"Aldatan Yürek"
Sarsıcı bir büyüme hikâyesi
Sarsıcı bir büyüme hikâyesi

Sinema.com 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
Daha çok aktris olarak karşımıza çıkan Asia Argento'nun ikinci kez yönetmen koltuğuna oturduğu "Aldatan Yürek", J.T. Leroy'un yarı otobiyografik filminden yola çıkarak, sarsıcı bir büyüme hikâyesi anlatıyor. Gösterildiği ülkelerde eleştirmenleri ikiye bölen film, Argento'yla Leroy'un uyumlu çalışmasının ürünü.
Cannes Film Festivali'nde ‘Yönetmenlerin Gecesi’ bölümünde gösterilen “Aldatan Yürek”, J.T. Leroy'un geçirdiği korkunç çocukluğu anlattığı ve satış rekorları kırmış aynı isimli biyografi kitabından yola çıkarak çekilmiş. Film, koruyucu ailesinin yanında mutlu bir yaşamı olan 7 yaşındaki Jeremiah'ın, başı beladan kurtulmayan annesi Sarah (Asia Argento) tarafından geri alınması ile başlayan ve türlü tacizlerle süren, şok edici büyüme hikâyesini konu alıyor. Jeremiah, uyuşturucu, alkol ve fahişeliği yaşamının doğal bir parçası olarak kabul etmiş annesinin elinden kurtulabildiğinde ise bu kez de katı Hıristiyan inançları ile disiplin uğruna çocuğun hayatını cehenneme çeviren büyükanne ve büyükbabası ile yaşamaya başlıyor (Büyükbaba ve büyükanne rolünde karşımızda, iki önemli isim, Peter Fonda ve Ornella Muti var.) Jeremiah, üç yıl sonra annesi tarafından geri alınıyor ve herbiri birbirinden karanlık olan annesinin sevgilileri ile birlikte, cehenneme dönen yaşamında ayakta kalmaya çalışıyor.
Sarsıcı romandan sarsıcı bir film...
Çocukluğunda yaşadığı korkunç taciz olaylarının travmasını atlatmaya çalışan genç yazar J.T. Leroy’un ilk romanı ‘Sarah’, 2000 yılında yayımlandığında geniş yankı uyandırmıştı. Okuyucular kadar akademik çevrelerin de dikkatini çeken bu ilk romanı, yarı otobiyografi olan ‘The Heart is Deceitful Above All Things-Yürek Aldatır’ izledi. ‘Yürek Aldatır’ ile okuyucu kitlesini katlayan J.T. Leroy’un yeni hayranlarından birisi de İtalyan oyuncu ve yönetmen Asia Argento’ydu. İtalyan sinemasının kanlı korku filmlerinin efsanevi yönetmeni Daria Argento’nun kızı olan ve Vin Diesel’le birlikte oynadığı “Yeni Nesil Ajan” (“XXX”) ile yüzünü herkesin tanıdığı bir aktris haline gelen Asia Argento, Leroy’un kitabını okur okumaz, film yapmaya karar vermiş. Argento kitabı okurken zorlandığını gizlemiyor. “İlk otuz sayfa oldukça zorluydu. 7 yaşındaki çocuğun maruz kaldığı şiddet öyle etkileyici bir biçimde anlatılıyordu ki kayıtsız kalmak imkânsızdı. Ancak otuzuncu sayfanın sonunda kitap beni tamamen içine çekmişti bile. Böyle bir kitabı yazmanın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bu tür şeyleri yaşayanlar, neler hissetiklerini dünyaya anlatmalılar. J.T. yaşadıklarını öylesine güçlü bir şekilde anlatmış ki ben kitabı okuduktan sonra günlerce kitapta olanları düşündüm, o dünyadan imgeler gördüm. Olanlar benim için bir çeşit saplantıya dönüştü.”
Leroy ise, sinema dünyasında yaşadığı önceki deneyimlerle kıyasladığında Argento’nun kendisi için biçilmiş kaftan olduğunu farketmiş: “Burnu kaf dağında, buna karşın elle tutulur hiçbir başarısı olmayan şirketler ve menajerlerle konuşmuştum. Hepsi daha önce filme alınmış ve tutmuş bir romanınız olması gerektiğini, aksi takdirde işlerin zor olduğunu ve bu dünyada kralın kendileri olduğunu iddia ediyorlardı. Asia ile işler tam tersi şekilde yürüdü. ‘Kitap elinde, nasıl istersen öyle çek’ dedim. Ancak, Asia benim projeye dahil olmamın çok önemli olduğunu söyledi. Ona dikkat etmesini, burnumu bir sokarsam bir daha çıkarmayacağımı söyledim; yine de ısrar etmeye devam etti. Ekipte yer alan herkes kitaba karşı öyle içten ve yoğun bir ilgi gösteriyordu ki etkilenmemek mümkün değildi. İçinde yazan her kelimeye satır satır hakimdiler ve çekim boyunca ellerinden kutsal kitapmış gibi düşürmediler. Bazen kitapta varlığını benim bile unuttuğum cümleleri çıkartıp getiriyorlardı önüme. Öyle ki bazen ‘harika bir diyalog’ diyordum, sonra bir de bakıyordum ki kitaptan birebir alıntıymış.”
Leroy sette geçirdiği saatlerin dışında da oyunculara karakterleri hakkında açıklama yapmak için uzun telefon görüşmeleri yapmış. Argento geçmişi ile bu kadar didişmenin, Leroy için bir nevi terapi olduğu görüşünde. “İnsanlar içlerindeki karanlıkla boğuşmak için psikiyatristlere para ödüyorlar. Aslında yönetmenlerin de tam olarak yaptıkları bu. Uyarlama çekmeye çalışan pek çok yönetmen kendisinin aslında kitabın yazarından daha zeki olduğunu düşünür ve eseri kendine mal etmek için elinden geleni yapar. Benim durumumu farklı kılan temel şey buydu: Ben, bir an olsun, Leroy’dan daha zeki olduğumu düşünmedim. Film benim için bir nevi tarz denemesiydi. Kitabı okurken gözümün önünde canlanan imgeleri aktarmaya çalıştım. Çoğu zaman sevdiğin bir kitabın filmi izler ama memnun kalmazsın. Bunun önüne geçmek için kitaba, birinin çocukluğuna, onun yaşadıkları ile başa çıkma cesaretine mümkün olduğu ölçüde sadık kalmaya çalıştım.”
Zengin oyuncu kadrosu...
Filmin Asia Argento’nun yanı sıra, Peter Fonda, Winona Ryder, Ben Foster, Michael Pitt, Marilyn Manson ve Ornella Muti gibi isimlerden oluşan zengin bir oyuncu kadrosu var. Argento, oyuncuların hemen hiçbirisi ile bu projeden önce tanışmıyormuş, ancak roller için teklif götürülen hemen her oyuncu kitaba karşı Argento’nunkine benzer duygular beslediğini ifade ediyor. Oyuncular arasında özellikle Peter Fonda’yı ikna etmek zor olmuş, zira Fonda kötü adamı oynamak istememiş. Kendisi de küçüklüğünde taciz edilmiş olan Fonda, bu tür olayların yaşandığını ve anlatılması gerektiğini ve birilerinin de bu rolleri canlandırmak zorunda olduğunu sonunda kabul etmiş. “Peter, bu filmin taciz mağdurları açısından önemli bir mesaj taşıdığına inanıyor. Bu ekipteki tüm diğer oyuncular için de geçerli.”
Öte yandan, filmin en önemli ayağını, çocuk oyuncuların performansları oluşturuyor. Asia Argento’nun çocuk oyuncularından aldığı performanslar o kadar beğenilmiş ki Leroy’un çocukluğunu canlandıran genç aktör Bennett’ın Bruce Willis ile birlikte rol alacağı “Rehine” adlı filmin yapımcıları, Asia Argento’yu oyuncu koçu olarak işe almışlar. Argento da çocuk oyuncularla ilişkisini şu sözlerle açıklıyor: “Filmle ilgili en güzel anılarımın içinde hep çocuk oyuncular var. Onları mümkün olduğu kadar filmin metninden korumya çalıştım. Bir zamanların çocuk oyuncusu olan bir yönetmen olarak sürekli tekrar edilen repliklerin zamanla nasıl da zararlı şeylere dönüşebileceğini iyi biliyorum. Çocuklara repliklerini çekimlerden hemen önce veriyordum.”
Eleştirmenleri ikiye bölen bir film
Cannes Film Festivali, Toronto Film Festivali gibi önemli festivallere davet alan “Aldatan Yürek”, eleştirmenleri ikiye böldü. 'Independent', filmi Cannes seçkisi içindeki en iyi on filmden birisi olarak nitelendirirken, 'The Hollywood Reporter', filmi “asap bozucu, sinemasal bir boşalım” olarak değerlendirdi.
Tüm bu eleştirilerin yanında Leroy, filmin gücünü karakterlerin hiçbirini şeytanlaştırmamasından, onları kusurlarıyla beraber bir birey olarak işlemesinden aldığını söylüyor: "Filmde pek çok gri nokta var. Aslına bakarsınız her filmde çocuklar bir sosyal güvenlik görevlisi şehre gelince kurtulur. Ancak filmde bu sosyal güvenlik görevlilerinin aslında bir boku düzeltmedikleri gibi, çoğu zaman daha da boktanlaştırabildiklerini görüyoruz. Bu da benim deneyim ve gözlemlerimle örtüşüyor.”
Argento için Leroy'un yaratıcı yaklaşımının en önemli kanıtı, Argento'nun sinemacı kanı taşıyan babası Dario Argento’nun filmi izledikten sonra yaptığı yorumda saklı: "Babam filmin bir başyapıt olduğunu söyledi. Daha önce benim yaptığım hiçbir şey için yorumda bulunurken bu kelimeyi kullanmamıştı. Ayrıca tam olarak şunu söylediğini hatırlıyorum: ‘Böyle bir filmi hayat boyu sadece bir kez çekebilirsin.’ Eğer birileri bu filmi izler ve kendinden birşeyler bulabilirse ne mutlu bana. Bu film sadece benim çalışmam değil, filme inanan bir sürü insanın ortak çalışması.Ve en önemlisi J.T.’nin hikâyesi bu ve o, bu filmi çevirebilmem için bana güvendi.”

Sarsıcı romandan sarsıcı bir film...
Çocukluğunda yaşadığı korkunç taciz olaylarının travmasını atlatmaya çalışan genç yazar J.T. Leroy’un ilk romanı ‘Sarah’, 2000 yılında yayımlandığında geniş yankı uyandırmıştı. Okuyucular kadar akademik çevrelerin de dikkatini çeken bu ilk romanı, yarı otobiyografi olan ‘The Heart is Deceitful Above All Things-Yürek Aldatır’ izledi. ‘Yürek Aldatır’ ile okuyucu kitlesini katlayan J.T. Leroy’un yeni hayranlarından birisi de İtalyan oyuncu ve yönetmen Asia Argento’ydu. İtalyan sinemasının kanlı korku filmlerinin efsanevi yönetmeni Daria Argento’nun kızı olan ve Vin Diesel’le birlikte oynadığı “Yeni Nesil Ajan” (“XXX”) ile yüzünü herkesin tanıdığı bir aktris haline gelen Asia Argento, Leroy’un kitabını okur okumaz, film yapmaya karar vermiş. Argento kitabı okurken zorlandığını gizlemiyor. “İlk otuz sayfa oldukça zorluydu. 7 yaşındaki çocuğun maruz kaldığı şiddet öyle etkileyici bir biçimde anlatılıyordu ki kayıtsız kalmak imkânsızdı. Ancak otuzuncu sayfanın sonunda kitap beni tamamen içine çekmişti bile. Böyle bir kitabı yazmanın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bu tür şeyleri yaşayanlar, neler hissetiklerini dünyaya anlatmalılar. J.T. yaşadıklarını öylesine güçlü bir şekilde anlatmış ki ben kitabı okuduktan sonra günlerce kitapta olanları düşündüm, o dünyadan imgeler gördüm. Olanlar benim için bir çeşit saplantıya dönüştü.”
Leroy ise, sinema dünyasında yaşadığı önceki deneyimlerle kıyasladığında Argento’nun kendisi için biçilmiş kaftan olduğunu farketmiş: “Burnu kaf dağında, buna karşın elle tutulur hiçbir başarısı olmayan şirketler ve menajerlerle konuşmuştum. Hepsi daha önce filme alınmış ve tutmuş bir romanınız olması gerektiğini, aksi takdirde işlerin zor olduğunu ve bu dünyada kralın kendileri olduğunu iddia ediyorlardı. Asia ile işler tam tersi şekilde yürüdü. ‘Kitap elinde, nasıl istersen öyle çek’ dedim. Ancak, Asia benim projeye dahil olmamın çok önemli olduğunu söyledi. Ona dikkat etmesini, burnumu bir sokarsam bir daha çıkarmayacağımı söyledim; yine de ısrar etmeye devam etti. Ekipte yer alan herkes kitaba karşı öyle içten ve yoğun bir ilgi gösteriyordu ki etkilenmemek mümkün değildi. İçinde yazan her kelimeye satır satır hakimdiler ve çekim boyunca ellerinden kutsal kitapmış gibi düşürmediler. Bazen kitapta varlığını benim bile unuttuğum cümleleri çıkartıp getiriyorlardı önüme. Öyle ki bazen ‘harika bir diyalog’ diyordum, sonra bir de bakıyordum ki kitaptan birebir alıntıymış.”
Leroy sette geçirdiği saatlerin dışında da oyunculara karakterleri hakkında açıklama yapmak için uzun telefon görüşmeleri yapmış. Argento geçmişi ile bu kadar didişmenin, Leroy için bir nevi terapi olduğu görüşünde. “İnsanlar içlerindeki karanlıkla boğuşmak için psikiyatristlere para ödüyorlar. Aslında yönetmenlerin de tam olarak yaptıkları bu. Uyarlama çekmeye çalışan pek çok yönetmen kendisinin aslında kitabın yazarından daha zeki olduğunu düşünür ve eseri kendine mal etmek için elinden geleni yapar. Benim durumumu farklı kılan temel şey buydu: Ben, bir an olsun, Leroy’dan daha zeki olduğumu düşünmedim. Film benim için bir nevi tarz denemesiydi. Kitabı okurken gözümün önünde canlanan imgeleri aktarmaya çalıştım. Çoğu zaman sevdiğin bir kitabın filmi izler ama memnun kalmazsın. Bunun önüne geçmek için kitaba, birinin çocukluğuna, onun yaşadıkları ile başa çıkma cesaretine mümkün olduğu ölçüde sadık kalmaya çalıştım.”
Zengin oyuncu kadrosu...
Filmin Asia Argento’nun yanı sıra, Peter Fonda, Winona Ryder, Ben Foster, Michael Pitt, Marilyn Manson ve Ornella Muti gibi isimlerden oluşan zengin bir oyuncu kadrosu var. Argento, oyuncuların hemen hiçbirisi ile bu projeden önce tanışmıyormuş, ancak roller için teklif götürülen hemen her oyuncu kitaba karşı Argento’nunkine benzer duygular beslediğini ifade ediyor. Oyuncular arasında özellikle Peter Fonda’yı ikna etmek zor olmuş, zira Fonda kötü adamı oynamak istememiş. Kendisi de küçüklüğünde taciz edilmiş olan Fonda, bu tür olayların yaşandığını ve anlatılması gerektiğini ve birilerinin de bu rolleri canlandırmak zorunda olduğunu sonunda kabul etmiş. “Peter, bu filmin taciz mağdurları açısından önemli bir mesaj taşıdığına inanıyor. Bu ekipteki tüm diğer oyuncular için de geçerli.”
Öte yandan, filmin en önemli ayağını, çocuk oyuncuların performansları oluşturuyor. Asia Argento’nun çocuk oyuncularından aldığı performanslar o kadar beğenilmiş ki Leroy’un çocukluğunu canlandıran genç aktör Bennett’ın Bruce Willis ile birlikte rol alacağı “Rehine” adlı filmin yapımcıları, Asia Argento’yu oyuncu koçu olarak işe almışlar. Argento da çocuk oyuncularla ilişkisini şu sözlerle açıklıyor: “Filmle ilgili en güzel anılarımın içinde hep çocuk oyuncular var. Onları mümkün olduğu kadar filmin metninden korumya çalıştım. Bir zamanların çocuk oyuncusu olan bir yönetmen olarak sürekli tekrar edilen repliklerin zamanla nasıl da zararlı şeylere dönüşebileceğini iyi biliyorum. Çocuklara repliklerini çekimlerden hemen önce veriyordum.”
Eleştirmenleri ikiye bölen bir film
Cannes Film Festivali, Toronto Film Festivali gibi önemli festivallere davet alan “Aldatan Yürek”, eleştirmenleri ikiye böldü. 'Independent', filmi Cannes seçkisi içindeki en iyi on filmden birisi olarak nitelendirirken, 'The Hollywood Reporter', filmi “asap bozucu, sinemasal bir boşalım” olarak değerlendirdi.
Tüm bu eleştirilerin yanında Leroy, filmin gücünü karakterlerin hiçbirini şeytanlaştırmamasından, onları kusurlarıyla beraber bir birey olarak işlemesinden aldığını söylüyor: "Filmde pek çok gri nokta var. Aslına bakarsınız her filmde çocuklar bir sosyal güvenlik görevlisi şehre gelince kurtulur. Ancak filmde bu sosyal güvenlik görevlilerinin aslında bir boku düzeltmedikleri gibi, çoğu zaman daha da boktanlaştırabildiklerini görüyoruz. Bu da benim deneyim ve gözlemlerimle örtüşüyor.”
Argento için Leroy'un yaratıcı yaklaşımının en önemli kanıtı, Argento'nun sinemacı kanı taşıyan babası Dario Argento’nun filmi izledikten sonra yaptığı yorumda saklı: "Babam filmin bir başyapıt olduğunu söyledi. Daha önce benim yaptığım hiçbir şey için yorumda bulunurken bu kelimeyi kullanmamıştı. Ayrıca tam olarak şunu söylediğini hatırlıyorum: ‘Böyle bir filmi hayat boyu sadece bir kez çekebilirsin.’ Eğer birileri bu filmi izler ve kendinden birşeyler bulabilirse ne mutlu bana. Bu film sadece benim çalışmam değil, filme inanan bir sürü insanın ortak çalışması.Ve en önemlisi J.T.’nin hikâyesi bu ve o, bu filmi çevirebilmem için bana güvendi.”

Henüz kimse yorum yapmamış.
- Aramızda Casus Var: Tony Scott/Jason Bourne-vari
- Gomorra: Gerçek bir öykü...
- "Mustafa" filmi için kim ne dedi?
- Türk basınında "Üç Maymun"
- Eleştirmen gözüyle Altın Portakal filmleri
- Oyum "komediye!"
- Geçmişten günümüze ‘Kara Şövalye’
- Dünyanın Merkezine Yolculuk başladı!
- Narnia Günlükleri: Prens Caspian'ın Öyküsü
- James Bond Tarihi
- “Wanted” oyuncuları yakın planda!
- Sinemanın en "şık" film karakterleri
- Kevin Spacey güzellemesi!
- Sex and the City'nin güzel, akıllı ve cesur kızları
- Macera Adası: Kendi hikayenizin kahramanı olun...


Philadelphia (01 Aralık 2008 Cnbc-e, 22:00)
Tom Hanks’e En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar ödülü getiren "Philadelphia", bir dönemin AIDS hastalığına hukuki ve toplumsal bakışını gözler önüne seriyor. Bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de yayınlanacak olan "Philadelphia" yı kaçırmayın!

Akıl Defteri
Kendimize kim olduğumuzu hatırlatmak için hepimizin aynalara gereksinimi var...
Guy Pearce
Kendimize kim olduğumuzu hatırlatmak için hepimizin aynalara gereksinimi var...
Guy Pearce







Seanslar
Fragman


