"Miami Vice"
Efsane dizi beyazperdede...
Efsane dizi beyazperdede...

Sinema.com 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
Suçluları ve suç dünyasını anlattığı filmleriyle tanıdığımız Michael Mann, yaratıcıları arasında yer aldığı 80'lerin efsanevi dizisi "Miami Vice"ta yine tüm hünerini konuşturuyor. Dizinin dünyasını günümüz koşullarına göre yeniden yorumlayan Mann, bambaşka bir Miami portresiyle karşımıza çıkıyor.
"Manhunter", "Heat", "The Insider" ve "Collateral" gibi unutulmaz filmlere imza atan Michael Mann'ın adı, son 30 yıldır aktörlerini ve izleyicisini en çok zorlayan yönetmenler arasında ilk sıralarda yer alıyor. İmzasını attığı yapıtlarında kendine has anlatım tarzından ödün vermeyen Mann, sinemada, özellikle de nitelikli ticari sinemanın saygınlığını artırma açısından kalıcı bir etki yaptı. Suçlular ile canları pahasına onlardan bir adım önde gitmeye çalışan kanun görevlileri arasındaki karmaşık dinamikleri irdelemeyi çok seven yönetmen, 80'li yıllarda yapımcı olarak imzasını attığı ve kendisini üne kavuşturan unutulmaz televizyon dizisi "Miami Vice"ın beyazperde versiyonunda, bu temayı işleyen filmlerin en iyilerinden birine imza atıyor.
Dünya televizyonlarında 80'li yılların ortasında yayınlanan "Miami Vice" dizisinin Anthony Yerkovich tarafından yazılan pilot senaryosu, televizyon dünyasında büyük olay yaratmıştı. Pilot bölümden sonraki her bölümüyle televizyon tarihinin en yaratıcı ve sarsıcı dizilerinden birisi oldu.
Michael Mann şimdi dizinin beyazperde versiyonuyla, üçüncü dünya ülkelerinden gelen uyuşturucu trafiğinin milyar dolarlık şirketlerle kesiştiği Miami'ye geri dönüyor. "Miami Vice", her şeyden önce, günümüzde globalize olmuş suç örgütlerinin yeni millenyumun başındaki konumunu masaya yatıran bir film. Mann, "Yeni Casablanca" olarak tanımladığı Miami kentinin portresini, bu kez televizyonun getirdiği sınırlamalar olmadan çiziyor.
Mann filmde uyuşturucu trafiğinin derinliklerine girdikten sonra neyin doğru neyin yanlış olduğunu unutmaya başlayan iki dedektifin öyküsünü anlatıyor. Kendisini, böyle bir öykü anlatmaya iten sebeplerden birisinin de yeraltındaki gizli örgütlere ilgisi olduğunu kaydeden Michael Mann, bu konudaki yorumunu şu sözlerle dile getiriyor: "Böyle işler yapmanın ayrı bir lezzeti vardır. İnsanları gizli işler yapmaya yönlendiren etkenin ne olduğunu çok düşündüm. Yapay kimliğinizi kuşanırsınız, o kimliği yaşamaya ve hissetmeye başlarsınız. Karşınızdakini kandırıp yapay kimliğinizi 'sattığınız' an en keyifli andır. İnsanlar bu keyfi, bu lezzeti yaşamak için gizli polis veya dedektif olurlar."
"Tehlikeli yerlerde kötü şeyler olur"...
Michael Mann, "Miami Vice" projesine yıllar sonra geri dönüşünün iki sebebi olduğunu söylüyor: Projenin cazibesi ve zamanlama... Ünlü yönetmen bunca yıl aradan sonra bu projeye neden ilgi duyduğunu şöyle açıklıyor: "Gizli kapaklı işleri anlatan bir film yapmanın cazibesiydi. İlgi duyduğum yanı bu oldu. Geçmişi hatırlıyorum da, orijinal 'Miami Vice'ın pilot bölümü için Tony Yerkovich'in yazdığı senaryoyu ilk okuduğumda, içgüdülerim o senaryodan uzun metrajlı bir film yapılması gerektiğini söylemişti. Ancak yayın haklarının TV dizisi yapılması için NBC'ye verilmesi yüzünden yapamamıştım."
Uzun metrajlı "Miami Vice" projesine başlarken "tehlikeli yerlerde kötü şeyler olur" sözünün üzerindeki perdeyi kaldırmak istediğini belirten Michael Mann, "Çekeceğimiz filmin 'R' kategorisinde bir film olması nedeniyle televizyonda anlatamayacağımız birçok şeyi keşfedebilecektik. Zamanında o diziyi yaparken TV dizisi olmasından kaynaklanan bir takım sınırlamalar sözkonusuydu. Burada ise Crockett ve Isabella'nın; Tubbs ve Trudy'nin bedensel hayatlarının tümü var" diyor.
Michael Mann için en büyük önem taşıyan konu, bu ajanların öykülerinin ana çizgisini anlatma arzusu olmuş. "Suç örgütlerinin içine gizlice sızan, en derinlerine kadar giren ajanlar daha sonra gerçek hayata döndüklerinde ne olur?" sorusundan yola çıkan yönetmen, Crockett ve Tubbs'un her türlü tehlikeye dalarken yaşadıklarını anlatırken kullanması gereken anahtarın bu soruda gizli olduğunu hissediyordu. Mann bu konudaki yaklaşımını şu sözlerle dile getiriyor: "Suç örgütlerinin içine sızarken diken üstünde olmanız, hayatta kalabilmek için sezgilerinize güvenmeniz gerekir. Bu konuda kullanılan terimlerden birisi 'artırılmış gizlilik' kavramıdır. Özellikle suç organizasyonlarına sızarken onların da bir karşı istihbarata olduğunu dikkate almanız gerekir. Örgütün en derinlerine kadar giderken –ki bu durum sık sık olur- yanınızdaki partnerinize/ortağınıza güvenmeniz gerekir. Çünkü sizi tehlikelerden koruyabilecek tek kişi ortağınızdır."
Her renkten oyuncu...
80'li yıllarda "Miami Vice" dizisinin dillere destan kadrosunu kuran Michael Mann, 2000'lerin uzun metrajlı "Miami Vice"ının kadrosunda da aynı titizliği göstermiş. Miamili polis rolleri için oyuncu seçerken bu karakterlerin arka plan öykülerini anlayabilecek çapta aktörlerle çalışmak isteyen yönetmen, ayrıca polis ve suçlu rollerinde oynayacak erkek ve kadın oyuncuların son derece yoğun bir fiziksel eğitimden ve katı disiplinden geçmesi gerektiğinin farkındaydı.
Michael Mann için hayati önem taşıyan bir konu da, prodüksiyonun çok kültürlü bir görüntü taşıması olmuş. Diğer prodüksiyon unsurlarının yanı sıra filmin başrollerinde yer alacak oyuncuların ABD'deki beyaz ve siyahları (Jamie Foxx ile Colin Farrell) ve 'Üçüncü Dünya'yı (Gong Li) temsil eden aktörlerden seçilmesiyle çok kültürlü görüntü sağlanmış.
Oyuncu kadrosundaki aktörlerin adalet ile intikam arasındaki ince çizgide yürüyebilmesi için, oyuncular çekimler öncesinde fiziksel ve psikolojik eğitimlerin yanı sıra silah eğitimi de almışlar. Michael Mann bu eğitimde öngördüğü genel yaklaşımını şu sözlerle açıklıyor: "Aktörler bu eğitimin önemini en iyi kavrayan insanlardır. Unutmayalım ki, ajanlar da gizli görevlere aynen aktörlerin hazırlandığı şekilde hazırlanırlar. Kılığına gireceği kişinin özellikleri konusunda her şeyi bilmek isterler. Kendi gerçek kimliklerinden uzaklaşarak diğer kimliğe odaklanırlar. Biz de aktörlerimizden bunu istedik. Zaten hepsi hazırlıklı olduğu için hiç zorlanmadılar."
Eğitim kampı için çok sayıda yerel ve federal yetkiliyle koordinasyon yapan Michael Mann, oyuncular için çok yoğun ve katı bir program geliştirmiş. Gizli polislerin nasıl yaşadığı konusunda aktörlerin bilgi sahibi olmasını sağlamış ve sokak düzeyinde rutin 'satış' işlemlerinin nasıl yapıldığına yönelik senaryolar oluşturmuş. Jamie Foxx ve Colin Farrell, yasadışı mal sevkiyatını defalarca yapmış kişilerle yakın işbirliği içinde çalışarak bu ürünlerin gemi ve uçaklarla nakliyesinin nasıl yapıldığını öğrenmişler. Güney Amerika'dan getirilen uyuşturucuları Miami üzerinden ABD'ye sokan insanların bizzat verdiği bilgiler, oyuncuların uyuşturucu nakliyesi konusunda derin bilgi sahibi olmasını sağlamış.
Miami'nin yeniden keşfi...
Michael Mann, bu film sayesinde 80'li yıllarda Amerika'nın ortak bilincinde önemli yer edinmesine yardımcı olduğu Miami kentini yeniden keşfetme şansını da bulduğunu söylüyor: "Miami'nin büyüleyici güzelliği her zaman belleğimde yer etti. Miami kentinin 'parfümlenmiş realite' adını verebileceğimiz kendine özgü bir baştan çıkarıcılığı vardır. Orada hiçbir şey dıştan göründüğü gibi değildir. Cezbedicidir, alımlıdır ve tensel arzulara hitap eder. Aynı zamanda da çok tehlikelidir."
Birçok yönetmenin film çekmek için yeşil ekran teknolojisine ve ucuz mekânlara yaslandığı 2006 yılında Michael Mann bu türde aldatıcı çözümlere başvurmayı reddetmiş. Karakterlerin yaşayacağı, çalışacağı ve soluk alacağı gerçek mekânlarda çekim yapmanın kendisi için hayati önem taşıdığını belirten yönetmen, bu konudaki yaklaşımını şu sözlerle ifade ediyor: "Yapay şekilde yaratamayacağınız şeyler vardır. Teknik ekipleriniz ne kadar iyi olursa olsun kent dokusunu ve çevresel ortamı yaratamazsınız. İzleyici sizin yapay bir çevrede çalıştığınızı hisseder. Gerçek mekânlarda çalıştığınız zaman izleyici bunun da farkına varır ve aktörlerin o ortamı gerçekten yaşadığına ve hissederek oynadığına ikna olur."
Michael Mann'in yapımcı olarak imzasını attığı aynı adlı televizyon dizisinin çekildiği 80'li yıllardan bu yana Miami kenti ve çevresinde kaydadeğer değişimler olmuştu. Son olarak "Memoirs of a Geisha"daki çalışmasıyla Oscar ödülünü aldıktan sonra "Miami Vice"a başlayan Avustralyalı görüntü yönetmeni Dion Beebe, Miami kentindeki değişimler konusunda şu gözlemi yapıyor: "Uzun aradan sonra Miami'ye gittiğimde bu kentin büyük değişim içinde olduğunu gördüm. Orada neler olduğunu tam olarak tanımlayabilmek kolay değil ama Miami'nin artık kendisini bulan bir kent olduğunu söyleyebilirim."
Michael Mann ise Miami'nin yeni görünümü konusundaki düşüncesini şu sözlerle dile getiriyor: "Miami günümüzde dikey gelişen bir kent oldu. Sahilde yapılan çok katlı binalar sayesinde kentin ufuk çizgisi görünümü değişti. Miami kentinin sakinleri ve turistler bu değişimi hemen fark ediyorlar. 80'li yıllarda TV dizisini çektiğimiz Miami'ye kıyasla daha kozmopolitan, daha varlıklı/zengin ve daha sofistike/seçkin bir kent olduğunu görüyoruz. Eskiye kıyasla daha güçlü kuvvetli ve kanlı canlı bir kent görünümü aldığını söyleyebilirim. Ayrıca Bahama adalarına bakan kesimlerinde kurulan fırtına sistemleri sayesinde kente yepyeni bir mimari tarzı geldi. Buna gökyüzüne doğru yükselen cam duvarları da ekleyebiliriz. Miami limanına gidince kentteki her şeyin kasırgaların hasarını önlemeye yönelik şekilde düzenlendiğini ilk anda görebiliyoruz."
Hiçbir şey için değilse de, Mann gibi usta bir yönetmen ve Dion Beebe gibi efsanevi bir görüntü yönetmeninin elinden çıkan, farklı bir Miami portresi görmek için "Miami Vice"ı mutlaka izleyin.
Dünya televizyonlarında 80'li yılların ortasında yayınlanan "Miami Vice" dizisinin Anthony Yerkovich tarafından yazılan pilot senaryosu, televizyon dünyasında büyük olay yaratmıştı. Pilot bölümden sonraki her bölümüyle televizyon tarihinin en yaratıcı ve sarsıcı dizilerinden birisi oldu.
Michael Mann şimdi dizinin beyazperde versiyonuyla, üçüncü dünya ülkelerinden gelen uyuşturucu trafiğinin milyar dolarlık şirketlerle kesiştiği Miami'ye geri dönüyor. "Miami Vice", her şeyden önce, günümüzde globalize olmuş suç örgütlerinin yeni millenyumun başındaki konumunu masaya yatıran bir film. Mann, "Yeni Casablanca" olarak tanımladığı Miami kentinin portresini, bu kez televizyonun getirdiği sınırlamalar olmadan çiziyor.
Mann filmde uyuşturucu trafiğinin derinliklerine girdikten sonra neyin doğru neyin yanlış olduğunu unutmaya başlayan iki dedektifin öyküsünü anlatıyor. Kendisini, böyle bir öykü anlatmaya iten sebeplerden birisinin de yeraltındaki gizli örgütlere ilgisi olduğunu kaydeden Michael Mann, bu konudaki yorumunu şu sözlerle dile getiriyor: "Böyle işler yapmanın ayrı bir lezzeti vardır. İnsanları gizli işler yapmaya yönlendiren etkenin ne olduğunu çok düşündüm. Yapay kimliğinizi kuşanırsınız, o kimliği yaşamaya ve hissetmeye başlarsınız. Karşınızdakini kandırıp yapay kimliğinizi 'sattığınız' an en keyifli andır. İnsanlar bu keyfi, bu lezzeti yaşamak için gizli polis veya dedektif olurlar."
"Tehlikeli yerlerde kötü şeyler olur"...
Michael Mann, "Miami Vice" projesine yıllar sonra geri dönüşünün iki sebebi olduğunu söylüyor: Projenin cazibesi ve zamanlama... Ünlü yönetmen bunca yıl aradan sonra bu projeye neden ilgi duyduğunu şöyle açıklıyor: "Gizli kapaklı işleri anlatan bir film yapmanın cazibesiydi. İlgi duyduğum yanı bu oldu. Geçmişi hatırlıyorum da, orijinal 'Miami Vice'ın pilot bölümü için Tony Yerkovich'in yazdığı senaryoyu ilk okuduğumda, içgüdülerim o senaryodan uzun metrajlı bir film yapılması gerektiğini söylemişti. Ancak yayın haklarının TV dizisi yapılması için NBC'ye verilmesi yüzünden yapamamıştım."
Uzun metrajlı "Miami Vice" projesine başlarken "tehlikeli yerlerde kötü şeyler olur" sözünün üzerindeki perdeyi kaldırmak istediğini belirten Michael Mann, "Çekeceğimiz filmin 'R' kategorisinde bir film olması nedeniyle televizyonda anlatamayacağımız birçok şeyi keşfedebilecektik. Zamanında o diziyi yaparken TV dizisi olmasından kaynaklanan bir takım sınırlamalar sözkonusuydu. Burada ise Crockett ve Isabella'nın; Tubbs ve Trudy'nin bedensel hayatlarının tümü var" diyor.
Michael Mann için en büyük önem taşıyan konu, bu ajanların öykülerinin ana çizgisini anlatma arzusu olmuş. "Suç örgütlerinin içine gizlice sızan, en derinlerine kadar giren ajanlar daha sonra gerçek hayata döndüklerinde ne olur?" sorusundan yola çıkan yönetmen, Crockett ve Tubbs'un her türlü tehlikeye dalarken yaşadıklarını anlatırken kullanması gereken anahtarın bu soruda gizli olduğunu hissediyordu. Mann bu konudaki yaklaşımını şu sözlerle dile getiriyor: "Suç örgütlerinin içine sızarken diken üstünde olmanız, hayatta kalabilmek için sezgilerinize güvenmeniz gerekir. Bu konuda kullanılan terimlerden birisi 'artırılmış gizlilik' kavramıdır. Özellikle suç organizasyonlarına sızarken onların da bir karşı istihbarata olduğunu dikkate almanız gerekir. Örgütün en derinlerine kadar giderken –ki bu durum sık sık olur- yanınızdaki partnerinize/ortağınıza güvenmeniz gerekir. Çünkü sizi tehlikelerden koruyabilecek tek kişi ortağınızdır."
Her renkten oyuncu...
80'li yıllarda "Miami Vice" dizisinin dillere destan kadrosunu kuran Michael Mann, 2000'lerin uzun metrajlı "Miami Vice"ının kadrosunda da aynı titizliği göstermiş. Miamili polis rolleri için oyuncu seçerken bu karakterlerin arka plan öykülerini anlayabilecek çapta aktörlerle çalışmak isteyen yönetmen, ayrıca polis ve suçlu rollerinde oynayacak erkek ve kadın oyuncuların son derece yoğun bir fiziksel eğitimden ve katı disiplinden geçmesi gerektiğinin farkındaydı.
Michael Mann için hayati önem taşıyan bir konu da, prodüksiyonun çok kültürlü bir görüntü taşıması olmuş. Diğer prodüksiyon unsurlarının yanı sıra filmin başrollerinde yer alacak oyuncuların ABD'deki beyaz ve siyahları (Jamie Foxx ile Colin Farrell) ve 'Üçüncü Dünya'yı (Gong Li) temsil eden aktörlerden seçilmesiyle çok kültürlü görüntü sağlanmış.
Oyuncu kadrosundaki aktörlerin adalet ile intikam arasındaki ince çizgide yürüyebilmesi için, oyuncular çekimler öncesinde fiziksel ve psikolojik eğitimlerin yanı sıra silah eğitimi de almışlar. Michael Mann bu eğitimde öngördüğü genel yaklaşımını şu sözlerle açıklıyor: "Aktörler bu eğitimin önemini en iyi kavrayan insanlardır. Unutmayalım ki, ajanlar da gizli görevlere aynen aktörlerin hazırlandığı şekilde hazırlanırlar. Kılığına gireceği kişinin özellikleri konusunda her şeyi bilmek isterler. Kendi gerçek kimliklerinden uzaklaşarak diğer kimliğe odaklanırlar. Biz de aktörlerimizden bunu istedik. Zaten hepsi hazırlıklı olduğu için hiç zorlanmadılar."
Eğitim kampı için çok sayıda yerel ve federal yetkiliyle koordinasyon yapan Michael Mann, oyuncular için çok yoğun ve katı bir program geliştirmiş. Gizli polislerin nasıl yaşadığı konusunda aktörlerin bilgi sahibi olmasını sağlamış ve sokak düzeyinde rutin 'satış' işlemlerinin nasıl yapıldığına yönelik senaryolar oluşturmuş. Jamie Foxx ve Colin Farrell, yasadışı mal sevkiyatını defalarca yapmış kişilerle yakın işbirliği içinde çalışarak bu ürünlerin gemi ve uçaklarla nakliyesinin nasıl yapıldığını öğrenmişler. Güney Amerika'dan getirilen uyuşturucuları Miami üzerinden ABD'ye sokan insanların bizzat verdiği bilgiler, oyuncuların uyuşturucu nakliyesi konusunda derin bilgi sahibi olmasını sağlamış.
Miami'nin yeniden keşfi...
Michael Mann, bu film sayesinde 80'li yıllarda Amerika'nın ortak bilincinde önemli yer edinmesine yardımcı olduğu Miami kentini yeniden keşfetme şansını da bulduğunu söylüyor: "Miami'nin büyüleyici güzelliği her zaman belleğimde yer etti. Miami kentinin 'parfümlenmiş realite' adını verebileceğimiz kendine özgü bir baştan çıkarıcılığı vardır. Orada hiçbir şey dıştan göründüğü gibi değildir. Cezbedicidir, alımlıdır ve tensel arzulara hitap eder. Aynı zamanda da çok tehlikelidir."
Birçok yönetmenin film çekmek için yeşil ekran teknolojisine ve ucuz mekânlara yaslandığı 2006 yılında Michael Mann bu türde aldatıcı çözümlere başvurmayı reddetmiş. Karakterlerin yaşayacağı, çalışacağı ve soluk alacağı gerçek mekânlarda çekim yapmanın kendisi için hayati önem taşıdığını belirten yönetmen, bu konudaki yaklaşımını şu sözlerle ifade ediyor: "Yapay şekilde yaratamayacağınız şeyler vardır. Teknik ekipleriniz ne kadar iyi olursa olsun kent dokusunu ve çevresel ortamı yaratamazsınız. İzleyici sizin yapay bir çevrede çalıştığınızı hisseder. Gerçek mekânlarda çalıştığınız zaman izleyici bunun da farkına varır ve aktörlerin o ortamı gerçekten yaşadığına ve hissederek oynadığına ikna olur."
Michael Mann'in yapımcı olarak imzasını attığı aynı adlı televizyon dizisinin çekildiği 80'li yıllardan bu yana Miami kenti ve çevresinde kaydadeğer değişimler olmuştu. Son olarak "Memoirs of a Geisha"daki çalışmasıyla Oscar ödülünü aldıktan sonra "Miami Vice"a başlayan Avustralyalı görüntü yönetmeni Dion Beebe, Miami kentindeki değişimler konusunda şu gözlemi yapıyor: "Uzun aradan sonra Miami'ye gittiğimde bu kentin büyük değişim içinde olduğunu gördüm. Orada neler olduğunu tam olarak tanımlayabilmek kolay değil ama Miami'nin artık kendisini bulan bir kent olduğunu söyleyebilirim."
Michael Mann ise Miami'nin yeni görünümü konusundaki düşüncesini şu sözlerle dile getiriyor: "Miami günümüzde dikey gelişen bir kent oldu. Sahilde yapılan çok katlı binalar sayesinde kentin ufuk çizgisi görünümü değişti. Miami kentinin sakinleri ve turistler bu değişimi hemen fark ediyorlar. 80'li yıllarda TV dizisini çektiğimiz Miami'ye kıyasla daha kozmopolitan, daha varlıklı/zengin ve daha sofistike/seçkin bir kent olduğunu görüyoruz. Eskiye kıyasla daha güçlü kuvvetli ve kanlı canlı bir kent görünümü aldığını söyleyebilirim. Ayrıca Bahama adalarına bakan kesimlerinde kurulan fırtına sistemleri sayesinde kente yepyeni bir mimari tarzı geldi. Buna gökyüzüne doğru yükselen cam duvarları da ekleyebiliriz. Miami limanına gidince kentteki her şeyin kasırgaların hasarını önlemeye yönelik şekilde düzenlendiğini ilk anda görebiliyoruz."
Hiçbir şey için değilse de, Mann gibi usta bir yönetmen ve Dion Beebe gibi efsanevi bir görüntü yönetmeninin elinden çıkan, farklı bir Miami portresi görmek için "Miami Vice"ı mutlaka izleyin.Henüz kimse yorum yapmamış.
- James Bond Tarihi
- “Wanted” oyuncuları yakın planda!
- Sinemanın en "şık" film karakterleri
- Kevin Spacey güzellemesi!
- Sex and the City'nin güzel, akıllı ve cesur kızları
- Macera Adası: Kendi hikayenizin kahramanı olun...
- İstanbul için Festival Vakti!
- Savaş çığırtkanlarının duymak istemeyeceği bir öykü
- Juno sonunda vizyonda!
- Festivalde bugün!
- 19. Ankara Uluslararası Film Festivali’nde 19 Mart Çarşamba
- Ankara Uluslararası Film Festivali’nde 18 Mart Salı
- 19. Ankara Uluslararası Film Festivali’nde 17 Mart Pazartesi
- "Türkiye'nin Hatıra Defteri" CNN Türk'te
- Sinema.Com yazarlarından 2007'nin En İyi Filmleri...


Kaçış Running Scared (8 Temmuz 2008 20:30 Atv)
Paul Walker, Cameron Bright ve Vera Farmiga'nın oynadığı Kaçış adlı aksiyon filmi bu akşam 20:30'da Atv ekranlarında...
Paul Walker, Cameron Bright ve Vera Farmiga'nın oynadığı Kaçış adlı aksiyon filmi bu akşam 20:30'da Atv ekranlarında...

Küçük Gün Işığım
Gerçek kaybeden kazanmayan değildir. Gerçek kaybeden; kaybetmekten o kadar korkar ki kazanmayı denemez bile.
Alan Arkin
Gerçek kaybeden kazanmayan değildir. Gerçek kaybeden; kaybetmekten o kadar korkar ki kazanmayı denemez bile.
Alan Arkin











