"Gol"
Yeşil sahalardan beyazperdeye…
Yeşil sahalardan beyazperdeye…

Sinema.com 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
Hollywood'un çektiği ilk büyük projeli futbol filmi olan "Gol", başrollerde ünlü aktörlere yer vermese de David Beckham, Raul Gonzales, Zinedine Zidane ve Henrik Larsson gibi futbol yıldızlarıyla, özellikle futbolseverleri sinema salonuna çekecek gibi gözüküyor...
“Gol”, Hollywood’un çok sevdiği, bokstan basketbola, beyzboldan atletizme kadar onlarcasına imza attığı başarılı sporcu öykülerinden birinin futbol sahalarına taşınmış versiyonu. Filmde, spot ışıklarının çevrildiği genç, Meksikalı Santiago Munez.Tabii ki gözü yükseklerde: Sürekli olarak büyük bir futbol yıldızı olmanın hayalini kuruyor. Başarıya ulaşmanın yolu, her zaman olduğu gibi, önce fedakârlıktan geçiyor: Yaşadığı toprakları terk etmesi, binlerce kilometre uzağa yolculuklar yapmayı göze alması; kendisini dünyanın en iyileriyle aynı yerde olmaya hazırlaması gerekiyor.
Bu zorlu mücadelede, başlangıçta en zorlandığı şey babasının desteğini almak oluyor. Biraz sabit fikirli, toplumsal katmanlar ve sınıfların değişmezliğine inanan babasının sürekli tekrar ettiği bir mottosu var: "Bu dünyada iki tip insan vardır. Lüks villalarda yaşayanlar ve onların çimlerini biçip otomobillerini yıkayan bizim gibi insanlar..." Ancak, babasına kulak asmayan Santiago, Los Angeles´ta önemsiz işlerde çalışmanın yanı sıra futbol tutkusuna dört elle sarılıyor ve nihayet hayatının fırsatı kapısını çalıyor: Los Angeles´ta oynadığı yerel nitelikli bir futbol maçı sırasında İngiliz asıllı eski ünlü futbolcu Glen Foy tarafından keşfedilince genç Santiago´nun kaderi değişmeye başlıyor. Glen, Santiago’nun son derece yetenekli, hızlı ve cesur bir futbolcu olduğunu hemen anlar ve onu İngiliz Premier Liginin efsanevi kulübü Newcastle United’a transfer etmek için kolları sıvar.
Futbolun adeta din gibi kabul edildiği ve futbolun beşiği olan İngiltere’ye geldiğinde genç Santiago’nun önünde aşması gereken engellerle dolu bir yol belirir. Artık, uluslararası futbol arenasının yüksek tempolu dünyasının eşiğinde durmaktadır; içeri mi gireceği, dışarıya mı düşeceği, çevrenin tüm baskılarına rağmen, onun elindedir aslında…
FIFA ve Newcastle United’la işbirliği…
Yapımcı Mike Jefferies, Hollywood diğer sporlarla fazlasıyla içli dışlı olurken, kendilerinin neden böylesine geniş çaplı, büyük bütçeli bir futbol filmine imza attığını şöyle açıklıyor: "Spor olgusunun arka fon olarak başarıyla kullanıldığı çok sayıda film gördük. Beyzbol, basketbol, golf, aklınıza gelen her spor dalında film vardı. Ancak dünyanın en yaygın sporu olarak bilinen futbolun bugüne kadar eli yüzü düzgün bir filme konu olmayışı hayret verici bir durumdu. Futbolun bir özelliği de, günümüz televizyon dünyasında en çok izlenen spor dallarının başında gelmesiydi. Hollywood´un ilk futbol filmini yapmak üzere yola çıkarken bu düşünceden hareket ettik."
Jefferies ile ortak yapımcı Matt Barrelle’in kafasında, böyle bir film çekme fikrinin tam olarak biçimlenmesi, 2002 yılında Japonya’da düzenlenen ve Türkiye’nin dünya üçüncüsü olduğu Dünya Kupası turnuvası sırasında olmuş. Barrelle daha sonra bir yıl süreyle Amerikan film endüstrisi üzerine geniş kapsamlı bir araştırma yapmış ve futbol üzerine yapılmış bir filmin şansının ne olabileceğini anlamaya çalışıyordu. Ekibe bu noktada Amerikalı yapımcı Danny Stepper da katılmış.
Araştırma aşaması sonrasında, yapımcıların ilk işi, futbolla ilgili halihazır altyapıyı kullanabilmek, çekim yapmak üzere stadyumlara rahatlıkla girebilmek için FIFA’yla anlaşmak olmuş. Sonrasında da, filmin bir nevi başrolünde olacak futbol kulübünün seçimine sıra gelmiş. Film yapımcıları çeşitli futbol kulüplerini değerlendirdikten sonar, son olarak Emre Belözoğlu ve Michael Owen’ı kadrosuna dahil etmesiyle gündeme gelen İngiltere´nin ünlü kulübü Newcastle United’da karar kılmışlar. Bu kararda en büyük etkenler, kulübün taraftar kitlesinin son derece fanatik olması, çok büyük bir stadyuma sahip olmaları ve yıllardır atak bir futbol anlayışını sürdürmeleri olmuş.
Bir Hollywood filminde böylesine önemli bir role sahip olmanın kendileri için ne büyük bir reklam olduğunu fark eden Newcastle United kulübünün yöneticileri, işi yokuşa sürmeden hemen yapımcılarla sözleşmeyi imzalamışlar.
“Bir yönetmenden çok amigo gibi…”
Newcastle United ile FIFA´nın tam desteğini alan yapımcılar, "Gol" projesinin başına geçecek bir yönetmen arayışına girdiler. Yapılan geniş kapsamlı araştırma sonucunda, Amerikan televizyonlarının popüler dizisi ‘CSI’ın prodüksiyon amirliğini yapmış olan 36 yaşındaki İngiliz asıllı yönetmen Danny Cannon üzerinde karar kıldılar. Filmin yapımcılarından Danny Stepper bu kararın gerekçesini şu sözlerle açıklıyor: "İngiltere´nin Luton bölgesinde büyüdüğü için futbolu yakından tanıyordu. Bu büyük projenin sorumluluğunu ona güvenle bırakabileceğimizi düşündük. Danny daha önce kreatif açıdan hiçbir spor filminde yapılmamış şeyleri bu filmde yaptı. Bugüne kadar atyarışları, golf ve çeşitli spor dallarıyla ilgili çok sayıda film görmüştük ama hiç kimse dünyanın en büyük sporu futbolun filmini yapmamıştı. Böyle bir filmi çekebilmek için futbolu yakından tanımanın yanısıra tutkuyla sevmek gerekiyordu. Kısacası bu film ancak Danny’nin altından kalkabileceği bir projeydi."
Filmin oyuncu kadrosunu belirlerken, oyuncuların ünlü olmalarından çok, sporcu görünümlü olmaları ve spora yatkın olamalarına önem veren yapımcı kadrosu, bu süreci de geçtikten sonar 29 Ocak 2005’te İngiltere´nin Newcastle kentinde çekimlere başlamış. Bu çekimlerde yönetmen Danny Cannon´un hedefi futbolun güzelliğini ve savaşçı niteliğini yakalamak olmuş. Bunun için İngiliz Sky TV yayın kuruluşuyla sözleşme yaparak, kamera ekibine açılar yaratmak üzere saha kenarında yeteri kadar alan kazanılmış. Matt Barrelle, çekimler konusundaki hasasslıklarını şu sözlerle ifade ediyor: "Her şeyi kendi istediğimiz şekilde çekmek istedik. Filmdeki futbol görüntüleri, daha önce hiç görülmemiş tarzda olmalıydı. Bu nedenle klasik televizyon çekim malzemesini alıp tekrar kullanmayı istemedik. Bunun yerine farklı çekim teknikleri denemeyi tercih ettik. Oyunu yakalamak için kendi kameralarımızı kullanmayı istedik."
Newcastle´da yapılan çekimlerde karşılaşılan en büyük zorluk futbolun kendisi doğasından çok, kentin doğası olmuş. Özellikle de Newcastle’ın sert hava koşulları yapım ekibine zorlu anlar yaşatmış. Yönetmen Danny Cannon, herkesin bir an önce çekimleri bitirip sıcak bir ortama kapağı atmayı düşündüğünü ve bu ortamda hem teknik ekibi, hem de oyuncuları motive etmenin çok zor olduğunu, bunu yapabilmek için bir yönetmenden çok bir amigo gibi hareket ettiğini söylüyor: "O derece zor hava koşulları altındayken gerçek futbol oyununa benzer enerji düzeyini yakalamak için birşeyler yapmam gerekiyordu. Benim için en zor olanı da buydu. Herkesin enerjik kalmasını sağlamak, o yoğunluğu koruyabilmek, kazanma isteğini diri tutmak çok önemliydi. Buna ek olarak aktörlerimizin Premier Lig’de oynamayı hak edecek görünüme sahip olmasını sağlamalıydık. Filmi yönetmeye çalışırken bağırmaktan sesimi kaybettim. Bazı şeyler yine de değişmedi. Her gün bağıra çağıra aynı şeyleri tekrarlamak zorunda kaldım."
Filmin izleyicileri sinema salonuna çekmek için en büyük avantajı ise David Beckham, Raul Gonzales, Patrick Kluivert, Alan Shearer, Kieron Dyer, Zinedine Zidane, Henrik Larsson ve Brian Johnson gibi dünyanın en ünlü futbol yıldızlarını beyazperdede izleme imkânı sunması. Sinemaseverleri bilemeyiz, ama futbolseverlerin bu filmi çok sevecekleri kesin…

FIFA ve Newcastle United’la işbirliği…
Yapımcı Mike Jefferies, Hollywood diğer sporlarla fazlasıyla içli dışlı olurken, kendilerinin neden böylesine geniş çaplı, büyük bütçeli bir futbol filmine imza attığını şöyle açıklıyor: "Spor olgusunun arka fon olarak başarıyla kullanıldığı çok sayıda film gördük. Beyzbol, basketbol, golf, aklınıza gelen her spor dalında film vardı. Ancak dünyanın en yaygın sporu olarak bilinen futbolun bugüne kadar eli yüzü düzgün bir filme konu olmayışı hayret verici bir durumdu. Futbolun bir özelliği de, günümüz televizyon dünyasında en çok izlenen spor dallarının başında gelmesiydi. Hollywood´un ilk futbol filmini yapmak üzere yola çıkarken bu düşünceden hareket ettik."
Jefferies ile ortak yapımcı Matt Barrelle’in kafasında, böyle bir film çekme fikrinin tam olarak biçimlenmesi, 2002 yılında Japonya’da düzenlenen ve Türkiye’nin dünya üçüncüsü olduğu Dünya Kupası turnuvası sırasında olmuş. Barrelle daha sonra bir yıl süreyle Amerikan film endüstrisi üzerine geniş kapsamlı bir araştırma yapmış ve futbol üzerine yapılmış bir filmin şansının ne olabileceğini anlamaya çalışıyordu. Ekibe bu noktada Amerikalı yapımcı Danny Stepper da katılmış.
Araştırma aşaması sonrasında, yapımcıların ilk işi, futbolla ilgili halihazır altyapıyı kullanabilmek, çekim yapmak üzere stadyumlara rahatlıkla girebilmek için FIFA’yla anlaşmak olmuş. Sonrasında da, filmin bir nevi başrolünde olacak futbol kulübünün seçimine sıra gelmiş. Film yapımcıları çeşitli futbol kulüplerini değerlendirdikten sonar, son olarak Emre Belözoğlu ve Michael Owen’ı kadrosuna dahil etmesiyle gündeme gelen İngiltere´nin ünlü kulübü Newcastle United’da karar kılmışlar. Bu kararda en büyük etkenler, kulübün taraftar kitlesinin son derece fanatik olması, çok büyük bir stadyuma sahip olmaları ve yıllardır atak bir futbol anlayışını sürdürmeleri olmuş.
Bir Hollywood filminde böylesine önemli bir role sahip olmanın kendileri için ne büyük bir reklam olduğunu fark eden Newcastle United kulübünün yöneticileri, işi yokuşa sürmeden hemen yapımcılarla sözleşmeyi imzalamışlar.
“Bir yönetmenden çok amigo gibi…”
Newcastle United ile FIFA´nın tam desteğini alan yapımcılar, "Gol" projesinin başına geçecek bir yönetmen arayışına girdiler. Yapılan geniş kapsamlı araştırma sonucunda, Amerikan televizyonlarının popüler dizisi ‘CSI’ın prodüksiyon amirliğini yapmış olan 36 yaşındaki İngiliz asıllı yönetmen Danny Cannon üzerinde karar kıldılar. Filmin yapımcılarından Danny Stepper bu kararın gerekçesini şu sözlerle açıklıyor: "İngiltere´nin Luton bölgesinde büyüdüğü için futbolu yakından tanıyordu. Bu büyük projenin sorumluluğunu ona güvenle bırakabileceğimizi düşündük. Danny daha önce kreatif açıdan hiçbir spor filminde yapılmamış şeyleri bu filmde yaptı. Bugüne kadar atyarışları, golf ve çeşitli spor dallarıyla ilgili çok sayıda film görmüştük ama hiç kimse dünyanın en büyük sporu futbolun filmini yapmamıştı. Böyle bir filmi çekebilmek için futbolu yakından tanımanın yanısıra tutkuyla sevmek gerekiyordu. Kısacası bu film ancak Danny’nin altından kalkabileceği bir projeydi."
Filmin oyuncu kadrosunu belirlerken, oyuncuların ünlü olmalarından çok, sporcu görünümlü olmaları ve spora yatkın olamalarına önem veren yapımcı kadrosu, bu süreci de geçtikten sonar 29 Ocak 2005’te İngiltere´nin Newcastle kentinde çekimlere başlamış. Bu çekimlerde yönetmen Danny Cannon´un hedefi futbolun güzelliğini ve savaşçı niteliğini yakalamak olmuş. Bunun için İngiliz Sky TV yayın kuruluşuyla sözleşme yaparak, kamera ekibine açılar yaratmak üzere saha kenarında yeteri kadar alan kazanılmış. Matt Barrelle, çekimler konusundaki hasasslıklarını şu sözlerle ifade ediyor: "Her şeyi kendi istediğimiz şekilde çekmek istedik. Filmdeki futbol görüntüleri, daha önce hiç görülmemiş tarzda olmalıydı. Bu nedenle klasik televizyon çekim malzemesini alıp tekrar kullanmayı istemedik. Bunun yerine farklı çekim teknikleri denemeyi tercih ettik. Oyunu yakalamak için kendi kameralarımızı kullanmayı istedik."
Newcastle´da yapılan çekimlerde karşılaşılan en büyük zorluk futbolun kendisi doğasından çok, kentin doğası olmuş. Özellikle de Newcastle’ın sert hava koşulları yapım ekibine zorlu anlar yaşatmış. Yönetmen Danny Cannon, herkesin bir an önce çekimleri bitirip sıcak bir ortama kapağı atmayı düşündüğünü ve bu ortamda hem teknik ekibi, hem de oyuncuları motive etmenin çok zor olduğunu, bunu yapabilmek için bir yönetmenden çok bir amigo gibi hareket ettiğini söylüyor: "O derece zor hava koşulları altındayken gerçek futbol oyununa benzer enerji düzeyini yakalamak için birşeyler yapmam gerekiyordu. Benim için en zor olanı da buydu. Herkesin enerjik kalmasını sağlamak, o yoğunluğu koruyabilmek, kazanma isteğini diri tutmak çok önemliydi. Buna ek olarak aktörlerimizin Premier Lig’de oynamayı hak edecek görünüme sahip olmasını sağlamalıydık. Filmi yönetmeye çalışırken bağırmaktan sesimi kaybettim. Bazı şeyler yine de değişmedi. Her gün bağıra çağıra aynı şeyleri tekrarlamak zorunda kaldım."
Filmin izleyicileri sinema salonuna çekmek için en büyük avantajı ise David Beckham, Raul Gonzales, Patrick Kluivert, Alan Shearer, Kieron Dyer, Zinedine Zidane, Henrik Larsson ve Brian Johnson gibi dünyanın en ünlü futbol yıldızlarını beyazperdede izleme imkânı sunması. Sinemaseverleri bilemeyiz, ama futbolseverlerin bu filmi çok sevecekleri kesin…

Henüz kimse yorum yapmamış.
- “Wanted” oyuncuları yakın planda!
- Sinemanın en "şık" film karakterleri
- Kevin Spacey güzellemesi!
- Sex and the City'nin güzel, akıllı ve cesur kızları
- Macera Adası: Kendi hikayenizin kahramanı olun...
- İstanbul için Festival Vakti!
- Savaş çığırtkanlarının duymak istemeyeceği bir öykü
- Juno sonunda vizyonda!
- Festivalde bugün!
- 19. Ankara Uluslararası Film Festivali’nde 19 Mart Çarşamba
- Ankara Uluslararası Film Festivali’nde 18 Mart Salı
- 19. Ankara Uluslararası Film Festivali’nde 17 Mart Pazartesi
- "Türkiye'nin Hatıra Defteri" CNN Türk'te
- Sinema.Com yazarlarından 2007'nin En İyi Filmleri...
- Sırlarla dolu bir film: "Cloverfıeld"


Paramparça Aşklar Köpekler (5 Temmuz 2008 23:00 Tv8)
TV 8'de bu akşam 23:00'da Alejandro Gonzales Inarritu’nun ilk yönetmenlik çalışması olan Paramparça Aşklar Köpekler (Amores Perros, 2000) ekrana geliyor.
TV 8'de bu akşam 23:00'da Alejandro Gonzales Inarritu’nun ilk yönetmenlik çalışması olan Paramparça Aşklar Köpekler (Amores Perros, 2000) ekrana geliyor.

Karayip Korsanları: Siyah İnci'nin Laneti
Kaptan Sao Feng: Jack Sparrow, beni küçük düşürdün!
Jack Sparrow: Ben mi? Hayatta öyle bir şey yapmış olamam.
Kaptan Sao Feng: Jack Sparrow, beni küçük düşürdün!
Jack Sparrow: Ben mi? Hayatta öyle bir şey yapmış olamam.










