"Melissa P."
Cinsel masumiyetin kayboluşu
Cinsel masumiyetin kayboluşu

Sinema.com 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
"Melissa P.", geçtiğimiz yıl Türkçe'ye de çevrilen ve ülkemizde çok satanlar listesine giren 'Yatmadan Önce Yüz Fırça Darbesi' adlı kitaptan, yazarının adını alarak uyarlanmış bir film. Melissa adlı 16 yaşındaki bir genç kızın ergenlikten yetişkinliğe adım atarken yaşadığı sarsıcı cinsel deneyimlere odaklanan filmle göz atıyor ve yönetmeni Luca Guadagnino'nun görüşlerine kulak veriyoruz.
"Melissa P.", adını aldığı yazarın, ülkemizde de çok satan 'Yatmadan Önce Yüz Fırça Darbesi' adlı kitaptan uyarlanmış bir film. Kitabın kendisinin değil, yazarının adının filmin adı olması boşuna değil: Kitap gibi film de Melissa P.'nin detaylı bir şekilde günlüğüne kaydettiği, ergenlik çağında cinsel masumiyetini yitirmesine yol açan deneyimleri karşımıza getiriyor.
Saf ergenlikten, acımısız yetişkinliğe...
Filmde Melissa küçük bir kasabada yaşayan, 16 yaşında, tatlı ve masum bir kızdır. Petrol mühendisi olan babası ve benmerkezci annesi onunla hiç ilgilenmezler, sadece onlarla birlikte yaşayan, 'rock and roll' saplantılı, özgür ruhlu büyükannesi, Melissa'ya bir yetişkin gibi davranır ve onun sorunlarını dinler. Ergenlik, aynı zamanda tutkulu aşkların da başlangıcıdır ve Melissa yakışıklı ama kendisine ilgisiz okul arkadaşı Daniele'e deli gibi aşık olmuştur. Daniele nihayet Melissa'yı fark ettiğinde, genç kız öylesine büyük bir heyecan duyar ki genç erkeğin amacının saflıktan çok uzak olduğunu fark etmez. Daniele'nin cazibesine kendisini safça kaptıran Melissa, onun seks oyuncağı haline gelir ve Daniele ve arkadaşı Arnaldo'nun sadistçe oyunlarına maruz kalır. Ancak kırıldıkça daha sertleşmekte, yaşadığı dehşet ve aşağılanmayı kabuk bağlayarak altetmeye çalışmaktadır. Dizginleri ele alıp erkeklere günlerini göstermeye kararlıdır. İçinde hâlâ saf ve masun bir şeyler kalan Melissa, kendisine ilk görüşte aşık olan, yeni sınıf arkadaşı, ince ruhlu Marco'nun onu uzaktan hayranlıkla izlediğinin bile farkında değildir. Tüm bunlar yertmezmiş gibi, bir de annesi büyükannesini bir huzurevine yollayınca Melissa, 'yetişkinliğe geçiş yapma' gibi zorlu bir süreçte iyice tek başına kalır. Gerçekten konuşabildiği tek kişi, çeşitli erkeklerle cinsel birlikteliklerinin ayrıntılı bir kaydını tuttuğu günlüğüdür. Ancak bu deneyimlerin onu sürüklediği yeri fark etmek için acı bir kayıp yaşaması gerekecektir.
Film, her ne kadar bir genç kızın ergenlik buhranlarını perdeye getirme amacı taşıyor olsa da, bakış açısını erkeklerin cinsellik algıları üzerinden oluşturuyor. Öyle ki, Melissa'nın günlüğüne aktardığı satırlarda bile, yaşadığı deneyimleri onun nasıl anlamlandırdığından çok, erkeklerin davranışları üzerine bildik gözlemler var. Dolayısıyla "Melissa P."nin en büyük zaafı iddiasına temel oluşturacak bir sinemasal dil bulamamış olması: Bir genç kızın ergenlikten yetişkinliğe geçiş öyküsünü anlatmaya çalışırken, kadın duyarlılığıyla özdeşleşemeyip erkek bakışına hapsolması.
Yine de ülkemizde çok satan bir romandan uyarlanan film, eminiz pek çok izleyicinin ilgisini çekecektir. Bu arada filmin 18 yaş sınırlaması aldığını da belirtmeden geçmeyelim. İsterseniz gelin, filmin İtalyan senaristi ve yönetmeni Luca Guadagnino'nun "Melissa P." İle ilgili görüşlerine kulak verelim...
Filmin yönetmeni ve senaristi Luca Guadagnino'yla filme dair...
Bu projeye nasıl dahil oldunuz?
Yaklaşık iki yıl önce, filmin yönetici yapımcıları Francesca Neri ve Roberto Manni beni arayıp, "Melissa P."ye ilham veren romanı okumamı söylediler. Okudum ve gerek ana konudan gerek çarpıcı anlatımından fazlasıyla etkilendim. Romanın konusu insan hayatının en zor dönemlerinden olan ergenlik çağındaki cinsellikti. Francesca'yla birlikte hemen fark ettiğimiz şey, filmin odak noktasının 'ergen' Melissa'nın 'kadın' Melissa'ya dönüşümü olması gerektiğiydi. Filmimiz esas olarak kişisel gelişimi konu alan bir yetişkinliğe ulaşma hikâyesi.
Romanı senaryolaştırırken ne tür zorluklarla karşılaştınız ve ne tür tercihler yapmanız gerekti?
Senaryoyu yazmak başlı başına sorunlu bir süreçti çünkü roman gerçekte bir günce şeklinde yazılmıştı ve bir yapısı olmayan, rasgele olaylardan oluşuyordu. Dolayısıyla, esas zorluk bu günceyi kronolojik bir hikâyeye dönüştürerek izleyicinin ana karakterle özdeşleşebilmesini sağlamaktı. En büyük zorluk buydu. Bu sorunu, Fransız çocuk psikologu Francoise Dolto gibi uzmanların çocuk ve ergen psikolojisi üzerine yazdıklarını okuyarak ele aldım. Bana en çok, büyük Fransız çocuk psikologu Francoise Dolto'nun çalışmalarını etüt etmek yardımcı oldu. Senaryoyu yazmak yoğun bir süreçti ve bu süreçte Barbara ve Cristiana'yla yaptığım tartışmalar senaryoya çok şey kattı. Francesca, Columbia Pictures'dan Gareth Wigan ve Iona de Macedo'nun önerileri, fikirleri ve çözümleri ise senaryoda hakikaten çok önemli rol oynadı.
Film büyük ölçüde tek bir karakter üzerine kurulu olduğundan Melissa'yı canlandıracak oyuncuyu seçmede çok titiz davranmış olmalısınız. Bu rol için Maria Valverde'nin seçilmesi sürecinden bahseder misiniz?
Maria Valverde'nin seçilmiş olması çok ama çok önemli. Onu tesadüfen bulduk; ama zaten bu işler genelde böyle olur. Hatırlıyorum da biz ofisteyken Francesca'nın bir arkadaşı elinde bir İspanyol sinema dergisiyle geldi. Dergide hiç duymadığım bir filmin büyük bir reklamı vardı. Başlıkta "The Weakness of the Bolshevik" ("Bolşeviklerin Zaafı") yazıyordu. Filmin başlığının hemen yanında enfes bir genç kız resmi vardı. İşte o kız Maria Valverde'ydi. Çok zorlu bir oyuncu seçiminin ortasındaydım ve İtalya'da 'Melissa'mı bulmamın biraz zor olacağını anlamıştım. Maria Valverde'yle benim adıma temasa geçmelerini istedim ve birkaç hafta sonra onunla buluştum.
Maria, Melissa karakterine hemen büründü. Bunun nedeni sadece harika bir genç aktris olması değil, aynı zamanda Melissa'nın her ruh halini filmdeki herkesten çok daha kolayca anlayabilme becerisine sahip olmasıydı. Maria karakteriyle tamamen özdeşleşti. Çekimlerin bir anında, dönüşüm öylesine inanılmazdı ki, adeta Melissa karakteri Maria'nın ruhuna girdi. Bence, disiplin anlayışı, dinleme yeteneği ve müthiş yaratıcı zekâsı Maria'nın gerçek bir yıldız olduğunun göstergesi.
Saf ergenlikten, acımısız yetişkinliğe...
Filmde Melissa küçük bir kasabada yaşayan, 16 yaşında, tatlı ve masum bir kızdır. Petrol mühendisi olan babası ve benmerkezci annesi onunla hiç ilgilenmezler, sadece onlarla birlikte yaşayan, 'rock and roll' saplantılı, özgür ruhlu büyükannesi, Melissa'ya bir yetişkin gibi davranır ve onun sorunlarını dinler. Ergenlik, aynı zamanda tutkulu aşkların da başlangıcıdır ve Melissa yakışıklı ama kendisine ilgisiz okul arkadaşı Daniele'e deli gibi aşık olmuştur. Daniele nihayet Melissa'yı fark ettiğinde, genç kız öylesine büyük bir heyecan duyar ki genç erkeğin amacının saflıktan çok uzak olduğunu fark etmez. Daniele'nin cazibesine kendisini safça kaptıran Melissa, onun seks oyuncağı haline gelir ve Daniele ve arkadaşı Arnaldo'nun sadistçe oyunlarına maruz kalır. Ancak kırıldıkça daha sertleşmekte, yaşadığı dehşet ve aşağılanmayı kabuk bağlayarak altetmeye çalışmaktadır. Dizginleri ele alıp erkeklere günlerini göstermeye kararlıdır. İçinde hâlâ saf ve masun bir şeyler kalan Melissa, kendisine ilk görüşte aşık olan, yeni sınıf arkadaşı, ince ruhlu Marco'nun onu uzaktan hayranlıkla izlediğinin bile farkında değildir. Tüm bunlar yertmezmiş gibi, bir de annesi büyükannesini bir huzurevine yollayınca Melissa, 'yetişkinliğe geçiş yapma' gibi zorlu bir süreçte iyice tek başına kalır. Gerçekten konuşabildiği tek kişi, çeşitli erkeklerle cinsel birlikteliklerinin ayrıntılı bir kaydını tuttuğu günlüğüdür. Ancak bu deneyimlerin onu sürüklediği yeri fark etmek için acı bir kayıp yaşaması gerekecektir.
Film, her ne kadar bir genç kızın ergenlik buhranlarını perdeye getirme amacı taşıyor olsa da, bakış açısını erkeklerin cinsellik algıları üzerinden oluşturuyor. Öyle ki, Melissa'nın günlüğüne aktardığı satırlarda bile, yaşadığı deneyimleri onun nasıl anlamlandırdığından çok, erkeklerin davranışları üzerine bildik gözlemler var. Dolayısıyla "Melissa P."nin en büyük zaafı iddiasına temel oluşturacak bir sinemasal dil bulamamış olması: Bir genç kızın ergenlikten yetişkinliğe geçiş öyküsünü anlatmaya çalışırken, kadın duyarlılığıyla özdeşleşemeyip erkek bakışına hapsolması.
Yine de ülkemizde çok satan bir romandan uyarlanan film, eminiz pek çok izleyicinin ilgisini çekecektir. Bu arada filmin 18 yaş sınırlaması aldığını da belirtmeden geçmeyelim. İsterseniz gelin, filmin İtalyan senaristi ve yönetmeni Luca Guadagnino'nun "Melissa P." İle ilgili görüşlerine kulak verelim...
Filmin yönetmeni ve senaristi Luca Guadagnino'yla filme dair...
Bu projeye nasıl dahil oldunuz?
Yaklaşık iki yıl önce, filmin yönetici yapımcıları Francesca Neri ve Roberto Manni beni arayıp, "Melissa P."ye ilham veren romanı okumamı söylediler. Okudum ve gerek ana konudan gerek çarpıcı anlatımından fazlasıyla etkilendim. Romanın konusu insan hayatının en zor dönemlerinden olan ergenlik çağındaki cinsellikti. Francesca'yla birlikte hemen fark ettiğimiz şey, filmin odak noktasının 'ergen' Melissa'nın 'kadın' Melissa'ya dönüşümü olması gerektiğiydi. Filmimiz esas olarak kişisel gelişimi konu alan bir yetişkinliğe ulaşma hikâyesi.
Romanı senaryolaştırırken ne tür zorluklarla karşılaştınız ve ne tür tercihler yapmanız gerekti?
Senaryoyu yazmak başlı başına sorunlu bir süreçti çünkü roman gerçekte bir günce şeklinde yazılmıştı ve bir yapısı olmayan, rasgele olaylardan oluşuyordu. Dolayısıyla, esas zorluk bu günceyi kronolojik bir hikâyeye dönüştürerek izleyicinin ana karakterle özdeşleşebilmesini sağlamaktı. En büyük zorluk buydu. Bu sorunu, Fransız çocuk psikologu Francoise Dolto gibi uzmanların çocuk ve ergen psikolojisi üzerine yazdıklarını okuyarak ele aldım. Bana en çok, büyük Fransız çocuk psikologu Francoise Dolto'nun çalışmalarını etüt etmek yardımcı oldu. Senaryoyu yazmak yoğun bir süreçti ve bu süreçte Barbara ve Cristiana'yla yaptığım tartışmalar senaryoya çok şey kattı. Francesca, Columbia Pictures'dan Gareth Wigan ve Iona de Macedo'nun önerileri, fikirleri ve çözümleri ise senaryoda hakikaten çok önemli rol oynadı.
Film büyük ölçüde tek bir karakter üzerine kurulu olduğundan Melissa'yı canlandıracak oyuncuyu seçmede çok titiz davranmış olmalısınız. Bu rol için Maria Valverde'nin seçilmesi sürecinden bahseder misiniz?
Maria Valverde'nin seçilmiş olması çok ama çok önemli. Onu tesadüfen bulduk; ama zaten bu işler genelde böyle olur. Hatırlıyorum da biz ofisteyken Francesca'nın bir arkadaşı elinde bir İspanyol sinema dergisiyle geldi. Dergide hiç duymadığım bir filmin büyük bir reklamı vardı. Başlıkta "The Weakness of the Bolshevik" ("Bolşeviklerin Zaafı") yazıyordu. Filmin başlığının hemen yanında enfes bir genç kız resmi vardı. İşte o kız Maria Valverde'ydi. Çok zorlu bir oyuncu seçiminin ortasındaydım ve İtalya'da 'Melissa'mı bulmamın biraz zor olacağını anlamıştım. Maria Valverde'yle benim adıma temasa geçmelerini istedim ve birkaç hafta sonra onunla buluştum.
Maria, Melissa karakterine hemen büründü. Bunun nedeni sadece harika bir genç aktris olması değil, aynı zamanda Melissa'nın her ruh halini filmdeki herkesten çok daha kolayca anlayabilme becerisine sahip olmasıydı. Maria karakteriyle tamamen özdeşleşti. Çekimlerin bir anında, dönüşüm öylesine inanılmazdı ki, adeta Melissa karakteri Maria'nın ruhuna girdi. Bence, disiplin anlayışı, dinleme yeteneği ve müthiş yaratıcı zekâsı Maria'nın gerçek bir yıldız olduğunun göstergesi.Henüz kimse yorum yapmamış.
- Aramızda Casus Var: Tony Scott/Jason Bourne-vari
- Gomorra: Gerçek bir öykü...
- "Mustafa" filmi için kim ne dedi?
- Türk basınında "Üç Maymun"
- Eleştirmen gözüyle Altın Portakal filmleri
- Oyum "komediye!"
- Geçmişten günümüze ‘Kara Şövalye’
- Dünyanın Merkezine Yolculuk başladı!
- Narnia Günlükleri: Prens Caspian'ın Öyküsü
- James Bond Tarihi
- “Wanted” oyuncuları yakın planda!
- Sinemanın en "şık" film karakterleri
- Kevin Spacey güzellemesi!
- Sex and the City'nin güzel, akıllı ve cesur kızları
- Macera Adası: Kendi hikayenizin kahramanı olun...


Philadelphia (01 Aralık 2008 Cnbc-e, 22:00)
Tom Hanks’e En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar ödülü getiren "Philadelphia", bir dönemin AIDS hastalığına hukuki ve toplumsal bakışını gözler önüne seriyor. Bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de yayınlanacak olan "Philadelphia" yı kaçırmayın!

Çocuklar için yapılacak en güzel şey onları sevmektir.








Seanslar
Fragman


