculara, setteki her şeyin onlara göre düzenlendiği bir Türk filmini ne kadar özlediğimizi düşününce, “Gönderilmemiş Mektuplar”a karşı koymak pek de kolay değil.
Toplam 1 yorum yapılmış. Yorumları görmek için tıklayın.

TV'de bugün
Philadelphia (01 Aralık 2008 Cnbc-e, 22:00)

Tom Hanks’e En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar ödülü getiren "Philadelphia", bir dönemin AIDS hastalığına hukuki ve toplumsal bakışını gözler önüne seriyor. Bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de yayınlanacak olan "Philadelphia" yı kaçırmayın!

Replik
Arizona Rüyası
Bir balık asla düşünmez çünkü balıklar herşeyi bilir.
« »
Copyright © 1998-2008 Sinema.com