Varoluşsal sorulara kafa yoran erkeklerin filmi
Sinema.com 21 Ağustos 2007, Salı 00:00
Outlaw, önceki filmleri Goodbye Charlie Bright,The Football Factory ve the Business'den ton ve stil açısından belirgin şekilde farklı olarak, yazar-yönetmen Nick Love'ın çatışmalar yumağı bir toplumdaki güncel olaylara tepkisinin bir dışavurumu.

Yönetmen Love’un filmiyle ilgili samimi açıklamaları şöyle:

'Filmin , öç ve şiddet hakkında doğrudan her şeyi içermesi gerekmiyor.

Bana göre bu mesele birkaç değişik bağlamda işliyor. Ben de dahil birçok erkeğin şiddet korkusu var. Bence birçok erkek ayakları üzerinde duramamak/kendilerini savunamamak noktasında bir iktidarsızlık korkusunu paylaşıyor.

Ancak benim için daha büyük sorun bir bütün olarak sorunun sosyal yanı, bu kadar çok kişinin kanun tarafından hayal kırıklığına uğratıldıkları/bir başlarına bırakıldıkları nokta.

Uzunca bir zaman merak ettim, acaba insanlar ne zaman kanunu kendi ellerine/inisiyatiflerine alacaklar diye;çünkü polisi aramanın manasız olduğunu hissediyorlar.

Filmdeki diğer mesele, hayatlarında 'Bunun amacı ne/bu neye hizmet ediyor? Bizler niçin bütün bunları yapıyoruz?' gibi varoluşsal sorularla karşılaşan erkekler.

Özellikle sona doğru, filmde, bir mücadele var, sınayarak hayatlarıyla baş etmeye çalışarak verdikleri. Bu yüzden, bir ihtişam alevi içinde yitip gidiyorlar.

Bu filmin, Love'ın vurgulamaktan kaçmadığı politik bir yüzü de var. Tartışmalı bir savaşın sebep olduğu meselelere, ve onun sahip olduğu değerleri savunmak için savaşan erkekleri aldırmaz görünen bir toplumun eve dönen askerlere karşı olan tavrına göndermeler yapılıyor.

Bu yabancılaşma hissi, Amerikan filmlerinde, Coming Home, The Deer Hunter gibi Vietnam sonrası filmlerde etraflıca incelendi; fakat bu tema İngiliz filmlerinde çok daha az yaygın.

İlk filmim Goodbye C.B.'da, 'Falklands'de görev yapan bir karakter vardı. Şimdilerde fark ediyorum ki, savaştan eve dönen askerlere böyle bir ilgim var. Sanırım bu ilgimin sebebi bir arkadaşımın babasının Falkland'den eve dönmesi ve yavaş yavaş ölüme sürüklenmesi oldu. Ailesinden uzaklaştı; sosyal olarak yeniden bağlantı kuramadı. Bir metal hurda/döküntü deposunda çalışıyordu. Yaşadığı tecrübe onu öylesine sindirmişti ve ona hiçbir zaman bununla baş etmesi için bir yol gösterilmemişti.

Sean Bean’in karakteri, hayatlarını birer hayalet gibi sürükleyen, hiç kimseyle iletişim kuramayan yalnız ve çaresiz birçok erkeği temsil ediyor. Erkeklerin kendilerini kolayca ifade edebildikleri/dile getirebildikleri bir kültüre mensup değiliz. Eski komutanı Kaptan Mardell'i görmeye gittiğinde, evde her şeyin iyi gidip gitmediği sorulduğunda, 'evet,'diyor. Gerçeği anlatamıyor; 'karman çormanım. Bir serseri gibi garip bir otelde acayip bir koruma görevlisiyle yaşıyorum' diyemiyor.

'Yaşlanıyorum,' diyen yönetmen ekliyor,'ve sanırım bir film yapımcısı olarak olgunlaşıyorum; bu, filme de yansıyor.

Outlaw'ı gayet kolaylıkla The Football Factory tarzında yapabilirdim. Hatırlıyorum, çekerken, filmin daha çok her taraf da volta atan kanunsuz gangsterleriyle bir Mad Max olduğunu düşünüyordum.

Bazıları bunu ölçülü bulmayacaklar; fakat filmde varolan şiddetten ötesini düşünmeye hazır olanlar bunu daha çok düşünceyi provoke edici bulacaklardır. Sanırım, bu iş daha olgun bir şekilde kotarıldı.

Love'ın kararlı olarak üzerine gittiği bir diğer noktaysa filmin bir yandan önemli güncel temaları işlerken, diğer yandan da stilize heyecanlar aktarması. Gerçeklik apaçık ortada, ancak abartılmış ve bazen şakacı bir tavırla ele alınmış. Bu yüzden, Love'ın önceki filmografisini sevmiş olan seyirci Britanyalı yönetmeni yeni keşfedenler kadar eğlenebilecekler.

Outlaw'ı diğer filmlerimle karşılaştırıldığında beni daha kolay bir yolculuk bekliyor. Çünkü film salt müzik ve şiddet üzerine kurulu değil; daha çok insana sesini ulaştırıyor. Daha geniş bir hedef seyirci kitlesi var, sadece belli bir toplumsal kitleye pazarlamıyor kendini. Filmde, hayatın değişik hayatlardan gelen karakterler var.

Henüz kimse yorum yapmamış.

TV'de bugün
Philadelphia (01 Aralık 2008 Cnbc-e, 22:00)

Tom Hanks’e En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar ödülü getiren "Philadelphia", bir dönemin AIDS hastalığına hukuki ve toplumsal bakışını gözler önüne seriyor. Bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de yayınlanacak olan "Philadelphia" yı kaçırmayın!

Replik
Comandante
Geçici güvenlik için özgürlükten vazgeçenler ne güvenliği, ne de özgürlüğü hak ederler.
Benjamin Franklin
« »
Copyright © 1998-2008 Sinema.com