Kanlı Pazar
Sinema.com 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
Ocak 1972. Günlerden Pazar. Kuzey İrlanda'dayız. Katolik ayırımcılığa karşı binlerce insanın katıldığı barışçıl protesto yürüyüşü İngiliz askerlerinin açtığı ateş sonucu 14 masum vatandaşın ölümüyle sonuçlanıyor. Bu filmle Altın Ayı kazanan Paul Gr
Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı ödülü alan Kanlı Pazar, Ocak 1972’de Kuzey Irlanda’da yaşanan ve Kanlı Pazar olarak anılan bir insanlık trajedisini 30 yıl sonra aynı adla beyazperdede gündeme getiren bir film. Binlerce kişinin anti-Katolik uygulamalara ve ceza kanunlarına karşı isyanlarını dile getirmek için biraraya gelerek başlattıkları bu barışçıl protesto yürüyüşü bir katliamla sonuçlanmıştı. ”Fırtına biçeceksiniz” demişti, bu insan hakları yürüyüşünün lideri protestan milletvekili Ivan Cooper. Bu masum yürüyüş tarihin kanlı sayfalarında yerine alırken IRA’nın yükselişini tetikledi, katliam İngiliz hükümeti tarafından aklandı, öldürülen insanların silah taşıdığı iddiasıyla katliama yol açan atışları yapan askerler onurlandırıldı 30 yıl önce.26 yıl sonra Tony Blair yönetimindeki İngiliz hükümetinin olayı yeniden soruşturma süreci de henüz tamamlanmadığı için yönetmen Paul Greengrass ancak tanıkların ifadeleriyle bu kanlı günün nasıl olabildiğini elinden geldiğince gerçekçi bir bakış açısıyla yansıtıyor.. Herkesin tanıklığıyla... Senarist ve yönetmen Paul Greengrass özellikle televizyon için yaptığı yarı belgesel dramayla ustalığını kanıtlamış bir isim. İngiltere’deki insan hakları ihlalleri konusunda ırkçılık karşısında İngiliz hükümetinin, otoritelerin duyarsız uygulamalarına örnek olan gerçek olayları yansıtmış başaralı bir sinemacı.
Don Mullan’ın askerler ve yürüyüşçülerin ifadelerinden derlediği Eyewitness Bloody Sunday/Kanlı Pazar adlı kitabından faydalanarak İngiltere’nin Kuzey İrlanda’da yürütüğü politikayı ve onun kanlı tarih sayfalarına geçen Kanlı Pazar’ını sinemaya uyarlayan Paul Greengrass, hareketli kamerayla oluşuralan bir belgesel havasıyla son derece başarılı bir drama atmosferi yaratmasına karşın, filmi sadece bir yarı belgesel drama olarak tanımlamak yetmiyor. Kurduğu yalın ama sağlam sinema anlatımıyla Paul Greengrass, her iki taraf arasında bir tarafsızlık dengesi kurmaya çalışsa da sonuçta tavrını ortaya koyuyor ve binlerce Katolik’in yanında yer alıyor. İngiliz hükümetinin tavrı Greengrass, Kuzey İrlanda’daki her iki karşıt bakışla yansıtıyor trajediyi. Londonderry Kuzey İrlanda’da protestanlara oranla üçte bir ‘azınlıkta’ kalan Katoliklerin çoğunlukta oluğu bir şehir. “Bölgedeki güvenlik nedeniyle tüm yürüyüşler bir başka uyarıya kadar yasaklanmıştır” diyor, İngiliz ordusunun bölgedeki komutanı Robert Ford (Tim Pigott-Smith)... Hemen ardından cevap olarak İrlandalı katoliklerin bölgesi olan Londonderry’nin parlamentodaki Protestan temsilcisi ve insan hakları savunucusu Ivan Cooper (James Nesbitt) ise halka "İngiliz hükümeti bize reform söz verdi ve tüm alabildiğimiz bahaneler ve yasaklamalar” diyor ve ekliyor: “Eğer bu yürüyüşü yapamazsak insan hakları bu şehirde ölür!" Yönetmen Greengrass, asker ve halk olmak üzere kanlı bir çarpışmaya dönüşecek olaya giden yolda her iki tarafın da tepkilerini ve duygusal hallerini yoğun bir gerilimle ve o oranda da sinemasal bir farkındalıkla yansıtıyor. Filmin ilk dakikalarında doldurulan silahları, namluya sürülen kurşunları görüyor ve duyuyoruz. Yani silahlar savaşa hazırlanıyor. Yani bu masum yürüyüşün sonu hiç de hayırlı olmayacak. Kısaca duygusal ve politik sürtüşmenin resmini görüyoruz. Başarılı bir sinema Belgesel havasında bir mizansen yaratmak çok güç ama Greengrass bunu yaratıyor. Kurguda sahneleri karartmayla birbirine bağlayarak hem zaman atlamasını gerçekleştirerek akışta hız sağlıyor, hem de bu arada olan ama kimsenin bilmediği bir şeylerin varlığını da izleyiciye hissettiriyor.
Kanın kırmızı rengini ise hep soluk tutuyor yönetmen. Bu arada sahneye giren çıkan çıkan tüm karakterlerin bir şekilde perdede göründüğü kısa anlarda bile gözlerinden tüm acı, isyan, bıkkınlığı gözlemliyor ve finaldeki trajediyi öngörebiliyoruz. Protestan çoğunluğun yeraldığı Ulster Hükümeti’nin uygulamalarını ayırımcılık olarak gören Katoliklerin şiddet yanlısı olmayan bir eylemle seslerini duyurmaya çalışmaları finalindeki şiddet eylemiyle tarihteki yerini alıyor kuşkusuz. Enerjik, barışçıl kızgın kalabalık ile polis arasındaki dengeyi bulmaya çalışan Cooper’ı canlandıran James Nesbitt’in abartısız performansıyla inançlı ve kararlı bir barış insanının portresini izliyoruz. Bölgedeki düzeni sağlamakla görevli özel İngiliz askeri birlikteleri de en az Cooper kadar kararlılar.. Bir gurup İrlanhdalı holiganı yürüyüşe sızdırıp bu günü tutuklamalarla taçlandırmayı hesaplıyorlar. Rüzgar ekersen! Katliamdan sonra "Fırtına biçeceksiniz” diyor Cooper’ın sözlerinin ardından artık IRA’nın bir parçası olmak isteyen isyankar insanları görüyoruz. Greengrass’ın son derece yalın görünen ama kalabalıkları bir maestro gibi yöneterek gerçeklik duygusunu vermeyi başardığı sahnelerle büyük bir ustalık isteyen sinema anlatımında katliam anının o nafile duygusunu alıyoruz. Kanlı Pazar’ın bir gün öncesinden başlıyor Greengrass filmine. İngiliz ‘işgali’ altındaki Kuzey İrlanda, Derry’deki günlük hayatın rutin ritmlerini verirken yürüyüşe hazırlanan sıradan insanların gerilimini de veren Greengrass, masum kalabalığın yavaşça yürüyüş rotasından saparak dağılmasını ve sonunda oluşan kaos ve katliam ortamını son derece gerçekçi ve yalın bir sinema diliyle anlatıyor. Kanlı Pazar’ı, politik manevraların fütursuzca insanlık trajedileri yaratmaya devam ettiği bu günlerde tam da izlenilmesi gereken önemli bir yapım olarak öne çıkıyor. Hareketli kamera ile öne çıkardığı belgesel havası, büyük bir kontrolle oluşturduğu mizansenlerle sağlam bir drama yapısından ilerleyen film, şaşırtıcı derecede etkileyici bir yapım olarak izleyiciyi anlamsızca gelişen bu katliamın içine alıyor. Hareketli kamerayla bizi olayların içine sürükleyen Greengrass, bazı anlarda sabitlediği görüntülerle de izliyeciyi kastırıcı bir sessizliğe çekiveriyor. Kısaca; Acı bir ironi ama her ülkede ‘kanlı bir Pazar’ var gibi görünüyor. Sonuçta halen Orta Doğu ve Kuzey İrlanda’da bir türlü rayına oturmayan ‘barış süreci’ hâlâ kanlı bir şekilde devam ediyor. Bu nedenle Kanlı Pazar bizim de tanıklığımızı bekliyor.
Henüz kimse yorum yapmamış.

TV'de bugün
Philadelphia (01 Aralık 2008 Cnbc-e, 22:00)

Tom Hanks’e En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar ödülü getiren "Philadelphia", bir dönemin AIDS hastalığına hukuki ve toplumsal bakışını gözler önüne seriyor. Bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de yayınlanacak olan "Philadelphia" yı kaçırmayın!

Replik
Sil Baştan
Bana azıcık ilgi gösteren her kadına aşık olmak zorunda mıyım?
« »
Copyright © 1998-2008 Sinema.com