
Aynı yıllarda televizyon için de yönetmenlik yapmaya başlayan Boyle televizyon filmleri ve dizileri çekti. 1994 yılında, ilerleyen yıllarda sürekli birlikte çalışacağı üç kişi, prodüktör Andrew McDonald, senarist John Hodge ve aktör Ewan McGregor'u yanına alarak, kara komedi-gerilim olarak nitelendirilebilecek ilk sinema filmi "Mezarımı Derin Kaz"ı ("Shallow Grave", 1994) çekti. Edinburgh'da aynı evde yaşayan ve oldukça iyi anlaştıkları belli olan üç arkadaşın (Ewan McGregor, Christopher Eccleston, Kerry Fox) evlerine aldıkları dördüncü kiracının arkasında bir bavul dolusu para bırakarak ölümü sonucu başlayan olayları anlatan film, İngiltere'de oldukça iyi bir gişe hasılatı yaptı. Oldukça sakin ve sorunsuz hayatlar süren üçlünün karakterlerindeki karanlık noktaların, para hırsı sonucunda ortaya çıkışını işleyen bu filmden iki yıl sonra Boyle, bütün dünyada tanınmasını sağlayacak olan "Trainspotting"in çekimlerine aynı ekiple başladı. Demir Leydi Margaret Thatcher'ın iktidarda olduğu yılların İskoçya'sında yaşayan -genelde baş karakter Mark Renton'un (Ewan McGregor) etrafında vuku bulan olayları anlatsa da- Edinburgh'lu eroin bağımlısı gençlerin hikâyesi olan film, fantastik sahneleri (Renton'un klozete düşen afyon fitillerini geri almak için tuvalet deliğinden denize dalması, Lou Reed'in 'Perfect Day'i eşliğinde vücuduna eroin enjekte ettikten sonra üzerine uzandığı halı tarafından yutulması...) ve sağlam mideleri bile kaldıracak güçteki çarpıcı sahneleri ile İngiltere'de "Dört Nikah ve Bir Cenaze"nin ("Four Weddings and a Funeral", 1994) ardından en büyük gişe hasılatı yapan ikinci film olurken, Birleşik Devletler'de kült mertebesine ulaştı. Boyle 1997 yılında aynı ekibe Cameron Diaz, Holly Hunter gibi Amerikalı oyuncuları katarak Britanya dışında çektiği ilk film olan "Olağanüstü Bir Hayat"ın ("A Life Less Ordinary", 1997) çalışmalarına başladı. Patronundan intikam almak için kızını kaçıran ancak sonra ona aşık olan bir gencin başından geçen absürdlükleri anlatan film, eleştirmenlerin beğenisini kazanamadığı gibi beklenen gişe başarısını da gösteremedi.
"Alien 4"ü yönetmek istemedi
Bu sıralarda kendisine "Alien 4"ün yönetmenliği teklif edilen Boyle, kendi yolunu kendisi çizmeyi düşündü ve aklında "Alien 4" değil sevdiği bir romanın uyarlamasını yapmak vardı. Alex Garland'ın aynı isimli romanından uyarladığı "Kumsal" ("The Beach", 2000) Boyle'un yönettiği en geniş bütçeli yapımdı. Adamı Ewan McGregor'un yerine Leonardo Di Caprio'yu tercih eden Boyle bunun sebebinin de filmin kahramanını kitapta olduğu gibi İngiliz değil Amerikalı olarak tasarlaması olduğunu söylüyor. William Golding'in 'Sineklerin Tanrısı' ('Lord of Flies') isimli romanını anımsatan "Kumsal", okyanustaki bir adada medeniyetten uzakta yaşayan bir avuç batılının 'cennet'lerini yok etmelerini konu alıyor. "Kumsal"ın da gişede beklenilen başarıyı yakalayamaması Boyle'u ilk göz ağrısı diyebileceğimiz, televizyon için filmler çekme uygulamasına yöneltti ve BBC için "Vacuuming Completely Nude in Paradise" ve "Mezarımı Derin Kaz"dan hatırlayacağımız Christopher Eccleston'un başrolde oynadığı "Strumpet" adlı filmleri çekti.
Senaryosunu Alex Garland'ın yazdığı -aynı zamanda "Kumsal"ın uyarlandığı romanın da yazarı- "28 Gün Sonra"da ("28 Days Later") ise daha önce el atmadığı zombi filmleri alanına geçiş yaptı Boyle. Film, hayvan hakları için mücadele eden aktivist bir sivil toplum örgütü tarafından serbest bırakılan şempanzeler üzerinden, kan yoluyla bulaşan bir virüsün Londra'da hızla yayılmasını ve insan soyunu tehdit eder bir hale gelmesini konu alıyor. İngiltere"de oldukça olumlu tepkiler alan film, 'kıyamet sonrası' toplum tasviri açısından çok iyi malzeme sunan 'zombi' alt türüyle ana film türlerinden "bilimkurgu"yu harmanlıyordu. Bazı yerlerde 'punk-rock' müzik akımının sinemaya uyarlanmış hali olduğu iddia edilen filmle Boyle'un "Mezarımı Derin Kaz" ve "Trainspotting"deki yenilikçi tavrına geri döndüğünü söylemek mümkün. Araya Kenneth Branagh, Courtney Cox ve Heather Graham'ın rol aldığı "Alien Love Triangle" isimli 30 dakikalık bir kısa film sıkıştıran Boyle, ardından filmografisinde çok ayrıksı bir yerde duran "Milyonlar"ı ("Millions") çekti. Film, İngiltere 'euro'ya geçiş yapacağı sırada, pound'larla yüklü bir trende gerçekleşen bir soygun sırasında, çantalardan biri, tesadüfen eline geçen 7 yaşındaki Damien'in yaşadıklarını konu alıyordu. Eline birdenbire büyük miktarda para geçen Damien, çevresindekilerin gerçek yüzlerini gördüğü gibi, hayatı yönlendiren etik ve insani değerlerin, para karşısında nasıl eriyip gittiğine de tanık oluyordu. Danny Boyle'un "28 Gün Sonra..." gibi 'kıyamet sonrası' bir zamanda, 2057 yılında geçen filmi "Gün Işığı" ("Sunshine") ise, yönetmenin "2001: Bir Uzay Macerası"ndan ("2001: A Space Odyssey") "Solaris" ve "Alien"a kadar türün başyapıtlarına saygı duruşunda bulunduğu bir film. Bu filmi izleyince, Boyle'un "Alien 4"ü çekmeyi neden kabul etmediğini de anlamak mümkün: Boyle, "Alien"ın tekinsizliğiyle yetinmeyerek, çok sevdiği bilimkurgu türünün farklı elemanlarını harmanlayan, "Gün Işığı" gibi bir film için, doğru zamanın gelmesini beklemiş...
- Aramızda Casus Var: Tony Scott/Jason Bourne-vari
- Gomorra: Gerçek bir öykü...
- "Mustafa" filmi için kim ne dedi?
- Türk basınında "Üç Maymun"
- Eleştirmen gözüyle Altın Portakal filmleri
- Oyum "komediye!"
- Geçmişten günümüze ‘Kara Şövalye’
- Dünyanın Merkezine Yolculuk başladı!
- Narnia Günlükleri: Prens Caspian'ın Öyküsü
- James Bond Tarihi
- “Wanted” oyuncuları yakın planda!
- Sinemanın en "şık" film karakterleri
- Kevin Spacey güzellemesi!
- Sex and the City'nin güzel, akıllı ve cesur kızları
- Macera Adası: Kendi hikayenizin kahramanı olun...


Tom Hanks’e En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar ödülü getiren "Philadelphia", bir dönemin AIDS hastalığına hukuki ve toplumsal bakışını gözler önüne seriyor. Bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de yayınlanacak olan "Philadelphia" yı kaçırmayın!

Bazıları sahip oldukları şeyin değerini bilmez.








Seanslar
Fragman

