"Dick ve Jane İşbaşında"
Amerikan rüyasının sonu: Çal ve rahatla!
Amerikan rüyasının sonu: Çal ve rahatla!

Sinema.com 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
Jim Carrey ve Téa Leoni'nin aralarındaki kimyayla dikkat çeken, 1977 tarihli filmin yeniden çevrimi olan "Dick ve Jane İşbaşında" sıradan bir komedi değil. Filmin arka planında, ABD'de vahşi kapitalizmin azılı uygulayıcısı konumundaki yönetici sınıfın açgözlülüğünün altı çiziliyor. Tabii Carrey'nin çoğu filmi gibi, gülmekten kırılacağınız durum komedileri eşliğinde...
"Dick ve Jane İşbaşında" bir yeniden yapım. Jim Carrey ve Téa Leoni'nin işbaşında izlediğimiz Dick ve Jane'i canlandırdığı filmin 1977 tarihli orijinal versiyonunda, iki unutulmaz oyuncu, George Segal ile Jane Fonda rol almıştı. "Dick ve Jane İşbaşında", günümüzdeki pek çok yeniden yapım gibi "ee, ne gerek vardı şimdi bu filmi yeniden izlemeye" dedirten filmlerden biri değil. Bunun başlıca nedeni, filmin arka planına yerleştirdiği, "insanların iliğini sömüren yönetici sınıf" temasının günümüzdeki etkisinin 70'lerden de daha derin oluşu. Son ekonomik araştırmalara göre, bir önceki nesilde ortalama bir idareci ortalama bir işçinin 40 katı para kazanıyordu. Şimdi ise bu oran yaklaşık 400. "Filmin bununla ilgisi ne ki" diye düşünenler için bu noktada "Dick ve Jane İşbaşında"nın konusuna bakmak iyi olacaktır.
Bonnie ve Clyde misali...
Film, yıllardır çalışıp sabrettikten sonra peşinden koştuğu Amerikan rüyasını gerçekleştiren Dick Harper'ın dünyanın önde gelen medya varlıkları konsolidasyonu şirketlerinden Globodyne'in medya ilişkilerinden sorumlu başkan yardımcılığına terfi etmesiyle başlıyor. Bunun üzerine, her Amerikan ailesi gibi, Harper ailesi de hemen hayat standartlarını yükseltecek yenilikler yapıyorlar. Dick'in eşi Jane, kocasının maaşındaki artışa güvenerek, zaten zorla çalıştığı seyahat acentesindeki işinden hemen ayrılıyor. Ancak gelin görün ki, Dick'in rüyası yalnızca 6 saat sürüyor. Yeni koltuğundaki ilk gününde, Globodyne şirketi, Enron benzeri bir yolsuzluk skandalıyla çökünce, Dick de diğer çalışanlar gibi elinde çantasıyla kapı önüne konuyor. Bir süre rakip şirketlerden gelebilecek olası iş tekliflerini bekliyor. Ancak zaman hızla akarken, lüks yaşamlarını sürdürebilmek için içine girdiği kredi batağına daha da saplanıyor ve icra memurlarının kapılarına dayanmasına engel olamıyor. Bahçelerindeki çimlere kadar sevdikleri her şeyi bir bir kaybeden Harper'lar, bir süre kendilerine hiç de uygum olmayan ve bir arpa boyu bile yol kat etmelerine olanak vermeyen anlamsız işler de çalıştıktan sonra Dick başlarına gelen felaketten ilham alan bir fikir atıyor ortaya. Madem ahlâksız patronları Jack McCallister (Alec Baldwin) hırsızlıklarıyla onların hayatlarını karartıp lüks içinde yaşamını sürdürmeye devam edebiliyor, neden bunu onlar da yapmasın? Bir süreliğine, Bonnie ve Clyde tarzında, ilişkilerine de heyecan getirecek bir hayat süren Dick ve Jane, yavaş yavaş çıldırmanın eşiğine geliyorlar ve işleri yüzlerine bulaştırmaya başlıyorlar. İçine düştükleri durumdan kurtulmanın tek yolunun, kötü niyetli, bencil patronları McCallister'a iyi bir ders vermek olduğunu fark ettiklerinde, herkes adına intikam alacakları esaslı bir planı uygulamaya koyuyorlar.
Amerikan rüyasının dikenli yolları
Gördüğünüz gibi, "Dick ve Jane İşbaşında" bir komedi olmasına rağmen, merkezine önemli bir toplumsal sorunu, Amerikan rüyasına ulaşmak için ödenmesi gereken bedelleri yerleştiren ve kendi zenginliğini artırmaktan başka kaygısı olmayan açgözlü yönetici sınıfının ipliğini pazara çıkarmayı amaçlayan bir film. Bu filmi yeniden çevirme fikri esasen yapımcılardan değil, Jim Carrey ve menajerlik ekibinden çıkmış. Ekip bu fikirlerini, Carrey'nin gişede hatırısayılır bir başarı yakalayan "Yalancı, Yalancı" ("Liar Liar") ve "How The Grinch Stole Christmas" filmlerinde de birlikte çalıştığı yapımcı Brian Grazer'a açmışlar ve Grazer da bu fikre balıklama atlamış.
Carrey ve Grazer bu projeye, konunun ahlakî merkezini kaybetmeden, komedinin fiziksel öğeleri ile vurgulu hicivsel yönlerini dengeleyebilecek bir yönetmen arayışına girişmişler ve "Galaxy Quest"te bu öğeleri başarıyla harmanlamış olan Dean Parisot'u yönetmen koltuğuna oturtmuşlar. Grazer bu tercihleriyle ilgili şunları söylüyor: "Dean'in inanılmaz bir komedi zamanlaması var. Espriyi bekletmeyi seviyor, vurucu repliği sonraya saklıyor. Bu, esprinin çok daha komik olmasını sağlıyor. Espri yapılırken gülmeye başlıyor, sonrasında daha da çok gülüyorsunuz."
Yönetmen Parisot ise projeye dahil olduktan sonra nasıl bir bakış geliştirdiğini şu sözlerle anlatıyor: "Filmi yeniden yapmakla ilgili olarak pek çok kişiyle görüştüm. Özellikle ilgimi çeken şey, bu çiftin başına gelenlerin 21. yüzyılın başında bile hâlâ geçerliliğini sürdürmesiydi. Hikâyeyi günümüze uyarlayıp, Enron benzeri bir felaketin bağlamına oturttuğumuzda, yeni, orijinal ve çok komik bir malzeme oluşturma potansiyeline sahip olduğunu düşündüm."
Yönetmen meselesini çözdükten sonra, yapım ekibinin vermesi gereken en önemli karar, Carrey'nin her sahnede başvurduğu renkli ve cüretkâr doğaçlamalara ayak uydurabilecek bir aktris seçmek olmuş. Jane rolü için Téa Leoni'de karar kılmaları hakkında yapımcı Grazer'in görüşleri şöyle: "Bu rolü canlandıracak aktrisin bir fiziksel komedyenin çevikliğine sahip olmanın yanı sıra, Jim'le de çok uyumlu olması gerekiyordu ki izleyiciler Dick ile Jane'in 10 yılı aşkın bir süredir mutlu bir evlilik yürüttüklerine ikna olsunlar. Téa komik bir şekilde dayanıklı. Jim'le çalışırken bu özelliğe ihtiyacınız var. Ona ayak uydurmanız yeterli değil. Ona aynı şekilde karşılık vermelisiniz çünkü Jim ancak o zaman içindeki en iyiyi ortaya koyuyor."
Bu karar sonucunda gerçekten de, Carrey ve Leoni, aralarındaki kimyayı canlandırdıkları karakterlere de yansıtmayı başarmışlar. Bu kimya her şeyden önce de, Dick ve Jane'in hırsızlık yapmaya başladıktan sonra coşku kazanan seks hayatlarının perdeye inandırıcı bir şekilde yansıtılmasına yardımcı olmuş. Filmdeki soygunculuk oyunu Dick ile Jane'in kendilerini daha genç ve zinde hissetmelerine neden olduğundan, onlar için cinsel bir uyarıcı işlevi görüyor ve tehlikeyle burun buruna olmak, hayatlarındaki en büyük amacın o anın tadını en iyi şekilde çıkarmak olmasını sağlıyor.
Ancak filmin asıl derdi ve komediye malzeme yaptığı şey, yukarıda da değinidğimiz gibi, iş yaşamında dehşet verici bir düzeye ulaşmış olan açgözlülük. Los Angeles Times Magazine'in 17 Ekim 2004 tarihli sayısının kapak hikâyesi "Yeni Yönetici Sınıf"tı ve dergideki dosyada şu dikkate çekici istatistiğe yer verilmişti: "Institute for Policy Studies'in bir raporunda belirtildiği gibi, eğer sıradan çalışanların yıllık kazancı 1990'dan beri CEO'larla aynı oranda artsaydı, bugün evlerine 26.899 dolar yerine 75,338 dolar götürüyor olurlardı. Enflasyona göre ayarlanan maaşları, 1980'de aldıklarından sadece biraz fazla." 1980'lerde başlayarak, karşılıklı fonlar ve kurumsal yatırımcılar şirket hisselerinin büyük miktarını ellerinde tutmaya ve kısa sürede kâr beklemeye başladılar. Şirketlerin yönetim kurullarına baskı uygulayarak, onları hızlı çözümler için dışarıdan yetenekler bulmaya zorladılar. Bu "kurtarıcılar" gitgide daha yüksek maaşlar ve daha büyük ek gelir paketleriyle kandırılmaya başlandı. Ayrıca, yöntemlerinin başarısız olması hâlinde kendilerine bir "altın paraşüt" vaat edildi.
Jim Carrey, filmde Dick ve Jane'in hırsızlığının Dick'in patronlarınınkiyle paralellik gösterdiğini söylüyüyor. "Dick ve Jane'in hırsızlık yapması yaşam standartlarını koruma ihtiyacından ve bir tür isyandan kaynaklanıyor. Dick'in patronu Jack McCallister da dünya egemenliği ihtiyacından dolayı çalıyor. Yani, hırsızlıkları farklı boyutta ama aslında aynı şey. Üçü de başkalarının onları nasıl gördüğü kaygısını taşıyor. Kazanan biri gibi görünme ihtiyacındalar."
Bu sözlerin de işaret ettiği gibi karşımızda hiç de sıradan olmayan, farklı temalara açılabilecek bir komedi var. Klişe tabiriyle "gülerken düşünmek isteyenler", bu filme kayıtsız kalmamalı.
Bonnie ve Clyde misali...
Film, yıllardır çalışıp sabrettikten sonra peşinden koştuğu Amerikan rüyasını gerçekleştiren Dick Harper'ın dünyanın önde gelen medya varlıkları konsolidasyonu şirketlerinden Globodyne'in medya ilişkilerinden sorumlu başkan yardımcılığına terfi etmesiyle başlıyor. Bunun üzerine, her Amerikan ailesi gibi, Harper ailesi de hemen hayat standartlarını yükseltecek yenilikler yapıyorlar. Dick'in eşi Jane, kocasının maaşındaki artışa güvenerek, zaten zorla çalıştığı seyahat acentesindeki işinden hemen ayrılıyor. Ancak gelin görün ki, Dick'in rüyası yalnızca 6 saat sürüyor. Yeni koltuğundaki ilk gününde, Globodyne şirketi, Enron benzeri bir yolsuzluk skandalıyla çökünce, Dick de diğer çalışanlar gibi elinde çantasıyla kapı önüne konuyor. Bir süre rakip şirketlerden gelebilecek olası iş tekliflerini bekliyor. Ancak zaman hızla akarken, lüks yaşamlarını sürdürebilmek için içine girdiği kredi batağına daha da saplanıyor ve icra memurlarının kapılarına dayanmasına engel olamıyor. Bahçelerindeki çimlere kadar sevdikleri her şeyi bir bir kaybeden Harper'lar, bir süre kendilerine hiç de uygum olmayan ve bir arpa boyu bile yol kat etmelerine olanak vermeyen anlamsız işler de çalıştıktan sonra Dick başlarına gelen felaketten ilham alan bir fikir atıyor ortaya. Madem ahlâksız patronları Jack McCallister (Alec Baldwin) hırsızlıklarıyla onların hayatlarını karartıp lüks içinde yaşamını sürdürmeye devam edebiliyor, neden bunu onlar da yapmasın? Bir süreliğine, Bonnie ve Clyde tarzında, ilişkilerine de heyecan getirecek bir hayat süren Dick ve Jane, yavaş yavaş çıldırmanın eşiğine geliyorlar ve işleri yüzlerine bulaştırmaya başlıyorlar. İçine düştükleri durumdan kurtulmanın tek yolunun, kötü niyetli, bencil patronları McCallister'a iyi bir ders vermek olduğunu fark ettiklerinde, herkes adına intikam alacakları esaslı bir planı uygulamaya koyuyorlar.
Amerikan rüyasının dikenli yolları
Gördüğünüz gibi, "Dick ve Jane İşbaşında" bir komedi olmasına rağmen, merkezine önemli bir toplumsal sorunu, Amerikan rüyasına ulaşmak için ödenmesi gereken bedelleri yerleştiren ve kendi zenginliğini artırmaktan başka kaygısı olmayan açgözlü yönetici sınıfının ipliğini pazara çıkarmayı amaçlayan bir film. Bu filmi yeniden çevirme fikri esasen yapımcılardan değil, Jim Carrey ve menajerlik ekibinden çıkmış. Ekip bu fikirlerini, Carrey'nin gişede hatırısayılır bir başarı yakalayan "Yalancı, Yalancı" ("Liar Liar") ve "How The Grinch Stole Christmas" filmlerinde de birlikte çalıştığı yapımcı Brian Grazer'a açmışlar ve Grazer da bu fikre balıklama atlamış.
Carrey ve Grazer bu projeye, konunun ahlakî merkezini kaybetmeden, komedinin fiziksel öğeleri ile vurgulu hicivsel yönlerini dengeleyebilecek bir yönetmen arayışına girişmişler ve "Galaxy Quest"te bu öğeleri başarıyla harmanlamış olan Dean Parisot'u yönetmen koltuğuna oturtmuşlar. Grazer bu tercihleriyle ilgili şunları söylüyor: "Dean'in inanılmaz bir komedi zamanlaması var. Espriyi bekletmeyi seviyor, vurucu repliği sonraya saklıyor. Bu, esprinin çok daha komik olmasını sağlıyor. Espri yapılırken gülmeye başlıyor, sonrasında daha da çok gülüyorsunuz."
Yönetmen Parisot ise projeye dahil olduktan sonra nasıl bir bakış geliştirdiğini şu sözlerle anlatıyor: "Filmi yeniden yapmakla ilgili olarak pek çok kişiyle görüştüm. Özellikle ilgimi çeken şey, bu çiftin başına gelenlerin 21. yüzyılın başında bile hâlâ geçerliliğini sürdürmesiydi. Hikâyeyi günümüze uyarlayıp, Enron benzeri bir felaketin bağlamına oturttuğumuzda, yeni, orijinal ve çok komik bir malzeme oluşturma potansiyeline sahip olduğunu düşündüm."
Yönetmen meselesini çözdükten sonra, yapım ekibinin vermesi gereken en önemli karar, Carrey'nin her sahnede başvurduğu renkli ve cüretkâr doğaçlamalara ayak uydurabilecek bir aktris seçmek olmuş. Jane rolü için Téa Leoni'de karar kılmaları hakkında yapımcı Grazer'in görüşleri şöyle: "Bu rolü canlandıracak aktrisin bir fiziksel komedyenin çevikliğine sahip olmanın yanı sıra, Jim'le de çok uyumlu olması gerekiyordu ki izleyiciler Dick ile Jane'in 10 yılı aşkın bir süredir mutlu bir evlilik yürüttüklerine ikna olsunlar. Téa komik bir şekilde dayanıklı. Jim'le çalışırken bu özelliğe ihtiyacınız var. Ona ayak uydurmanız yeterli değil. Ona aynı şekilde karşılık vermelisiniz çünkü Jim ancak o zaman içindeki en iyiyi ortaya koyuyor."
Bu karar sonucunda gerçekten de, Carrey ve Leoni, aralarındaki kimyayı canlandırdıkları karakterlere de yansıtmayı başarmışlar. Bu kimya her şeyden önce de, Dick ve Jane'in hırsızlık yapmaya başladıktan sonra coşku kazanan seks hayatlarının perdeye inandırıcı bir şekilde yansıtılmasına yardımcı olmuş. Filmdeki soygunculuk oyunu Dick ile Jane'in kendilerini daha genç ve zinde hissetmelerine neden olduğundan, onlar için cinsel bir uyarıcı işlevi görüyor ve tehlikeyle burun buruna olmak, hayatlarındaki en büyük amacın o anın tadını en iyi şekilde çıkarmak olmasını sağlıyor.
Ancak filmin asıl derdi ve komediye malzeme yaptığı şey, yukarıda da değinidğimiz gibi, iş yaşamında dehşet verici bir düzeye ulaşmış olan açgözlülük. Los Angeles Times Magazine'in 17 Ekim 2004 tarihli sayısının kapak hikâyesi "Yeni Yönetici Sınıf"tı ve dergideki dosyada şu dikkate çekici istatistiğe yer verilmişti: "Institute for Policy Studies'in bir raporunda belirtildiği gibi, eğer sıradan çalışanların yıllık kazancı 1990'dan beri CEO'larla aynı oranda artsaydı, bugün evlerine 26.899 dolar yerine 75,338 dolar götürüyor olurlardı. Enflasyona göre ayarlanan maaşları, 1980'de aldıklarından sadece biraz fazla." 1980'lerde başlayarak, karşılıklı fonlar ve kurumsal yatırımcılar şirket hisselerinin büyük miktarını ellerinde tutmaya ve kısa sürede kâr beklemeye başladılar. Şirketlerin yönetim kurullarına baskı uygulayarak, onları hızlı çözümler için dışarıdan yetenekler bulmaya zorladılar. Bu "kurtarıcılar" gitgide daha yüksek maaşlar ve daha büyük ek gelir paketleriyle kandırılmaya başlandı. Ayrıca, yöntemlerinin başarısız olması hâlinde kendilerine bir "altın paraşüt" vaat edildi.
Jim Carrey, filmde Dick ve Jane'in hırsızlığının Dick'in patronlarınınkiyle paralellik gösterdiğini söylüyüyor. "Dick ve Jane'in hırsızlık yapması yaşam standartlarını koruma ihtiyacından ve bir tür isyandan kaynaklanıyor. Dick'in patronu Jack McCallister da dünya egemenliği ihtiyacından dolayı çalıyor. Yani, hırsızlıkları farklı boyutta ama aslında aynı şey. Üçü de başkalarının onları nasıl gördüğü kaygısını taşıyor. Kazanan biri gibi görünme ihtiyacındalar."
Bu sözlerin de işaret ettiği gibi karşımızda hiç de sıradan olmayan, farklı temalara açılabilecek bir komedi var. Klişe tabiriyle "gülerken düşünmek isteyenler", bu filme kayıtsız kalmamalı.Henüz kimse yorum yapmamış.
- James Bond Tarihi
- “Wanted” oyuncuları yakın planda!
- Sinemanın en "şık" film karakterleri
- Kevin Spacey güzellemesi!
- Sex and the City'nin güzel, akıllı ve cesur kızları
- Macera Adası: Kendi hikayenizin kahramanı olun...
- İstanbul için Festival Vakti!
- Savaş çığırtkanlarının duymak istemeyeceği bir öykü
- Juno sonunda vizyonda!
- Festivalde bugün!
- 19. Ankara Uluslararası Film Festivali’nde 19 Mart Çarşamba
- Ankara Uluslararası Film Festivali’nde 18 Mart Salı
- 19. Ankara Uluslararası Film Festivali’nde 17 Mart Pazartesi
- "Türkiye'nin Hatıra Defteri" CNN Türk'te
- Sinema.Com yazarlarından 2007'nin En İyi Filmleri...


Sessiz Tepe (9 Temmuz 2008 21:40 Kanal 1)
Radha Mitchell, Sean Bean ve Laurie Holden'ın oynadığı Sessiz Tepe adlı korku filmi bu akşam Kanal 1 ekranlarında...
Radha Mitchell, Sean Bean ve Laurie Holden'ın oynadığı Sessiz Tepe adlı korku filmi bu akşam Kanal 1 ekranlarında...

Kalifornia
Biriyle tanıştığınızda ilk önce farklılıklarınızı görürsünüz ama zaman geçtikçe benzerlikleri fark etmeye başlarsınız. Sanırım tüm dostluklar böyle başlar.
Brian Kessler
Biriyle tanıştığınızda ilk önce farklılıklarınızı görürsünüz ama zaman geçtikçe benzerlikleri fark etmeye başlarsınız. Sanırım tüm dostluklar böyle başlar.
Brian Kessler











