Berlin Almanya'dadır: Buruk ama acıtmıyor

Esin Küçüktepepınar 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
Doğu Alman vatandaşısınız ve tarih yazıldıktan, duvar yıkıldıktan 11 yıl sonra hapisten çıktığınızda kendinizi "yeni" Almanya'nın ortasında buluveriyorsunuz.
Film, keskin sorunlara parmak basan bir ironiyle mevzuya sıcak yaklaşıyor.
Film, keskin sorunlara parmak basan bir ironiyle mevzuya sıcak yaklaşıyor.
Özgürlük istiyorsunuz. İçinde bulunduğunuz “hapishane”den kaçmak istiyor, yaşadığınız sistemin kıskacından kurtulmak için kaçış yolları arıyorsunuz. Talihiniz yolunda gitmiyor. Kaçış teşebbüsünüz yarıda kesildiği gibi, bir de bu karambolde kazara adam öldürüyorsunuz ve gerçek hapishanede buluyorsunuz kendinizi. Ya bundan sonrası?
Berlin’den seyirci ödüllü
32 yaşındaki Alman yönetmen Hannes Stöhr, 1999 tarihli kısa filmini geliştirirerek yazdığı ve yönettiği filmi Berlin Almanya’dadır filmiyle geçtiğimiz yıl Berlin Film Festivali’nin Panaroma bölümünde Seyirci Ödülü kazandı.
Tüm olayların ünlü Berlin Duvarı’nın yıkılmasından bir kaç ay önce başladığı, eski Doğu Almanya vatandaşının hapishanede geçirdiği 11 yılın ardından özgürlügüne kavuşmasının sonrasında yaşadığı kültürel ve ekonomik şoku anlatan film, birleşen Almanya’nın içinde bulunduğu bir tür kaosu resmetmek hedefinde.
Kahramanımız için her şey adeta bir zaman makinesindeymişcesine akıyor. Berlin duvarının yıkılışını ancak hapishanedeki televizyondan izleyen ve gerçeklikten tamamen kopmuş olan kahramanımızı bir şoklar silsilesi bekliyor. Kendisini bir anda bambaşka değerler ve özgürlüğün kendi algıladığı açıdan çok farklı tanımıyla karşılaşan 38 yaşındaki Martin Schultz için “yeni ülkesi” Almanya’da yaşam mücadelesi başlıyor. Kendi ülkesine olduğu kadar eski karısına ve çocuğuna bile uzak düşen genç adamın ekonomik ve sosyal kurtuluşu oldukça sancılı bir süreçten geçiyor. Cebinde eski Doğu Alman paraları, elinde artık geçersiz olan eski kimliğiyle kendine yaşam kurmak zorunda kalan bu eski makina teknisyeninin içinde yaşacağı yeni topluma tutunma çabaları ironik bir sinema diliyle yansıyor. Kuşkusuz bir sinema filmi için fazlasıyla yeterli bir malzeme var Stöhr’ün. İdeallerin çöküşü, modern yaşamlarda özgürlük kavramının yeniden tanımı, refah toplumlarında gözardı edilen yeraltı yaşamı, yoksulluk, bürokrasi ve kapitalist sistemde varolma çabası senaryonunun elindeki kıymetli malzemelerden sadece bir kaçı. Mevzu keskin ama canınızı acıtmıyor
Zaman zaman gayet keskin eleştiriler getiren, bazen kolay göstergelere başvurarak cep telefonundan otomatik makinelere kadar “yüksek teknoloji” örneği günlük bir dizi tüketim ağını kahramanın cehaletiyle karşılaştırarak gülümseme yaratmak isteyen yönetmen, ortalama olarak ironiyi tutturuyor ve eleştiri oklarını fırlatıyor. Ama canınızı acıtmıyor.
Sonuçda Berlin Almanya’dadır, hedef olarak kahramanla özdeşleşeceğiniz, onun sonunda bir şekilde yeni sisteme ayak uydurmasıyla kendinizi iyi hissedeceğiniz bir film olması için gayret edilen ortalama bir seyirlik olmaktan kurtulamıyor. Ancak söyleyecek sözü olması ve bunun için çabalaması filmi izlenmesi için kesinlikle şans verilmesi anlamına da geliyor, kuşkusuz.
Özellikle sinema vizyonumuza böylesine alternatif filmler kazandıran Belge Film’e de teşekkür etmek gerekiyor.
Berlin Almanya’dadır, sinem
Berlin’den seyirci ödüllü
32 yaşındaki Alman yönetmen Hannes Stöhr, 1999 tarihli kısa filmini geliştirirerek yazdığı ve yönettiği filmi Berlin Almanya’dadır filmiyle geçtiğimiz yıl Berlin Film Festivali’nin Panaroma bölümünde Seyirci Ödülü kazandı.
Tüm olayların ünlü Berlin Duvarı’nın yıkılmasından bir kaç ay önce başladığı, eski Doğu Almanya vatandaşının hapishanede geçirdiği 11 yılın ardından özgürlügüne kavuşmasının sonrasında yaşadığı kültürel ve ekonomik şoku anlatan film, birleşen Almanya’nın içinde bulunduğu bir tür kaosu resmetmek hedefinde.
Kahramanımız için her şey adeta bir zaman makinesindeymişcesine akıyor. Berlin duvarının yıkılışını ancak hapishanedeki televizyondan izleyen ve gerçeklikten tamamen kopmuş olan kahramanımızı bir şoklar silsilesi bekliyor. Kendisini bir anda bambaşka değerler ve özgürlüğün kendi algıladığı açıdan çok farklı tanımıyla karşılaşan 38 yaşındaki Martin Schultz için “yeni ülkesi” Almanya’da yaşam mücadelesi başlıyor. Kendi ülkesine olduğu kadar eski karısına ve çocuğuna bile uzak düşen genç adamın ekonomik ve sosyal kurtuluşu oldukça sancılı bir süreçten geçiyor. Cebinde eski Doğu Alman paraları, elinde artık geçersiz olan eski kimliğiyle kendine yaşam kurmak zorunda kalan bu eski makina teknisyeninin içinde yaşacağı yeni topluma tutunma çabaları ironik bir sinema diliyle yansıyor. Kuşkusuz bir sinema filmi için fazlasıyla yeterli bir malzeme var Stöhr’ün. İdeallerin çöküşü, modern yaşamlarda özgürlük kavramının yeniden tanımı, refah toplumlarında gözardı edilen yeraltı yaşamı, yoksulluk, bürokrasi ve kapitalist sistemde varolma çabası senaryonunun elindeki kıymetli malzemelerden sadece bir kaçı. Mevzu keskin ama canınızı acıtmıyor
Zaman zaman gayet keskin eleştiriler getiren, bazen kolay göstergelere başvurarak cep telefonundan otomatik makinelere kadar “yüksek teknoloji” örneği günlük bir dizi tüketim ağını kahramanın cehaletiyle karşılaştırarak gülümseme yaratmak isteyen yönetmen, ortalama olarak ironiyi tutturuyor ve eleştiri oklarını fırlatıyor. Ama canınızı acıtmıyor.
Sonuçda Berlin Almanya’dadır, hedef olarak kahramanla özdeşleşeceğiniz, onun sonunda bir şekilde yeni sisteme ayak uydurmasıyla kendinizi iyi hissedeceğiniz bir film olması için gayret edilen ortalama bir seyirlik olmaktan kurtulamıyor. Ancak söyleyecek sözü olması ve bunun için çabalaması filmi izlenmesi için kesinlikle şans verilmesi anlamına da geliyor, kuşkusuz.
Özellikle sinema vizyonumuza böylesine alternatif filmler kazandıran Belge Film’e de teşekkür etmek gerekiyor.
Berlin Almanya’dadır, sinem
Henüz kimse yorum yapmamış.


Philadelphia (01 Aralık 2008 Cnbc-e, 22:00)
Tom Hanks’e En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar ödülü getiren "Philadelphia", bir dönemin AIDS hastalığına hukuki ve toplumsal bakışını gözler önüne seriyor. Bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de yayınlanacak olan "Philadelphia" yı kaçırmayın!

Aşık Shakespeare
Sen benimdin, rüyanın görkemiyle doldum. Ben rüyada sultandım, Uyanınca hiç oldum.
Sen benimdin, rüyanın görkemiyle doldum. Ben rüyada sultandım, Uyanınca hiç oldum.








Seanslar
Fragman


