Geleneğin arayışında Yavuz Turgul sineması

İbrahim Türk 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
İstanbul Film Festivali'nin geleneksel bölümlerinden 'Ustalara Saygı'da yer alan Yavuz Turgul, sinemasının temel izleklerini en iyi veren üç filmiyle festivale konuk oluyor.
Yeşilçam’dan ‘el almış’ bir usta olan Yavuz Turgul’un sinemasında görülen temel izleklerin başında değişen/bozulan değerler karşısında kendi değerlerine tutunmaya ve ayakta kalmaya çalışan insanların yaşadığı dram gelir. Her türlüsüyle modanın, gelip geçici olanın değil kalıcılığın peşindedir Turgul’un kahramanları.
İçselleştirdikleri belli erdemleri ve ilkeleri vardır. Hayata bakışlarını maddi değerler değil bunlar belirlemektedir. Bazen alaturka bir müzik, bazen çiçek sevgisi, bazen yardımseverlik, bazen özveri, bazen samimiyet, bazen hayatın feda edilebileceği bir ideal düşünce şeklinde görünür kılar Turgul bu değerleri. Toplumsal değişimin ivme kazandığı dönemlerde ise bir yandan yaşamını sürdürme çabası öte yandan değerleri korumanın zorlaşmasıyla kaçınılmaz olarak yalpalamaya, bir dramın içine düşmeye başlar Turgul’un kahramanı. Ya herkes gibi değişime ayak uyduracak, ya da yok olacaktır. İşte tam burada geleneksel olarak tabir edilen değerleri savunmak bir varoluş sorununa dönüşür. İstese de erdemlerini bırakamaz, başka türlü yaşamak gelmez elinden. Bu haliyle ilk başta hep, kaybedenler/yenikler sınıfına aitmiş gibi durur. Sonradan gelen yeni yetmeler kendisini geçip bir yerlere yükselirken o olduğu yerde kalır. Aslında bir yerden sonra, bile isteye yenik görünmeyi tercih eder. Gerçekte kazananın ne olduğunu bilir çünkü.
Yavuz Turgul, seyircisini dramın içine hapsedip bırakmaz. O dramın içinden ince bir mizah çıkarmaya da çalışır. Yaşam sevincini, umudu korur. Bunu verirken biçim oyunlarıyla seyirciyi oyalamaz. Bu bağlamda karakterleri gibi kendisi de gelenekçidir. Dönemlere göre değişen, gelip geçen biçimsel yeniliklere rağbet etmez. İçeriği esas alarak, anlatımını geleneksel bir yapıda kurmayı tercih eder.
Esasen, Turgul’un sinemasındaki anahtar kavramlardan asıl olanı, sözünü ettiğimiz/etmediğimiz tüm izleklerinin altını dolduran ‘gelenek’ kavramıdır. Burada gelenekten kastedilen, çoğunlukla tespit edildiği gibi, Yeşilçam’la olan bağının ötesine uzanır gibidir. Daha kadim olan, insan yaşamını her yönüyle kuşatan evrensel bir hakikat arayışının sürdürülmesi anlamındaki gelenek, kalıcı değerlerin peşindeki Turgul sinemasında alttan alta kendini duyurur.
Festival programına seçilen “Muhsin Bey”, “Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni” ve “Gönül Yarası”, Turgul sinemasının temel izleklerini en iyi veren yapımlar olarak görülebilir. Turgul’un sağlam öykülerle kurduğu bu üç film farklı öyküler anlatsalar da aynı ortak paydayı yoğun olarak taşımaktalar.
İçselleştirdikleri belli erdemleri ve ilkeleri vardır. Hayata bakışlarını maddi değerler değil bunlar belirlemektedir. Bazen alaturka bir müzik, bazen çiçek sevgisi, bazen yardımseverlik, bazen özveri, bazen samimiyet, bazen hayatın feda edilebileceği bir ideal düşünce şeklinde görünür kılar Turgul bu değerleri. Toplumsal değişimin ivme kazandığı dönemlerde ise bir yandan yaşamını sürdürme çabası öte yandan değerleri korumanın zorlaşmasıyla kaçınılmaz olarak yalpalamaya, bir dramın içine düşmeye başlar Turgul’un kahramanı. Ya herkes gibi değişime ayak uyduracak, ya da yok olacaktır. İşte tam burada geleneksel olarak tabir edilen değerleri savunmak bir varoluş sorununa dönüşür. İstese de erdemlerini bırakamaz, başka türlü yaşamak gelmez elinden. Bu haliyle ilk başta hep, kaybedenler/yenikler sınıfına aitmiş gibi durur. Sonradan gelen yeni yetmeler kendisini geçip bir yerlere yükselirken o olduğu yerde kalır. Aslında bir yerden sonra, bile isteye yenik görünmeyi tercih eder. Gerçekte kazananın ne olduğunu bilir çünkü.
Yavuz Turgul, seyircisini dramın içine hapsedip bırakmaz. O dramın içinden ince bir mizah çıkarmaya da çalışır. Yaşam sevincini, umudu korur. Bunu verirken biçim oyunlarıyla seyirciyi oyalamaz. Bu bağlamda karakterleri gibi kendisi de gelenekçidir. Dönemlere göre değişen, gelip geçen biçimsel yeniliklere rağbet etmez. İçeriği esas alarak, anlatımını geleneksel bir yapıda kurmayı tercih eder.
Esasen, Turgul’un sinemasındaki anahtar kavramlardan asıl olanı, sözünü ettiğimiz/etmediğimiz tüm izleklerinin altını dolduran ‘gelenek’ kavramıdır. Burada gelenekten kastedilen, çoğunlukla tespit edildiği gibi, Yeşilçam’la olan bağının ötesine uzanır gibidir. Daha kadim olan, insan yaşamını her yönüyle kuşatan evrensel bir hakikat arayışının sürdürülmesi anlamındaki gelenek, kalıcı değerlerin peşindeki Turgul sinemasında alttan alta kendini duyurur.
Festival programına seçilen “Muhsin Bey”, “Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni” ve “Gönül Yarası”, Turgul sinemasının temel izleklerini en iyi veren yapımlar olarak görülebilir. Turgul’un sağlam öykülerle kurduğu bu üç film farklı öyküler anlatsalar da aynı ortak paydayı yoğun olarak taşımaktalar.
Toplam 1 yorum yapılmış. Yorumları görmek için tıklayın.
- Aramızda Casus Var: Tony Scott/Jason Bourne-vari
- Gomorra: Gerçek bir öykü...
- "Mustafa" filmi için kim ne dedi?
- Türk basınında "Üç Maymun"
- Eleştirmen gözüyle Altın Portakal filmleri
- Oyum "komediye!"
- Geçmişten günümüze ‘Kara Şövalye’
- Dünyanın Merkezine Yolculuk başladı!
- Narnia Günlükleri: Prens Caspian'ın Öyküsü
- James Bond Tarihi
- “Wanted” oyuncuları yakın planda!
- Sinemanın en "şık" film karakterleri
- Kevin Spacey güzellemesi!
- Sex and the City'nin güzel, akıllı ve cesur kızları
- Macera Adası: Kendi hikayenizin kahramanı olun...


Philadelphia (01 Aralık 2008 Cnbc-e, 22:00)
Tom Hanks’e En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar ödülü getiren "Philadelphia", bir dönemin AIDS hastalığına hukuki ve toplumsal bakışını gözler önüne seriyor. Bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de yayınlanacak olan "Philadelphia" yı kaçırmayın!

Ölü Ozanlar Derneği
Kim ne derse desin, sözcükler ve düşünceler dünyayı değiştirebilir.
Kim ne derse desin, sözcükler ve düşünceler dünyayı değiştirebilir.








Seanslar
Fragman

