"Göl Evi"
Yıllar ayırsa bile...
Yıllar ayırsa bile...

Sinema.com 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
Farklı zamanlarda yaşayan bir çiftin aşklarını konu alan "Göl Evi", "Hız Tuzağı" ("Speed") filminden tam on iki yıl sonra Sandra Bullock ve Keanu Reeves'i yeniden bir araya getiriyor. O zaman yolun başında olan Bullock ve Reeves, bugün artık birer star. Bakalım "Hız Tuzağı"ndan bugüne kamera arkasında sürdürdükleri dostlukları, perdedeki kimyalarını nasıl etkilemiş.
"Göl Evi" ("The Lake House"), 2000 yapımı orijinal Güney Kore filmi "Il Mare"ye dayanıyor. O film de farklı zamanlarda yaşayan iki insanın birbirlerine aşık olmasını konu alıyordu. Pusan Uluslararası Film Festivali'nde seyircilerin gözdesi olan film, Vertigo Entertainment'ın kurucuları ve yapım ortakları Doug Davison ve Roy Lee'nin dikkatini çekti ve hayalgücünü harekete geçirdi. İki adam filmin mesajını daha geniş bir kitleye ulaştırmaya karar verdiler. Davison filmle ilgili ilk izlenimlerini şöyle aktarıyor: "Daha önce hiç görmediğimiz türde bir aşk hikâyesiydi; benzersiz ve karmaşıktı. Filmi ilk izlediğimizde bizi etkileyen esas şey, aşkın gücü hakkındaki teması ve bir kişinin hayatını nasıl değiştirdiğiydi. Hayata geçmesi için harcanan üç buçuk yıllık süre boyunca projeye duyduğum tutkuyu bir an bile yitirmedim." Lee, ortağının sözlerine şunları ekliyor: "Tüm filmin Amerikalı oyuncularla Amerika'da yeniden yapılışını hayal etmek çok kolaydı çünkü hikâye kesinlikle evrenseldi ve içinde onu Koreli kılan ya da belirli herhangi bir kültüre bağlayan hiçbir unsur yoktu."
Davison ve Lee'nin girişimiyle Hollywood'a taşınan hikâyede, gizemli aşk hikâyesi Dr. Kate Forster'la mimar Alex Wyler arasında geçiyor. Kate yeni işine henüz başlamıştır. Yaşadığı yeri bırakarak, iç güzelliğini henüz tanımadığı bir şehre Chicago'ya taşınmıştır ve küçük, sıkıcı dairesi onu kısa sürede boğar. Aşka taviz vermek istemeyen genç kadın, kısa süre önce "doğru kişi" olmadığı gerekçesiyle bir ilişkiyi bitirmiştir; yine de zaman zaman kendini gerçekten "doğru kişi" var mı diye düşünmekten alıkoyamaz ve o kişiyi ne kadar süre beklemesi gerektiğini merak eder.
Bu arada becerikli bir mimar olan Alex ise, (başarılı aktör Christopher Plummer'ın canlandırdığı) ünlü mimar babası Simon Wyler'ın saygın tasarım firmasında kalmak yerine yeteneğini standart bir toplu konut inşaatında heba etmektedir.
İki insanın yolu, Kate'in, yeni işi için, sığınağı olarak gördüğü bu ferah ve şık tasarımlı göl evinden ayrılırken posta kutusuna bir mektup bırakmasıyla kesişir. Alex, babasının bizzat yaptığı ve çocukluğunu geçirdiği bu evin yeni kiracısıdır; ancak Kate'in posta kutusuna bıraktığı mektuptan anladığı kadarıyla, Kate'in zamanının tam iki yıl öncesinde yaşamaktadır. Mektuplaşmaya devam eden çift, zamanla birbirlerine aşık olurlar ve hayatlarını kesiştirmenin bir yolunu aramaya başlarlar.
Zamanın ötesine uzanan, gizemi bir aşk hikâyesi
Filmde, kendini bütün kuralları yalanlayan ve bambaşka bir âlemde gerçekleşen akıl almaz bir aşkın içinde bulan, bağımsız ruhlu ve mantıklı doktor Kate Forster'ı canlandıran Sandra Bullock, filmle ilgili görüşlerini şöyle dile getiriyor: "'Göl Evi' destansı bir aşk hikâyesi. Doğru kişiyi bulmak için kendimizce verdiğimiz kararları, olasılıkları ve imkânsızlıkları konu alıyor. Sizi imkânsıza ve her türlü engeli aşmak için bağlantıların gücüne inanmaya davet ediyor, çünkü bu iki insanın bir yol bulmasını çok istiyorsunuz."
Bullock'la "Hız Tuzağı" ("Speed") filmindeki telaşlı birlikteliklerinden bu yana ilk kez bir araya gelen Keanu Reeves, bu kez Kate'in aşık olduğu mimar Alex rolünde. Aktör hikâyenin sıradışılığından aynı ölçüde etkilendiğini söylüyor: "Göl Evi"nin zamandan bağımsız idealizminin, çağdaş ortamı ve karakterleriyle iç içe geçtiğini de kaydeden aktör, şunları söylüyor: "Bir araya gelişleri öylesine orijinal ve yürek ısıtıcı ki. Burada ben kahraman, o da zor durumdaki kadın değil. Kendilerini bir bütün hissetmek için birini ya da bir şeyi arayan iki insanı da konu almıyor film; beraberce yeni bir şey yaratabileceklerini keşfeden iki insanın hikâyesini anlatıyor."
Reeves'in de belirttiği gibi, filmde Alex ve Kate'in birbirlerini bulmuş olmaları bile, hayal güçlerinin tamamen ötesinde bir gizem. Onlar ayrı ayrı hayatları olan ve akıl sır ermez bir zaman uçurumundan birbirleriyle konuşan insanlar; yine de aralarındaki uyum bunun haricinde her açıdan kusursuz. "Mektuplar sıradan konularla başlıyor ama altta yatan 'sen kimsin' sorusunun yüzeye çıkması ve tema hâline gelmesi uzun sürmüyor. 'Sen kimsin?' Bu çıkış noktasıyla, Alex karşısında her türlü soruyu sorabileceği ve en özelini açabileceği birini buluyor; aynı şeyi karşı taraftan da görüyor," diyor Reeves.
Gerek kendisinin gerek Bullock'un e-posta ya da bir başka iletişim aracının hikâyeye mektup kadar uygun olmayacağını düşündüğünü ifade eden Reeves, "Mektup yazma eyleminin kendisi oturup düşüncenizi toplamanızı gerektiriyor. En iyi, en özel ve düşünceli halinize geçmenize olanak tanıyor. Diğer kişinin mektubu almasını ve cevap yazmasını beklemek durumundasınız ki bu bile bir özlem duygusu yaratıyor; ayrıca, beklemek amacınıza yoğunlaşmanızı sağlıyor."
Bullock ise mektuplar aracılığıyla Kate ve Alex'in "insanların en iyi yönlerini sunmaya çalıştıkları ilk buluşmalarda görülen yüzeysel şarkı ve dansı" bertaraf ettiklerini söylüyor ve sözlerini şöyle sürdürüyor: "Bu yüzeysellik olmayınca, dürüstçe ve samimice, kötü şakaları ve ruh halleriyle bile kendileri olabiliyorlar; aptal, kızgın, hüzünlü ya da ciddi olabiliyorlar. Bağlantı şekilleri alışılmışın çok dışında olduğu için, çekinme, ya da paylaşmaktan korkma duyguları yok çünkü içinizden bir ses, 'Bu gerçekten var değil' ya da 'Öyle bile olsa, bu insanla asla karşılaşmayacağım, kafaya takmaya değmez?' diyor. En zayıf yanlarını perdelemeden karşı tarafa göstermedeki korkusuzlukları onların birbirlerine böyle derin bir aşkla bağlanmalarına neden oluyor."
Kate ile Alex arasındaki yazışmalar ilerledikçe, aldıkları mektuplar yaşamlarına sadece romantizm ve anlık kahkahalar değil, yüzyüze oldukları sorunlarla mücadele etmeleri için güç ve ilham veriyor. Reeves bu konuda, "Kendilerini aşka bilinçli olarak mı hazırlıyorlar bilmiyorum ama hayatlarının akışı değişiyor ve bir sonra olacaklara açık hâle geliyorlar," diyor.
"Bir geçiş dönemindeler" diye açıklıyor Reeves ve ekliyor: "Kate 2006 yılında, Alex ise 2004, ama her ikisi de hayatlarında bir şeylerin olmasını bekledikleri noktadalar; sadece bunun ne olduğunu kestirebilmiş değiller."
Bullock ise, "Beklediklerinin birbirleri olduğunu, konuşmaya başlamadan önce bilemezlerdi tabi," diyor.
Sıkı dostlar: Bullock ve Reeves
Sandra Bullock ve Keanu Reeves "Göl Evi"nde canlandırdıkları karakterlere benzer şekilde, yüz yüze oynamaktan çok, farklı zamanlarda yaşadıkları için sırayla oynuyorlar. Hikâyenin benzersiz yapısına uygun olarak, iki oyuncu aralarında gelişmekte olan aşk hikâyesini aynı kareyi paylaşmak şeklinde değil de, çoğunlukla paralel bir anlatımla yaşıyor, yazışmalarını sürükleyici ve samimi mektuplar aracılığıyla yapıyorlar.
Bullock ile Reeves arasında kamera arkasında da samimi bir dostluğun olması ve 12 yıl önce uluslararası bir hit olan "Hız Tuzağı" ("Speed") filminden beri arkadaş olmaları "Göl Evi"ne kuşkusuz fayda sağlıyor. (Hatırlayalım: "Hız Tuzağı" Bullock'un ilk başrolüydü. Film, Bullock ve Reeves'e çok sayıda MTV Sinema Ödülü ve Beyaz Perdede En İyi İkili ve En İyi Öpüşme de dahil olmak üzere bir çok adaylık getirdi.)
Reeves arkadaşının yapımcılık ve yönetici yapımcılığa uzanan kariyerine olduğu kadar, ev restore etmenin de aralarında bulunduğu farklı ilgi alanlarına atıfta bulunarak "Onu ilham verici buluyorum," diyor. "On iki yıldan beri birlikte çalışmadık, ama irtibatımız sürdü. Birlikte vakit geçirmekten gerçekten keyif alıyoruz. Onunla tekrar çalışmak harikaydı. Kate'e zayıflık ile güçün bir karışımını, hem oradaymış hem de bir şekilde çok uzaktaymış hissini katıyor. Hikâyenin en ilginç öğelerinden biri bu. Sessizce yansıtması gereken o kadar çok şey var ki. Ayrıca, hâlâ o hafif dokunuşa ve mizah anlayışına sahip."
"Keanu benim sinemada ilk partnerimdi. Ondan önce yardımcı rollerde oynamıştım. Oysa 'Hız Tuzağı'nda gerçekten bir ekibin parçasıydım" diyen Bullock ise şöyle devam ediyor: "Onu çok seviyorum. Birbirimizin izini asla kaybetmedik. 'Göl Evi'ne başlar başlamaz kendimi eve gelmiş gibi hissettim. Aramızda açıklanamayacak bir anlayış ve güven var." Aktris, "bunu hemen görebilirsiniz çünkü sürekli kavga ediyoruz!" diye gülerek sürdürüyor sözlerini.
"Göl Evi"ndeki çalışma biçimleri için ise Bullock şunları söylüyor: "Çoğunlukla birbirinin uzağından geçmek şeklinde olsa da birlikte çalışıyorduk. Büyük ölçüde hikâyenin kendisi gibiydi; mesela Kate buradan değil de oradan dönseydi Alex'i görebilirdi, ya da farklı bir yoldan gitseydi uzağından değil yakınından geçerdi gibi şeyler." Aktris bu heveslendirici ucu ucuna kaçırma öğesinin romantik gerilimi artırmayı sağladığını şöyle ifade ediyor: "O kadar uzun süre ayrı kalıyorlar ve her şey onlar için o kadar zor ki insanın yüreği burkuluyor. Bu iki insanın kavuştuğunu görmeyi en az onlar kadar siz de gerçekten istiyorsunuz."
Yönetmen Agresti'nin en küçük görsel öğelere verdiği önem iki aşık arasındaki bağlantıları ve referans noktalarını daha da vurguluyor. Bullock bunu şöyle açıklıyor: "Her çekim bir nedene göre kurgulanıyordu ve mobilya olsun bir sanat eseri ya da kameranın açısı içindeki herhangi bir şey olsun, çekimdeki her şey doğrudan başka bir şeyle bağlantılı ya da bir şeyin simgesi olabiliyordu. Bu yüzden, Kate ve Alex farkında olsalar da olmasalar da her zaman irtibat hâlindeler. Aynı odada olmadıkları zaman bile, Kate'in bir davranışı Alex'i ya da Alex'inki Kate'i etkiliyor."
Filmde beklenmedik bir kar yağışından önce, bir anlık kararla Kate göl evinin posta kutusuna Alex için kalın kırmızı bir atkı bırakır ve Alex onu giymeye başlar, böylece iletişimlerine bir öğe daha eklenmiş olur. Daha sonra, iki aşığın durumlarının sınırlamalarını olduğu kadar imkansızlığını da kabullenmelerinin ardından gelen dokunaklı sekansta, Alex, Kate'in hayatına çok da ihtiyaç duyduğu bir güzellik katar: 2004 yılında, Kate'in henüz inşa edilmemiş apartmanının yanına bir fidan diker çünkü 2006'da o fidanın Kate'in hoşuna gidecek bir ağaca dönüşeceğini bilir.
"Sinematik açıdan, Alex'in sahneleri Kate'inkilerin üzerine oturtulduğunda, onların esasen aynı yeri paylaştığını görüyorsunuz" diyor Reeves. Ama inanıyor ki, her şeyden önce, izleyiciyi iki aşığın apaçık birbirlerine ait oldukları hissine çeken şey "diyaloglarının büyüyen yoğunluğu ve samimiyeti".
Reeves'le Bullock arasındaki kimyanın bir kez daha tutp tutmadığını görmek için bu filmi izlemekte yarar var.
Davison ve Lee'nin girişimiyle Hollywood'a taşınan hikâyede, gizemli aşk hikâyesi Dr. Kate Forster'la mimar Alex Wyler arasında geçiyor. Kate yeni işine henüz başlamıştır. Yaşadığı yeri bırakarak, iç güzelliğini henüz tanımadığı bir şehre Chicago'ya taşınmıştır ve küçük, sıkıcı dairesi onu kısa sürede boğar. Aşka taviz vermek istemeyen genç kadın, kısa süre önce "doğru kişi" olmadığı gerekçesiyle bir ilişkiyi bitirmiştir; yine de zaman zaman kendini gerçekten "doğru kişi" var mı diye düşünmekten alıkoyamaz ve o kişiyi ne kadar süre beklemesi gerektiğini merak eder.
Bu arada becerikli bir mimar olan Alex ise, (başarılı aktör Christopher Plummer'ın canlandırdığı) ünlü mimar babası Simon Wyler'ın saygın tasarım firmasında kalmak yerine yeteneğini standart bir toplu konut inşaatında heba etmektedir.
İki insanın yolu, Kate'in, yeni işi için, sığınağı olarak gördüğü bu ferah ve şık tasarımlı göl evinden ayrılırken posta kutusuna bir mektup bırakmasıyla kesişir. Alex, babasının bizzat yaptığı ve çocukluğunu geçirdiği bu evin yeni kiracısıdır; ancak Kate'in posta kutusuna bıraktığı mektuptan anladığı kadarıyla, Kate'in zamanının tam iki yıl öncesinde yaşamaktadır. Mektuplaşmaya devam eden çift, zamanla birbirlerine aşık olurlar ve hayatlarını kesiştirmenin bir yolunu aramaya başlarlar.
Zamanın ötesine uzanan, gizemi bir aşk hikâyesi
Filmde, kendini bütün kuralları yalanlayan ve bambaşka bir âlemde gerçekleşen akıl almaz bir aşkın içinde bulan, bağımsız ruhlu ve mantıklı doktor Kate Forster'ı canlandıran Sandra Bullock, filmle ilgili görüşlerini şöyle dile getiriyor: "'Göl Evi' destansı bir aşk hikâyesi. Doğru kişiyi bulmak için kendimizce verdiğimiz kararları, olasılıkları ve imkânsızlıkları konu alıyor. Sizi imkânsıza ve her türlü engeli aşmak için bağlantıların gücüne inanmaya davet ediyor, çünkü bu iki insanın bir yol bulmasını çok istiyorsunuz."
Bullock'la "Hız Tuzağı" ("Speed") filmindeki telaşlı birlikteliklerinden bu yana ilk kez bir araya gelen Keanu Reeves, bu kez Kate'in aşık olduğu mimar Alex rolünde. Aktör hikâyenin sıradışılığından aynı ölçüde etkilendiğini söylüyor: "Göl Evi"nin zamandan bağımsız idealizminin, çağdaş ortamı ve karakterleriyle iç içe geçtiğini de kaydeden aktör, şunları söylüyor: "Bir araya gelişleri öylesine orijinal ve yürek ısıtıcı ki. Burada ben kahraman, o da zor durumdaki kadın değil. Kendilerini bir bütün hissetmek için birini ya da bir şeyi arayan iki insanı da konu almıyor film; beraberce yeni bir şey yaratabileceklerini keşfeden iki insanın hikâyesini anlatıyor."
Reeves'in de belirttiği gibi, filmde Alex ve Kate'in birbirlerini bulmuş olmaları bile, hayal güçlerinin tamamen ötesinde bir gizem. Onlar ayrı ayrı hayatları olan ve akıl sır ermez bir zaman uçurumundan birbirleriyle konuşan insanlar; yine de aralarındaki uyum bunun haricinde her açıdan kusursuz. "Mektuplar sıradan konularla başlıyor ama altta yatan 'sen kimsin' sorusunun yüzeye çıkması ve tema hâline gelmesi uzun sürmüyor. 'Sen kimsin?' Bu çıkış noktasıyla, Alex karşısında her türlü soruyu sorabileceği ve en özelini açabileceği birini buluyor; aynı şeyi karşı taraftan da görüyor," diyor Reeves.
Gerek kendisinin gerek Bullock'un e-posta ya da bir başka iletişim aracının hikâyeye mektup kadar uygun olmayacağını düşündüğünü ifade eden Reeves, "Mektup yazma eyleminin kendisi oturup düşüncenizi toplamanızı gerektiriyor. En iyi, en özel ve düşünceli halinize geçmenize olanak tanıyor. Diğer kişinin mektubu almasını ve cevap yazmasını beklemek durumundasınız ki bu bile bir özlem duygusu yaratıyor; ayrıca, beklemek amacınıza yoğunlaşmanızı sağlıyor."
Bullock ise mektuplar aracılığıyla Kate ve Alex'in "insanların en iyi yönlerini sunmaya çalıştıkları ilk buluşmalarda görülen yüzeysel şarkı ve dansı" bertaraf ettiklerini söylüyor ve sözlerini şöyle sürdürüyor: "Bu yüzeysellik olmayınca, dürüstçe ve samimice, kötü şakaları ve ruh halleriyle bile kendileri olabiliyorlar; aptal, kızgın, hüzünlü ya da ciddi olabiliyorlar. Bağlantı şekilleri alışılmışın çok dışında olduğu için, çekinme, ya da paylaşmaktan korkma duyguları yok çünkü içinizden bir ses, 'Bu gerçekten var değil' ya da 'Öyle bile olsa, bu insanla asla karşılaşmayacağım, kafaya takmaya değmez?' diyor. En zayıf yanlarını perdelemeden karşı tarafa göstermedeki korkusuzlukları onların birbirlerine böyle derin bir aşkla bağlanmalarına neden oluyor."
Kate ile Alex arasındaki yazışmalar ilerledikçe, aldıkları mektuplar yaşamlarına sadece romantizm ve anlık kahkahalar değil, yüzyüze oldukları sorunlarla mücadele etmeleri için güç ve ilham veriyor. Reeves bu konuda, "Kendilerini aşka bilinçli olarak mı hazırlıyorlar bilmiyorum ama hayatlarının akışı değişiyor ve bir sonra olacaklara açık hâle geliyorlar," diyor.
"Bir geçiş dönemindeler" diye açıklıyor Reeves ve ekliyor: "Kate 2006 yılında, Alex ise 2004, ama her ikisi de hayatlarında bir şeylerin olmasını bekledikleri noktadalar; sadece bunun ne olduğunu kestirebilmiş değiller."
Bullock ise, "Beklediklerinin birbirleri olduğunu, konuşmaya başlamadan önce bilemezlerdi tabi," diyor.
Sıkı dostlar: Bullock ve Reeves
Sandra Bullock ve Keanu Reeves "Göl Evi"nde canlandırdıkları karakterlere benzer şekilde, yüz yüze oynamaktan çok, farklı zamanlarda yaşadıkları için sırayla oynuyorlar. Hikâyenin benzersiz yapısına uygun olarak, iki oyuncu aralarında gelişmekte olan aşk hikâyesini aynı kareyi paylaşmak şeklinde değil de, çoğunlukla paralel bir anlatımla yaşıyor, yazışmalarını sürükleyici ve samimi mektuplar aracılığıyla yapıyorlar.
Bullock ile Reeves arasında kamera arkasında da samimi bir dostluğun olması ve 12 yıl önce uluslararası bir hit olan "Hız Tuzağı" ("Speed") filminden beri arkadaş olmaları "Göl Evi"ne kuşkusuz fayda sağlıyor. (Hatırlayalım: "Hız Tuzağı" Bullock'un ilk başrolüydü. Film, Bullock ve Reeves'e çok sayıda MTV Sinema Ödülü ve Beyaz Perdede En İyi İkili ve En İyi Öpüşme de dahil olmak üzere bir çok adaylık getirdi.)
Reeves arkadaşının yapımcılık ve yönetici yapımcılığa uzanan kariyerine olduğu kadar, ev restore etmenin de aralarında bulunduğu farklı ilgi alanlarına atıfta bulunarak "Onu ilham verici buluyorum," diyor. "On iki yıldan beri birlikte çalışmadık, ama irtibatımız sürdü. Birlikte vakit geçirmekten gerçekten keyif alıyoruz. Onunla tekrar çalışmak harikaydı. Kate'e zayıflık ile güçün bir karışımını, hem oradaymış hem de bir şekilde çok uzaktaymış hissini katıyor. Hikâyenin en ilginç öğelerinden biri bu. Sessizce yansıtması gereken o kadar çok şey var ki. Ayrıca, hâlâ o hafif dokunuşa ve mizah anlayışına sahip."
"Keanu benim sinemada ilk partnerimdi. Ondan önce yardımcı rollerde oynamıştım. Oysa 'Hız Tuzağı'nda gerçekten bir ekibin parçasıydım" diyen Bullock ise şöyle devam ediyor: "Onu çok seviyorum. Birbirimizin izini asla kaybetmedik. 'Göl Evi'ne başlar başlamaz kendimi eve gelmiş gibi hissettim. Aramızda açıklanamayacak bir anlayış ve güven var." Aktris, "bunu hemen görebilirsiniz çünkü sürekli kavga ediyoruz!" diye gülerek sürdürüyor sözlerini.
"Göl Evi"ndeki çalışma biçimleri için ise Bullock şunları söylüyor: "Çoğunlukla birbirinin uzağından geçmek şeklinde olsa da birlikte çalışıyorduk. Büyük ölçüde hikâyenin kendisi gibiydi; mesela Kate buradan değil de oradan dönseydi Alex'i görebilirdi, ya da farklı bir yoldan gitseydi uzağından değil yakınından geçerdi gibi şeyler." Aktris bu heveslendirici ucu ucuna kaçırma öğesinin romantik gerilimi artırmayı sağladığını şöyle ifade ediyor: "O kadar uzun süre ayrı kalıyorlar ve her şey onlar için o kadar zor ki insanın yüreği burkuluyor. Bu iki insanın kavuştuğunu görmeyi en az onlar kadar siz de gerçekten istiyorsunuz."
Yönetmen Agresti'nin en küçük görsel öğelere verdiği önem iki aşık arasındaki bağlantıları ve referans noktalarını daha da vurguluyor. Bullock bunu şöyle açıklıyor: "Her çekim bir nedene göre kurgulanıyordu ve mobilya olsun bir sanat eseri ya da kameranın açısı içindeki herhangi bir şey olsun, çekimdeki her şey doğrudan başka bir şeyle bağlantılı ya da bir şeyin simgesi olabiliyordu. Bu yüzden, Kate ve Alex farkında olsalar da olmasalar da her zaman irtibat hâlindeler. Aynı odada olmadıkları zaman bile, Kate'in bir davranışı Alex'i ya da Alex'inki Kate'i etkiliyor."
Filmde beklenmedik bir kar yağışından önce, bir anlık kararla Kate göl evinin posta kutusuna Alex için kalın kırmızı bir atkı bırakır ve Alex onu giymeye başlar, böylece iletişimlerine bir öğe daha eklenmiş olur. Daha sonra, iki aşığın durumlarının sınırlamalarını olduğu kadar imkansızlığını da kabullenmelerinin ardından gelen dokunaklı sekansta, Alex, Kate'in hayatına çok da ihtiyaç duyduğu bir güzellik katar: 2004 yılında, Kate'in henüz inşa edilmemiş apartmanının yanına bir fidan diker çünkü 2006'da o fidanın Kate'in hoşuna gidecek bir ağaca dönüşeceğini bilir.
"Sinematik açıdan, Alex'in sahneleri Kate'inkilerin üzerine oturtulduğunda, onların esasen aynı yeri paylaştığını görüyorsunuz" diyor Reeves. Ama inanıyor ki, her şeyden önce, izleyiciyi iki aşığın apaçık birbirlerine ait oldukları hissine çeken şey "diyaloglarının büyüyen yoğunluğu ve samimiyeti".
Reeves'le Bullock arasındaki kimyanın bir kez daha tutp tutmadığını görmek için bu filmi izlemekte yarar var.Toplam 1 yorum yapılmış. Yorumları görmek için tıklayın.
- Aramızda Casus Var: Tony Scott/Jason Bourne-vari
- Gomorra: Gerçek bir öykü...
- "Mustafa" filmi için kim ne dedi?
- Türk basınında "Üç Maymun"
- Eleştirmen gözüyle Altın Portakal filmleri
- Oyum "komediye!"
- Geçmişten günümüze ‘Kara Şövalye’
- Dünyanın Merkezine Yolculuk başladı!
- Narnia Günlükleri: Prens Caspian'ın Öyküsü
- James Bond Tarihi
- “Wanted” oyuncuları yakın planda!
- Sinemanın en "şık" film karakterleri
- Kevin Spacey güzellemesi!
- Sex and the City'nin güzel, akıllı ve cesur kızları
- Macera Adası: Kendi hikayenizin kahramanı olun...


Philadelphia (01 Aralık 2008 Cnbc-e, 22:00)
Tom Hanks’e En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar ödülü getiren "Philadelphia", bir dönemin AIDS hastalığına hukuki ve toplumsal bakışını gözler önüne seriyor. Bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de yayınlanacak olan "Philadelphia" yı kaçırmayın!

Insomnia
İyi polis çalışmaktan, kötü polis vicdan azabından uyuyamazmış.
İyi polis çalışmaktan, kötü polis vicdan azabından uyuyamazmış.








Seanslar
Fragman

