Kayıt
Bir suç ancak onu planlayan zeka kadar mükemmel olabilir...
Sinema.com 5 Haziran 2007, Salı 00:00
Başlangıçta, Costner’ın Bay Brooks’u oynaması gerçekleşmesi güç bir hayal gibi gelir genç yönetmene. Tamamlanmış senaryolarını Costner’ın da arkadaşı olan Kevin Reynolds’a verirler. Hikayeden etkilenen Reynolds, karşılık olarak senaryoyu Costner’a ulaştırmayı kabul eder.

Mr. Brooks, senarist Bruce Evans’ın uzun süredir yazım ortağı olan Oscar adayı Raynold Gideon’un senaryosundan yapmış olduğu ikinci yönetmenlik çalışması. Filmde Kevin Costner, Demi Moore, Dane Cook, William Hurt, Marg Helgenberger, Ruben Santiago-Hudson ve Danielle Panabaker başrolleri paylaşıyor.

Evans ve Gideon 10 hafta gibi kısa bir sürede senaryoyu yazıp bitirmişler. Yazarlarken bile, Bay Brooks rolünü en çok kimin canlandırmasını istediklerini görmeye başlamışlar. Ve bu da Kevin Costner’mış. İkili, tamamiyle karşıt bir tipi canlandıracağı için Costner’ın bu role çok uygun olacağını düşünmüş.

“Kevin romantik bir kahraman, aksiyon kahramanı olarak algılanıyor ve biz de böyle birini istiyorduk” diye açıklıyor Evans, “sizi içeri çeken ve sonra aniden bu karşıt karakterle şoka uğratan karizmatik kahraman tipi".

Başlangıçta, Costner’ın Bay Brooks’u oynaması gerçekleşmesi güç bir hayal gibi gelmiş genç yönetmene. Tamamlanmış senaryolarını Costner’ın da arkadaşı olan Kevin Reynolds’a verirler. Hikayeden etkilenen Reynolds, karşılık olarak senaryoyu Costner’a ulaştırmayı kabul eder. Sonrasındaki bekleyiş Costner’ın uzakta olduğu, Costner’ın senaryoyu almadığı, Costner’ın senaryoyu kaybettiği gibi raporlar geldikçe epik bir hâl alır. Ama sonra her şeyi değiştiren telefon gelir.

“Telefon çaldı ve ses ‘Merhaba, ben Kev’ dedi” diye hatırlıyor Gideon. “’Hangi Kev?’ diye sordum. O da ‘Kevin Costner, senaryoyu konuşmak için bana gelsenize’ der”

Uzun süre beklenen toplantıda konu konuyu açtıkça, Kevin projeye sadece aktör olarak atlamamış ama aynı zamanda bağımsız olarak yapımcılığını üstleneceğini de söylemiş. Costner ilk tepkisini şöyle anlatıyor: “Hikaye karanlık, zekice ve korku yüzünden ya da ona rağmen 10 defa katıla katıla gülüyorsunuz. Güçlü bir konuyu ortaya çıkaran zorlayıcı bir hikaye olduğunu düşündüm.”

Ekibe Costner’la birlikte, Tig Productions’ı birlikte kurdukları ve Costner’ın rol aldığı aralarında Oscar ödüllü “Dances with Wolves”, “The Bodyguard”, “Wyatt Earp” ve “Message in a Bottle” gibi filmlerin de bulunduğu pek çok filmin yapımcısı Jim Wilson da katılır.

Başta, Wilson da konuya şaşırmış ama senaryo ve Costner için radikal bir çıkış onu heyecanlandırmış. “Bu Kevin için kesinlikle alışılmadık bir roldü” diye itiraf ediyor Wilson. “Ona ‘Bunu yapmak istediğinden emin misin?’ diye sorduğumu hatırlıyorum ve o da beni gerçekten istediğine ikna etti. Senaryoyu okuduğumda, inanılmaz sürükleyici bir hikaye olduğunu düşündüm. Bunun sadece bir gerilim olmaması, Bay Brooks’un kalbindeki vicdan mücadelesi ve bu vicdanın kaybedilmesini anlatıyordu. En çok hoşuma giden de, olayların önceden kestirelememesiydi. Bu hiçbir standart yöne gitmeyen bir katilin hikayesi. Kötü biri de olsa, Bay Brooks trilyonlarca katı olan bir soğan gibi. Onun gerçekten kim olduğunu ve onu rahatsız eden şeyin ne olduğunu öğrenmeyi çok istiyorsunuz.”

Dedektif Atwood’u canlandıran Demi Moore ise “Mr. Brooks”u ilk olarak Kevin Costner’dan duymuş. “Kevin sürekli Mr. Brooks’tan bahsediyordu. Seri katili nasıl canlandıracağını ve o adamın kim olduğunu nasıl keşfedeceğini anlatıp duruyordu. O zamanlar da bile, sevincinde beni etkileyen dramatik bir şeyler vardı” diye hatırlıyor güzel aktris.

Moore dedektif Atwood’u da aynı derecede çekici bulmuş. Bunun bir nedeni, karakterin kendi kişiliğiyle çok örtüşmesiymiş. “Değişken ve atılgan olması bana çekici geldi” diyor.

Moore’u etkileyen bir başka beklenmeyen öge de, filmin karanlık temalarının nasıl birden bire mizah anlarına dönüşmesi olmuş. Aktris şöyle devam ediyor: “Bu filmin senaryosundaki güzel şeylerden biri de, birçok nükte ve ironin olması ve hiçbir şeye siyah ve beyaz olarak yaklaşılmaması.

”Son zamanların en gözde stand-up komedyenlerinden olan  Dane Cook’un ustalıkla canlandırdığı, şantajcı Bay Smith’le adından sıkça söz ettireceğe benziyor. “Dane gerçekten harikaydı” diyor Moore. “Birinin, bu kadar yabancı bir bölge olan bir şeyle köprü kurmasını görmek çok güzeldi. Mizahi vasıflarından bazılarını rolüne katıyor.”

Mr. Brooks’daki en canlı ve sıradışı karakterlerden biri, Bay Brooks’un zihninin sadece en karanlık köşelerinde var olan ve Bay Brooks’un yabancıları öldürmesine yol açan şeytani dürtüyü ortaya çıkaran, Bay Brooks’un alt benliği Marshall’dır. Film yapımcıları Marshall’ı canlandırması için gerçekten yetenekli bir aktöre, o bölümü korkutucu ve gerçek yapabilecek bir aktöre ihtiyaç duyduklarını biliyorlarmış. Oscar ödüllü aktör William Hurt’ün adını ilk olarak, “The Big Chill”de beraber rol aldığı Kevin Costner ortaya atmış. “Kevin alt benliğini William Hurt’ün canlandırmasının kusursuz olacağında inat etmişti” diye hatırlıyor Raynold Gideon.

Bay Brooks’un çok değerli tek kızını yıldızı yükselen genç aktris Danielle Panabaker canlandırıyor. Panabaker, bir düzine başka yükselen aktrisin arasından, Kevin Costner’ın babasıyla yarışabilecek kadar ona benzeyen kızını canlandırdığı harika bir deneme performansıyla rolü aldı. Yönetmen Bruce Evans şöyle hatırlıyor: “Onun seçmelerinde, Danielle, Bay Brooks’un Jane’e gerçekten kendisini sevip sevmediğini sorduğu güçlü bölümü okudu ve kalplerimizi titretti. Hemen o an, onun Jane olduğunu anladık.”

Bay Brooks’un kusursuz aile resmini tamamlayan kişi ise, Bay Brooks’un hayatının ışığı, harika, seven ve tamamiyle kocasının büyüsü altında görünen karısı Emma. “Bay Brooks karısı Emma’ya sahip olmasaydı, herhalde kendi kendini yok ederdi” diyor Raynold Gideon. “Eve karısına geldiğinde, her şey çok güzel ve sevgi dolu. Onu ayakta tutan şey de bu.”

Emma’yı uluslar arası alanda da televizyonların hit dizisi “CSI”da oynayan Marg Helgenberger canlandırıyor. Diğer oyuncular gibi Helgenberger de senaryoyu çok sürükleyici bulmuş. Şöyle söylüyor: “Hayatımda okuyup da elimden bırakamayacağımı düşündüğüm tek senaryo. Stile, gerilime ve korkuya sahip. Karakterler o kadar karmaşık ve acı çekmiş ruhlara sahipler ki, gerçekten içinize işliyorlar.”

Bay Brooks’un evini bulmak için oldukça fazla vakit harcanmış. Evans bu evi kafasında hep, camlarla, çelikle ve çok açılı görüntülerle parıl parıl parlayan geniş ve günümüz evi olarak canlandırmış. “Evin kendisi filmin bir tür karakteri gibi. Aklımızda hep Bay Brooks’un cam bir evde yaşadığını hayal ettik. Onu görebilirsiniz ama hangi taraftan bakarsanız bakın, onu gerçekten göremediğiniz fikri hoşumuza gitti. Bay Brooks’un hayatını kutular yaparak kazanması, bu yüzden de bu evin strüktürünün kutularla dolu olması fikri de hoşumuza gidiyordu” diye açıklıyor Evans.

Yönetmen için en büyük fotografik zorlayıcıların bazıları Marshall karakterinin doğasında ortaya çıkmış. Bay Brooks’un zihninden başka hiçbir yerde var olmaması gerçeği, film yapımcılarının, William Hurt’ün içinde yer aldığı her bir çekimi çok dikkatlice gözden geçirmelerine neden olmuş.

Seyircinin Marshall’ın gerçekte var olmadığını ve Dane Cook’un oynadığı Bay Smith gibi diğer karakterlerin onu göremediğini iyice anlaması için, Hurt’ün Marshall olarak göründüğü her sekans en az iki defa çekilmiş: bir tanesinde William Hurt görüntüde var, diğerinde yok.

Evans şöyle açıklıyor: “William’ın, Bay Brooks’un hayal gücünün bir ürünü olarak kalması ve bu kuralı asla ihlal etmemesini sağlamak çekimlere çok farklı bir boyut kazandırdı.” diyor.

Birbirinden yetenekli oyuncuları biraraya getiren Mr. Brooks etkileyici senaryosuyla izlenmeyi hak ediyor.

Toplam 1 yorum yapılmış. Yorumları görmek için tıklayın.

TV'de bugün
Tetikçi (10 Ekim 2008 20:00 Atv)
Jason Statham, Amy Smart, Jose Pablo Cantillo ve Efren Ramirez'in oynadığı "Tetikçi"adlı aksiyon filmi Tv'de ilk kez bu akşam Atv ekranlarında...
Replik
Herkes cennete gitmek ister, ama hiç kimse ölmek istemez.
« »
Copyright © 1998-2008 Sinema.com