"Tatlı Cadı"
Sihirli burun yeniden işbaşında...
Sihirli burun yeniden işbaşında...

Sinema.com 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
"Tatlı Cadı" 60'larda ABD'de çok popüler olan ünlü TV dizisinin ilk beyazperde uyarlaması. Dizisinin sinema filmi haline gelmesinin bu kadar gecikmesinde, başroldeki 'tatlı cadı' Samantha'yı oynayacak yetenekte bir oyuncunun bulunması konusundaki şüpheler etkili olmuş. Kidman'ın bizzat projenin peşine düşmesi, "Tatlı Cadı"yı sinemada görmemizin arkasında yatan en önemli neden...
“Tatlı Cadı” (“Bewitched”), o dönemi yaşamayanların bile, şu sıralar Digitürk’ün Retromax kanalı vesilesiyle aşina oldukları, 1962 ile 1974 yılları arasında ABD’yi kasıp kavuran ünlü dizinin uyarlaması. Pek çok kişi için, başrıol oyuncusu Elizabeth Montgomery’nin sihirleri için yaptığı burun oynatma hareketiyle özdeşleşen dizinin beyazperdeye arz-ı endam etmesinde en önemli hususlardan biri de bu burun oynatma mevzusu olmuş. Montgomery’ye benzerliğiyle dikkat çektiği gibi, bu burun hareketini de şaşırtıcı bir şekilde doğal olarak yapma yeteneği olan Kidman, bu özelliğiyle “Tatlı Cadı”nın beyazperde uyarlamasına hız katan isim olmuş. Arkadaşlarıyla “Tatlı Cadı”nın sinema versiyonunun neden hâlâ yapılmadığı üzerine sohbet ettikleri bir akşam yemeğinin ertesi günü Kidman Sony Columbia Pictures’ı arayarak bir süredir şirkette bekletildiğini bildiği “Tatlı Cadı” projesiyle ilgilendiğini bildirmiş. Eh, Kidman gibi bir yıldızın ilgisi olunca, projenin raflardan inip hayata geçmesi de çok zor olmamış. Red Wagon Entertainment yapımcıları Douglas Wick ve Lucy Fisher, sevilen romantik komedi dizi “Bewitched/Tatlı Cadı”yı sinemaya uyarlamayı bir süredir düşünüyorlarmış. Projeyi geliştirme aşamasındayken, Oscar ödüllü Nicole Kidman’ın başrolü oynamaya ilgi duyduğunu belirtmesi, Wick için, ilham verici bir fikir olmuş: “Biz bunu her zaman en dünyadışı kadın ile en dünyevi adam arasındaki bir aşk hikâyesi olarak gördük” diyor Wick ve ekliyor: “Nicole’un heykeli andıran güzelliği ona mükemmel ve cadımsı bir dış görünüm sağlıyor. Aktris olarak keskin zekâsı da süper güçleri olan bir kadın imajına inandırıcılık katıyor. Ayrıca, Nicole’un burnu da artı bir avantaj çünkü Elizabeth Montgomery’ninkine olağanüstü benziyor.”
Burun benzerliğine dayanan senaryo...
Yazdığı “When Harry Met Sally…”nin yanı sıra her ikisinin de ortak yazarı ve yönetmeni olduğu “Sleepless in Seattle” ve “You’ve Got Mail/Mesajınız Var” gibi bir çok unutulmaz romantik komediye imza atan Nora Ephron’u proje için önere, ilk öneren kişi de, Kidman’ın da projeye dahil olmasını sağlayan Sony Columbia Pictures başkanı Amy Pascal olmuş. Kidman’ın burnunun orijinal dizinin yıldızı Montgomery’ye benzerliğinden yola çıkan Ephron, ‘Tatlı Cadı’nın günümüzde yeni bir uyarlamasında, Samantha rolünü alacak kadın karakter üzerine kurulu senaryo fikrini de bu ‘burun benzerliğinden’ yola çıkarak akıl etmiş.
Daha önceki senaryolarında olduğu gibi, bu film için de kız kardeşi Delia’yla çalışan Nora Ephron, “Delia’yla birlikte ‘Bewitched/Tatlı Cadı’ dizisinin pek çok bölümünü izledik ve bunu sinemaya ne şekilde uyarlayacağımızı değerlendirmeye başladık. Eski tarz bir TV programı olmasına rağmen, diziye çağdaş bir hava veren şey, bir kadın ile bir erkek arasındaki denge ki bu her zaman işlenmeye değer bir tema. O döneme ait belirli öğeler var tabii; mesela, Samantha çalışmıyor ve güçlerini bulaşık yıkamak gibi şeylerde kullanıyor. Ama özünde dizi, aralarında çok güçlü bir bağa sahip bir çifti, ve genç kadının çok güçlü bir insan olduğu gerçeğine dayanarak, birbirleriyle başa çıkabilme becerilerini ele alıyor,” diyor.
Kidman, projeye ilk ilgisinin nostaljiye dayandığını itiraf etse de, Ephron’un da dahil olmasıyla, projenin çok daha fazlası olacağını fark ettiğini, ayrıca kendisine bu türü çok seven ve sürekli olarak yeniden şekillendiren bir sinemacının yönetiminde romantik komedi yapmak gibi ender bir fırsatı sunacağını anladığını da ifade ediyor: “Bana hep Elizabeth Montgomery’ye çok benzediğim söylenip durur; yani, sinema versiyonuna ilgi duymamı sağlayan ilk şey buydu. Küçük bir kızken, dizinin hiçbir bölümünü kaçırmazdım. Ama, Nora filmi yazıp yöneteceğini söyleyince, bunun yapmam gereken bir proje olduğuna kesin olarak emin oldum. Onun çok zekice yazılan bu ikili hikâyeyi yavaş yavaş örüşünü izlemek harikaydı”.
Filmin odak noktası: Nicole Kidman
Kidman, projeye erken bir aşamada dahil olduğu için, Ephron rolü özellikle ona göre uyarlayabilme şansına kavuştu. Isabel rolü, güzel yıldızın son dönemde canlandırdığı “The Hours/Saatler”de kendisine Oscar getiren intihar eğilimli Virginia Woolf ya da Oscar’a aday gösterilmesini sağlayan romantik müzikal “Moulin Rouge/Kırmızı Değirmen”deki pahalı hayat kadını Satine gibi karanlık ve sıradışı karakterlerden çok farklı. Isabel güvendiği insanlar ve özel güçlerinin kendisine ket vurmasına rağmen sıradan bir kız olmaya çalışan, açık yürekli ve iyi niyetli biri. Ortaya çıkan sonuç ise çok keyif verici, komik ve ilginç. “Bu rolü Nicole’un canlandırdığı diğer karakterlerle nasıl karşılaştıracağımı bilmiyorum doğrusu” diyor ve ekliyor: “Daha önce yaptıklarıyla hiçbir benzerlik bulamıyorum. Nicole’un inanılmaz bir derinliği ve geniş bir yelpazesi var; ayrıca, tüm büyük oyuncular gibi, yaptığı şeyi kolay gösterebilmek için inanılmaz çok çalışıyor”.
Filmde Kidman’ın rol arkadaşını canlandıran Will Ferrell da rol arkadaşı hakkında şunları söylüyor: <,>“Şöyle diyebiliriz: Nicole Kidman’a aşık olmayı oynamak hiç de zor değil. Ama bunun ötesinde, onunla çalışmak büyük bir ödüldü çünkü performansında o kadar yetkin ki o çapta bir oyuncuyla oynamaktan duyabileceğim tedirginlik anında yok oldu. Onda fark ettiğim şey, müthiş bir komedyen olduğu çünkü son derece müthiş bir aktris. Bunun bir romantik komedi olmasına rağmen, rolüne bir dönem filmi ya da dramada olduğu kadar ciddiyetle yaklaştı. Kidman her sahnede, hatta cadılık yaptığı zamanlarda bile, gerçekçiliğe bağlı kaldı. Komedi onun bu senaryoya tuhaf sadakatinden kaynaklanıyor, yoksa sadece ‘bu sahnede güldürmek için ne yapabilirim bir bakalım’ anlayışından değil.”
Diğer oyuncuların da katkısı büyük...
Will Ferrell, zekice ve keyifli doğaçlamalarıyla olduğu kadar, durumları mizaha kaydırma konusundaki istisnai yeteneğiyle de tanınıyor. Yaklaşımı, yönetmen Ephron’ın tarzına tıpatıp uygun. Yazar-yönetmen büyük bir keyifle, “İlk senaryo yazmaya başladığımda, kimsenin repliklerini değiştirmesine izin vermemelisin diye düşünmüştüm”, diyor ve ekliyor: “Ama komedi yaptığınızda ve insanların sayfalarda yazılı olanlardan daha komik şeylerle geldiğini fark ettiğinizde, onların role katkı sağlamalarına izin vermemek budalalık olur, ben bu katkı ortamında çalışmayı seviyorum. Will ünlü bir doğaçlamacı olduğu için, yapımdan önce iki hafta prova yaptık çünkü Will’le Nicole’un birbirlerine alışmalarını ve birbirlerinin ritimlerini tanımalarını istedim. Sonradan, Nicole’ün de büyük bir doğaçlamacı olduğu ortaya çıktı. Bunun nedeni kısmen Will’le kendini rahat hissetmesi, kısmen de canlandırdığı karakteri gerçekten tanıması ve canlandırırken çok rahat olması. Nicole provalar sırasında çok etkileyici doğaçlamalar yaptı ve bunlar filme dahil edildi”.
Oyuncu kadrosunun diğer iki önemli oyuncusu, Jack ve Isabel’in büyülü romantizminde büyük etki yaratan (Isabel’in kibar fakat kızını onaylamayan babası Nigel Bigelow rolünde) Michael Caine ve (filmdeki yeni “Tatlı Cadı” televizyon dizisinde Endora’yı canlandıran inatçı diva Iris rolündeki) Shirley MacLaine. Nigel karakterine dair, “Bu rolü Delia’yla birlikte Michael Caine için yazdık,” diyor Ephron, “ikimiz de kendisiyle tanışmıyor olmamamıza rağmen, yazmaya başladığımız andan itibaren, Michael’ın o replikleri okuduğunu duyabiliyordum. Sanki Delia ve ben onunla irtibat kuruyor gibiydik.” Yönetmen, MacLaine’in de aynı şekilde doğal bir seçim olduğunu vurguluyor: “Müthiş bir Endora olacağını biliyorduk ve onu canlandıracak aktrisin bir tür diva olacağını da biliyorduk. Nicole’u kadroya aldıktan sonra, Shirley’yi de almamız gerektiğini anladık.”
Caine, Nora ve Delia Ephron’ın bu rolü kendisi için yazmış olmalarından çok gururlandığını ve “Tatlı Cadı”nın uzun kariyerinde kendini bütünüyle kadınlarla çevrili bulduğu ilk film olduğunu söylüyor. Aktör, gülerek, “Will’le hiç sahnem yok, sadece Nicole ve Shirley’yle var. Bir de aralarda Nora’yla görüştüğüm düşünülürse, bana sırf kadınlardan oluşmuş bir film gibi geldi ve bu muhteşemdi,” diyor.
MacLaine gerçeğin doğasına ve fani dünya ile mistik aleme duyduğu ilgiyle tanınıyor. Doğal olarak, Endora’nın büyülü yönleri, filmin kendisi ve karakteri İris’in hükmedici özellikleri aktrise cazip geldi. “Nora’nın filme yaklaşımına bayıldım çünkü büyü gerçeğini yaratmak için neyin gerektiğini irdeliyor ki aşk ve sinemacılık da zaten bu büyüyü yaratmaktır. Ben bu sürece ve gerçekliği nasıl yarattığımıza büyük ilgi duyuyorum. Filmin parmak bastığı nokta da bu. Ayrıca, büyük, benmerkezci bir divayı oynama fikrine de bayıldım,” diyor MacLaine.
Filmde MacLaine’in Ferrell’la pek çok sahnesi var ve her ikisinin canlandırdığı karakter de spot ışıklarından uzaklaşmaktan hatta onları paylaşmaktan bile nefret ediyor. Bu gizli rekabet filmdeki televizyon dizisinde büyük bir mizah yaratıyor çünkü MacLaine ve Ferrell’ın karakterleri televizyon seyircisinin ilgi ve beğenisi için birbirleriyle sürekli mücadele halindeler. “Will müthişti. O bir dahi; öylesine spontane ki. Attığı her adımın birinci, ikinci ve üçüncü aşaması var,” diyen MacLaine’in iltifatlarına Ferrell de benzer şekilde yanıt veriyor: “Shirley her şeye ayak uyduruyordu. Çok yetenekli bir komedyen, ve özgür, çılgınca şeyler yapmayı seviyor. Onun bir şeyi ele alış şeklini izlemek ve karakterlerimiz birbirleriyle rekabet ederken farklı şeyler denemesine tanık olmak harikaydı.”
Burun benzerliğine dayanan senaryo...
Yazdığı “When Harry Met Sally…”nin yanı sıra her ikisinin de ortak yazarı ve yönetmeni olduğu “Sleepless in Seattle” ve “You’ve Got Mail/Mesajınız Var” gibi bir çok unutulmaz romantik komediye imza atan Nora Ephron’u proje için önere, ilk öneren kişi de, Kidman’ın da projeye dahil olmasını sağlayan Sony Columbia Pictures başkanı Amy Pascal olmuş. Kidman’ın burnunun orijinal dizinin yıldızı Montgomery’ye benzerliğinden yola çıkan Ephron, ‘Tatlı Cadı’nın günümüzde yeni bir uyarlamasında, Samantha rolünü alacak kadın karakter üzerine kurulu senaryo fikrini de bu ‘burun benzerliğinden’ yola çıkarak akıl etmiş.
Daha önceki senaryolarında olduğu gibi, bu film için de kız kardeşi Delia’yla çalışan Nora Ephron, “Delia’yla birlikte ‘Bewitched/Tatlı Cadı’ dizisinin pek çok bölümünü izledik ve bunu sinemaya ne şekilde uyarlayacağımızı değerlendirmeye başladık. Eski tarz bir TV programı olmasına rağmen, diziye çağdaş bir hava veren şey, bir kadın ile bir erkek arasındaki denge ki bu her zaman işlenmeye değer bir tema. O döneme ait belirli öğeler var tabii; mesela, Samantha çalışmıyor ve güçlerini bulaşık yıkamak gibi şeylerde kullanıyor. Ama özünde dizi, aralarında çok güçlü bir bağa sahip bir çifti, ve genç kadının çok güçlü bir insan olduğu gerçeğine dayanarak, birbirleriyle başa çıkabilme becerilerini ele alıyor,” diyor.
Kidman, projeye ilk ilgisinin nostaljiye dayandığını itiraf etse de, Ephron’un da dahil olmasıyla, projenin çok daha fazlası olacağını fark ettiğini, ayrıca kendisine bu türü çok seven ve sürekli olarak yeniden şekillendiren bir sinemacının yönetiminde romantik komedi yapmak gibi ender bir fırsatı sunacağını anladığını da ifade ediyor: “Bana hep Elizabeth Montgomery’ye çok benzediğim söylenip durur; yani, sinema versiyonuna ilgi duymamı sağlayan ilk şey buydu. Küçük bir kızken, dizinin hiçbir bölümünü kaçırmazdım. Ama, Nora filmi yazıp yöneteceğini söyleyince, bunun yapmam gereken bir proje olduğuna kesin olarak emin oldum. Onun çok zekice yazılan bu ikili hikâyeyi yavaş yavaş örüşünü izlemek harikaydı”.
Filmin odak noktası: Nicole Kidman
Kidman, projeye erken bir aşamada dahil olduğu için, Ephron rolü özellikle ona göre uyarlayabilme şansına kavuştu. Isabel rolü, güzel yıldızın son dönemde canlandırdığı “The Hours/Saatler”de kendisine Oscar getiren intihar eğilimli Virginia Woolf ya da Oscar’a aday gösterilmesini sağlayan romantik müzikal “Moulin Rouge/Kırmızı Değirmen”deki pahalı hayat kadını Satine gibi karanlık ve sıradışı karakterlerden çok farklı. Isabel güvendiği insanlar ve özel güçlerinin kendisine ket vurmasına rağmen sıradan bir kız olmaya çalışan, açık yürekli ve iyi niyetli biri. Ortaya çıkan sonuç ise çok keyif verici, komik ve ilginç. “Bu rolü Nicole’un canlandırdığı diğer karakterlerle nasıl karşılaştıracağımı bilmiyorum doğrusu” diyor ve ekliyor: “Daha önce yaptıklarıyla hiçbir benzerlik bulamıyorum. Nicole’un inanılmaz bir derinliği ve geniş bir yelpazesi var; ayrıca, tüm büyük oyuncular gibi, yaptığı şeyi kolay gösterebilmek için inanılmaz çok çalışıyor”.
Filmde Kidman’ın rol arkadaşını canlandıran Will Ferrell da rol arkadaşı hakkında şunları söylüyor: <,>“Şöyle diyebiliriz: Nicole Kidman’a aşık olmayı oynamak hiç de zor değil. Ama bunun ötesinde, onunla çalışmak büyük bir ödüldü çünkü performansında o kadar yetkin ki o çapta bir oyuncuyla oynamaktan duyabileceğim tedirginlik anında yok oldu. Onda fark ettiğim şey, müthiş bir komedyen olduğu çünkü son derece müthiş bir aktris. Bunun bir romantik komedi olmasına rağmen, rolüne bir dönem filmi ya da dramada olduğu kadar ciddiyetle yaklaştı. Kidman her sahnede, hatta cadılık yaptığı zamanlarda bile, gerçekçiliğe bağlı kaldı. Komedi onun bu senaryoya tuhaf sadakatinden kaynaklanıyor, yoksa sadece ‘bu sahnede güldürmek için ne yapabilirim bir bakalım’ anlayışından değil.”
Diğer oyuncuların da katkısı büyük...
Will Ferrell, zekice ve keyifli doğaçlamalarıyla olduğu kadar, durumları mizaha kaydırma konusundaki istisnai yeteneğiyle de tanınıyor. Yaklaşımı, yönetmen Ephron’ın tarzına tıpatıp uygun. Yazar-yönetmen büyük bir keyifle, “İlk senaryo yazmaya başladığımda, kimsenin repliklerini değiştirmesine izin vermemelisin diye düşünmüştüm”, diyor ve ekliyor: “Ama komedi yaptığınızda ve insanların sayfalarda yazılı olanlardan daha komik şeylerle geldiğini fark ettiğinizde, onların role katkı sağlamalarına izin vermemek budalalık olur, ben bu katkı ortamında çalışmayı seviyorum. Will ünlü bir doğaçlamacı olduğu için, yapımdan önce iki hafta prova yaptık çünkü Will’le Nicole’un birbirlerine alışmalarını ve birbirlerinin ritimlerini tanımalarını istedim. Sonradan, Nicole’ün de büyük bir doğaçlamacı olduğu ortaya çıktı. Bunun nedeni kısmen Will’le kendini rahat hissetmesi, kısmen de canlandırdığı karakteri gerçekten tanıması ve canlandırırken çok rahat olması. Nicole provalar sırasında çok etkileyici doğaçlamalar yaptı ve bunlar filme dahil edildi”.
Oyuncu kadrosunun diğer iki önemli oyuncusu, Jack ve Isabel’in büyülü romantizminde büyük etki yaratan (Isabel’in kibar fakat kızını onaylamayan babası Nigel Bigelow rolünde) Michael Caine ve (filmdeki yeni “Tatlı Cadı” televizyon dizisinde Endora’yı canlandıran inatçı diva Iris rolündeki) Shirley MacLaine. Nigel karakterine dair, “Bu rolü Delia’yla birlikte Michael Caine için yazdık,” diyor Ephron, “ikimiz de kendisiyle tanışmıyor olmamamıza rağmen, yazmaya başladığımız andan itibaren, Michael’ın o replikleri okuduğunu duyabiliyordum. Sanki Delia ve ben onunla irtibat kuruyor gibiydik.” Yönetmen, MacLaine’in de aynı şekilde doğal bir seçim olduğunu vurguluyor: “Müthiş bir Endora olacağını biliyorduk ve onu canlandıracak aktrisin bir tür diva olacağını da biliyorduk. Nicole’u kadroya aldıktan sonra, Shirley’yi de almamız gerektiğini anladık.”
Caine, Nora ve Delia Ephron’ın bu rolü kendisi için yazmış olmalarından çok gururlandığını ve “Tatlı Cadı”nın uzun kariyerinde kendini bütünüyle kadınlarla çevrili bulduğu ilk film olduğunu söylüyor. Aktör, gülerek, “Will’le hiç sahnem yok, sadece Nicole ve Shirley’yle var. Bir de aralarda Nora’yla görüştüğüm düşünülürse, bana sırf kadınlardan oluşmuş bir film gibi geldi ve bu muhteşemdi,” diyor.
MacLaine gerçeğin doğasına ve fani dünya ile mistik aleme duyduğu ilgiyle tanınıyor. Doğal olarak, Endora’nın büyülü yönleri, filmin kendisi ve karakteri İris’in hükmedici özellikleri aktrise cazip geldi. “Nora’nın filme yaklaşımına bayıldım çünkü büyü gerçeğini yaratmak için neyin gerektiğini irdeliyor ki aşk ve sinemacılık da zaten bu büyüyü yaratmaktır. Ben bu sürece ve gerçekliği nasıl yarattığımıza büyük ilgi duyuyorum. Filmin parmak bastığı nokta da bu. Ayrıca, büyük, benmerkezci bir divayı oynama fikrine de bayıldım,” diyor MacLaine.
Filmde MacLaine’in Ferrell’la pek çok sahnesi var ve her ikisinin canlandırdığı karakter de spot ışıklarından uzaklaşmaktan hatta onları paylaşmaktan bile nefret ediyor. Bu gizli rekabet filmdeki televizyon dizisinde büyük bir mizah yaratıyor çünkü MacLaine ve Ferrell’ın karakterleri televizyon seyircisinin ilgi ve beğenisi için birbirleriyle sürekli mücadele halindeler. “Will müthişti. O bir dahi; öylesine spontane ki. Attığı her adımın birinci, ikinci ve üçüncü aşaması var,” diyen MacLaine’in iltifatlarına Ferrell de benzer şekilde yanıt veriyor: “Shirley her şeye ayak uyduruyordu. Çok yetenekli bir komedyen, ve özgür, çılgınca şeyler yapmayı seviyor. Onun bir şeyi ele alış şeklini izlemek ve karakterlerimiz birbirleriyle rekabet ederken farklı şeyler denemesine tanık olmak harikaydı.”Henüz kimse yorum yapmamış.
- “Wanted” oyuncuları yakın planda!
- Sinemanın en "şık" film karakterleri
- Kevin Spacey güzellemesi!
- Sex and the City'nin güzel, akıllı ve cesur kızları
- Macera Adası: Kendi hikayenizin kahramanı olun...
- İstanbul için Festival Vakti!
- Savaş çığırtkanlarının duymak istemeyeceği bir öykü
- Juno sonunda vizyonda!
- Festivalde bugün!
- 19. Ankara Uluslararası Film Festivali’nde 19 Mart Çarşamba
- Ankara Uluslararası Film Festivali’nde 18 Mart Salı
- 19. Ankara Uluslararası Film Festivali’nde 17 Mart Pazartesi
- "Türkiye'nin Hatıra Defteri" CNN Türk'te
- Sinema.Com yazarlarından 2007'nin En İyi Filmleri...
- Sırlarla dolu bir film: "Cloverfıeld"


Paramparça Aşklar Köpekler (5 Temmuz 2008 23:00 Tv8)
TV 8'de bu akşam 23:00'da Alejandro Gonzales Inarritu’nun ilk yönetmenlik çalışması olan Paramparça Aşklar Köpekler (Amores Perros, 2000) ekrana geliyor.
TV 8'de bu akşam 23:00'da Alejandro Gonzales Inarritu’nun ilk yönetmenlik çalışması olan Paramparça Aşklar Köpekler (Amores Perros, 2000) ekrana geliyor.

Aşkta Herşey Mümkün
Sana hiç bir zaman yalan söylemedim. Her zaman doğrunun versiyonlarını söyledim.
Sana hiç bir zaman yalan söylemedim. Her zaman doğrunun versiyonlarını söyledim.










