Beyazperdede aşk başkadır...

Sinema.com 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
14 Şubat geldi çattı. Biz de Sinema.com olarak sevgililere ne hediye verebiliriz diye düşündük ve hayatlarımızı, aşklarımızı değiştiren beyazperdeden romantik birliktelikleri, en güzel aşk filmlerini ve en duygulu sahneleri hatırlayalım istedik. Herkesin Sevgililer Günü kutlu olsun!
Aşkın farklı yüzleri olduğu kesin. Sinema hem bu farklı yüzleri bize göstermesiyle, hem de zaman zaman bizim bile anlamlandırmakta, ifade etmekte zorlandığımız duygularımızı yansıtmasıyla aşkın en güzel hallerinin yansıdığı bir alan. Biz de bu halleri hatırlamak için Sevgililer Günü vesilesiyle üç adet “En İyi 10’lar” listesinden oluşan bir dosya hazırladık: Sinemanın “en romantik on çifti”, “en başarılı on aşk filmi” ve “en güzel on aşk sahnesi”:
EN ROMANTİK 10 ÇİFT:
1) Humphrey Bogart ve Lauren Bacall: “To Have and Have Not”ın çekimlerinde, Bogart 43, Bacall’sa 19 yaşındayken tanışan çift, bir yıl sonra, 1945’de evlendi ve Bogart’ın 1957’deki ölümüne kadar evli kaldı. Beyazpedede en iyi kimyaya sahip çiftlerden olan Bogart ve Bacall birlikte birbirinden başarılı filmlere imza attılar. Bu filmlerden ilk akla gelenler: “To Have and Have Not” (1944), “The Big Sleep” (1946), “Two Guys from Milwaukee” (1946), “Dark Passage” (1947), “Key Largo” (1948)
2) Spencer Tracy ve Katharine Hepburn: İkilinin sahne dışındaki tutkulu birlikteliğinin birlikte çevirdikleri filmlere tam anlamıyla (kavga edişlerinde bile gerçek bir tutku vardı) yansıdığı söylenebilir. Birlikte rol aldıkları ilk film olan “Woman of the Year”, En İyi Senaryo Oscar’ını aldığını da küçük bir not olarak düşelim. En çok hatırladığımız filmleri: “Woman of the Year” (1942), “Keeper of the Flame” (1942), “Without Love” (1945), “The Sea of Grass” (1947), “State of the Union” (1948)
3) Woody Allen ve Diane Keaton: Günümüzde yaşayan en zeki sinemacılardan biri olan Woody Allen, en hoş filmlerine Diane Keaton’la birlikte imza attı. Özellikle “Manhattan” ile en iyi yönetmen, en iyi senaryo, en iyi aktris ve en iyi film dallarında Oscar alan “Annie Hall”, ikilinin zihinlermize kazındığı, Woody Allen’ın en orijinal filmlerinden ikisi. İkilinin birlikte rol aldığı filmler: “Play It Again, Sam” (1972), “Sleeper” (1973), “Love and Death” (1975), “Annie Hall” (1977), “Interiors” (1978), “Manhattan” (1979), “Manhattan Murder Mystery” (1993)
4) Paul Newman ve Joanne Woodward: Broadway’de 1950 yılında aynı oyunun hazırlık aşamasında tanışan Newman ve Woodward, 1958’den bugüne sürdürdükleri evlilikleriyle Hollywood’un en sağlam evliliğini sürdüren çift olarak tarihe kazındı. Beraber çevirdikleri filmler: “The Long Hot Summer” (1958), “Rally 'Round the Flag, Boys!” (1958), “From the Terrace” (1960), “Paris Blues” (1961), “A New Kind of Love” (1963), “Winning” (1969), “King: A Filmed Record...Montgomery to Memphis” (1970), “WUSA” (1970), “The Drowning Pool” (1976), “Harry and Son” (1984), “Mr. and Mrs. Bridge” (1990)
5) Ginger Rogers ve Fred Astaire: Müziğin ve dansın iki usta ve efsanevi ismi, birlikte hafızamızda en fazla yer eden müzikallere imza attılar. Bunların en öne çıkanları:
“Flying Down to Rio” (1933), “The Gay Divorcée” (1934), “Roberta” (1935), “Top Hat” (1935), “Follow the Fleet” (1936), “Swing Time” (1936), “Shall We Dance?” (1937), “Carefree” (1938), “The Story of Vernon and Irene Castle” (1939), “The Barkleys of Broadway” (1949)
6) Elizabeth Taylor ve Richard Burton: Taylor ve Burton listemizdeki evli çiftler arasında birliktelikleri en magazinel olandı kuşkusuz. On yıldan biraz fazla süren birlikteliklerinde en iyi filmlerini birlikte gerçekleştiren ikili, evlilikleri boyunca rol aldıkları filmlerin toplam 15 Oscar adaylığı ve 10 Oscar almasını sağladı. Birlikte rol aldıkları filmler:
“Cleopatra” (1963), “The V.I.P.s” (1963), “The Sandpiper” (1965), “Who's Afraid of Virginia Woolf?” (1966), “The Comedians” (1967), “The Taming of the Shrew” (1967), “Dr. Faustus” (1968), “Boom!” (1968), “Hammersmith Is Out” (1971), “Under Milk Wood” (1973)
7) William Powell ve Myrna Loy: Hiçbir zaman evlenmemiş olsalar da, yıllarca kapalı gişe oynayan filmlerde birlikte rol almaları ve genelde evli çiftleri canlandırmalarıyla pekçok sinemaseverin zihninde evli olarak yer eden Powell ve Loy, canlandırdıkları karakterle evliliklerin esnek olabileceğini kanıtlamışlardı. Birlikte filmleri: “The Thin Man” (1934), “Evelyn Prentice” (1934), “Manhattan Melodrama” (1934), “After the Thin Man” (1936), “The Great Ziegfeld” (1936), “Libeled Lady” (1936), “Double Wedding” (1937), “Another Thin Man” (1939), “I Love You Again” (1940), “Love Crazy” (1941), “Shadow of the Thin Man” (1941), “The Thin Man Goes Home” (1944), “Song of the Thin Man” (1947)
8) Emma Thompson ve Kenneth Branagh: Tutkulu İngiliz oyuncular Emma Thompson ve Kenneth Branagh, evlilikleri boyunca çektikleri Oscar adayı “Henry V” gibi başarılı filmlerle sinema tarihine kazınmışlardı. Birlikte rol aldıkları filmler: “Henry V” (1989), “Dead Again” (1991), “Peter's Friends” (1992), “Much Ado About Nothing” (1993)
9) Julia Roberts ve Richard Gere: Birlikte yalnızca iki romantik komedide yer almış olsalar da, bu filmlerin başarısıyla bu listeye dahil olmayı hak eden Roberts ve Gere, hee nedense arlaarındaki kimyaya rağmen birlikte filmlerde rol almaktan çabuk vazgeçti. Birlikte filmleri: “Pretty Woman” (1990), “Runaway Bride” (1999)
10) Meg Ryan ve Tom Hanks: Hollywood’un hızla yeni star ortaya çıkarıp eski starlarını harcadığı günümüzde, bir aktör ve aktrisin birden fazla filmde başrolde karşımıza çıktığına pek tanık olmuyoruz. Tom Hanks ve Meg Ryan, bu trendin dışında kalan iki isim. Her ne kadar birlikte yer aldıkları son iki filmde (“ Sleepless in Seattle” ve “You've Got Mail”) filmin sonlarında bir araya gelen çiftleri canlandırsalar ve birlikte fazla sahnede gözükmeseler de, 90’lı yıllarda beyazperdeden aklımıza işlenen uyumlu çiftlerin başında Tom Hanks ve Meg Ryan geliyor. Birlikte yer aldıkları filmler: “Joe Versus the Volcano” (1990), “Sleepless in Seattle” (1993), “You've Got Mail” (1998)
EN İYİ 10 AŞK FİLMİ:
Her ne kadar sinemada ‘aşk filmi’ sınıflandırması tema bazlı olsa da, bu tür bir kategori nerdeyse bir ‘tür’ kadar kabul görüyor ve sinemaseverler tarafından kullanılıyor. Pekçok kez sizden önce bir filmi gören arkadaşınıza “film nasıl bir şey” diye sorduğunuzda “aman işte yine aşk filmi” cevabını almışsınızdır. Bu cevaptaki olumsuz vurguda, Hollywood’un, özellikle romantik komedilerle bu temanın cılkını çıkarmış olmasının da payı büyük. Sinema tarihine dönüp baktığımızda hem günümüzden hem klasiklerden, hem Hollywood’dan hem de Avrupa’dan bu temada yapılmış sayısız film saymak mümkün. Biz aklımıza ilk gelen on tanesini hatırlatalım istedik:
1) “Aşk Üzerine Küçük Bir Film” (Krótki film o milosci, 1988): Krystof Kieslowski’nin ‘On Emir’den yola çıkarak çektiği Dekalog’ların altıncısını yeniden kurgulayarak oluşturduğu “Aşk Üzerine Küçük Bir Film,” saplantı haline gelmiş takıntılı bir aşkı konu alıyor. Pekçok aşkın bir tür ‘gerçekleşmeme’ duygusunun üzerine inşa edildiğini; ilişkilerin yaşanan ve söylenen şeyler kadar, kaçırılan fırsatlar, dilimizin ucuna kadar gelip de söyleyemediğimiz şeyler ve pişmanlıklarla bezendiğini düşününce, sinema tarihinin en iyi on yönetmeninden biri olan Kieslowski’nin aşkın doğasına dair gözlem yeteneğine şapka çıkarmak gerekiyor.
2) “Aşk Zamanı” (In the Mood for Love, 2000): Geçtiğimiz yıl sinemalarımıza konuk ettiğimiz, son dönemde Uzakdoğu’dan çıkmış en iyi yönetmenlerden olan Wong Kar-Wai imzalı “Aşk Zamanı” bir tür imkânsız aşk öyküsü. İnsan hayatının gerçekleşenler kadar çeşitli nedenlerle gerçekleşemeyen aşklarla dolu olduğu, gerek kendi deneyimlerimizle, gerek çevremizdekilerin yaşadıklarıyla gayet iyi biliyoruz.
3) “Rüzgâr Gibi Geçti” (Gone with the Wind, 1939): Herhalde “Rüzgâr Gibi Geçti”, ‘tearjerker’ diye anılan, özellikle bizden büyüklerin ellerinde mendillerle izledikleri filmlerin en bilinenlerinden biri. Her ne kadar bu filmlerin modası biraz geçse de, böyle bir listeye “Rüzgâr Gibi Geçti”nin alınmaması düşünülemez. Scarlett O'Hara (Vivien Leigh) ile Rhett Butler’ın (Clark Gable) aşkı, kuşakları aşıp tarihe malolmayı başarmış aşklar arasında yer alıyor.
4) “Paris’te Son Tango” (Ultimo tango a Parigi, 1972): Bernardo Bertolucci’nin başyapıtlarından biri olan Paris’te Son Tango, karısını henüz kaybetmiş Paul (Marlon Brando) ile Jeanne (Maria Schneider) arasında seks odaklı başlayan, ancak farklı açılımları olan ilişkiyi merkeze alıyordu. Cüretkâr sevişme sahnelerinin yanı sıra, insanın beklenmediği bir anda elinden kaçıp giden aşkı yüzünden içine düştüğü boşluğu ve bunalımı, kalbine girmeye çalışan yeni yüzlerle ilişki kurmakta nasıl bocaladığını müthiş bir duyarlılıkla perdeye taşıyordu.
5) “Titanik” (Titanic, 1997): Sinema tarihinin en bol Oscar’lı filmi Titanik’in böyle bir listenin dışında kalması düşünülemez. Leonardo di Caprio’nun tüm dünyada genç kızların kalplerine taht kurmasını sağlayan film, aşkın sınıf farkı tanımazlığını akıldan çıkmayacak biçimde zihinlerimize kazırken, Caprio ve Kate Winslet’lı birbirinden romantik sahneleriyle pekçok sinemaseveri gözyaşlarına boğmuştu.
6) “Bir Gecede Oldu” (It Happened One Night, 1934): Pekçok sinema tarihçisinin, bugün sinemalarımızı en fazla işgal eden filmler olan romantik komedilerin atası olarak gördükleri, Claudette Colbert ve Clark Gable’ın başrollerinde yer aldığı bir Frank Capra filmi olan “It Happened One Night”, belki de bu listede yer aldığı için sizi en fazla şaşırtan film olabilir; ancak romantik komedilerin babası sayılan bu filmi listemizin dışında bırakmak istemedik. Film, yaşam hakkında daha fazla şey öğrenmek isteyen bir mirasyedi ve ona hocalık yapmaya gönüllü bir çapkın arasındaki aşkı konu alıyor.
7) “Aşk Filmi” (Szerelmesfilm, 1970): Szabó'nun filmografisinde politik göndermelerin en geri planda tutulduğu ve temanın en öne çıktığı film olmasına rağmen “Aşk Filmi”ni tek bir cümleye indirgemek pek kolay değil. Ama filmin, insanın aşık olma halinden yola çıkıp hafıza, imgelem ve hayal gücü üzerine bir meditasyon olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Jancsi ve Kata’nın kafa karışıklığıyla eminiz pekçok sinemasever özdeşleşmiştir.
8) “Kırmızı Değirmen” (Moulin Rouge, 2001): Müzikal türünün en renkli filmleri aşk öyküsünü konu alanlardır. Baz Luhrmann’ın müzikal türünün günümüz duyarlılığıyla yorumladığı bir müzikal olan “Kırmızı Değirmen”, Bohem bir yazarla, Moulin Rouge’da sahne alan bir afet olan Satine arasındaki aşk öyküsüyle karşımıza çıkmıştı. Luhrmann, ele aldığı öykü kadar, müthiş sinematografisiyle de bizi koltuklarımıza çivilemeyi başarmıştı.
9) “Hayalet” (Ghost, 1990): “Hayalet” listelerimizde yer alan filmler içinde ülkemizde en fazla izlenme oranına ulaşmış filmdir herhalde. Televizyonlarımızda defalarca gösterilmiş olan “Hayalet”i onlarca kez izlemiş, ama aynı şekilde etkilenmekten kendilerini alamamış kişiler eminiz sizin çevrenizde de vardır. Kocası gözleri önünde öldürülen, ama ona aşkını yitirmeyen bir kadının; kendisini öbür dünyada bile seven ve korumaya çalışan kocasının hayaletinin kendisiyle bir medyum kullanarak ilişkiye geçmesini konu alan film, aşkın fiziksel temasla sınırlı olmadığının en güzel kanıtı.
10) “Harold and Maude” (1971): Usta yönetmen Hal Ashby’nin imzasını taşıyan bu film alışılmadık bir aşk hikâyesini beyazperdeye taşıyordu. Çekildiği dönemdeki tabulara aldırmadan 20’li yaşlarındaki genç bir adamla 79 yaşındaki bir kadının sıradışı aşkını konu alan film, aşkın sınır tanımazlığını gösteren en sarsıcı biçimde gösteren örneklerden ve imkânsız aşk yoktur dedirten yapımlardan biri.
EN İYİ 10 AŞK SAHNESİ:
Beyazperdede en iyi 10 aşk sahnesini saptamaya çalışmak gerçekten çok zor ve de iddialı bir iş olurdu. Konusu aşk olsun olmasın binlerce filmi akıldan geçirmek, birbirinden etkileyici aşk sahnelerini karşılaştırmak ve arasından on tane seçmek... Bir de herkesin aşkı farklı biçimlerde yaşadığını düşününce böyle genelgeçer bir seçkinin imkânsızlığı yolunda düşüncelerimiz daha da netleşiyor. Yine de, bir fikir vermesi için İngiltere çapında gerçekleştirilen bir araştırmada, İngiliz sinemaseverlerin en etkileyici buldukları aşk sahnelerinin onunu bu dosyaya aldık:
1) “Hayalet” (Ghost, 1990) filminde (Demi Moore) ve (Patrick Swayze)’nin hem çömlek başında seviştikleri sahne.
2) “Aşk Hikâyesi”nde (Love Story, 1970) Jenny’nin (Ali McGraw) Oliver’in (Ryan O'Neal) kollarında yaşama veda ettiği sahne.
3) “Dört Nikâh, Bir Cenaze”de (Four Weddings and a Funeral, 1994) üst sınıfa mensup, utangaç Charles’la (Hugh Grant) Carrie’nin (Andie MacDowell) öpüşme sahnesi
4) “Özel Bir Kadın”da (Pretty Woman, 1990) Julia Roberts ile Richard Gere’in “Rodeo Drive” mağazasındaki alışveriş cümbüşü.
5) “Casablanca”da (1942) Ilsa ile Rick’in havaalanında vedalaştıkları sahne.
6) “Brief Encounter”da (1946) Laura’nın Rachmaninov sevdası yüzünden kocasına dönüşü.
7) “Rüzgâr Gibi Geçti”de (Gone with the Wind, 1939) Atlanta’nın düşmesinin ardından Rhett ve Scarlett’in öpüştükleri sahne.
8) “İnsanlar Yaşadıkça”da (From Here to Eternity, 1953) Milton Warden (Burt Lancaster) ile Karen Holmes’ın (Deborah Kerr) plajda sarmaş dolaş oldukları sahne.
9) “Bridget Jones’un Günlüğü”nde (Bridget Jones's Diary, 2001) Bridget Jones (Renee Zellweger) ile Mark Darcy’nin (Colin Firth) karlarda yeniden birleşmeleri.
10) “Titanic”te Jack’in (Leonardo DiCaprio) pruvada Rose’un (Kate Winslet) kollarını açıp ona nasıl uçulacağını (!) öğrettiği sahne.
EN ROMANTİK 10 ÇİFT:
1) Humphrey Bogart ve Lauren Bacall: “To Have and Have Not”ın çekimlerinde, Bogart 43, Bacall’sa 19 yaşındayken tanışan çift, bir yıl sonra, 1945’de evlendi ve Bogart’ın 1957’deki ölümüne kadar evli kaldı. Beyazpedede en iyi kimyaya sahip çiftlerden olan Bogart ve Bacall birlikte birbirinden başarılı filmlere imza attılar. Bu filmlerden ilk akla gelenler: “To Have and Have Not” (1944), “The Big Sleep” (1946), “Two Guys from Milwaukee” (1946), “Dark Passage” (1947), “Key Largo” (1948)
2) Spencer Tracy ve Katharine Hepburn: İkilinin sahne dışındaki tutkulu birlikteliğinin birlikte çevirdikleri filmlere tam anlamıyla (kavga edişlerinde bile gerçek bir tutku vardı) yansıdığı söylenebilir. Birlikte rol aldıkları ilk film olan “Woman of the Year”, En İyi Senaryo Oscar’ını aldığını da küçük bir not olarak düşelim. En çok hatırladığımız filmleri: “Woman of the Year” (1942), “Keeper of the Flame” (1942), “Without Love” (1945), “The Sea of Grass” (1947), “State of the Union” (1948)
3) Woody Allen ve Diane Keaton: Günümüzde yaşayan en zeki sinemacılardan biri olan Woody Allen, en hoş filmlerine Diane Keaton’la birlikte imza attı. Özellikle “Manhattan” ile en iyi yönetmen, en iyi senaryo, en iyi aktris ve en iyi film dallarında Oscar alan “Annie Hall”, ikilinin zihinlermize kazındığı, Woody Allen’ın en orijinal filmlerinden ikisi. İkilinin birlikte rol aldığı filmler: “Play It Again, Sam” (1972), “Sleeper” (1973), “Love and Death” (1975), “Annie Hall” (1977), “Interiors” (1978), “Manhattan” (1979), “Manhattan Murder Mystery” (1993)
4) Paul Newman ve Joanne Woodward: Broadway’de 1950 yılında aynı oyunun hazırlık aşamasında tanışan Newman ve Woodward, 1958’den bugüne sürdürdükleri evlilikleriyle Hollywood’un en sağlam evliliğini sürdüren çift olarak tarihe kazındı. Beraber çevirdikleri filmler: “The Long Hot Summer” (1958), “Rally 'Round the Flag, Boys!” (1958), “From the Terrace” (1960), “Paris Blues” (1961), “A New Kind of Love” (1963), “Winning” (1969), “King: A Filmed Record...Montgomery to Memphis” (1970), “WUSA” (1970), “The Drowning Pool” (1976), “Harry and Son” (1984), “Mr. and Mrs. Bridge” (1990)
5) Ginger Rogers ve Fred Astaire: Müziğin ve dansın iki usta ve efsanevi ismi, birlikte hafızamızda en fazla yer eden müzikallere imza attılar. Bunların en öne çıkanları:
“Flying Down to Rio” (1933), “The Gay Divorcée” (1934), “Roberta” (1935), “Top Hat” (1935), “Follow the Fleet” (1936), “Swing Time” (1936), “Shall We Dance?” (1937), “Carefree” (1938), “The Story of Vernon and Irene Castle” (1939), “The Barkleys of Broadway” (1949)
6) Elizabeth Taylor ve Richard Burton: Taylor ve Burton listemizdeki evli çiftler arasında birliktelikleri en magazinel olandı kuşkusuz. On yıldan biraz fazla süren birlikteliklerinde en iyi filmlerini birlikte gerçekleştiren ikili, evlilikleri boyunca rol aldıkları filmlerin toplam 15 Oscar adaylığı ve 10 Oscar almasını sağladı. Birlikte rol aldıkları filmler:
“Cleopatra” (1963), “The V.I.P.s” (1963), “The Sandpiper” (1965), “Who's Afraid of Virginia Woolf?” (1966), “The Comedians” (1967), “The Taming of the Shrew” (1967), “Dr. Faustus” (1968), “Boom!” (1968), “Hammersmith Is Out” (1971), “Under Milk Wood” (1973)
7) William Powell ve Myrna Loy: Hiçbir zaman evlenmemiş olsalar da, yıllarca kapalı gişe oynayan filmlerde birlikte rol almaları ve genelde evli çiftleri canlandırmalarıyla pekçok sinemaseverin zihninde evli olarak yer eden Powell ve Loy, canlandırdıkları karakterle evliliklerin esnek olabileceğini kanıtlamışlardı. Birlikte filmleri: “The Thin Man” (1934), “Evelyn Prentice” (1934), “Manhattan Melodrama” (1934), “After the Thin Man” (1936), “The Great Ziegfeld” (1936), “Libeled Lady” (1936), “Double Wedding” (1937), “Another Thin Man” (1939), “I Love You Again” (1940), “Love Crazy” (1941), “Shadow of the Thin Man” (1941), “The Thin Man Goes Home” (1944), “Song of the Thin Man” (1947)
8) Emma Thompson ve Kenneth Branagh: Tutkulu İngiliz oyuncular Emma Thompson ve Kenneth Branagh, evlilikleri boyunca çektikleri Oscar adayı “Henry V” gibi başarılı filmlerle sinema tarihine kazınmışlardı. Birlikte rol aldıkları filmler: “Henry V” (1989), “Dead Again” (1991), “Peter's Friends” (1992), “Much Ado About Nothing” (1993)
9) Julia Roberts ve Richard Gere: Birlikte yalnızca iki romantik komedide yer almış olsalar da, bu filmlerin başarısıyla bu listeye dahil olmayı hak eden Roberts ve Gere, hee nedense arlaarındaki kimyaya rağmen birlikte filmlerde rol almaktan çabuk vazgeçti. Birlikte filmleri: “Pretty Woman” (1990), “Runaway Bride” (1999)
10) Meg Ryan ve Tom Hanks: Hollywood’un hızla yeni star ortaya çıkarıp eski starlarını harcadığı günümüzde, bir aktör ve aktrisin birden fazla filmde başrolde karşımıza çıktığına pek tanık olmuyoruz. Tom Hanks ve Meg Ryan, bu trendin dışında kalan iki isim. Her ne kadar birlikte yer aldıkları son iki filmde (“ Sleepless in Seattle” ve “You've Got Mail”) filmin sonlarında bir araya gelen çiftleri canlandırsalar ve birlikte fazla sahnede gözükmeseler de, 90’lı yıllarda beyazperdeden aklımıza işlenen uyumlu çiftlerin başında Tom Hanks ve Meg Ryan geliyor. Birlikte yer aldıkları filmler: “Joe Versus the Volcano” (1990), “Sleepless in Seattle” (1993), “You've Got Mail” (1998)
EN İYİ 10 AŞK FİLMİ:
Her ne kadar sinemada ‘aşk filmi’ sınıflandırması tema bazlı olsa da, bu tür bir kategori nerdeyse bir ‘tür’ kadar kabul görüyor ve sinemaseverler tarafından kullanılıyor. Pekçok kez sizden önce bir filmi gören arkadaşınıza “film nasıl bir şey” diye sorduğunuzda “aman işte yine aşk filmi” cevabını almışsınızdır. Bu cevaptaki olumsuz vurguda, Hollywood’un, özellikle romantik komedilerle bu temanın cılkını çıkarmış olmasının da payı büyük. Sinema tarihine dönüp baktığımızda hem günümüzden hem klasiklerden, hem Hollywood’dan hem de Avrupa’dan bu temada yapılmış sayısız film saymak mümkün. Biz aklımıza ilk gelen on tanesini hatırlatalım istedik:
1) “Aşk Üzerine Küçük Bir Film” (Krótki film o milosci, 1988): Krystof Kieslowski’nin ‘On Emir’den yola çıkarak çektiği Dekalog’ların altıncısını yeniden kurgulayarak oluşturduğu “Aşk Üzerine Küçük Bir Film,” saplantı haline gelmiş takıntılı bir aşkı konu alıyor. Pekçok aşkın bir tür ‘gerçekleşmeme’ duygusunun üzerine inşa edildiğini; ilişkilerin yaşanan ve söylenen şeyler kadar, kaçırılan fırsatlar, dilimizin ucuna kadar gelip de söyleyemediğimiz şeyler ve pişmanlıklarla bezendiğini düşününce, sinema tarihinin en iyi on yönetmeninden biri olan Kieslowski’nin aşkın doğasına dair gözlem yeteneğine şapka çıkarmak gerekiyor.
2) “Aşk Zamanı” (In the Mood for Love, 2000): Geçtiğimiz yıl sinemalarımıza konuk ettiğimiz, son dönemde Uzakdoğu’dan çıkmış en iyi yönetmenlerden olan Wong Kar-Wai imzalı “Aşk Zamanı” bir tür imkânsız aşk öyküsü. İnsan hayatının gerçekleşenler kadar çeşitli nedenlerle gerçekleşemeyen aşklarla dolu olduğu, gerek kendi deneyimlerimizle, gerek çevremizdekilerin yaşadıklarıyla gayet iyi biliyoruz.
3) “Rüzgâr Gibi Geçti” (Gone with the Wind, 1939): Herhalde “Rüzgâr Gibi Geçti”, ‘tearjerker’ diye anılan, özellikle bizden büyüklerin ellerinde mendillerle izledikleri filmlerin en bilinenlerinden biri. Her ne kadar bu filmlerin modası biraz geçse de, böyle bir listeye “Rüzgâr Gibi Geçti”nin alınmaması düşünülemez. Scarlett O'Hara (Vivien Leigh) ile Rhett Butler’ın (Clark Gable) aşkı, kuşakları aşıp tarihe malolmayı başarmış aşklar arasında yer alıyor.
4) “Paris’te Son Tango” (Ultimo tango a Parigi, 1972): Bernardo Bertolucci’nin başyapıtlarından biri olan Paris’te Son Tango, karısını henüz kaybetmiş Paul (Marlon Brando) ile Jeanne (Maria Schneider) arasında seks odaklı başlayan, ancak farklı açılımları olan ilişkiyi merkeze alıyordu. Cüretkâr sevişme sahnelerinin yanı sıra, insanın beklenmediği bir anda elinden kaçıp giden aşkı yüzünden içine düştüğü boşluğu ve bunalımı, kalbine girmeye çalışan yeni yüzlerle ilişki kurmakta nasıl bocaladığını müthiş bir duyarlılıkla perdeye taşıyordu.
5) “Titanik” (Titanic, 1997): Sinema tarihinin en bol Oscar’lı filmi Titanik’in böyle bir listenin dışında kalması düşünülemez. Leonardo di Caprio’nun tüm dünyada genç kızların kalplerine taht kurmasını sağlayan film, aşkın sınıf farkı tanımazlığını akıldan çıkmayacak biçimde zihinlerimize kazırken, Caprio ve Kate Winslet’lı birbirinden romantik sahneleriyle pekçok sinemaseveri gözyaşlarına boğmuştu.
6) “Bir Gecede Oldu” (It Happened One Night, 1934): Pekçok sinema tarihçisinin, bugün sinemalarımızı en fazla işgal eden filmler olan romantik komedilerin atası olarak gördükleri, Claudette Colbert ve Clark Gable’ın başrollerinde yer aldığı bir Frank Capra filmi olan “It Happened One Night”, belki de bu listede yer aldığı için sizi en fazla şaşırtan film olabilir; ancak romantik komedilerin babası sayılan bu filmi listemizin dışında bırakmak istemedik. Film, yaşam hakkında daha fazla şey öğrenmek isteyen bir mirasyedi ve ona hocalık yapmaya gönüllü bir çapkın arasındaki aşkı konu alıyor.
7) “Aşk Filmi” (Szerelmesfilm, 1970): Szabó'nun filmografisinde politik göndermelerin en geri planda tutulduğu ve temanın en öne çıktığı film olmasına rağmen “Aşk Filmi”ni tek bir cümleye indirgemek pek kolay değil. Ama filmin, insanın aşık olma halinden yola çıkıp hafıza, imgelem ve hayal gücü üzerine bir meditasyon olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Jancsi ve Kata’nın kafa karışıklığıyla eminiz pekçok sinemasever özdeşleşmiştir.
8) “Kırmızı Değirmen” (Moulin Rouge, 2001): Müzikal türünün en renkli filmleri aşk öyküsünü konu alanlardır. Baz Luhrmann’ın müzikal türünün günümüz duyarlılığıyla yorumladığı bir müzikal olan “Kırmızı Değirmen”, Bohem bir yazarla, Moulin Rouge’da sahne alan bir afet olan Satine arasındaki aşk öyküsüyle karşımıza çıkmıştı. Luhrmann, ele aldığı öykü kadar, müthiş sinematografisiyle de bizi koltuklarımıza çivilemeyi başarmıştı.
9) “Hayalet” (Ghost, 1990): “Hayalet” listelerimizde yer alan filmler içinde ülkemizde en fazla izlenme oranına ulaşmış filmdir herhalde. Televizyonlarımızda defalarca gösterilmiş olan “Hayalet”i onlarca kez izlemiş, ama aynı şekilde etkilenmekten kendilerini alamamış kişiler eminiz sizin çevrenizde de vardır. Kocası gözleri önünde öldürülen, ama ona aşkını yitirmeyen bir kadının; kendisini öbür dünyada bile seven ve korumaya çalışan kocasının hayaletinin kendisiyle bir medyum kullanarak ilişkiye geçmesini konu alan film, aşkın fiziksel temasla sınırlı olmadığının en güzel kanıtı.
10) “Harold and Maude” (1971): Usta yönetmen Hal Ashby’nin imzasını taşıyan bu film alışılmadık bir aşk hikâyesini beyazperdeye taşıyordu. Çekildiği dönemdeki tabulara aldırmadan 20’li yaşlarındaki genç bir adamla 79 yaşındaki bir kadının sıradışı aşkını konu alan film, aşkın sınır tanımazlığını gösteren en sarsıcı biçimde gösteren örneklerden ve imkânsız aşk yoktur dedirten yapımlardan biri.
EN İYİ 10 AŞK SAHNESİ:
Beyazperdede en iyi 10 aşk sahnesini saptamaya çalışmak gerçekten çok zor ve de iddialı bir iş olurdu. Konusu aşk olsun olmasın binlerce filmi akıldan geçirmek, birbirinden etkileyici aşk sahnelerini karşılaştırmak ve arasından on tane seçmek... Bir de herkesin aşkı farklı biçimlerde yaşadığını düşününce böyle genelgeçer bir seçkinin imkânsızlığı yolunda düşüncelerimiz daha da netleşiyor. Yine de, bir fikir vermesi için İngiltere çapında gerçekleştirilen bir araştırmada, İngiliz sinemaseverlerin en etkileyici buldukları aşk sahnelerinin onunu bu dosyaya aldık:
1) “Hayalet” (Ghost, 1990) filminde (Demi Moore) ve (Patrick Swayze)’nin hem çömlek başında seviştikleri sahne.
2) “Aşk Hikâyesi”nde (Love Story, 1970) Jenny’nin (Ali McGraw) Oliver’in (Ryan O'Neal) kollarında yaşama veda ettiği sahne.
3) “Dört Nikâh, Bir Cenaze”de (Four Weddings and a Funeral, 1994) üst sınıfa mensup, utangaç Charles’la (Hugh Grant) Carrie’nin (Andie MacDowell) öpüşme sahnesi
4) “Özel Bir Kadın”da (Pretty Woman, 1990) Julia Roberts ile Richard Gere’in “Rodeo Drive” mağazasındaki alışveriş cümbüşü.
5) “Casablanca”da (1942) Ilsa ile Rick’in havaalanında vedalaştıkları sahne.
6) “Brief Encounter”da (1946) Laura’nın Rachmaninov sevdası yüzünden kocasına dönüşü.
7) “Rüzgâr Gibi Geçti”de (Gone with the Wind, 1939) Atlanta’nın düşmesinin ardından Rhett ve Scarlett’in öpüştükleri sahne.
8) “İnsanlar Yaşadıkça”da (From Here to Eternity, 1953) Milton Warden (Burt Lancaster) ile Karen Holmes’ın (Deborah Kerr) plajda sarmaş dolaş oldukları sahne.
9) “Bridget Jones’un Günlüğü”nde (Bridget Jones's Diary, 2001) Bridget Jones (Renee Zellweger) ile Mark Darcy’nin (Colin Firth) karlarda yeniden birleşmeleri.
10) “Titanic”te Jack’in (Leonardo DiCaprio) pruvada Rose’un (Kate Winslet) kollarını açıp ona nasıl uçulacağını (!) öğrettiği sahne.
Henüz kimse yorum yapmamış.
- Alis Harikalar Diyarı’nın KARAKTERLERİNİ tanıyalım
- Alis Harikalar Diyarı hakkında ‘Eğlenceli Bilgiler’
- RAKAMLARLA TÜRK SİNEMASI 2009
- “Yukarı Bak” (Up) Filmi Hakkında Eğlenceli Bilgiler
- Altın Portakal'da büyük yarış!
- Tarantino yeni filmi “Soysuzlar Çetesi”ni anlattı
- 16. Altın Koza Film Festivali
- Efsane uzay gemisi sonunda geri döndü!
- Deli Deli Olma: Tarık Akan ve Şerif Sezer'le yeniden!
- Kıymık: Korkacaksınız!
- Sırlar perdesi aralanıyor...
- Sahtekarlar
- Güneşi Gördüm!
- Gözetleyicileri kim gözetleyecek?
- Zamansız, Mekansız ve "GÖLGESİZLER"



Kurtların Kardeşliği (15 Mart 2010 22:30 Star)
Samuel Le Bihan, Vincent Cassel, Émilie Dequenne, Monica Bellucci ve Jérémie Renier'ın rol aldığı "Kurtların Kardeşliği" adlı film bu akşam 22:30'da Star ekranlarında.
Samuel Le Bihan, Vincent Cassel, Émilie Dequenne, Monica Bellucci ve Jérémie Renier'ın rol aldığı "Kurtların Kardeşliği" adlı film bu akşam 22:30'da Star ekranlarında.








Seanslar
Fragman
