"Alacakaranlık"
Bir annenin buhranları...
Sinema.com 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
Bir süredir beyazperdede uzan olan Demi Moore'un başrolde yer aldığı "Alacakaranlık", oğlunun ölümünün ardından içine düştüğü bunalımı, uzak bir sahil kasabasında, gözlerden uzak bir ev kiralayarak atmaya çalışan başarılı bir yazarın burada yaşadığı kâbus dolu olayları konu alıyor. Filmin olay örgüsü ağır aksak işlese de mekânları ve yarattığı atmosfere görmeye değer.
"Alacakaranlık", oğlunun ölümünün ardından yaşamı yarı karanlıkta kalan, başarılı ve esrarengiz yazar Rachel Carlson'ın öyküsüyle karşımıza çıkıyor. Hayatı yedi yaşındaki oğlu Thomas'ın evlerinin önündeki kanalda boğulmasıyla altüst olan Rachel, bir yıl sonra, milyarlarca dolarlık ön ödemeye rağmen hâlâ içine girdiği yazma bunalımından çıkamamıştır ve evliliği de parçalanmak üzeredir. En yakın arkadaşı, Rachel'in yaralarını sarması ve tekrar yazmaya başlayabilmesi için İskoçya kıyılarında, gözlerden uzak, sakin bir balıkçı kasabası olan Ingonish Cove'da ona deniz fenerine bakan bir sayfiye evi kiralar. Ancak kâbusları, bu sessiz ve sakin balıkçı kasabasında da onun peşini bırakmayacak, hayatı ve akıl sağlığı tehlikeye düşecektir. Mekânlarının güzelliğiyle öne çıkan bir film Craig Rosenberg'in yazıp yönettiği, Demi Moore'un başrolü oynadığı film, senaryosunda aksamalar olsa da, yarattığı atmosferle ayakta kalmaya çalışan bir yapım. Bunda, filmin çekildiği mekânın büyüleyici güzelliği ve tekinsizliğinin de büyük payı var. Avustralya doğumlu yazar ve yönetmen Craig Rosenberg, filmin çekimleri için farklı yerleri araştırmış olduklarını söyledi: "Bu hikâyenin konusunda kendine özgü ve özel yerlere gereksinimimiz vardı çünkü fenerin filmimizde çok önemli bir yeri var ve dolayısıyla fenere yakın ve bizim için uygun olan yerlere de ihtiyacımız vardı. Bütün bunları birleştirince, her şeyden önce soğuk güzelliği olan bir yer arıyorduk, yani işimiz zordu" Rosenberg, aradağı katı güzelliği uzakta Gallerin en kuzey ucundaki Ynys Llandwynn adasında bulunan Anglesey sahilinde bulmuş. Bu uzaktaki bölge vahşi, doğal güzelliği bozulmamış, geniş ve açık sahiliyle, engebeli ve haşin arazisiyle dikkat çekiyor. Fakat en önemlisi fenerin adaya mükemmel görsellik veriyor olması. Filmin başrol oyuncusu Demi Moore zorlu çekim süreciyle ilgili şunları söylüyor: "Meydan okuduğumuz soğuk hava ve yağmur değildi aslında, rüzgâr çok güçlüydü ve hiç ara vermiyordu. Ama bunlar orada yaşayanlar için her günkü ortamdı. Çekim yaptığımız bütün bölge çok güzeldi ve bu çekimlere çok iyi yansıdı." Angus karakterini canlandıran aktör Hans Matheson hava koşullarını içtenlikle benimsediğini belirtiyor: "Ailem İskoçyalı, bu hava bana ilham veriyor ve kalbimi yumuşatıyor." Craig Rosenberg, "Alacakaranlık"ı senaryosunu beş sene önce yazmış olsa da, araya başka projeler girdiği için bugüne kadar beklemek zorunda kalmış. Hayalet ve gerilim hikâyelerine çok düşkün olduğunu söyleyen yönetmenin en çok etkilendiği filmler arasında "The Wicker Man" başı çekiyor. Birinin ıssız bir kasabaya seyahat etmesi ve orda bütün korku ve paranoyalarının su yüzüne çıkması fikrini çok sevdiğini söyledi ve "Alacakaranlık"ın da bu fikre dayandığını söylüyor. Craig Rosenberg, Demi Moore'un filmin başrolü için ideal isim olduğunu düşünmüş. Çünkü o, Hollywood'un yaşantısından kaçabilmek için üç kızını Idaho'da yetiştirmekteydi: "Kendini çocuklarına adamıştı ve bu çok ilginçti çünkü "Alacakaranlık"ta bir anneyi oynuyor ve anne ile çocuğun ilişkisi hikâyemizin başlıca parçasını oluşturuyor. "G. I. Jane" ve "Charlie's Angels" gibi bazı filmlerinde güçlü karakterleri canlandırmışken; "Ghost" gibi filmlerde kolay incinebilir ve savunmasız karakterleri de canlandırdı. "Alacakaranlık"taki karakteri bütün bu özellikleri taşıyor." Çekimlerden önce provalar Filmin Galler'deki çekimleri başlamadan önce yönetmen Craig Rosenberg, Eylül ayının başlarında London's Ealing Studio'larında bir hafta boyunca oyuncularla provalar yapmış. "Provalarda birlikte zaman geçirmek gerçekten çok önemli" diye açıklıyor aktör Hans Matheson, "Karşılıklı oynadığınızda aradaki bariyerleri kırmanız gerekir ve bu bazen çok uzun zaman alır. Oynarken birbirinize karşı açık olmanız -ki bu aşk sahneleri için çok önemli-, karşınızdakine nasıl baktığınızı kontrol etmeniz gerekir. Demi çok verici ve acayip akıllı bir insan, ne istediğini biliyor ve bunları Rachel karakterine çok iyi yansıtıyor. Karakterin neler hissedebileceğini çok iyi biliyor." İskoç asıllı oyuncu sözlerini şöyle sürdürüyor: "Çekimlerin yapıldığı Anglesey, Kuzey Galler ve Ynys Llandwynn adasındaki atmosfer ve mekânlar nefes kesici ve bozulmamış doğal güzelliği var. Adanın engin ve geniş sahili, sahildeki fener, çekim yapılan kilit noktalardaki zorluklar değildi tek meydan okuduğumuz" diye anlatıyor Hans Matheson, "Ata binmeyi seviyorum, daha önce de birçok defa bindim, bu yüzden korkmadım ama kendimi iyi bir binici olarak nitelendiremem. Sahilde Demi'yle ata bindiğimiz sahneler, sonuçta benim için acı veren bir deneyimdi! Ama aynı zamanda çok eğlenceliydi çünkü sahil enfesti, çok güzel bir günbatımı vardı ve bu anlar her türlü zahmete değer. Kaç kişinin sahilde Demi Moore'la ata binme şansı olabilir ki?!" Kasaba Kuzey Galler'de bulunuyordu, Finlay'in kulübesi ve fener Cornwall'de, önemli bir bölümün geçtiği Rachel'in evine ise İskoçya ev sahipliği yapıyordu. Daha iyi verim alabilmek için, iç ve dış çekimlerin görsel olarak daha iyi resim verdiği Londra'nın ünlü semti Primrose Hill'de bulunan kanalın ordaki eve tekrar kuruldu. Boğulma sahnesi ise Regent's Park Canal'da çekildi. Filme özel bir hava katan oyunculardan biri de Rachel'ın oğlunu canlandıran genç aktör Beans Balawi. Yeni bir keşif olan Balawi "Alacakranlık"taki deneyimlerini şöyle anlatıyor: "Suyun içindeki sahnelerimizi, dublörlerimiz Lee ve Jamie ile çalışıyorduk. Havuzda ve su altında çalışmalar yaptık. Bunları yaparken de o komik gözlükleri takmam gerekiyordu. Regent's Park Canal'daki çekimleri için dublörün Demi ile bana yardım edebilmesi ve koruyabilmesi için suyun altında olması gerekiyordu çünkü Demi'nin beni sudan çıkarması gerekiyordu ama ben de epey ağırdım. Kıyafetlerimin altına dalgıç giysisi giymem gerekmişti ve ellerimde de ısınmak için çay poşetleri gibi olan torbalardan vardı ve sahne çok zordu, Demi beni o şekilde kanalda bulduğunda inanılmaz bir çığlık attı, sanırım komşular gerçekten birinin boğulduğunu zannettiler!"
Toplam 1 yorum yapılmış. Yorumları görmek için tıklayın.

TV'de bugün
Philadelphia (01 Aralık 2008 Cnbc-e, 22:00)

Tom Hanks’e En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar ödülü getiren "Philadelphia", bir dönemin AIDS hastalığına hukuki ve toplumsal bakışını gözler önüne seriyor. Bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de yayınlanacak olan "Philadelphia" yı kaçırmayın!

Replik
Kutsal Hazine Avcıları
Tanrı’yla konuşmak mi istiyorsun? O zaman beraber gidip onu görelim, yapacak daha iyi bir işim yok...
Indiana Jones
« »
Copyright © 1998-2008 Sinema.com