"Sessiz Tepe"
Lanetli kasabada dehşet...
Sinema.com 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
Ünlü bilgisayar oyunundan uyarlanan "Sessiz Tepe" ("Silent Hill"), yarattığı atmosferle öne çıkan ve büyük ölçüde uyarlandığı oyuna sadık kalan bir film. Yönetmen Christophe Gans, film için "Bu klasik bir Alacakaranlık Hikayesi," dese de "Sessiz Tepe", gerilim meraklılarına bundan daha çok şey sunuyor.
"Sessiz Tepe", Konami imzali, ünlü bilgisayar oyununu beyazperdeye taşıyan bir film. Her ne kadar film, oyunun karakterlerinde önemli değişiklikler yapsa da, atmosferinden kamera hareketlerine kadar oyuna büyük ölçüde sadık kalıyor. Bu nedenle, 'Silent Hill' oyununun fanatikleri filmi çok beğendi; ama bütünlüklü bir senaryonun, iyi yazılmış diyalogların ve hakkıyla yaratılmış karakterlerin peşinde olan sinemaseverler ve eleştirmenler filmden o kadar da etkilenmedi. "Sessiz Tepe"nin Konami'nin bilgisayar oyunundan en büyük farkı, oyundaki erkek kahramanları kadın karakterlerle değiştirmiş olması. Erkek merkezli bir oyundan yapılmış kadın merkezli bir film olması, "Sessiz Tepe"yi yeterince ilginç kılıyor. Nitekim cadı avcılığından aile kurumundaki aksamalara kadar pek çok konuya değinen film, tematik düzeyde anne-kız ilişkilerine, dinde kadının yerine, kadın dayanışması ve kadın rekabetine yer vererek, oyunda yaptığı bu değişikliğin boşuna olmadığını gösteriyor. Peki "Sessiz Tepe" ne anlatıyor bize? İsterseniz gelin, önce filmin konusuna kısaca göz atalım: Film, rüya mı gerçek mi olduğunu anlayamadığımız bir sahneyle başlıyor. Bir süre sona da izlediğimizin, filmdeki gizemin merkezinde yer alacak küçük Sharon'ın uykusundayken gezdiği bir sahne olduğunu ve gerçek dünyada geçse de onun kâbuslarından izler taşıdığını anlıyoruz. Gördüğü kâbuslar nedeniyle bir türlü huzura kavuşamayan Sharon'ı psikiyatristlerin eline teslim etmek istemeyen Rose, onun uyurgezerlik seanslarında sürekli adını sayıkladığı Silent Hill kasabasına doğru yola çıkmaya karar veriyor. Bunun iyi bir fikir olduğuna inanmayan kocası Christopher'dan gizlice, Silent Hill'e doğru yola çıkan Rose, yolda karşılarına hayaletimsi bir küçük kızın çıkmasıyla arabasının kontrolünü kaybediyor ve küçük bir kaza yapıyor. Yeniden kendine geldiğinde Sharon arabada olmadığını görüyor; ama Rose da Silent Hill kasabasının girişinde. Çaresiz bir biçimde, terkedilmiş gibi gözüken bu kasabaya giren Rose, bir süre sonra sadece kızını değil, pek çok tutsak ruhu kurtaracağı bir görevde olduğunu keşfediyor. Söylemeye gerek yok: Rose'un Silent Hill kasabasındaki yolculuğu sırasında, gerilim bir an olsun azalmadığı gibi, izleyici de filmin atmosferinin içinde kaybolup gidiyor. Filmin belki de en büyük başarısı, sizi bir bilgisayar oyunu oynuyormuşçasına içine çekiyor olması. Tabii ki senaryosunda, özellikle de diyaloglarında özensizlikler var; ancak filmin Roger Avary'nin kaleminden çıktğını düşününce, bu özensizliğin bilinçli olarak, bilgisayar oyunu hissi uyandırmak için yaratıldığını düşünmek mümkün. Filmi yapanlar ne diyor? Yönetmen Christophe Gans, film için "Bu klasik bir Alacakaranlık Hikayesi," diyor. Filmin yapımcısı Samuel Hadida ise şunları söylüyor: "Silent Hill normalde perdede görmeye alışık olduğumuz tarzda korkuların çok daha ötesinde. Bilgisayar oyunu inanılmaz popüler olduğundan ağır bir yükün altına girdik. Christophe'la ilk olarak 1982 yılında Cannes'da tanışmıştım. Yıllar içinde birlikte çalışırken onunla hep bu filmi yapmak üzerine konuştuk." Gans ve Hadida filmi nasıl yapacaklarına dair kafa patlatsalar da, oyunun uyarlama haklarını satın almak için oyunun yapımcısı Konami'yi ikna etmek hiç de kolay olmamış. Fakat oyunun yapımcıları, Gans'ın oyunun karanlık atmosferini başarıyla perdeye taşıyabileceğine inanmış. Yapımcı Hadida yönetemene duydukları güveni şu sözlerle ifade ediyor: "Christophe tam bir sinefildir. Bu yüzden korku, gerilim ve macera türlerini çok iyi harmanlayabileceğini biliyorduk." Filmin haklarını almak için büyük Hollywood stüdyolarıyla çekişen ikili, oyunun sahiplerini etkilemek için farklı bir şey yapmaya karar vermişler ve Gans'ın filmi nasıl çekeceğini anlattığı 30 dakikalık videosu yapımcıları etkilemeyi başarmış. Oyuncular nasıl seçilmiş? Gans için oyuncu seçimi ise son derece kolay olmuş: "Farklı karakterleri rahatlıkla canlandırabilecek oyuncularla çalışmak istedim. Filmde rol alan bütün oyuncular bağımsız sinemadan gelen yetenekli isimler," diyor yönetmen.ve ekliyor: "Radha Mitchell benim için Grace Kelly ve Mia Farrow arasında bir oyuncu. O, Rose için düşündüğüm ilk oyuncuydu. Benim Rose'um oldu." Rose rolünde karşımıza çıkan Radha Mitchell ise şunları söylüyor: "Senaryoyu ilk okumaya başladığımda çok korktum ve sadece on sayfa okuyabildim. Tekrar okumaya ertesi gün öğlen başladım. Evin bütün perdelerini açtım ve senaryoyu ancak öyle bitirebildim." Filmin kilit karakteri olan Sharon ise 10 yaşındaki Jodelle Ferland tarafından canlandırılıyor. "Onu ilk kez 'Kingdom Hospital'da gördüm ve tam bu rol için yaratılmış olduğunu anladım. Terry Gilliam'ın 'Tideland'Ini izledikten sonra ise kararımı vermiştim," diyor yönetmen Gans. Küçük yıldız Jodelle Ferland ise şunları söylüyor: "Christophe çok nazik biri. Üç farklı karakteri canlandırmam zor olmadı. Ama karanlık Alessa'yı canlandırırken çok ağır makyaj kullanmak zorunda kaldım." Rose'un kocası Christopher karakterini ise, usta oyuncu Sean Bean canlandırıyor. "Sean'ın rolü çok zordu. Sadece karısı ve kızına duyduğu sevgiden dolayı başka boyutlara geçip iblisle savaşan biri," diyor yönetmen Gans. Sean Bean ise rolüyle ilgili şunları söylüyor: "Canlandırdığım karakter ailesini bulabilmek için her şeyi yapabilir. Christophe o kadar gerçekçi bir dünya oluşturdu ki kendimi Rose'un kocasının yerine koymam hiç de zor olmadı." Yönetmen kasabanın dış görünüşü için ise, kasabayı tamamen inşa etmenin daha gerçekçi bir atmosfer sunacağını düşünmüş. Yapımcılar bir Kanada kasabasını neredeyse baştan inşa ederek Silent Hill kasabasına dönüştürmüşler. "Bu biraz demode bir yöntem olabilir ama oyuna sadık kalabilmemiz için aynı atmosferi yakalamalıydık. Ve bütün gerçekçiliği özel efektlerle yakalamanız çok zor," diyor Gans. Başrol oyuncusu Radha Mitchell'ın sözleri kurulan setin etkileyiciğini oldukça net bir biçimde ifade ediyor: "Oyunu çok iyi oynamayabilirim ama bu muhteşem sette üç ay geçirdikten sonra kendimi oyunun içindeymiş gibi hissediyorum."
Toplam 2 yorum yapılmış. Yorumları görmek için tıklayın.

TV'de bugün
Philadelphia (01 Aralık 2008 Cnbc-e, 22:00)

Tom Hanks’e En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar ödülü getiren "Philadelphia", bir dönemin AIDS hastalığına hukuki ve toplumsal bakışını gözler önüne seriyor. Bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de yayınlanacak olan "Philadelphia" yı kaçırmayın!

Replik
Eğer evet dersen, ciddiyim. Eğer hayır dersen, şaka yapıyorum.
Benjamin Hobart
« »
Copyright © 1998-2008 Sinema.com