Grafik Romandan Beyazperdeye

Sinema.com 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
Tom Hanks, Paul Newman, Jude Law ve Jennifer Jason Leigh gibi önemli oyuncuların yer aldığı kadrosuyla dikkat çeken "Azap Yolu", klasikleşmiş birçok gangster filminin yaptığı gibi, yarattığı karanlık dünyaya izleyicinin suçlu bir zevk duymasını sağlı
“ Yaralı Yüz (Scarface, 1983)”, “Bir Zamanlar Amerika (Once upon a Time in America, 1984),” “Baba” serisi, “Carlito’nun Yolu, 1993” ve daha niceleri... Gangster türünün bizi çeken, adeta suçlu zevkler duymamızı sağlayan yönü ne? Bu kadar filmden yansıyan aynı karanlık dünya, neden bizde anlam veremediğimiz bir saygı uyandırıyor? Gerek atmosfer, gerek anlatım açısından birbirine çok benzeseler de türün ‘köşetaşı’ olmuş filmlerini ele alırken, niye ‘klişe’ tabirini bir kez bile kullanmıyoruz? Bu filmleri hem aynı, hem de birbirlerinden çok farklı kılan ne?
Eminiz ki, bu sorulara herkesin kendine göre verebileceği bazı yanıtlar elbette olacaktır. Ama bu sorulara vereceğimiz yanıt ne olursa olsun, asıl olan, gerçekten iyi bir gangster filminin sunduğu karanlık dünyaya, ‘yaklaşma-kaçınma’ çatışması çerçevesinde bir yandan tuhaf bir hayranlık duymamız, bir yandan da bu dünyanın tekinsizliğinin bizi tedirgin etmesi. Gerçekten ‘suçlu zevk’ kavramının sinemada en iyi uygulanabileceği tür ‘gangster filmleri’... “Baba 2”nin sonunda suç imparatorluğunu kurmaya çalışan Michael Carleone’nin oğlunun vaftiz töreni sırasında, rakibi olan mafya babalarını birer birer katlettirdiği, paralel kurgunun sinema tarihinde en iyi kullanıldığı sahneleri hatırlayınca hâlâ içimizin ürpermesinin nedeni de bu: Güce duyulan özlem ve suçun getirdiği pişmanlığın uyuşturucu etkisi...
Babalar ve Oğulları
Bu hafta vizyona giren “Azap Yolu”, iyi gangster filmlerinin, izleyiciyi düşürdüğü bu ikili durumu çok iyi analiz edebilmiş ve klişelere düşmeden aynı etkiyi yaratabilmiş bir film. Bunda -yine türün klasikleşmiş filmlerinin yaptığı gibi- mafyayı ‘aile’ kavramı çerçevesinde işlemiş olması, kuşkusuz çok etkili. Tıpkı "Baba" serisinin Corleone ve "Yaralı Yüz"’ün Montana aileleri gibi, “Azap Yolu”nda da mafya işleriyle aile işlerinin iç içe geçişine tanık oluyoruz: Mike Sullivan (Tom Hanks), yaşamının çok kötü bir döneminde kendisini yanına alan ve adeta öz oğlu gibi kollayan İrlandalı mafya babası John Rooney (Paul Newman) için tetikçilik yapmaktadır. Sullivan, John’un karanlık işlerinin bir parçası olan öz oğlu Connor’un, babasını kandırmakta olduğunu fark eder ve buna karşı kendi babası gibi sevip saydığı John’u uyarmaya çalışır. Bu arada, yaptığı işle aile yaşamı arasında hiçbir bağ olmaması için özen gösteren Michael, oğullarından birinin bir rastlantı sonucu, yaptığı işe tanık olmasıyla, ipleri yavaş yavaş elinden kaçırmaya başlar. John’un oğlu Connor’la arasındaki gerilim, Michael’in önce oğullarından birini ve karısını kaybetmesine yol açacak; sonrasındaysa mafya içerisinde, çok sağlammış gibi görünen aile içi bağların, güç söz konusu olduğunda nasıl birden unutulabildiğini anlamasını sağlayacaktır. İçinde bulunduğu dünyanın çürümüşlüğünü fark etmenin bedeli Michael için çok ağır olmuştur ve artık hissedebildiği tek bir duygu vardır: İntikam.
Konusundan da açıkça anlaşıldığı gibi, “Azap Yolu” da mafyayı bir ‘aile’ gibi gören ve ‘aile’ içi ilişkiler bağlamında ele alan bir film. Bu ilişkilerin merkezine ‘baba’ ve ‘oğul’ karakterleri yerleştiren yönetmen Mendes, bu durumu ‘aile içinde aile’ formatında işleyerek “Azap Yolu”nu türün diğer örneklerinden farklı kılıyor. Önceleri Rooney ailesinin bir parçası olan, ancak yaşanılan acı olaylar sonucu Rooneyler’in baş düşmanı haline gelen Sullivan ailesi üzerinden, izleyicinin suçlu bir zevkle parçası olmaya özlem duyduğu mafya dünyasının karanlık yüzünü başarıyla ortaya koyuyor Mendes. Böylece bir kez daha mafyanın bir !aile’ olmadığının ve bu dünyanın çok özendiğimiz ‘güç’, ‘sadakat’, ‘gizem’ gibi özelliklerinin, en ufak çıkar çatışmasında tepetaklak olabildiğinin altını çiziyor yönetmen.
Tragedyayı andıran bir anlatım
Filmin en göze çarpan özelliği, tıpkı "Baba" serisi gibi, anlatımını, klasik Yunan tragedyalarında rastlanan özelliklerden faydalanarak oluşturması. Hem dine yapılan göndermelerle, hem de birçok sahnenin –özellikle de cinayet sahnelerinin- taşıdığı ilahi havayla yaratılan bu etki, karakterlerin kendileri için çizilmiş acımasız yoldan bir türlü çıkamamalarıyla iyice pekişiyor.
Özellikle dini göndermeler, mafyanın suç içinde yüzen ve adeta kaderleri ‘kötü’ olmaları için çizilmiş karakterlerini anlamamıza, onların algılarının nasıl kısıtlandığını görmemize yardımcı oluyor. Örneğin, Michael karakterinin manevi babası olarak benimsediği John’un hep iyi yanlarını görüp, çevresine yaydığı kötülüğü görmezden gelmesi, bize bizzat John’la Michael arasında geçen dinsel göndermeler üzerinden aktarılıyor. Örneğin, Connor’un öz oğlunu ve karısını öldürdüğünü anlayan Michael’ı sakinleştirmek için John "Aç gözlerini Michael, bu odada sadece, ama sadece katiller var! Böyle bir yaşam sürdürmeyi biz seçtik. Bizim için garanti olan tek bir şey var: Hiçbirimiz cenneti göremeyeceğiz", diyor. Böylece John’un, suç işlemeyi ve kötülüğü, bir karakter özelliği olarak sahiplendiğini kavrayabiliyoruz.
Grafik Romandan Beyazperdeye
“Azap Yolu”nu gangster türü içinde benzersiz kılan özelliği, tıpkı geçtiğimiz dönem içinde vizyonda izlediğimiz “Cehennemden Gelen (From Hell)” gibi bir grafik romandan (seri halinde devam etmeyen, tek kitaplık bir çizgi roman) beyazperdeye uyarlanmış olması. Sam Mendes, beş Oscar’lı ilk filmi “Amerikan Güzeli”nde yaptığı gibi, filmin görüntülerini Conrad L. Hall’a teslim etmiş. Mendes’in Hall’ı seçmekle gayet yerinde bir tercih yaptığını söylememiz gerekiyor; çünkü “Azap Yolu”, yer yer kaynak aldığı grafik romanın da ötesine geçen, muhteşem görüntülere sahip. 1930’ların Orta Amerikası’nda geçen film, hem bu dönemi perdede kusursuz bir biçimde yaratıyor, hem de karanlık dokusuna sadık kalmaya çalıştığı romanın atmosferini yücelterek perdeye taşımayı başarıyor. Görüntü yönetmenlerinin korkulu rüyası olan karanlıkta ve yağmur altında çekilen sahneler, Hall ve Mendes’in işbirliğinde her bir karenin oldukça etkileyici bir hal aldığı bir estetik zafere dönüşüyor. Zaten pekçok kişi, “Azap Yolu”nu, geride bıraktığımız yılın en özgün ve başarılı görüntü çalışmasına sahip filmi olarak nitelendirildi. Bakalım Akademi, “Amerikan Güzeli”yle göklere çıkardığı Mendes’in bu filmine aynı oranda ilgi gösterecek mi?
Konusundan da açıkça anlaşıldığı gibi, “Azap Yolu” da mafyayı bir ‘aile’ gibi gören ve ‘aile’ içi ilişkiler bağlamında ele alan bir film. Bu ilişkilerin merkezine ‘baba’ ve ‘oğul’ karakterleri yerleştiren yönetmen Mendes, bu durumu ‘aile içinde aile’ formatında işleyerek “Azap Yolu”nu türün diğer örneklerinden farklı kılıyor. Önceleri Rooney ailesinin bir parçası olan, ancak yaşanılan acı olaylar sonucu Rooneyler’in baş düşmanı haline gelen Sullivan ailesi üzerinden, izleyicinin suçlu bir zevkle parçası olmaya özlem duyduğu mafya dünyasının karanlık yüzünü başarıyla ortaya koyuyor Mendes. Böylece bir kez daha mafyanın bir !aile’ olmadığının ve bu dünyanın çok özendiğimiz ‘güç’, ‘sadakat’, ‘gizem’ gibi özelliklerinin, en ufak çıkar çatışmasında tepetaklak olabildiğinin altını çiziyor yönetmen.
Tragedyayı andıran bir anlatım
Filmin en göze çarpan özelliği, tıpkı "Baba" serisi gibi, anlatımını, klasik Yunan tragedyalarında rastlanan özelliklerden faydalanarak oluşturması. Hem dine yapılan göndermelerle, hem de birçok sahnenin –özellikle de cinayet sahnelerinin- taşıdığı ilahi havayla yaratılan bu etki, karakterlerin kendileri için çizilmiş acımasız yoldan bir türlü çıkamamalarıyla iyice pekişiyor.
Özellikle dini göndermeler, mafyanın suç içinde yüzen ve adeta kaderleri ‘kötü’ olmaları için çizilmiş karakterlerini anlamamıza, onların algılarının nasıl kısıtlandığını görmemize yardımcı oluyor. Örneğin, Michael karakterinin manevi babası olarak benimsediği John’un hep iyi yanlarını görüp, çevresine yaydığı kötülüğü görmezden gelmesi, bize bizzat John’la Michael arasında geçen dinsel göndermeler üzerinden aktarılıyor. Örneğin, Connor’un öz oğlunu ve karısını öldürdüğünü anlayan Michael’ı sakinleştirmek için John "Aç gözlerini Michael, bu odada sadece, ama sadece katiller var! Böyle bir yaşam sürdürmeyi biz seçtik. Bizim için garanti olan tek bir şey var: Hiçbirimiz cenneti göremeyeceğiz", diyor. Böylece John’un, suç işlemeyi ve kötülüğü, bir karakter özelliği olarak sahiplendiğini kavrayabiliyoruz.
Grafik Romandan Beyazperdeye
“Azap Yolu”nu gangster türü içinde benzersiz kılan özelliği, tıpkı geçtiğimiz dönem içinde vizyonda izlediğimiz “Cehennemden Gelen (From Hell)” gibi bir grafik romandan (seri halinde devam etmeyen, tek kitaplık bir çizgi roman) beyazperdeye uyarlanmış olması. Sam Mendes, beş Oscar’lı ilk filmi “Amerikan Güzeli”nde yaptığı gibi, filmin görüntülerini Conrad L. Hall’a teslim etmiş. Mendes’in Hall’ı seçmekle gayet yerinde bir tercih yaptığını söylememiz gerekiyor; çünkü “Azap Yolu”, yer yer kaynak aldığı grafik romanın da ötesine geçen, muhteşem görüntülere sahip. 1930’ların Orta Amerikası’nda geçen film, hem bu dönemi perdede kusursuz bir biçimde yaratıyor, hem de karanlık dokusuna sadık kalmaya çalıştığı romanın atmosferini yücelterek perdeye taşımayı başarıyor. Görüntü yönetmenlerinin korkulu rüyası olan karanlıkta ve yağmur altında çekilen sahneler, Hall ve Mendes’in işbirliğinde her bir karenin oldukça etkileyici bir hal aldığı bir estetik zafere dönüşüyor. Zaten pekçok kişi, “Azap Yolu”nu, geride bıraktığımız yılın en özgün ve başarılı görüntü çalışmasına sahip filmi olarak nitelendirildi. Bakalım Akademi, “Amerikan Güzeli”yle göklere çıkardığı Mendes’in bu filmine aynı oranda ilgi gösterecek mi?
Henüz kimse yorum yapmamış.
- Oyum "komediye!"
- Geçmişten günümüze ‘Kara Şövalye’
- Dünyanın Merkezine Yolculuk başladı!
- Narnia Günlükleri: Prens Caspian'ın Öyküsü
- James Bond Tarihi
- “Wanted” oyuncuları yakın planda!
- Sinemanın en "şık" film karakterleri
- Kevin Spacey güzellemesi!
- Sex and the City'nin güzel, akıllı ve cesur kızları
- Macera Adası: Kendi hikayenizin kahramanı olun...
- İstanbul için Festival Vakti!
- Savaş çığırtkanlarının duymak istemeyeceği bir öykü
- Juno sonunda vizyonda!
- Festivalde bugün!
- 19. Ankara Uluslararası Film Festivali’nde 19 Mart Çarşamba



Tetikçi (10 Ekim 2008 20:00 Atv)
Jason Statham, Amy Smart, Jose Pablo Cantillo ve Efren Ramirez'in oynadığı "Tetikçi"adlı aksiyon filmi Tv'de ilk kez bu akşam Atv ekranlarında...
Jason Statham, Amy Smart, Jose Pablo Cantillo ve Efren Ramirez'in oynadığı "Tetikçi"adlı aksiyon filmi Tv'de ilk kez bu akşam Atv ekranlarında...

Lagerfeld Sırları
Şu anda bir şeye sahip olmayı kesinlikle arzulamıyorum. Her şeye kafamda sahibim. Sonuçta bu daha iyi. Çünkü bunu her yere yanımda götürebilirim. Sahip olmak külfettir. Kesinlikle bir şeylere bağlanmamak gerekir çünkü bu… külfettir.
Şu anda bir şeye sahip olmayı kesinlikle arzulamıyorum. Her şeye kafamda sahibim. Sonuçta bu daha iyi. Çünkü bunu her yere yanımda götürebilirim. Sahip olmak külfettir. Kesinlikle bir şeylere bağlanmamak gerekir çünkü bu… külfettir.






Seanslar
Fragman
