
Henüz kariyerinin başında Amelie Poulain gibi son yılların en sevilen karakterlerinden birine hayat vermesi, güzel yıldızı hafızalarımızda yukarıdaki sıfatlarla bütünleştirdi. Gerçi "Kirli Tatlı Şeyler" ve "Da Vinci Şifresi" gibi filmlerde, bu imajı biraz da olsa kırdığını, farklı kişiliklere bürünerek karşımıza çıktığını düşünmek mümkün. Ancak Amelie'nin gücünü yerle bir edecek büyük bir rolün altına girmedikçe yani elini daha büyük taşların altına sokmadıkça Tautou'nun bu imajı silmesi biraz zor olacağa benziyor.
"Zengin Avcısı"nda karşımıza çıkan hikâye bize hiç yabancı değil... Hatta içinizden ben bunu yıllar önce gördüm diye geçirebilirsiniz. Tabii yeşilçam filmlerinde kız zengin ama iyi kalpliyken esasoğlanımız bir o kadar gururludur. "Zengin Avcısı"nda çok daha farklı bir durum var. Her ne kadar film bize bunu doğrudan söylemese de, ortada arzu ettiği hayat karşılığında isteyen herkese bedenini sunan bir fahişe ve adım adım jigololuk yapmayı öğrenen bir adamın komik öyküsü var. Yönetmenin tüketim toplumuna yaptığı derin eleştiri ve göndermeler etrafında dönen film, kendini bilindik romantik-komedilerden bu noktada ayrıştırıyor.
Filmin hikâyesi kabaca şöyle: Irène (Audrey Tautou) aynı numaralarla tavladığı zengin erkeklere sırtını dayayıp Fransa'nın güneyinde hayatını lüks içinde sürdürür. Günün birinde büyük bir otelde garson olarak çalışan utangaç Jean'ın (Gad Elmaleh) bir milyarder olduğunu sanar. Irène için Jean bir taraftan duygusal olarak yakınlaştığı biriyken, diğer taraftan da kaçırılmayacak bir nimettir. Ancak gerçeği öğrenir öğrenmez ondan kaçar.
Fakat ateş bacayı çoktan sarmıştır. Irène'e aşık olan Jean beş parasız kalma pahasına sevdiği kadının peşine düşer. O'na istediği gibi bir hayat sunmaya çalışır... Sadece birkaç gece süren ilişkileri Jean'in parası bittiği an biter.
Ne kadar seksi bir hatun kılığına girse de, Audrey Tautou, Irène karakteriyle de o çocuksuluğu atamamış üzerinden. Çünkü ne kadar zor bir kadın olarak gözükse de, alt bir kimlik olarak Irène sevilmeye ve korunmaya muhtaç sorunlu küçük kız.
Jean ise sadece Irène'i kazanmak için hayatını harcamayı göze alan saf bir aşık... Müşteri olarak oturduğu lüks mekânlarda kendini kaybedip garson diye seslenenlere cevap vermesi gibi sıkça tekrarlanan bazı sahneler abartılı ve sıkıcı gelebilir.
İki karakterin arasındaki ilişkinin ön planda yer aldığı bir film olduğunu düşünürsek, "Zengin Avcısı"nın en büyük zayıflığı, yönetmen Salvodari'nin, ikilinin ilişkisinde bir merak unsuru ve gizem yaratamamış olması. Yönetmen bunun yerine, aşkın bile alınıp satıldığı günümüzde, tüketim toplumunun geldiği noktaya dikkatimizi çekmek istemiş ve bunun için daha az dolambaçlı ve daha az oyunlu bir anlatımı tercih etmiş. Ancak, ana hikâyeden ayrılıp, eleştirel bir tutum takındığı anlarda, romantik-komedi türünün sınırlarından uzaklaşıp farklı bir yöne girdiği için, filmin temposunda kimi aksaklıklar ortaya çıkmış.
Filmlerinde genellikle karakterlerin karmaşık duygularını objelerle desteklemeyi seven Salvodari, "Zengin Avcısı"nda bunu Irène'in saçına taktığı şemsiyeler, ya da hayatlarından on dakika satın almak için Irène ve Jean'in birbirlerine verdikleri bozuk parayla desteklemiş. Bu tür detayların filme, ayrı bir renk kattığını ve izleyici için daha keyifli bir seyirlik yarattığını kabul etmek gerek.
Sonuç olarak, Audrey Tautou'nun bu filme kattığı enerji ile Gad Elmaleh'ın oldukça komik mimikleri ve saf aşık tiplemesi, yönetmen Salvodari'nin yer yer naif de olsa, içten ve eleştirel anlatımıyla birleşince "Zengin Avcısı", yaz kuraklığında izlenmeye değer bir film olarak hafızalarda yer ediyor.
Kimler İzlemeli:
Kimler İzlememeli:


Tom Hanks’e En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar ödülü getiren "Philadelphia", bir dönemin AIDS hastalığına hukuki ve toplumsal bakışını gözler önüne seriyor. Bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de yayınlanacak olan "Philadelphia" yı kaçırmayın!

Bu maskenin arkasında bir yüzden fazlası var. Bu maskenin arkasında bir düşünce var ve düşüncelere kurşun işlemez.







Seanslar
Fragman


