"İçerideki Adam"
Farklı bir soygun filmi
Farklı bir soygun filmi

Sinema.com 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
Amerika'nın önde gelen bağımsız yönetmenlerinden Spike Lee'nin ve ünlü yapımcı Brian Grazer'ın imzasını taşıyan "İçerideki Adam", alışıldık soygun filmleri kalıplarının dışına çıkan, şaşırtıcı bir öyküye sahip. Oyuncu kadrosunda birbirinden ünlü isimlerin yer aldığı film, senarist Russell Gerwirtz'in ilk orijinal senaryosu olsa da usta bir kalemin elinden çıkmış izlenimi veriyor.
Sosyal içerikli filmleriyle tanıdığımız siyahi yönetmen Spike Lee, "İçerideki Adam"da 70'li yılların ünlü soygun ve polis yozlaşması temalı filmlerinin izinden gidiyor. Hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığı temasını işleyen filmde, mükemmel planlanmış bir banka soygununun gizemi temelinde, 'iktidar' ve 'güç' gibi olguların cazibesiyle hırs ve ihtirasın çirkinliğini keşfe çıkıyor. Lee'nin filminde, Denzel Washington, Clive Owen ve Jodie Foster gibi usta oyuncuların üstlendiği karakterler, çözümü yapılamayan bir bulmacanın belirli bir düzen içinde birbirine bağlanmış parçalarını temsil ediyorlar. Tabii ki hiçbir parça aslında göründüğü gibi değil.
"İçerideki Adam"ın öykü akışında birbiriyle çatışma halinde olan üç ana karakter var: Portresini Denzel Washington'un çizdiği Keith Frazier, polis departmanındaki yozlaşma skandalını açığa çıkartması gereken yeni terfi etmiş bir dedektifi canlandırıyor. Clive Owen'ın oynadığı Donald Russell, banka soygunları hakkında bildiğimiz her şeyi başaşağı çeviren çok zeki bir banka soyguncusu olarak karşımızda. Jodie Foster ise, müşterilerinin ödediği her doları sonuna kadar hak eden Manhattanlı esrarengiz borsa brokerı Madeliene White rolünde.
Diken üstünde bir kedi-fare oyunu...
Filmde olaylar zinciri aslında oldukça sade, basit ve alışıldık şekilde başlıyor. Dünya çapındaki finans kurumlarından Manhattan Trust'ın Wall Street şubesinin kalabalık lobisine boyacı kıyafetleri giymiş dört kişi gelir. Kostümlü soyguncuların başlattığı mükemmel planlanmış kuşatma saniyeler içinde sonuçlanır. Soyguncular tarafından rehin alınan 50 kadar banka yöneticisi, o andan itibaren çok iyi organize edilmiş bir soygun operasyonunun pençesine düşmüştür. Soyguncuların lideri Dalton Russell (Clive Owen) ile sağlıklı iletişim kurulması ve rehinelerin zarar gelmeden kurtarılması için New York Polis Departmanı (NYPD) dedektiflerinden Keith Frazier (Denzel Washington) ile Bill Mitchell (Chiwetel Ejiofor) görevlendirilir. 'Acil Durum Birimi' ('ESU') Başkanı John Darius (Willem Dafoe) ile omuz omuza çalışan dedektifler, olayın kısa sürede barışçı yöntemlerle çözüleceğinden, bankanın kontrol altına alınıp rehinelerin kurtarılacağından umutludur.
Ancak işler planlandığı gibi gitmez. Bankayı ve müşterileri rehin alan Russell son derece kurnaz, dikkatli, zeki ve soğukkanlı bir soyguncudur. Sadece rehin aldığı müşterilerin değil, yetkililerin de kafasını karıştırıp dikkatini dağıtacak çok titiz bir plan yapmıştır. Dışarıda banka önünde toplanan kalabalıktaki gerilim düzeyi hızla artarken hummalı bir çalışmaya giren Frazier ve kurmayları, bütün dikkatlerini Russell'ın kontrolü kaybetmesine vermişlerdir. Soyguncular sürekli olarak polisin bir adım önünde gibidir. Bitmek tükenmek bilmeyen akıl oyunlarıyla Frazier ve Darius'u her aşamada safdışı bırakırlar. Bu işin içinde başka işler olabileceğine dair Frazier'ın birtakım kuşkuları vardır. Bayan borsa brokerı Madeliene White'ın (Jodie Foster) devreye girişiyle beraber olay bambaşka boyutlar kazanır. Madeliene'ın, Russell ile özel görüşme yapmayı talep etmesiyle Frazier'ın kuşkuları doğrulanmıştır. Öte yandan bankanın Yönetim Kurulu Başkanı Arthur Case de (Christopher Plummer), ele geçirilen şubenin içinde olup bitenlerle dakika dakika ilgilenmektedir.
Durum giderek belirsiz hale gelirken Frazier artık bu işin içinde birtakım görünmez bağların olduğuna, başka bir yerlerde gizli toplantıların sürdüğüne ikna olmuştur. Sadakatlerin ve davranışların sorgulandığı ortamda çok riskli bir kedi-fare oyununa başlamıştır. Ancak oyunun kuralları sürekli değişmektedir. Atacağı yanlış bir adım, sinirleri sürekli diken üstünde tutan bu kedi-fare oyununun felaketle sonuçlanmasına yol açabilecektir.
İki usta el ele: Spike Lee ve Brian Grazer
1990 yılında En İyi Orijinal Senaryo dalında ödül için yarıştıkları Oscar Ödül Töreni sırasında tanışan Spike Lee ve yapımcı Brian Grazer, o günden beri birlikte çalışabilecekleri bir proje için doğru zamanı kollamışlar. Ancak her ikisi de ince eleyip sık dokumalarıyla ün salan iki usta sinemacıyı birleştirecek bir proje bir türlü bulunamamış. Nihayet, Brian Grazer'ın Amerikalı yazar Russell Gewirtz'in kaleme aldığı 'Inside Man' adlı gerilim senaryosunu satın almasıyla, işbirliği konusunda bir umut oluşmuş. Spike Lee senaryoyu okuyup çok beğenmiş ve kısa süre sonra da yönetmenlik için sözleşmeyi imzalamış. Geçtiğimiz yıllarda çok sayıda sosyal içerikli filme imzasını atmış olan deneyimli yönetmen, Russell Gewirtz'in yazdığı senaryo konusundaki düşüncesini şu sözlerle aktarıyor: "Russell Gewirtz, banka soygunculuğuna yepyeni ve ilgi çekici bir yaklaşım getirmiş. Senaryoyu çok sevdiğim için bu filmi yapmak istedim. 'Dog Day Afternoon' her zaman favori filmlerimden birisi olmuştur. Buradaki öykü o tarz filmlere çağdaş bir yaklaşım getiriyordu."
Yapımcı Brian Grazer ise filmin senaryosundan duyduğu heyecanı şu sözlerle ifade ediyor: "Bence orijinallik her şeyden önce gelir. Bir senaryo bende merak duygusu uyandırmalıdır. Hiçbir noktasında kendi halinde bir senaryo havası olmaması gerekir. Perdede olup bitenlerin arka planını ilk etapta fazla göstermeyen; olayların sebebini daha sonra sürprizli ve tatmin edici şekilde açıklayan ilgi çekici manevralar daha çok hoşuma gider. Bu senaryodaki birbirinden ilginç dönemeçlerin, soygun filmleri tarzına yepyeni ve farklı bir yön getirdiğini düşünüyorum."
"İçerideki Adam"ın ödüllü oyuncu ve teknik ekiplerden oluşan kadrosuna bakınca, senaryosunun da yılların deneyimine sahip bir senaryo yazarından geldiği sanılabilir. Oysa gerçek bunun tam tersi. Film, yıllarca çeşitli meslekler arasında gidip geldikten sonra yazarlıkta karar kılan Russell Gerwirtz'in ilk orijinal senaryosu olma özelliğini taşıyor. Gerwitz, daha ilk senaryosunda böyle usta bir ekip ve müthiş bir oyuncu kadrosuyla çalışmasına dair memnuniyetini şu sözlerle ifade ediyor: "Sürekli meslek değiştirdiğim dönemde Avrupa ve Güney Amerika'da birkaç yıl yaşadım. 'Inside Man' fikri de oralarda bulunduğum dönemde filizlendi. Beş-altı yıl boyunca kafamda bu öykünün değişik versiyonları vardı. Hayati önem taşıyan unsurlar zamanla şekillenmeye başladı. Senaryo üzerinde yakın arkadaşım Daniel Rosenberg çalışma yaparak bazı yerlerini düzeltti. Sonra da Los Angeles'taki ajanslara gönderdi. Bunu söylerken asla gocunmuyorum. Ne kadar iyi yaptığını sonradan Denzel, Clive, Jodie ve Christopher ile masaya oturduğumuzda anladım. Benim yazdığım satırları okuyorlardı. O anda her şey sanki gerçeküstü gibi geldi. Sonra çekimler başladı. Spike'ı adeta bir orkestra şefi gibi prodüksiyonu yönetirken izledim. Prodüksiyon değeri açısından da her şey kusursuzdu. Dört yıl önce kağıda dökerken hayal ettiğim bankanın setini onlar da hayal ederek aynısını kurdular."
Ünlü oyuncuları filmle ilgili ne diyor?
Senaryo yazarı Russell Gerwirtz'in bu heyecanını gayet normal karşılamak gerekiyor. Çünkü film, dünyadaki pek çok senarist, yönetmen ve yapımcının hayallerini süsleyen bir oyuncu kadrosunu bir araya getiriyor. İsterseniz bir de filmle ve canandırdıkları karakterlerle ilgili görüşlerini onların ağızlarından dinleyelim:
Denzel Washington
(Rolü: Yeni terfi etmiş polis dedektifi Keith Frazer)
"Bu filmin çekimlerine başlamadan önce Broadway'de sahnelenen 'Julius Caesar' adlı oyunda Brütüs rolünü oynuyordum. Oyun tamamlandıktan sadece 1 hafta sonra 'The Inside Man'e başladım. İki proje arasında bazı benzerlikler olduğunu düşünüyorum. Shakespeare'in yapıtlarında dilin çok önemli olduğuna kuşku yok. Buradaki rolüme hazırlanırken Shakespeare'ın oyununun büyük yardımını gördüm. Çünkü Russell'ın yazdığı senaryoda bol miktarda diyalog vardır. Portresini çizdiğim karakter çok konuşur. Frazier karakterini Brooklyn'e gitmiş bir Brütüs gibi düşünüyorum. New York'luların belirli bir ritmi ve ahengi vardır. New York'lu dedektifi oynarken bu ritmden de yararlanma fırsatı buldum."
Clive Owen
(Rolü: Zeki banka soyguncusu Dalton Russell)
"Filmdeki tüm sahneleri maskeli ve güneş gözlüklü oynamak, bunlar yetmezmiş gibi bir de kapşon takmak çok tuhaf bir durum. Çünkü oyunculuk bir gönül işidir, bunu ancak gözlerinizle gösterirsiniz. Aniden bu avantajınızın elinizden alınması hiç hoş bir durum değil… Ancak sette Spike'ın hemen her filminde uyguladığı aynı anda iki kamerayla çekim yapma tekniğini çok sevdim. Bir görüntü yönetmeninin en büyük kâbusu olabilir ama biz aktörler için harika olduğunu söylemeliyim. Görüntüde yer alan iki aktörün performansını olumlu yönde etkilerken her şeyin son derece canlı olmasını sağladı."
Jodie Foster
(Rolü: Güzel ve başarılı borsa brokerı Madeliene White)
"Spike beni her zaman büyülemiş yönetmenlerden birisidir. Filmlerini çok severim. Yönettiği filmlerden birisinde oynamayı da hep istedim. Ancak yaptığı filmlerin konularına bakınca beni çağırabileceği bir rol olmadığını da görüyordum. Bu yüzden 'The Inside Man' için teklif getirince heyecan duydum. İyi elbiseler giyen, üstünü başını kirletmeyen bir kadını uzun zamandır oynamamıştım. Canlandırdığım Madeleine White karakteri, New York borsasında görev yapan kadın brokerlardan birisidir. New York'un tek damla bile ter akıtmadan para kazanan en elit ve güçlü vatandaşlarının borsadaki parasını çekip çevirir. Stresli bir işi olmasına rağmen oldukça dingin/sakin görünümü vardır. Sesini fazla yükseltmeden, insanları azarlamadan konuşmasını bilir. Bu da ona otoriter ve güçlü kişilik sağlar."
Christopher Plummer
(Rolü: Güçlü ve nüfuzlu işadamı Arthur Case)
"Filmde güçlü bankalardan tutun da çeşitli hayır işlerine kadar her organizasyonun tepe noktasında yer alan bir karakteri canlandırıyorum. Büyük bankaları ve global yatırımları yöneten bir karakter. Dünyanın her yerinde kolları var. Üstelik tüm bu işleri yaparken kendisi her zaman perde arkasında kalmayı başaracak kadar güç ve iktidar sahibi."
Willem Dafoe
(Rolü: NYPD Acil Durum Birimi Başkanı John Darius)
"Filmde anlatılan öykünün en güzel yanı, New York kent mozaiğini oluşturan farklı taşlardan küçük küçük parçaların bir araya getirilerek dünyamızın profiline ulaşılmasıdır. New York'taki bir bankada bulunan bir grup insanın üzerine kapıları kapatıyorsunuz ve toplumun rastgele seçilmiş örneklemesini elde ediyorsunuz. Kapıları kapatınca dünyanın bir örneği alınıyor. Klasik polisiye film çerçevesinin korunduğu bu filmde, eldeki formüle yepyeni unsurlar eklendiğini düşünüyorum. Filmde genel olarak mükemmel işlenmiş suç kavramı üzerinde durulur. Ortada bir banka soygunu vardır. En azından yüzeyde görünen olay, bir banka soygunudur. Ancak bunun dışında derinden derine başka şeyler de anlatılır. Kent ruhu üzerine, otorite üzerine, suç mentalitesi üzerine, güç ve iktidar kavramları üzerine çok şeyler söylenir."
Diken üstünde bir kedi-fare oyunu...
Filmde olaylar zinciri aslında oldukça sade, basit ve alışıldık şekilde başlıyor. Dünya çapındaki finans kurumlarından Manhattan Trust'ın Wall Street şubesinin kalabalık lobisine boyacı kıyafetleri giymiş dört kişi gelir. Kostümlü soyguncuların başlattığı mükemmel planlanmış kuşatma saniyeler içinde sonuçlanır. Soyguncular tarafından rehin alınan 50 kadar banka yöneticisi, o andan itibaren çok iyi organize edilmiş bir soygun operasyonunun pençesine düşmüştür. Soyguncuların lideri Dalton Russell (Clive Owen) ile sağlıklı iletişim kurulması ve rehinelerin zarar gelmeden kurtarılması için New York Polis Departmanı (NYPD) dedektiflerinden Keith Frazier (Denzel Washington) ile Bill Mitchell (Chiwetel Ejiofor) görevlendirilir. 'Acil Durum Birimi' ('ESU') Başkanı John Darius (Willem Dafoe) ile omuz omuza çalışan dedektifler, olayın kısa sürede barışçı yöntemlerle çözüleceğinden, bankanın kontrol altına alınıp rehinelerin kurtarılacağından umutludur.
Ancak işler planlandığı gibi gitmez. Bankayı ve müşterileri rehin alan Russell son derece kurnaz, dikkatli, zeki ve soğukkanlı bir soyguncudur. Sadece rehin aldığı müşterilerin değil, yetkililerin de kafasını karıştırıp dikkatini dağıtacak çok titiz bir plan yapmıştır. Dışarıda banka önünde toplanan kalabalıktaki gerilim düzeyi hızla artarken hummalı bir çalışmaya giren Frazier ve kurmayları, bütün dikkatlerini Russell'ın kontrolü kaybetmesine vermişlerdir. Soyguncular sürekli olarak polisin bir adım önünde gibidir. Bitmek tükenmek bilmeyen akıl oyunlarıyla Frazier ve Darius'u her aşamada safdışı bırakırlar. Bu işin içinde başka işler olabileceğine dair Frazier'ın birtakım kuşkuları vardır. Bayan borsa brokerı Madeliene White'ın (Jodie Foster) devreye girişiyle beraber olay bambaşka boyutlar kazanır. Madeliene'ın, Russell ile özel görüşme yapmayı talep etmesiyle Frazier'ın kuşkuları doğrulanmıştır. Öte yandan bankanın Yönetim Kurulu Başkanı Arthur Case de (Christopher Plummer), ele geçirilen şubenin içinde olup bitenlerle dakika dakika ilgilenmektedir.
Durum giderek belirsiz hale gelirken Frazier artık bu işin içinde birtakım görünmez bağların olduğuna, başka bir yerlerde gizli toplantıların sürdüğüne ikna olmuştur. Sadakatlerin ve davranışların sorgulandığı ortamda çok riskli bir kedi-fare oyununa başlamıştır. Ancak oyunun kuralları sürekli değişmektedir. Atacağı yanlış bir adım, sinirleri sürekli diken üstünde tutan bu kedi-fare oyununun felaketle sonuçlanmasına yol açabilecektir.
İki usta el ele: Spike Lee ve Brian Grazer
1990 yılında En İyi Orijinal Senaryo dalında ödül için yarıştıkları Oscar Ödül Töreni sırasında tanışan Spike Lee ve yapımcı Brian Grazer, o günden beri birlikte çalışabilecekleri bir proje için doğru zamanı kollamışlar. Ancak her ikisi de ince eleyip sık dokumalarıyla ün salan iki usta sinemacıyı birleştirecek bir proje bir türlü bulunamamış. Nihayet, Brian Grazer'ın Amerikalı yazar Russell Gewirtz'in kaleme aldığı 'Inside Man' adlı gerilim senaryosunu satın almasıyla, işbirliği konusunda bir umut oluşmuş. Spike Lee senaryoyu okuyup çok beğenmiş ve kısa süre sonra da yönetmenlik için sözleşmeyi imzalamış. Geçtiğimiz yıllarda çok sayıda sosyal içerikli filme imzasını atmış olan deneyimli yönetmen, Russell Gewirtz'in yazdığı senaryo konusundaki düşüncesini şu sözlerle aktarıyor: "Russell Gewirtz, banka soygunculuğuna yepyeni ve ilgi çekici bir yaklaşım getirmiş. Senaryoyu çok sevdiğim için bu filmi yapmak istedim. 'Dog Day Afternoon' her zaman favori filmlerimden birisi olmuştur. Buradaki öykü o tarz filmlere çağdaş bir yaklaşım getiriyordu."
Yapımcı Brian Grazer ise filmin senaryosundan duyduğu heyecanı şu sözlerle ifade ediyor: "Bence orijinallik her şeyden önce gelir. Bir senaryo bende merak duygusu uyandırmalıdır. Hiçbir noktasında kendi halinde bir senaryo havası olmaması gerekir. Perdede olup bitenlerin arka planını ilk etapta fazla göstermeyen; olayların sebebini daha sonra sürprizli ve tatmin edici şekilde açıklayan ilgi çekici manevralar daha çok hoşuma gider. Bu senaryodaki birbirinden ilginç dönemeçlerin, soygun filmleri tarzına yepyeni ve farklı bir yön getirdiğini düşünüyorum."
"İçerideki Adam"ın ödüllü oyuncu ve teknik ekiplerden oluşan kadrosuna bakınca, senaryosunun da yılların deneyimine sahip bir senaryo yazarından geldiği sanılabilir. Oysa gerçek bunun tam tersi. Film, yıllarca çeşitli meslekler arasında gidip geldikten sonra yazarlıkta karar kılan Russell Gerwirtz'in ilk orijinal senaryosu olma özelliğini taşıyor. Gerwitz, daha ilk senaryosunda böyle usta bir ekip ve müthiş bir oyuncu kadrosuyla çalışmasına dair memnuniyetini şu sözlerle ifade ediyor: "Sürekli meslek değiştirdiğim dönemde Avrupa ve Güney Amerika'da birkaç yıl yaşadım. 'Inside Man' fikri de oralarda bulunduğum dönemde filizlendi. Beş-altı yıl boyunca kafamda bu öykünün değişik versiyonları vardı. Hayati önem taşıyan unsurlar zamanla şekillenmeye başladı. Senaryo üzerinde yakın arkadaşım Daniel Rosenberg çalışma yaparak bazı yerlerini düzeltti. Sonra da Los Angeles'taki ajanslara gönderdi. Bunu söylerken asla gocunmuyorum. Ne kadar iyi yaptığını sonradan Denzel, Clive, Jodie ve Christopher ile masaya oturduğumuzda anladım. Benim yazdığım satırları okuyorlardı. O anda her şey sanki gerçeküstü gibi geldi. Sonra çekimler başladı. Spike'ı adeta bir orkestra şefi gibi prodüksiyonu yönetirken izledim. Prodüksiyon değeri açısından da her şey kusursuzdu. Dört yıl önce kağıda dökerken hayal ettiğim bankanın setini onlar da hayal ederek aynısını kurdular."
Ünlü oyuncuları filmle ilgili ne diyor?
Senaryo yazarı Russell Gerwirtz'in bu heyecanını gayet normal karşılamak gerekiyor. Çünkü film, dünyadaki pek çok senarist, yönetmen ve yapımcının hayallerini süsleyen bir oyuncu kadrosunu bir araya getiriyor. İsterseniz bir de filmle ve canandırdıkları karakterlerle ilgili görüşlerini onların ağızlarından dinleyelim:
Henüz kimse yorum yapmamış.
- Aramızda Casus Var: Tony Scott/Jason Bourne-vari
- Gomorra: Gerçek bir öykü...
- "Mustafa" filmi için kim ne dedi?
- Türk basınında "Üç Maymun"
- Eleştirmen gözüyle Altın Portakal filmleri
- Oyum "komediye!"
- Geçmişten günümüze ‘Kara Şövalye’
- Dünyanın Merkezine Yolculuk başladı!
- Narnia Günlükleri: Prens Caspian'ın Öyküsü
- James Bond Tarihi
- “Wanted” oyuncuları yakın planda!
- Sinemanın en "şık" film karakterleri
- Kevin Spacey güzellemesi!
- Sex and the City'nin güzel, akıllı ve cesur kızları
- Macera Adası: Kendi hikayenizin kahramanı olun...


Philadelphia (01 Aralık 2008 Cnbc-e, 22:00)
Tom Hanks’e En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar ödülü getiren "Philadelphia", bir dönemin AIDS hastalığına hukuki ve toplumsal bakışını gözler önüne seriyor. Bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de yayınlanacak olan "Philadelphia" yı kaçırmayın!








Seanslar
Fragman


