"Bak Şu Köpeğe"
İyi bir baba nasıl olmalı?
Sinema.com 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
Diney'in klasikleşmiş aile filmlerinden olan 1959 yapımı "The Shaggy Dog"un uyarlaması olan "Bak Şu Köpeğe", hem hikâyesini, hem de tekniğini çağın gereklerine göre yeniden biçimlendirmiş bir film. Başrolünde ünlü komedyen Tim Allen'ın yer aldığı film, özellikle küçük sinemaseverlerin ilgisini bekliyor...
Ülkemizde "Bak Şu Köpeğe" adıyla gösterime giren "The Shaggy Dog", Disney'in aynı adlı sevilen aile komedisi klasiğinden uyarlanan yeni bir film. Filmde, kazayla kocaman bir köpeğe dönüşen yapımcı-oyuncu Tim Allen, "iyi bir baba" olma anlayışına farklı bir bakış açısı getiriyor. Filmin öyküsü, başarılı bir avukat olan Bölge Başsavcı Yardımcısı Dave Douglas'ın (Tim Allen) yeni bir görev almasıyla başlıyor. Dave bu kez kriminal hayvan laboratuvarında yapılan çalışmaları araştıracaktır. Tam bir işkolik olan Dave'in üstlendiği bu yeni görev, onu uzun süredir ihmal ettiği karısı Rebecca (Kristin Davis) ve çocuklarından (Zena Grey ve Spencer Breslin) biraz daha uzaklaştıracak gibidir. Ancak Dave'in başına hiç beklenmedik bir kaza gelir. Çok gizli bir genetik mutasyon serumunun enfeksiyonuna maruz kalınca vücudunda değişimler başlar ve bir köpeğe dönüşür. O, artık kendi ailesinin evindeki yeni köpek olmuştur. Kendisi ve ailesi hakkında bildiği her şey artık değişmiştir. Köpek olmanın zor yanlarının yanı sıra birtakım avantajları da vardır. Evin babasına ayrılan koltuktan inip yerdeki halıya oturan Dave, kendi ailesinin sırlarına ve hayallerine bambaşka bir perspektiften bakma fırsatını yakalamıştır. Ailesiyle ilgili yeni keşifler yapan Dave'in tek isteği, köpek olmaktan bir an önce kurtulup yeniden aile babalığına geri dönebilmektir. Ancak bunu başarmak için genetik mutasyon serumunun ardındaki şeytan ruhlu bilim adamını (Robert Downey Jr.) durdurabilmesi gerekmektedir. Aile babalığına yeniden geri dönmek istiyorsa, zamana karşı hızlı bir mücadele vermekten başka çaresi yoktur. 50'lerden bugüne eskimeyen hikâye... 1959 yılında Walt Disney Pictures, "The Shaggy Dog" aile komedilerine farklı bir bakış getirmişti. Siyah-beyaz bir film olan "The Shaggy Dog"u farklı kılan özelliklerinden birisi, o güne kadar sadece animasyon filmleriyle tanınan Disney stüdyolarının insan aktörlerle yaptığı ilk 'live-action' film olmasıydı. Filmin diğer bir özelliği ise, çılgın olayların birbirini izlediği ve bir sonraki öyküyü izlemek için öncekinin sürprizli sonucunun beklenmesini gerektiren kelime oyunlarına dayalı 'uzun öykü' kavramına yeni bir soluk getirmesi olmuştu. Charles Barton'un yönettiği 1959 yapımı "The Shaggy Dog"da köpeklerden çok korkan ve evcil hayvanlara karşı alerji duyan postacı baba ile ergenlik çağındaki oğlunun komik öyküsü yer alıyordu. Ailenin oğlu Wilby Daniels, eski çağlardan kalma bir tılsımın lanetine uğrayarak köpeğe dönüşüyordu. Yeni hali karşısında şok geçiren Wilby, yeniden insan haline dönebilmek için çok gizli bir Sovyet casusluk faaliyetini durdurmak zorunda olduğu konusunda babasını ikna etmek zorunda kalıyordu. Aradan 20 yıl kadar geçtikten sonra "The Shaggy Dog" bir kez daha beyazperdeye aktarıldı. 1976 yılında "The Shaggy D.A." adıyla çekilen yeni versiyonda küçük Wilby Daniels artık büyümüş, bölge savcılığı seçimlerine katılmaya hazırlanan bir avukat olmuştu. Ancak vücudunun aniden köpeğe dönüşmesi isteği, genç avukatın yakasını bırakmak bilmiyordu. Aynı büyülü köpek hikâyesi, bu kez 2006 yılında, farklı bir versiyonla izleyicilerin karşısına çıkıyor. Yeni proje, günümüzün ünlü komedyenlerinden Tim Allen'ın çok sevilen bu köpek masalına yepyeni boyutlar getirilip getirilemeyeceği konusundaki merakına dayanıyor. Günümüz çocuklarının çok farklı talep ve beklentileri olduğunun farkında olan Allen, projeyi geliştirirken hem bunu, hem de sinema teknolojisindeki gelişmeleri dikkate alarak yola koyulmuş. Bu projeye neden kalkıştığını ünlü komedyen şu sözlerle açıklıyor: "Çocukluğumun en büyük olayı orijinal 'Shaggy Dog'u görmek olmuştu. Öyle büyüleyici bir filmdi ki, o günden bugüne kadar en unutulmaz komedi filmlerinden birisi olarak belleğimde yer etti. Ancak geriye dönüp baktığımda filmin kendisinden çok, bende bıraktığı derin izlerin daha önemli olduğunu görüyorum. O dönemin çocukları üzerinde derin izler bırakmıştı ama 50'li yılların teknolojisi artık demode oldu. Bu yüzden 'Shaggy Dog' gibi gerçek bir klasiği güncelleme fikri bana çok cazip geldi." Aile odaklı mizah anlayışıyla tanınan Tim Allen yeni "Shaggy Dog" ile ilgili farklı fikirleri geliştirmiş. Bunların en önemlisi "köpeğe dönüşen insan" formülüne yepyeni bir bakış açısı getirmekmiş. Öyküye yeni bir yön vermeyi hedefleyen ünlü komedyen, 2006 versiyonunda köpeğe dönüşen kişinin ailenin oğlu değil, babası olmasını düşünmüş. Kazayla köpeğe dönüşecek olan baba, böylelikle aile bireylerini aile köpeğinin bakış açısından görmek zorunda kalacaktı. Projesinin bu şeklini Disney'e götürdüğünde onlar da bu formatın modern çağa uygun olduğu görüşünde birleşmişler. Allen'ın geliştirdiği "Shaggy Dog" projesine sıcak bakan Disney yetkilileri, bu projede "Bringing Down the House" ve "Eight Below" gibi filmlere imzasını atmış ünlü yapımcı David Hoberman'ın görev almasına karar vermiş. Her şeyin çok hızlı geliştiğini belirten ünlü yapımcı "Shaggy Dog" ile ilgili kendi kişisel gözlemlerini şu sözlerle ifade ediyor: "Tim gibi ben de orijinal filmi çocukluğumdan hatırlıyorum. Bu yüzden, özellikle Tim'in devrede olması sebebiyle harika bir fikir olduğunu düşündüm. Fiziksel komedi yeteneğini en özgün şekilde yansıtan ender aktörlerden birisi olduğu için köpeğe dönüşen baba rolünü başarıyla oynayabileceğini biliyordum. Disney tarafından yeşil ışığın yakılmasıyla birlikte çok hızlı hareket ettik. Filmin çekileceği kesinleşince önceliği gerçekten eğlenceli ve çağdaş bir senaryo hazırlanmasına verdik." Filmin senaryosu, Cormac ve Marianne Wibberley, Geoff Rodkey, Jack Amiel ve Michael Begler'dan oluşan beş kişilik komedi yazarları ekibi tarafından hazırlanmış. Orijinal "The Shaggy Dog" ve 1976 yapımı "The Shaggy D.A."nın esin kaynağı olarak kullanıldığı senaryoyu Hoberman çok beğenmiş. Çünkü hazırlanan senaryoda sadece güldürü kalıplarına yer verilmekle yetinilmemişti; eğlenceli güldürü unsurlarının yanı sıra, çocuklarıyla beraber olabilmek için köpek gibi oturup kalkmayı öğrenmek zorunda kalan bir babanın sıradışı öyküsü de senaryoda yeterince öne çıkıyormuş. Hoberman senaryonun bu yapısı konusundaki gözlemlerini şu sözlerle dile getiriyor: "Köpekler insanoğlunun en yakın dostu, en iyi arkadaşı olarak bilinir. Bu öyküde de insanın en iyi arkadaşı köpeğe dönüşen bir adamın başına gelenler anlatılır. Kazayla köpeğe dönüşen bu adam, kendi ailesinin en iyi arkadaşı olmanın ne anlama geldiğini kavrar. Köpeğe dönüşmesinin iyi yanları da vardır. Karısıyla çocuklarını yepyeni bir bakış açısından görme fırsatını elde eder. Onların babasıyken paylaşmadıkları birçok şeyi köpek olunca paylaşmaya başlamışlardır. Filmin duygusal özünde babanın geçirdiği dönüşüm sonucunda ulaştığı yepyeni gözlemler vardır." Senaryo yazarlarının bulunmasının ardından Tim Allen ile David Hoberman'ın gündemindeki yeni konu, "The Shaggy Dog" projesinin başına geçecek yönetmenin belirlenmesi olmuş. İkilinin bu konudaki tercihi, komedi yeteneğini "Varsity Blues" adlı gençlik komedisindeki çalışmasıyla kanıtlayan; ayrıca "Hard Ball" adlı spor ağırlıklı filmde Keanu Reeves ile, "The Perfect Score" adlı gençlik filminde de Scarlett Johansson ile çalışan genç yönetmen Brian Robbins'ten yana olmuş. Kendisi de iki çocuk babası olduğu için aile merkezli komedilere ilgi duyduğunu ifade eden Brian Robbins, "Shaggy Dog"da işlenen temayla ilgili şu yorumu yapıyor: "Filmde işlenen temaya yakın bağlılık hissettim. Bu filmde her modern ailenin yakından tanıdığı bir sendroma dokunulduğunu düşünüyorum. Hepimiz kariyerlerimiz ve aktivitelerimizle öylesine meşgulüz ki, özellikle çekirdek aile içerisinde büyüklerle çocukların birbirinden kopması son derece kolay hale geldi. Ailenin yeniden bir araya gelebilmesi için bazen birşeyler olması gerekiyor. Bu filmdeki aileyi yeniden toparlayan varlık ise, uzun ve kabarık tüylü bir köpektir." Tim Allen'ın "en kıllı" rolü... Amerika'nın en ünlü aile komedyenlerinden birisi olan Tim Allen'ı bugüne kadar ilginç karakter portreleriyle izleme fırsatını bulduk. "Home Improvement" adlı filmde sakar mı sakar bir adamı oynadı; "Santa Clause"da gönülsüz Noel Baba'yı canlandırdı, "Toy Story"de Buzz Lightyear adlı aksiyon figürüne sesini verdi. Ancak "Shaggy Dog"da üstlendiği karakter bu filmlerin hepsinden farklıydı. Genetik mutasyon serumunun etkisiyle köpeğe dönüşen bir bölge savcısını canlandıracaktı. "The Shaggy Dog"da üstlendiği Bölge Savcısı Dave Douglas rolünün Tim Allen açısından iki anlamı var. Bunlardan birisi, insan hayatının eğlenceli yönünü görebilmek; diğeri ise aynı hayatı bir köpeğin gözünden keşfedebilmekti. Ünlü komedyen bu konudaki yaklaşımını şu sözlerle özetliyor: "Köpek rolünü mümkün olduğunca gerçekçi şekilde oynamayı istedim. Köpeklerin ne hissedebileceğini, kazayla köpeğe dönüşmüş bir adamın nasıl davranışlar sergileyeceğini hayal etmeye çalıştım. Karşımda oldukça zor bir rol vardı ama filmde izleyeceğiniz en eğlenceli ve beklenmedik sahneleri de bu sayede yakaladım. Özellikle Dave'in gündelik yaşamını sürdürmeye çalıştığı sahneleri çok severim. Bir avukat ve bir baba olarak davranmaya çalıştığı halde etrafını koklayıp tuhaf sesler çıkartmaktan da geri duramaz. Çünkü yeni edindiği hayvani kişiliğinin getirdiği yeni davranışların etkisi altındadır." Kendisi de köpek sevgisiyle dopdolu bir insan olduğu için köpek dostlarımızı bu derece sevimli ve eğlenceli kılan yanlarının ne olduğunu analiz ederek işe başladığını söyleyen Tim Allen, analizleri sonrasında ulaştığı sonuçları şu sözlerle değerlendiriyor: "Hayatım boyunca çeşitli köpeklerim oldu. Onların davranış biçimlerini her zaman gözlemledim. Neler düşünüyor olabileceklerini hep merak ettim. Aslında bu rolü almakla onların davranış biçimlerini şahsen deneyimleme fırsatını buldum. İnsanları kokladım, yanaklarını yaladım, dört ayak üzerinde koştum, masa üzerinde sıçradım, kedi kovaladım. İlginç deneyimler yaşadım. Köpek taklidi yaparken öncelikli hedefim çocukları güldürmek oldu ama aynı zamanda büyüklerin de gülmesini istedim." Üstlendiği rolün keyifli yanlarından birisinin de, babalık kavramının gerçek anlamını öğrenen bir erkeği oynamak olduğunu belirten Tim Allen, bu konuda şu yorumu getiriyor: "Beklenmedik anda köpek haline dönüşünce Dave için farklı bir yaşam başlar. O artık koltuklarda oturan bir baba değil, yerde halı üzerinde oturan bir köpektir. Ancak konumunun değişmesine paralel olarak babalık olgusu üzerinde de yeniden düşünme fırsatını bulur. O güne kadar sadece kariyerini düşünmüştür. Köpeğe dönüşmesiyle beraber, 'Kariyer ama neyin pahasına kariyer?' sorusunu sormaya başlar. Aynı soruyu daha önce de kendisine sorduğunda hep, 'Çocuklarım için' cevabını vermiştir. Köpeğe dönüşünce karşısına harika bir fırsat çıkar. Elimize pek fazla geçmeyen türde, kendi hayatımızı başkalarının gözüyle görme fırsatıdır bu… Ailesi onu köpek sandığı için, onların düşüncelerini rahatlıkla görebilme fırsatını elde etmiştir. Sevdiği insanlara yepyeni tarzda özen göstermesi gerektiğini bu sayede öğrenir." Filmde üstlendiği köpek rolünün birtakım fiziksel zorlukları olduğunu kabul eden ünlü komedyen, bu konudaki gözlemlerini ise şu sözlerle dile getiriyor: "Fark ettiğim ilk gerçek, köpeklerin çok hızlı hareket ettiği; buna karşılık insanların o kadar hızlı hareket edemediği oldu. Karşıma çıkan fiziksel zorluklardan birisi hız sorunuydu. Beni daha hızlı hareket ettirmek için teller ve teknolojiyi kullanmak suretiyle ilginç yöntemler buldular. Böylece pençe sahibi oldum ama bu sefer de elimdeki derilerin zaman zaman yırtıldığını gördüm. Yine de insan bedeninin başaramayacağı herşeyi yaptığımı görmek gerçekten özgürleştirici bir duyguydu." Yönetmen Brian Robbins de, Tim Allen'ın köpeksi performansından memnun kaldığını vurgulayarak şöyle konuşuyor: "Her aktör bir köpeği canlandırmayı kolay kolay göze alamazdı. Tim böyle bir rolde son derece cesur davrandı. Kafasını köpek maması tabağının içine sokmaktan, dört ayak üzerinde koşmaktan, kendi kuyruğunu kovalamaktan, kafes içine çıplak kilitlenmekten asla çekinmedi. Her sahneyi yüzde 100 gerçeklikle oynamaya kesin kararlıydı. Köpeklerin neyi yapıp neyi yapamayacağını çok iyi gözlemlemişti. Üstelik bunların hepsini insan formatındayken hayata geçirdi." Allen'ın bu güncel Disney klasiğinde bahsettiği kadar iddialı bir eser ortaya koyup koymadığını görmek için, çocuğunuz için "Bak Şu Köpeğe" filmine bir şans verebilirsiniz...
Henüz kimse yorum yapmamış.

TV'de bugün
Philadelphia (01 Aralık 2008 Cnbc-e, 22:00)

Tom Hanks’e En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar ödülü getiren "Philadelphia", bir dönemin AIDS hastalığına hukuki ve toplumsal bakışını gözler önüne seriyor. Bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de yayınlanacak olan "Philadelphia" yı kaçırmayın!

Replik
Ucuz Roman
Wolf: Yaklaşık 30 dakikalık uzaklıkta. 10 dakika sonra ordayım.
« »
Copyright © 1998-2008 Sinema.com