"Kalbin Zamanı"
Kırık bir aşk dörtgeni...
Sinema.com 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
Büyük bir bölümü Pera Palas'ta çekilen "Kalbin Zamanı", gerçek bir olaydan yola çıkarak, üç farklı zaman düzlemine yayılan bir aşk dörtgeni ve bu dörtgenin arkasındaki esrar perdesini anlatıyor. Filmin en büyük artısı, Hülya Avşar, Halil Ergün, Oktay Kaynarca, Birol Ünel gibi sinemamızın önemli oyuncularını aynı filmde buluşturmuş olması.
“Kalbin Zamanı”nından konuşmaya başlayınca, ister istemez yönetmen Ali Özgentürk’ün bir önceki filmi “Balalayka”ya gitmek zorunda kalıyoruz. Hatırlayacağınız gibi, “Balalayka”nın çekimlerine başlamadan hemen önce filmin başrol oyuncusu Kemal Sunal, uçakta Ali Özgentürk’ün yanıbaşında son nefesini vermişti. Yönetmen, tamamen yakın dostu Sunal üzerine kurduğu filmini rafa kaldırmayı düşünse de ekibin desteği sayesinde, Sunal’ın hatırası için gücünü toplayıp bu zor durumdan çıkmayı başarmış ve filmi, senaryosunu değiştirerek çekebilmişti. Sonrasında, Özgentürk, “Balalayka”yı bir daha hiç film çekemeyeceğini düşünerek tamamlayabildiğini itiraf edecekti. Bu filmin travmasını atlatıp “Kalbin Zamanı”na nasıl ulaştığını şu sözlerle anlatıyor yönetmen: “Kemal Sunal ile yapmak istediğim film onun ruhuyla birlikte uçağın penceresinden uçup gitmişti. Birkaç katmanlı bir travma yaşamaya başladım. Bir daha film çekememe korkusu, ölüm korkusu, yaşama karşı oluşan paranoya. Bütün bunlarla yakın akraba olarak uzun bir süre yaşadım. “Balalayka”yı ise büyük bir zorlukla çektim, bitirdim. Ama bahsettiğim korkular yakamı bırakmadı. “Kalbin Zamanı”na işte bu duygularla ulaştım.” Ve “Kalbin Zamanı”nın çekimlerinin yedinci gününde, Özgentürk’ün bu korkuları bir kez daha cisimleşiyordu ne yazık ki. Genç oyuncu Arda Kanpolat’ın trajik ölümü, tüm film ekibinde olduğu gibi sinema dünyasında da şok etkisi yaratırken, Özgentürk’ü bir kez daha filmi yarıda bırakma noktasına getiriyordu: Arda Kanpolat’ın ölüm haberini aldığımda her şeyin; hayatımın, zamanın ve filmin benim için bittiğini düşündüm. Tanımlamak için “doğal afet”ten başka söz bulamadığım olayın ardından her şeyden koptuğum bir hafta yaşadım. Yeniden çekimlere devam edebilmem ve filmi tamamlamaya karar vermem ise tüm ekip, tüm oyuncularım ve tüm dostlarımın kelimelerle tarifi imkânsız desteği sayesindedir.” Üç adam bir kadını sevdi... Böyle bir sürecin ardından, çekimleri aksamadan, beş haftada tamamlanan “Kalbin Zamanı”, Özgentürk’ün 60 yıl Pera Palas’ta çalışmış bir dostundan dinlediği hikâyelerden yola çıkarak oluşturduğu bir film. Yarım yüzyıla yayılan bir macerayı beyazperdeye taşıyan filmin hikâyesi, kahramanların yollarının kesiştiği üç farklı dönemde 1950’ler, 1980’ler ve 2004’te geçiyor. Bugün ile geçmiş arasındaki gidiş gelişler, filmin günümüzde geçen bölümünde, iki eski dedektifin şakayla karışık keyifli sohbeti üzerinden sağlanıyor. Dedektiflerin sohbetlerinin konusu, içlerinden birinin 20 yıl önce tanık olduğu ve bir türlü içinden çıkamadığı bir aşk dörtgeni: Dedektifin anlattığı hikâyeye göre, 1950’lerde yirmili yaşlarında olan dört gencin dönemin popüler buluşma ve eğlenme mekânlarından olan bir otelde başlayan maceraları, 50’li yaşlarına, 1980’lere taşınmıştır. Yollarının bir kez daha aynı otelde kesişmesiyle aşkları canlanmış ve bu canlanma içlerinden birinin esrarengiz bir cinayete kurban gitmesiyle sonlanmıştır. Ancak bu esrarı çözecek giz yine bugünde ortaya çıkacaktır... Böyle söze döküldüğünde oldukça grift bir senaryoya sahip gibi gözüken “Kalbin Zamanı”nda yönetmen tam tersine, senaryodaki zaman düzlemlerinin oldukça yalın ve sade olduğunu belirtiyor. “Rahat, sade, kolay takip edilebilen, neşesiyle ve entrikasıyla insanlarlar paylaşabileceğim bir dünya kurdum” diyen Özgentürk, filmde kişilerin anılarından, belleklerinden yola çıkan sıkıcı içsel yolculuklardan kaçındığını, kendileri gibi davranan sahici karakterler yaratıp onları eğlenceli ve ferah bir öykünün içine yerleştirdiğini söylüyor. Pera Palas’ın ruhu Çekim aşamasında basına da sık sık yansıdığı gibi, filmin hikâyesi Pera Palas Oteli’nde geçiyor. Farklı zaman düzlemlerini birleştiren bir öykü için, olaylarıyla, dekoruyla, mimarisiyle, eşyasıyla bir asrı deviren ömre sahip bu otantik otelden daha iyi bir ev düşünülemez belki de... Kendine has bir auraya sahip, biricik bir yer olan Pera Palas, “Kalbin Zamanı”nda ev sahipliği yaptığı aşkı olduğu kadar, bu aşkın özneleri konumundaki karakterleri de şekillendiren bir işlev yükleniyor ve bu haliyle filmin jenerikte adı geçmeyen başrol oyuncularından birine dönüşüyor. Yine Özgentürk’ün sözleriyle: “Ben bu filmde sinemanın hem eski günlerine hem de modern yapısına yolculuklar yapmak istedim. En fazla da zamana, “Kalbin zamanı”na... Sonunda ise karşıma sırlar bohçası gibi doğunun büyüsünü içinde barındıran Pera Palas’ın ruhuna doğru esrarengiz bir macera çıktı. Zaman zaman Pera Palas’ın sütunları arasında ekspresyonist sinemacıların, F. Lang’ın ışıklarıyla dolaşmak, modern sinemanın ritmini, temposunu elde etmek, yer yer fotoroman, sessiz sinema mizansenlerine göndermelerde bulunmak realist, şiirsel ve gerilim sinemasının tadını muhafaza etmek mümkün mü? Çok mu karıştırmış oluyorum? Tutkunun lirizmi, gerilimin ritmi, geçmiş zamanın tadı aynı stilde buluşur mu?” Filmi çerçeveleyen iki boyutlu animasyonlar “Kalbin Zamanı”, sinemamızda daha önce denenmemiş bir işe de soyunuyor: İzleyiciler sinemaya gittiklerinde, filmle birlikte, ilk bölümü başında, finali ise sonunda yer alacak 4 dakikalık bir animasyon da izleyebilecekler. Özgün hikâyesi ve senaryosu yine Ali Özgentürk’e ait olan bu küçük filmi, Meteksan Bilişim Grubu gerçekleştirmiş. Yönetmenin, çekimler sırasından aklına gelen bir fikirden yola çıkarak hazırlanan bu animasyon, Agatha Christie ve Alfred Hitchcock’un Pera Palas’ta yaşadıkları kurgusal aşkı konu alıyor. Ali Özgentürk filmin ruhuna tam olarak oturduğunu söylediği bu animasyon ile, “Kalbin Zamanı”nın trajik boyutu kadar ironik mizahıyla da öne çıkması gerektiğinin altını çiziyor. Yönetmen, kuruluşu itibarıyla prolog ve epilog olarak pekâlâ düşünebileceğimiz bu animasyonun, filmin ruhuyla çok iyi örtüştüğünü söylüyor. Anlayacağınız, Özgentürk yine tüm engellere rağmen, Hülya Avşar, Halil Ergün, Oktay Kaynarca, Birol Ünel, Zeki Alasya, Güler Ökten ve Kayhan Yıldızoğlu gibi oldukça parlak isimlerden oluşturduğu oyuncu kadrosuyla yine iddialı bir filmle çıkıyor karşımıza. Zaman, bu iddianın içinin dolu olup olmadığına karar vermek için sinemanın yolunu tutma zamanı...
Henüz kimse yorum yapmamış.

TV'de bugün
Philadelphia (01 Aralık 2008 Cnbc-e, 22:00)

Tom Hanks’e En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar ödülü getiren "Philadelphia", bir dönemin AIDS hastalığına hukuki ve toplumsal bakışını gözler önüne seriyor. Bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de yayınlanacak olan "Philadelphia" yı kaçırmayın!

Replik
Matrix
Neo:Kurşundan kaçabileceğimi mi anlatmaya çalışıyorsun?
Morpheus:Hayır. Anlatmaya çalıştığım hazır olduğunda kaçmak zorunda kalmayacağın
« »
Copyright © 1998-2008 Sinema.com