Ulusal Yarışma'da hapishane-esaret teması
Tunca Arslan 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
İç ve dış dünyalar açısından 'hapishane' mefhumunun öne çıktığı, esaret ve esaretten kurtulma çabalarının belirginlik kazandığı bir demet film var Ulusal Yarışma bölümünde. "Yolda"nın devreye girmesi dışında sürprizlere gebe olduğunu sanmıyorum ve "Anlat İstanbul" ile "Yazı Tura"nın bu bölümün ödül açısından iki ağır topu olduğunu düşünüyorum. "Yazı Tura"nın ödüle doymuş olması, jürinin kararını "Anlat İstanbul" lehine etkileyebilir.
Gösterime çıkan filmlerle son yıllarda görülmediği kadar hareketli bir sezon geçiren sinemamız, festivalde de ‘ağırlığı olan’ bir toplam sunuyor bize. Dokuz filmin yer aldığı ‘Ulusal Yarışma’ bölümünde, daha önce bazı festivallerde ve ticari gösterimlerde seyirciyle buluşmuş yedi, ilk kez görülecek iki film, Türk sinemasının ‘iki festival arasındaki zamanı boşa harcamadığının’ kanıtı olarak, ödül peşinde koşacaklar. Erden Kıral'ın "Yolda"sının iki kulvarda birden, Ulusal Yarışma'nın dışında Uluslararası Yarışma bölümünde de Altın Lale mücadelesi vereceğini de peşinen belirtelim. Evet, Erden Kıral... "Avcı"dan bu yana sesi soluğu çıkmayan bu deneyimli yönetmen, bir anlamda ‘hayatının filmi’ olarak da izlenebilecek "Yolda"yla hep polemik konusu olmuş Yılmaz Güney-"Yol" meselesine dönüyor, ‘yönetmenin, genç bir adam olarak portresi’ni çiziyor, belki de "çektim ve ruhumu kurtardım" diyor. Dönemin Türkiye'si, sinemada usta-çırak ilişkisi, başlanan bir filmin el değiştirmesi açısından bir hesaplaşma filmi "Yolda". Festivalin en merak edilen yapıtlarından biri olduğuna ve yeni "hesaplaşmaları" tetikleyeceğine hiç kuşkum yok. Kara komedi tarzındaki "Pardon" da aslında bir hesaplaşma öyküsü sunuyor. Adli hata sonucu yıllarını cezaevinde geçiren üç arkadaşın öyküsünü elbette ki acı bir buruklukla izleyeceğiz ama söz konusu buruklukta, yapımcının tuhaf biçimde sinema yazarlarını dışlayan tavrından ve özellikle başrol oyuncusu-senarist Ferhan Şensoy'un "zamana ayak uydurma" çabasından izler de olacak. "Ayın Karanlık Yüzü", cezaevi firarisi dört arkadaşın bir tutku öyküsü çerçevesindeki serüvenlerini anlatan, Biket İlhan'ın "Kayıkçı"dan sonra bir kez daha mekan olarak ada-deniz kenarını seçtiği bir seyirlik..Oyuncu kadrosu (Ali Poyrazoğlu, Sanem Çelik, Mehmet Ali Alabora) mümkün olduğunca iddialı. Öykünün kahramanlarının kimlikleri ve suçları aracılığıyla toplumsal hal ve gidişimizden yansımalarını da barındırıyor film.. Semih Kaplanoğlu'nun Antalya ve Ankara'da hatırı sayılır başarılar kazanan, belki ‘herkese göre değil’ ama ‘tam festivallik’ zorlu filmi "Meleğin Düşüşü", yönetmenin çok sağlam bir ikinci adım attığı, iyi oynanmış, mükemmel planlara ve estetiğe sahip bir ensest öyküsü. Eminim, bazı seyirciler yarısında çıkacak, bazıları da ikinci üçüncü kez seyretmiş olacak. Hemen her filminde farklı tarzları deneyen ve sinema dili arayışlarını sürdüren Ali Özgentürk, sezon içinde pek yankı yaratmayan "Kalbin Zamanı"nda Pera Palas Oteli'ni, aşkları, cinayetleri, yarım asırlık sırları anlatıyor. Yavuz Özkan ise tarzını, sinema dilini neredeyse hiç değiştirmeyen yönetmenlerimizden. Mükemmel kartpostallarla örülmüş, iyi niyetli ama bunun her şeye yetmediğini kanıtlayan, biraz sorunlu bir film olarak iz bırakmıştı Altın Portakal'da seyrettiğimde. Teoman'ın yönetmenlik yapması, kimse kusura bakmasın ama benim için örneğin Zeki Ökten'in ya da Memduh Ün'ün rock müzik yapmasıyla aynı anlama geliyor. "Balans ve Manevra"... Olacak işler vardır, olmayacak işler vardır! Herkese kolay gelsin.
Henüz kimse yorum yapmamış.
TV'de bugün
Philadelphia (01 Aralık 2008 Cnbc-e, 22:00)

Tom Hanks’e En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar ödülü getiren "Philadelphia", bir dönemin AIDS hastalığına hukuki ve toplumsal bakışını gözler önüne seriyor. Bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de yayınlanacak olan "Philadelphia" yı kaçırmayın!

Replik
Sil Baştan
Unutkanlar şanslıdır. Çünkü hatalarının derdini çekmezler.
« »
Copyright © 1998-2008 Sinema.com