"Bir Dilim Suç":
Lezzetli bir suç pastası
Lezzetli bir suç pastası

Sinema.com 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
Havalı ve şık bir film kara film "Bir Dilim Suç". Son dönem suç dünyasını konu alan İngiliz filmleri arasında kuşkusuz özel yere sahip. Çarpıcı görselliği, kara filmlerdeki kaderci ruha aşinalığı, karaktere odaklı entrikası ve Britanya sinemasının 'nadide' oyuncuları eşliğinde dinamik bir gangster filmi var karşımızda. "Ateşten Kalbe, Akıldan Dumana" ile "Kapışma"nın yapımcısı ve Guy Ritchie'nin kankası Matthew Vaughn ilk kez kamera arkasında.
"Doğarsın, ananı bellerler. Dünyaya açılırsın, ananı bellerler. Tepelere tırmandıkça, ananı belleyen daha az olur. Ne zaman ki kaliteli bir ortama girersin, ananın bellenmesi nasıl bir şeydir unutursun. Kat kat kremalı pasta böyle bir şeydir işte." diyor “Bir Dilim Suç”un ilerleyen dakikalarında ‘has baba’yı canlandıran usta oyuncu Michael Gambon. Bu ‘mühim’ hayat dersini verdiği kişi de ‘çaylak’ gördüğü baş kahramanınız Daniel Craig. Malum alem, suç alemi olduğu için bu hayat görüşü epeyce manidar. Çünkü kahramanımızın başı epey dertte.
Başa dönersek eğer, havalı ve şık bir film kara film “ Dilim Suç”. Hiciv ve keskin mizahı senaryonun entrikayla birlikte en önemli silahı. Son dönem suç dünyasını konu alan İngiliz filmleri arasında kuşkusuz özel yere sahip. Çarpıcı görselliği, kara filmlerdeki kaderci ruha aşinalığı, karaktere odaklı entrikası ve Britanya sinemasının ‘nadide’ oyuncuları eşliğinde dinamik bir gangster filmi var karşımızda. “Get Carter” ve “The Long Good Friday” gibi parlak İngiliz gangster filmlerinin izinden gidiyor Daniel Craig’in canlandırdığı isimsiz uyuşturucu satıcısı alemde kimselere bulaşmadan işini görmüş, bir servet yapmayı başarmış, sıra ‘emekli’ olmaya gelmiş. Lakin bu alemden temiz çıkmak öyle kolay değil. Yüksek yerden yani patronundan emir gelmesi gecikmiyor. Hani soygun filmlerindeki ‘son bir vole’ hesabı, burada olaylar son bir (ya da iki diyelim) angaryaya dönüşüyor. Ve çaresiz kahramanımız bu alakasız işi halletmeye çalışırken beklenildiği üzere herşey sarpasarıyor.
“Bir Dilim Suç” İngiliz yapımı bir suç filmi olması itibarıyla kaçınılmaz biçimde sınıf çatışmalarını da mevzuya katıyor. Bu da suç aleminin kendi içindeki ‘sınıflar’ şeklinde tezahür ediyor. Dolayısıyla içiçe geçmiş olaylar ve karakterlerin peşinde yeraltı dünyasına sürüklenirken, Britanya adasının ‘sınıf’ meselesine işaret eden arka plan espri ve göndermeleri gözardı edemiyoruz. “Bir Dilim Suç” ‘kat kat pasta’ manasına gelen orijinal adı “Layer Cake”in anlamını vererek Londra merkezli uyuşturucu mafyasında gelişen ayak oyunlarını anlatıyor. Yönetmen koltuğunda ilk filmini çeken 33 yaşındaki Matthew Vaughn var. Ama aslında hiç de deneyimsiz değil. Kendisi “Ateşten Kalbe, Akıldan Dumana" ile “Kapışma”nın yapımcısı ve de Guy Ritchie'nin kankası olarak tanınıyor. Bir başka İngiliz J.J. Connolly'nin aynı adlı çok satan romanından uyarladığı "Bir Dilim Suç" ilk etapta Ritchie'nin tarzını anımsatan bir film. Ancak Ritchie'nin alabildiğine ‘havalı’ kamerası ve entrika kurma oyunu yerine Matthew Vaughn daha sakin ve akıcı bir sinema dili tutturmaya çalışmış, manik enerjisini dozunda kullanarak konuyu dağıtmadan karakterine odaklanmış.
Entrika da bildik aslında; Hiç ellerini kirletmeden veya adını ön plana çıkarmadan bir servet kazanmış, ‘başarılı’ kariyerinin ardından genç yaşta emekli olmayı planlanlayan uyuşturucu satıcımız Daniel Craig, malesef patronundan (Kenneth Cranham) patronundan gelen son bir iş talebi nedeniyle düşlerini ertelemek zorunda kalıyor. Suç dünyasında güçlü bir isiminin (Michael Gambon) uyuşturucu bağımlısı kızını bulmak zorunda. Bu alakasız talep zaten bir sonraki olacaklar için yeterince ipucu veriyor. Keza ikinci ‘rica’ da gecikmiyor: Ele avuca sığmaz bir dolandırıcıdan (Jamie Foreman) yüklü miktarda ekstazi hapının satış anlaşmasınaarabulucuk yapması da gerekiyor. Ama hiçbir şey o kadar basit değil tabii ki. Saygın bir emlakçi kimliğiyle sağa sola bulaşmadan ‘seçkin’ bir holding çalışanı edasıyla kendi işine bakan kahramanımız yeraltı dünyasının derinliklerine dalarken uluslararası uyuşturucu trafiğinin tam ortasına düşüp türlü zorluklarla boğuşmak zorunda kalıyor. Firari bir Sırp askeri de işin içine karışınca ve bir sürü tehlikeli adam destek ve köstek olmaya kalkınca çok geçmeden uyuşturucu piyasasından çekilmenin ona çok şeye mal olabileceğini anlıyor. Buna hayatı da dahil.
. “Bir Dilim Suç”u diğer suç filmlerinin klişelerini tekrarlasa da şeytanı detaylarda gizli. Maksat da baş karakterden uzaklaşmadan İngiliz alt kültüründeki farklı katmanlarına yönelik hoş bir entrika öyküsü yaratmak.
Daniel Craig’in kendi iş ve iç dünyasını anlattığı sesiyle başlayan film, ilk dakikalarla birlikte yönetmenin Guy Ritchie’den ziyade Martin Scorsese’ye yakınlaşan, sofistike bir tavra özendiğini gösteriyor. Craig’in gayet ‘şık’ oyunculuğuyla neredeyse ‘sınıfsız’ olarak tanımladığı adsız (film boyunca adı geçmiyor, kapanış jeneriğinde XXXX olarak yazıyor) kahramanımız kuytu köşelerdeki kokain operasyonundan sadece üyelerin girebildiği özel golf klüplerine kadar her yere uyum sağlayabiliyor. Craig, karakterininn kontrol altındaki bir panik havasını da başarıyla iletiyor. Onun dışındaki çoğu karakter parayı kadın, kız, içki aleminde harcayarak klasik ‘kaba’ eğlence ortamında çoşuyor, bir üst sınıfa dahil olma anlayışları da sadece aksan değişiktirme çabasına denk düşüyor. Sözde kaybolan genç kızın babası rolündeki sofistike ‘şehir haydutu’ Michael Gambon gibi ustalar ya da kahramanımızın biricik aşkını canlandıran Sienna Miller misali gözümüzü alan oyuncular da bu eğlenceli seyirliğin hoş süprizleri.
Başa dönersek eğer, havalı ve şık bir film kara film “ Dilim Suç”. Hiciv ve keskin mizahı senaryonun entrikayla birlikte en önemli silahı. Son dönem suç dünyasını konu alan İngiliz filmleri arasında kuşkusuz özel yere sahip. Çarpıcı görselliği, kara filmlerdeki kaderci ruha aşinalığı, karaktere odaklı entrikası ve Britanya sinemasının ‘nadide’ oyuncuları eşliğinde dinamik bir gangster filmi var karşımızda. “Get Carter” ve “The Long Good Friday” gibi parlak İngiliz gangster filmlerinin izinden gidiyor Daniel Craig’in canlandırdığı isimsiz uyuşturucu satıcısı alemde kimselere bulaşmadan işini görmüş, bir servet yapmayı başarmış, sıra ‘emekli’ olmaya gelmiş. Lakin bu alemden temiz çıkmak öyle kolay değil. Yüksek yerden yani patronundan emir gelmesi gecikmiyor. Hani soygun filmlerindeki ‘son bir vole’ hesabı, burada olaylar son bir (ya da iki diyelim) angaryaya dönüşüyor. Ve çaresiz kahramanımız bu alakasız işi halletmeye çalışırken beklenildiği üzere herşey sarpasarıyor.
“Bir Dilim Suç” İngiliz yapımı bir suç filmi olması itibarıyla kaçınılmaz biçimde sınıf çatışmalarını da mevzuya katıyor. Bu da suç aleminin kendi içindeki ‘sınıflar’ şeklinde tezahür ediyor. Dolayısıyla içiçe geçmiş olaylar ve karakterlerin peşinde yeraltı dünyasına sürüklenirken, Britanya adasının ‘sınıf’ meselesine işaret eden arka plan espri ve göndermeleri gözardı edemiyoruz. “Bir Dilim Suç” ‘kat kat pasta’ manasına gelen orijinal adı “Layer Cake”in anlamını vererek Londra merkezli uyuşturucu mafyasında gelişen ayak oyunlarını anlatıyor. Yönetmen koltuğunda ilk filmini çeken 33 yaşındaki Matthew Vaughn var. Ama aslında hiç de deneyimsiz değil. Kendisi “Ateşten Kalbe, Akıldan Dumana" ile “Kapışma”nın yapımcısı ve de Guy Ritchie'nin kankası olarak tanınıyor. Bir başka İngiliz J.J. Connolly'nin aynı adlı çok satan romanından uyarladığı "Bir Dilim Suç" ilk etapta Ritchie'nin tarzını anımsatan bir film. Ancak Ritchie'nin alabildiğine ‘havalı’ kamerası ve entrika kurma oyunu yerine Matthew Vaughn daha sakin ve akıcı bir sinema dili tutturmaya çalışmış, manik enerjisini dozunda kullanarak konuyu dağıtmadan karakterine odaklanmış.
Entrika da bildik aslında; Hiç ellerini kirletmeden veya adını ön plana çıkarmadan bir servet kazanmış, ‘başarılı’ kariyerinin ardından genç yaşta emekli olmayı planlanlayan uyuşturucu satıcımız Daniel Craig, malesef patronundan (Kenneth Cranham) patronundan gelen son bir iş talebi nedeniyle düşlerini ertelemek zorunda kalıyor. Suç dünyasında güçlü bir isiminin (Michael Gambon) uyuşturucu bağımlısı kızını bulmak zorunda. Bu alakasız talep zaten bir sonraki olacaklar için yeterince ipucu veriyor. Keza ikinci ‘rica’ da gecikmiyor: Ele avuca sığmaz bir dolandırıcıdan (Jamie Foreman) yüklü miktarda ekstazi hapının satış anlaşmasınaarabulucuk yapması da gerekiyor. Ama hiçbir şey o kadar basit değil tabii ki. Saygın bir emlakçi kimliğiyle sağa sola bulaşmadan ‘seçkin’ bir holding çalışanı edasıyla kendi işine bakan kahramanımız yeraltı dünyasının derinliklerine dalarken uluslararası uyuşturucu trafiğinin tam ortasına düşüp türlü zorluklarla boğuşmak zorunda kalıyor. Firari bir Sırp askeri de işin içine karışınca ve bir sürü tehlikeli adam destek ve köstek olmaya kalkınca çok geçmeden uyuşturucu piyasasından çekilmenin ona çok şeye mal olabileceğini anlıyor. Buna hayatı da dahil.
. “Bir Dilim Suç”u diğer suç filmlerinin klişelerini tekrarlasa da şeytanı detaylarda gizli. Maksat da baş karakterden uzaklaşmadan İngiliz alt kültüründeki farklı katmanlarına yönelik hoş bir entrika öyküsü yaratmak.
Daniel Craig’in kendi iş ve iç dünyasını anlattığı sesiyle başlayan film, ilk dakikalarla birlikte yönetmenin Guy Ritchie’den ziyade Martin Scorsese’ye yakınlaşan, sofistike bir tavra özendiğini gösteriyor. Craig’in gayet ‘şık’ oyunculuğuyla neredeyse ‘sınıfsız’ olarak tanımladığı adsız (film boyunca adı geçmiyor, kapanış jeneriğinde XXXX olarak yazıyor) kahramanımız kuytu köşelerdeki kokain operasyonundan sadece üyelerin girebildiği özel golf klüplerine kadar her yere uyum sağlayabiliyor. Craig, karakterininn kontrol altındaki bir panik havasını da başarıyla iletiyor. Onun dışındaki çoğu karakter parayı kadın, kız, içki aleminde harcayarak klasik ‘kaba’ eğlence ortamında çoşuyor, bir üst sınıfa dahil olma anlayışları da sadece aksan değişiktirme çabasına denk düşüyor. Sözde kaybolan genç kızın babası rolündeki sofistike ‘şehir haydutu’ Michael Gambon gibi ustalar ya da kahramanımızın biricik aşkını canlandıran Sienna Miller misali gözümüzü alan oyuncular da bu eğlenceli seyirliğin hoş süprizleri.
Henüz kimse yorum yapmamış.
- Coelho romanları beyazperdede
- "Ölüler"e 18 yaş sınırlaması
- Altın Aslan adayları açıklandı!
- Crowe ve Ridley üzüm bağlarında
- Foster işçileri savunacak!
- Spielberg 'intikamın' adını koydu: "Münih"
- Sean Connery, Boğaziçi Üniversitesi Mithat Alam Film Merkezi'nde öğrencilerle buluştu!
- Yazın sinemaya gidilir
- Fonda yeniden savaş muhalifi
- Ankaralılar "Öykü Anlatıcıları"na davetli!
- Polanski bu kez kazandı!
- Gibson yine şiddetin tarihini 'yazacak'
- "Banyo" Eylül'de vizyonda
- Yeşilçam'dan bir Hulki Saner geçti
- Lynch: Akılda barış, cihanda barış!


Philadelphia (01 Aralık 2008 Cnbc-e, 22:00)
Tom Hanks’e En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar ödülü getiren "Philadelphia", bir dönemin AIDS hastalığına hukuki ve toplumsal bakışını gözler önüne seriyor. Bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de yayınlanacak olan "Philadelphia" yı kaçırmayın!

Gelinler
Her insanın bir yeteneği vardır.
Her insanın bir yeteneği vardır.







Seanslar
Fragman


