"Takva"
Bir adamın Allah korkusu…
Bir adamın Allah korkusu…

Sinema.com 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
Önce Toronto'da, hemen ardından Altın Portakal ve Altın Kaz film festivallerinde ödüller alarak büyük ilgi toplayan "Takva" nihayet vizyona giriyor. Dünyasını inanç üzerine kurmuş olan, ancak mensubu olduğu tarikatın maddi işleriyle ilgilenmeye başlamasıyla, kurduğu korunaklı dünya allak bulan olan bir adamın geçirdiği dönüşümü perdeye taşıyan film, özellikle başroldeki Erkan Can'ın içimizdeki yeri uzun süre silinmeyecek performansıyla dikkat çekiyor.
Bu yılın en çık konuşulmaya aday filmlerinden olan "Takva"; 'En İyi 2. Film', 'En İyi Senaryo' ve 'En İyi Erkek Oyuncu' dahil 9 ödül aldığı 43. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nden sonra büyük ses getirmiş ve merak uyandırmıştı. Toronto Film Festivali'nde jüri özel ödülü ve Gezici Film Festivali kapsamında bu yıl Kars'ta ilk kez düzenlenen 1. Altın Kaz Film Yarışması'nda da 'En İyi Film' ödülü alan "Takva", Türkiye'de sanat eserlerine konu olması konusunda her zaman sıkıntılar olan, islami yaşam tarzını, başarılı bir şekilde perdeye taşıyor. Taraflı olma baskısı hissetmeden, bir şeyler öğretmeye çalışmadan, bizi bir tarikatın dünyasına sokan film, Erkan Can'ın canlandırdığı Muharrem karakterinin tamamen inanç ekseninde ördüğü hayatının, maddiyat fikriyle sarsılmasını ve kurduğu güvenli dünyanın dağılmasını konu alıyor.
Maddiyatla manveiyat arasında ezilen bir ruh
Filmde Muharrem, 1863 Balkan savaşında İstanbul'a göçmüş Arnavut bir ailenin son ferdi. İstanbul'un en eski semtlerinden biri olan Süleymaniye'de babasından kalma küçük ahşap evde tek başına yaşama tutunmaya çalışıyor. Babasının arkadaşının eski handaki çuvalçı dükkanında 11 yaşından beri aynı işi yaparak 45 yaşına kadar gelmiş. Ailesi ve mahallesinden aldığı eski İstanbul-İslam ahlâkı Muharrem'i içine kapalı, ailesine bağlı, cinsel istekleri kötü bir ahlak sapması olarak görüp; onları sürekli bastırarak değişen bu dünyada başını beladan, günahtan ve kötü olan her şeyden uzak tuttuğunu sanan biri haline getirmiş. Annesi ve babası öldükten sonra küçük olan dünyası iyice küçülmüş, neredeyse tek başına kalmış biri Muharrem. Ailesinden kalan küçük eve bile bakamamakta, onlardan kalan ve artık iyice eskimiş eşyaları bile yenileyemediğinden onları kullanmaya devam etmektedir. İşyerinde ise hiç zeka istemeyen çalışma koşullarını 34 yıldır değişmeden ve yeni bir gelecek kaygısı olmadan sürdürebilmesini, haftada bir gittiği islami bir tarikatın öğretisinde bulunan mütevazilik, haddini bilmek ve tevekküle uymak gibi mistik öğretiyle örtmüş ve böylece mutlu olmayı başarabilmiştir. Cinsel yaşamındaki başarısızlığını ise 'uçkuruna sahip olmak' olarak görmeyi tercih etmektedir. Annesine olan aşırı sevgisi, annesinin ölümüne rağmen değişmemiş, ev içi yaşamını hâlâ annesinden gördüğü gibi sürdürmüştür. Yaşamındaki tüm sorunları neredeyse kendisine unutturan İslam-tarikat öğretisine sımsıkı sarılmış ve bu öğretiden uzaklaşmamak adına kendi zihninde olağanüstü bir Tanrı korkusu-sevgisi oluşturmuş ve bu korku-sevginin sınırını aşmamaya özen göstermiştir.
Kendine ördüğü bu örtü, gittiği İslami tarikatın da dikkatini çeker, Tanrı korkusu-sevgisinden (takva) oluşan bu örtüden onlar da yararlanmak isterler. Büyük bir güven ve dünya malına özenmeme duygusuna ihtiyaç olan bir sorumluluğu yerine getirebileceği düşünülerek Muharrem'den tarikatın idari işlerinin bir bölümünü idare etmesi istenir. Bu sayede Muharrem birden dışa kapalı bir yapıya sahip olan tarikatın dışardan görünen yüzü olur, tarikata duyulan mistik saygının ve bunun sonuncunda doğan maddi gücün görünürdeki temsilcisi haline dönüşür. Artık Muharrem tarikata ait taşınmaz mülkün tamiri, bakımı, onarımı ve tabii ki gelirlerini takip eden biri olarak küçük çuvalçı dükkanından, o çok kaçındığı kocaman dünyanın günlük insan ilişkilerinin içine düşmüştür. Artık hayatında yanlızca yüzyıllık ahşap mahallesi yoktur; koca İstanbul şehrinin betonlaşmış yeni yüzü ve insan ilişkileri de vardır. Artık eskisi gibi değildir Muharrem'in hayatı. O sakin ve zaten her bir sonraki gün aynı geçecek hayatı şimdi koşturmacayla ve hiç alışık olmadığı yeni sürpirizlerle doludur. Sürekli bastırmaya çalıştığı cinsel hayatı kendisine aşırı güven duyan şeyhinin evlenmesini önermesiyle tetiklenmiş, kendine söylenen her şeyi yerine getirme alışkanlığını ise artık yanında başka kişiler çalıştırıp onlara buyruk vermeye dönüştürmüştür. Bu hızlı dönüşüm, Muharrem'in içindeki Tanrı sevgisi ve korkusu arasındaki dengeyi altüst eder. Tanrı sevgisi azalıp günahlar başlayınca Tanrı korkusu Muharrem'in ruhunu kemirmeye ve sonunda da yok etmeye kadar varacaktır.
Film, hikâyesinden de anlaşıldığı üzere, tek bir karaktere odaklanıyor. Dolayısıyla da Muahrrem'i canlandıran Erkan Can'a büyük iş düşüyor. "Takva"nın şimdiye dek gösterildiği yerlerde aldığı övgülerde, Erkan Can'ın filmdeki olağanüstü etkisinin altını özellikle çizmek gerekiyor. Muharrem karakterini canlandırırken, özellikle detaylardaki özeni ve karakterini dönüşümünü inandırıcı bir şekilde perdeye taşımadaki ustalığıyla izleyiciyi, adeta bu karakterin ruhuna sokuyor Erkan Can ve sinemaya uzun süre unutulmayacak, üzerine uzun uzun konuşulması gereken bir karakter armağan ediyor.
Sinemamızda pek de görmeye alışık olmadığımız tarikatların dünyasını içeriden bir bakışla perdeye taşıyan, turistik olma tuzağına düşmeyen, yılın olay filmi "Takva"yı mutlaka izleyin.

Maddiyatla manveiyat arasında ezilen bir ruh
Filmde Muharrem, 1863 Balkan savaşında İstanbul'a göçmüş Arnavut bir ailenin son ferdi. İstanbul'un en eski semtlerinden biri olan Süleymaniye'de babasından kalma küçük ahşap evde tek başına yaşama tutunmaya çalışıyor. Babasının arkadaşının eski handaki çuvalçı dükkanında 11 yaşından beri aynı işi yaparak 45 yaşına kadar gelmiş. Ailesi ve mahallesinden aldığı eski İstanbul-İslam ahlâkı Muharrem'i içine kapalı, ailesine bağlı, cinsel istekleri kötü bir ahlak sapması olarak görüp; onları sürekli bastırarak değişen bu dünyada başını beladan, günahtan ve kötü olan her şeyden uzak tuttuğunu sanan biri haline getirmiş. Annesi ve babası öldükten sonra küçük olan dünyası iyice küçülmüş, neredeyse tek başına kalmış biri Muharrem. Ailesinden kalan küçük eve bile bakamamakta, onlardan kalan ve artık iyice eskimiş eşyaları bile yenileyemediğinden onları kullanmaya devam etmektedir. İşyerinde ise hiç zeka istemeyen çalışma koşullarını 34 yıldır değişmeden ve yeni bir gelecek kaygısı olmadan sürdürebilmesini, haftada bir gittiği islami bir tarikatın öğretisinde bulunan mütevazilik, haddini bilmek ve tevekküle uymak gibi mistik öğretiyle örtmüş ve böylece mutlu olmayı başarabilmiştir. Cinsel yaşamındaki başarısızlığını ise 'uçkuruna sahip olmak' olarak görmeyi tercih etmektedir. Annesine olan aşırı sevgisi, annesinin ölümüne rağmen değişmemiş, ev içi yaşamını hâlâ annesinden gördüğü gibi sürdürmüştür. Yaşamındaki tüm sorunları neredeyse kendisine unutturan İslam-tarikat öğretisine sımsıkı sarılmış ve bu öğretiden uzaklaşmamak adına kendi zihninde olağanüstü bir Tanrı korkusu-sevgisi oluşturmuş ve bu korku-sevginin sınırını aşmamaya özen göstermiştir.
Kendine ördüğü bu örtü, gittiği İslami tarikatın da dikkatini çeker, Tanrı korkusu-sevgisinden (takva) oluşan bu örtüden onlar da yararlanmak isterler. Büyük bir güven ve dünya malına özenmeme duygusuna ihtiyaç olan bir sorumluluğu yerine getirebileceği düşünülerek Muharrem'den tarikatın idari işlerinin bir bölümünü idare etmesi istenir. Bu sayede Muharrem birden dışa kapalı bir yapıya sahip olan tarikatın dışardan görünen yüzü olur, tarikata duyulan mistik saygının ve bunun sonuncunda doğan maddi gücün görünürdeki temsilcisi haline dönüşür. Artık Muharrem tarikata ait taşınmaz mülkün tamiri, bakımı, onarımı ve tabii ki gelirlerini takip eden biri olarak küçük çuvalçı dükkanından, o çok kaçındığı kocaman dünyanın günlük insan ilişkilerinin içine düşmüştür. Artık hayatında yanlızca yüzyıllık ahşap mahallesi yoktur; koca İstanbul şehrinin betonlaşmış yeni yüzü ve insan ilişkileri de vardır. Artık eskisi gibi değildir Muharrem'in hayatı. O sakin ve zaten her bir sonraki gün aynı geçecek hayatı şimdi koşturmacayla ve hiç alışık olmadığı yeni sürpirizlerle doludur. Sürekli bastırmaya çalıştığı cinsel hayatı kendisine aşırı güven duyan şeyhinin evlenmesini önermesiyle tetiklenmiş, kendine söylenen her şeyi yerine getirme alışkanlığını ise artık yanında başka kişiler çalıştırıp onlara buyruk vermeye dönüştürmüştür. Bu hızlı dönüşüm, Muharrem'in içindeki Tanrı sevgisi ve korkusu arasındaki dengeyi altüst eder. Tanrı sevgisi azalıp günahlar başlayınca Tanrı korkusu Muharrem'in ruhunu kemirmeye ve sonunda da yok etmeye kadar varacaktır.
Film, hikâyesinden de anlaşıldığı üzere, tek bir karaktere odaklanıyor. Dolayısıyla da Muahrrem'i canlandıran Erkan Can'a büyük iş düşüyor. "Takva"nın şimdiye dek gösterildiği yerlerde aldığı övgülerde, Erkan Can'ın filmdeki olağanüstü etkisinin altını özellikle çizmek gerekiyor. Muharrem karakterini canlandırırken, özellikle detaylardaki özeni ve karakterini dönüşümünü inandırıcı bir şekilde perdeye taşımadaki ustalığıyla izleyiciyi, adeta bu karakterin ruhuna sokuyor Erkan Can ve sinemaya uzun süre unutulmayacak, üzerine uzun uzun konuşulması gereken bir karakter armağan ediyor.
Sinemamızda pek de görmeye alışık olmadığımız tarikatların dünyasını içeriden bir bakışla perdeye taşıyan, turistik olma tuzağına düşmeyen, yılın olay filmi "Takva"yı mutlaka izleyin.

Henüz kimse yorum yapmamış.
- Oyum "komediye!"
- Geçmişten günümüze ‘Kara Şövalye’
- Dünyanın Merkezine Yolculuk başladı!
- Narnia Günlükleri: Prens Caspian'ın Öyküsü
- James Bond Tarihi
- “Wanted” oyuncuları yakın planda!
- Sinemanın en "şık" film karakterleri
- Kevin Spacey güzellemesi!
- Sex and the City'nin güzel, akıllı ve cesur kızları
- Macera Adası: Kendi hikayenizin kahramanı olun...
- İstanbul için Festival Vakti!
- Savaş çığırtkanlarının duymak istemeyeceği bir öykü
- Juno sonunda vizyonda!
- Festivalde bugün!
- 19. Ankara Uluslararası Film Festivali’nde 19 Mart Çarşamba



Herbie: Tam Gaz (6 Ekim 2008 20:00 Star)
Lindsay Lohan, Michael Keaton, Matt Dillon ve Breckin Meyer'ın oynadığı "Herbie: Tam Gaz"adlı komedi filmi bu akşam 20:00'da Star ekranlarında...
Lindsay Lohan, Michael Keaton, Matt Dillon ve Breckin Meyer'ın oynadığı "Herbie: Tam Gaz"adlı komedi filmi bu akşam 20:00'da Star ekranlarında...

Recep İvedik
Tanıtacam ayağına 20 milyonu indiregandi yapacan değil mi, çakal ?
Tanıtacam ayağına 20 milyonu indiregandi yapacan değil mi, çakal ?






Seanslar
Fragman
