"Superman Dönüyor"
Çelik Adam yeniden göklerde...
Çelik Adam yeniden göklerde...

Sinema.com 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
Süper kahramanlar birbiri ardı sıra beyazperdeye dönmeye devam ediyor. Önce Örümcek Adam, ardından Batman ve şimdi de Superman... Bryan Singer imzalı "Superman Dönüyor", devam filmlerini de müjdeleyerek sinemalarımızda.
"Bir insan gibi yetiştirilmiş olsan da, onlardan biri değilsin.
İnsanlar harika olabilirler Kal-El. Öyle olmayı dilerler.
Sadece onlara yol gösterecek ışıktan mahrumdurlar.
Her şeyden önce bu nedenle –iyilik potansiyellerinden ötürü– onlara seni gönderdim... tek oğlumu." - Jor-El
Çizgi roman dünyasının ve beyazperdenin en efsanevi karakterlerinden olan Superman, Bryan Singer imzalı "Superman Dönüyor" filmi ile yeniden beyazperdeye dönüyor. Kevin Smith, Tim Burton ve Wolfgang Petersen gibi isimlerden sektikten sonra projenin yönetmen koltuğuna oturan Singer, filmle ilgili vizyonunu şöyle ifade ediyor: "Superman'le ortak yönümüz evlatlık olmamız. Ben de tek çocuktum, o da tek çocuk. Bu çok temel nedenlerden ötürü, onunla aramda her zaman gerçek bir bağ hissettim ve bu yüzden hep en sevdiğim süper kahraman oldu. İşte bu yüzden kendi Superman hikâyemi kendime göre anlatmak benim için çok önemliydi."
Superman: Nereden nereye...
1938 yılında çizgi kahraman olarak karşımıza çıktığından beri, Superman dünya kültürünün vazgeçilmez figürlerinden biri olmuştur. Karakter çizgi romanın ardından, gazetelerde de çizgi dizi olarak 30 yıldan uzun süre yer buldu. Superman, günümüzde ise, her ay DC Comics tarafından 40 ülkede 25 dilde yayınlanan çizgi romanlarla milyonları eğlendirmeyi sürdürüyor. Beyazperdede, Çelik Adam ilk olarak 1941 yılında ünlü Fleischer Stüdyoları tarafından önce 17 dizilik kısa animasyon film olarak, sonra da iki bölümlük aksiyon dizisi olarak çekildi. O zamandan bu yana, karakter 5 sinema filminde, birçok başarılı televizyon dizisinde ve 35 video ve DVD'de seyirci karşısına çıktı. Superman'in ilk sinema filmi 1951 yapımı "Superman and the Mole-Men"di. Filmin başrolünü, ardından gelen televizyon dizisinde de rolü başarıyla sürdürecek olan George Reeves oynadı.
İlk çağdaş Superman filmi, Richard Donner'ın yönettiği 1978 yapımı "Superman: The Movie"ydi. Bu filmde Çelik Adam rolünü merhum aktör Christopher Reeve, babası Jor-El'i de sinemanın efsanevi ismi Marlon Brando canlandırdı. Yönetmen Bryan Singer bu filmi ilk kez annesiyle birlikte yerel bir New Jersey sinemasında filmin vizyona girdiği haftasonu izlemiş. Singer, bu deneyimini şöyle anlatıyor: "Bayılmıştım. Karaktere inanılmaz biçimde hayat vermişti. Çok nostaljik bir havası vardı ama aynı zamanda çok çağdaştı. Dönemleri zahmetsizce birleştirmişti."
Kültürel, endüstriyel ya da teknolojik olsun, hızlı değişim zamanlarında, Superman doğruyu, adaleti ve iyi olan her şeyi sağlam bir şekilde temsil etti. "1941'in dünyası 1978'in dünyasından, 1978'inki de günümüzünkinden çok farklıydı" diyen Singer, sözlerini şöyle sürdürüyor: "Bence Superman efsanesi değişimden ziyade evrimle ilgili. Elbette, farklı kötülerle savaştı ve yıllar içinde kostümünün sayısız versiyonu yapıldı. Beş yıl boyunca uzaktayken, dönüp geldiğinde mutlaka inanılmaz değişimlerle karşılaşıyor. Ama bir şey sabit kalıyor... Özel yeteneklerini örnek olacak ve dünyaya iyilik yapacak şekilde kullanma özelliği."
Bryan Singer'ın "Superman Dönüyor"u "Superman: The Movie" ve "Superman II"nin soyundan geliyor ve Marlon Brando'nun Jor-El performansından yararlanıyor. "Bence Donner'ın filminin bir tür devamını çekme kararı bize ileriye gitmemiz için özgürlük ve özgüven sağladı" diyen senarist Michael Dougherty şöyle devam ediyor: "Farkında olsunlar olmasınlar, herkesin hikâyenin kökenini bildiğini hissettik. Herkes farklı ölçülerde de olsa Superman'i tanıyor. Biz sadece hikâyeyi sürdürmeye çalışıyoruz."
Superman'in dönüş filminde, Superman'in beş yıl önce gizemli bir şekilde ortadan kaybolmasından bu yana geçen uzun sürede krizleriyle baş başa kalmış bir dünya çıkıyor karşımıza. Onun yokluğunda, Metropolis şehri ve ötesinde suç oranı artmıştır; üstelik buna Lex Luthor'ın ileride yapacağı yıkım dahil değildir. Hapisten çıkan Lex Luthor'ın niyeti Superman'in teknolojik sırlarını kendi kişisel kazanım ve zaferleri için kullanmaktır.
Daily Planet'in yıldız muhabiri ve Superman'in hayatının aşkı Lois Lane, Superman'in tek söz etmeden çekip gitmesini geride bırakmıştır. Hatta "Dünya'nın Superman'e Neden İhtiyacı Yok" başlıklı yazısıyla Pulitzer Ödülü bile kazanmıştır. Lois'nin hayatında memnuniyet verici başka olaylar da vardır: Artık büyütecek bir oğlu vardır ve çalıştığı gazetenin editörünün yeğeniyle nişanlanmıştır.
Superman'in evrendeki yerini uzun süren arayışı, Kent çiftliğinde, bildiği tek ailenin yanında son bulur. Ancak kaderi Metropolis'tedir. Lois'nin gözüne tek bir bakışı, gerçek evinin, kusurlu ama özünde iyi insanların yaşadığı bu Dünya olduğunu ona anlatmıştır.
Dönüşünün üzerinden birkaç saat bile geçmeden, Lex'in planlarının meyvelerini vermeye başlaması üzerine, Superman bir kez daha dünyayı kurtarmak üzere harekete geçer.
Superman rolünde yeni bir yüz...
Arkasında böylesine büyük bir tarihi yük olan bir projenin en zor kısmı, hiç şüphesiz Superman'i canlandıracak oyuncuyu bulmak olmuş. Filmde Kal-El, Clark Kent ve Superman'in tüm özelliklerini hayata geçirebilecek, rolün fiziksel ve duygusal zorluklarının altından kalkabilecek ve merhum Christopher Reeve'e lâyık bir halef olacak bir oyuncuya ihtiyacı olan Singer, daha başından itibaren tanınmamış bir aktörle çalışma niyetindeymiş: "Christopher Reeve'in yerini doldurmak her ne kadar zorlu bir iş olsa da, Superman'i oynayacak aktörün sinema yıldızı etiketine sahip olmaması gerekiyordu. Hepimizin ortak hafızasındaki Superman'e benzeyen ve onu temsil eden birine ihtiyacım vardı."
Yaklaşık 30 yıl önce, Richard Donner da Reeve'i seçmeden önce aynı zorluğu yaşamıştı. Donner, Superman'i her kim oynarsa oynasın, "Jor-El'in oğlunu hayata geçirmesi gerek. Bu karaktere gerçekçilik ve saflık katması lazım. Ancak ondan sonra bir süper kahramana dönüşmeli. Eğer herhangi bir şekilde geçmişteki göndermelerle gölgelenirse, bu büyük bir hata olur. Bence Bryan da aynı açmazla karşı karşıya kaldı. Bir oyuncuyu başka bir rolle ilişkilendirdiğinizde, karakteri kaybedersiniz. Bir adamı uçurup, inandırıcı olmasını sağlamak için tanınmamış bir aktör gerekiyordu ve bugün aynı şey daha da geçerli" diyor.
Aylar süren aramalar sırasında, Warner Bros. Pictures'ta daha önceki bir "Superman" filminin geliştirme aşamasında seçmelere katılmış bir oyuncunun kaydı dikkat çekmiş. Yirmi altı yaşındaki Brandon Routh, küçükken Superman pijamaları giyip, evin içinde "uçan" Norwalk-Iowa'lı çocuklardan biriydi. Teyp kaydında bile Singer, Routh'ta Superman'e fiziksel olarak inanılmaz benzemesinden çok daha fazla özellikler görmüş: "Onunla konuşur konuşmaz, orta batıda yetişmiş olmasının ona verdiği havayı ve orada büyümenin getirdiği tüm klasik idealleri gördüm. Superman'in temsil ettiği de aynı ideallerdi" diyor Singer ve ekliyor: "Ayrıca, fiziksel özellik de önemliydi. Brandon çizgi romandan çıkıp karşımıza gelmiş gibi duruyordu. Hemen hemen o anda, benim ilk ve tek tercihim oldu; çünkü Kal-El, Clark Kent ve Superman olmak üzere, üç rolün de altından kalkabileceğini hissettim."
Yönetmenin kendisine duyduğu güven, Routh'a karakterinin derinliğine ulaşıp, rolü kendince yorumlaması için güven aşılamış. "Bryan'ın bu hikâyeye duyduğu tutku ve coşku bulaşıcıydı" diyor Routh.
Routh insanlar içinde kostümünü ilk olarak Daily Planet'ta çekilen sahnede giymiş. "Eğer sadece insansanız, insanüstü olduğunuzu nasıl hayal edersiniz? O büyüklüğü ve iyiliği nasıl oynarsınız?" diye soruyor genç aktör ve ekliyor: "Daha önceki her şeye sadık kalmak, ama aynı zamanda çekim ekibinin karaktere inanmasını ve bu filmin parçası olmaktan mutlu olmasını sağlayacak şekilde oynamak istedim."
Routh'un Superman olarak ilk sahnesi oradaki herkes üzerinde canlandırıcı bir etki yapmış. "Bu aktörün ve insanın özünde kocaman bir yürek var" diyor yapımcı Gilbert Adler ve ekliyor: "Hepimiz Brandon'daki bu özelliği fark ettik. Kocaman bir yüreği var. İnsan doğasını çok iyi anlıyor. Bence onun Superman portresini böylesine zorlayıcı kılan da bu. Clark her an olduğu kimlikti, ama Superman'e dönüşmesi bir an sürüyordu."
Bakalım, hem yönetmeninin hem de başrol oyuncusunun kişisel ve tutkulu bir bağ kurduğu "Superman Dönüyor", süper kahramanın hayranlarının da kalbini kazanabilecek mi?
Superman: Nereden nereye...
1938 yılında çizgi kahraman olarak karşımıza çıktığından beri, Superman dünya kültürünün vazgeçilmez figürlerinden biri olmuştur. Karakter çizgi romanın ardından, gazetelerde de çizgi dizi olarak 30 yıldan uzun süre yer buldu. Superman, günümüzde ise, her ay DC Comics tarafından 40 ülkede 25 dilde yayınlanan çizgi romanlarla milyonları eğlendirmeyi sürdürüyor. Beyazperdede, Çelik Adam ilk olarak 1941 yılında ünlü Fleischer Stüdyoları tarafından önce 17 dizilik kısa animasyon film olarak, sonra da iki bölümlük aksiyon dizisi olarak çekildi. O zamandan bu yana, karakter 5 sinema filminde, birçok başarılı televizyon dizisinde ve 35 video ve DVD'de seyirci karşısına çıktı. Superman'in ilk sinema filmi 1951 yapımı "Superman and the Mole-Men"di. Filmin başrolünü, ardından gelen televizyon dizisinde de rolü başarıyla sürdürecek olan George Reeves oynadı.
İlk çağdaş Superman filmi, Richard Donner'ın yönettiği 1978 yapımı "Superman: The Movie"ydi. Bu filmde Çelik Adam rolünü merhum aktör Christopher Reeve, babası Jor-El'i de sinemanın efsanevi ismi Marlon Brando canlandırdı. Yönetmen Bryan Singer bu filmi ilk kez annesiyle birlikte yerel bir New Jersey sinemasında filmin vizyona girdiği haftasonu izlemiş. Singer, bu deneyimini şöyle anlatıyor: "Bayılmıştım. Karaktere inanılmaz biçimde hayat vermişti. Çok nostaljik bir havası vardı ama aynı zamanda çok çağdaştı. Dönemleri zahmetsizce birleştirmişti."
Kültürel, endüstriyel ya da teknolojik olsun, hızlı değişim zamanlarında, Superman doğruyu, adaleti ve iyi olan her şeyi sağlam bir şekilde temsil etti. "1941'in dünyası 1978'in dünyasından, 1978'inki de günümüzünkinden çok farklıydı" diyen Singer, sözlerini şöyle sürdürüyor: "Bence Superman efsanesi değişimden ziyade evrimle ilgili. Elbette, farklı kötülerle savaştı ve yıllar içinde kostümünün sayısız versiyonu yapıldı. Beş yıl boyunca uzaktayken, dönüp geldiğinde mutlaka inanılmaz değişimlerle karşılaşıyor. Ama bir şey sabit kalıyor... Özel yeteneklerini örnek olacak ve dünyaya iyilik yapacak şekilde kullanma özelliği."
Bryan Singer'ın "Superman Dönüyor"u "Superman: The Movie" ve "Superman II"nin soyundan geliyor ve Marlon Brando'nun Jor-El performansından yararlanıyor. "Bence Donner'ın filminin bir tür devamını çekme kararı bize ileriye gitmemiz için özgürlük ve özgüven sağladı" diyen senarist Michael Dougherty şöyle devam ediyor: "Farkında olsunlar olmasınlar, herkesin hikâyenin kökenini bildiğini hissettik. Herkes farklı ölçülerde de olsa Superman'i tanıyor. Biz sadece hikâyeyi sürdürmeye çalışıyoruz."
Superman'in dönüş filminde, Superman'in beş yıl önce gizemli bir şekilde ortadan kaybolmasından bu yana geçen uzun sürede krizleriyle baş başa kalmış bir dünya çıkıyor karşımıza. Onun yokluğunda, Metropolis şehri ve ötesinde suç oranı artmıştır; üstelik buna Lex Luthor'ın ileride yapacağı yıkım dahil değildir. Hapisten çıkan Lex Luthor'ın niyeti Superman'in teknolojik sırlarını kendi kişisel kazanım ve zaferleri için kullanmaktır.
Daily Planet'in yıldız muhabiri ve Superman'in hayatının aşkı Lois Lane, Superman'in tek söz etmeden çekip gitmesini geride bırakmıştır. Hatta "Dünya'nın Superman'e Neden İhtiyacı Yok" başlıklı yazısıyla Pulitzer Ödülü bile kazanmıştır. Lois'nin hayatında memnuniyet verici başka olaylar da vardır: Artık büyütecek bir oğlu vardır ve çalıştığı gazetenin editörünün yeğeniyle nişanlanmıştır.
Superman'in evrendeki yerini uzun süren arayışı, Kent çiftliğinde, bildiği tek ailenin yanında son bulur. Ancak kaderi Metropolis'tedir. Lois'nin gözüne tek bir bakışı, gerçek evinin, kusurlu ama özünde iyi insanların yaşadığı bu Dünya olduğunu ona anlatmıştır.
Dönüşünün üzerinden birkaç saat bile geçmeden, Lex'in planlarının meyvelerini vermeye başlaması üzerine, Superman bir kez daha dünyayı kurtarmak üzere harekete geçer.
Superman rolünde yeni bir yüz...
Arkasında böylesine büyük bir tarihi yük olan bir projenin en zor kısmı, hiç şüphesiz Superman'i canlandıracak oyuncuyu bulmak olmuş. Filmde Kal-El, Clark Kent ve Superman'in tüm özelliklerini hayata geçirebilecek, rolün fiziksel ve duygusal zorluklarının altından kalkabilecek ve merhum Christopher Reeve'e lâyık bir halef olacak bir oyuncuya ihtiyacı olan Singer, daha başından itibaren tanınmamış bir aktörle çalışma niyetindeymiş: "Christopher Reeve'in yerini doldurmak her ne kadar zorlu bir iş olsa da, Superman'i oynayacak aktörün sinema yıldızı etiketine sahip olmaması gerekiyordu. Hepimizin ortak hafızasındaki Superman'e benzeyen ve onu temsil eden birine ihtiyacım vardı."
Yaklaşık 30 yıl önce, Richard Donner da Reeve'i seçmeden önce aynı zorluğu yaşamıştı. Donner, Superman'i her kim oynarsa oynasın, "Jor-El'in oğlunu hayata geçirmesi gerek. Bu karaktere gerçekçilik ve saflık katması lazım. Ancak ondan sonra bir süper kahramana dönüşmeli. Eğer herhangi bir şekilde geçmişteki göndermelerle gölgelenirse, bu büyük bir hata olur. Bence Bryan da aynı açmazla karşı karşıya kaldı. Bir oyuncuyu başka bir rolle ilişkilendirdiğinizde, karakteri kaybedersiniz. Bir adamı uçurup, inandırıcı olmasını sağlamak için tanınmamış bir aktör gerekiyordu ve bugün aynı şey daha da geçerli" diyor.
Aylar süren aramalar sırasında, Warner Bros. Pictures'ta daha önceki bir "Superman" filminin geliştirme aşamasında seçmelere katılmış bir oyuncunun kaydı dikkat çekmiş. Yirmi altı yaşındaki Brandon Routh, küçükken Superman pijamaları giyip, evin içinde "uçan" Norwalk-Iowa'lı çocuklardan biriydi. Teyp kaydında bile Singer, Routh'ta Superman'e fiziksel olarak inanılmaz benzemesinden çok daha fazla özellikler görmüş: "Onunla konuşur konuşmaz, orta batıda yetişmiş olmasının ona verdiği havayı ve orada büyümenin getirdiği tüm klasik idealleri gördüm. Superman'in temsil ettiği de aynı ideallerdi" diyor Singer ve ekliyor: "Ayrıca, fiziksel özellik de önemliydi. Brandon çizgi romandan çıkıp karşımıza gelmiş gibi duruyordu. Hemen hemen o anda, benim ilk ve tek tercihim oldu; çünkü Kal-El, Clark Kent ve Superman olmak üzere, üç rolün de altından kalkabileceğini hissettim."
Yönetmenin kendisine duyduğu güven, Routh'a karakterinin derinliğine ulaşıp, rolü kendince yorumlaması için güven aşılamış. "Bryan'ın bu hikâyeye duyduğu tutku ve coşku bulaşıcıydı" diyor Routh.
Routh insanlar içinde kostümünü ilk olarak Daily Planet'ta çekilen sahnede giymiş. "Eğer sadece insansanız, insanüstü olduğunuzu nasıl hayal edersiniz? O büyüklüğü ve iyiliği nasıl oynarsınız?" diye soruyor genç aktör ve ekliyor: "Daha önceki her şeye sadık kalmak, ama aynı zamanda çekim ekibinin karaktere inanmasını ve bu filmin parçası olmaktan mutlu olmasını sağlayacak şekilde oynamak istedim."
Routh'un Superman olarak ilk sahnesi oradaki herkes üzerinde canlandırıcı bir etki yapmış. "Bu aktörün ve insanın özünde kocaman bir yürek var" diyor yapımcı Gilbert Adler ve ekliyor: "Hepimiz Brandon'daki bu özelliği fark ettik. Kocaman bir yüreği var. İnsan doğasını çok iyi anlıyor. Bence onun Superman portresini böylesine zorlayıcı kılan da bu. Clark her an olduğu kimlikti, ama Superman'e dönüşmesi bir an sürüyordu."
Bakalım, hem yönetmeninin hem de başrol oyuncusunun kişisel ve tutkulu bir bağ kurduğu "Superman Dönüyor", süper kahramanın hayranlarının da kalbini kazanabilecek mi?Henüz kimse yorum yapmamış.
- Geçmişten günümüze ‘Kara Şövalye’
- Dünyanın Merkezine Yolculuk başladı!
- Narnia Günlükleri: Prens Caspian'ın Öyküsü
- James Bond Tarihi
- “Wanted” oyuncuları yakın planda!
- Sinemanın en "şık" film karakterleri
- Kevin Spacey güzellemesi!
- Sex and the City'nin güzel, akıllı ve cesur kızları
- Macera Adası: Kendi hikayenizin kahramanı olun...
- İstanbul için Festival Vakti!
- Savaş çığırtkanlarının duymak istemeyeceği bir öykü
- Juno sonunda vizyonda!
- Festivalde bugün!
- 19. Ankara Uluslararası Film Festivali’nde 19 Mart Çarşamba
- Ankara Uluslararası Film Festivali’nde 18 Mart Salı



Son Kale (7 Eylül 2008 23:00 Fox)
Fox'da bu akşam 23:00'da başrollerini Robert Redford, James Gandolfini ve Mark Ruffalo'nun paylaştıkları Son Kale (The Last Castle 2001) adlı film ekrana geliyor.
Fox'da bu akşam 23:00'da başrollerini Robert Redford, James Gandolfini ve Mark Ruffalo'nun paylaştıkları Son Kale (The Last Castle 2001) adlı film ekrana geliyor.

Günah
İftira karşısında gerçek, nefret karşısında sevgi, hakaret karşısında bağışlama ışıldar.
İftira karşısında gerçek, nefret karşısında sevgi, hakaret karşısında bağışlama ışıldar.






Seanslar
Fragman
