Kayıt
"Exorcist: The Beginning"
Bu filmin içine şeytan girmiş...
Sinema.com 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
"Exorcist: The Beginning", 1973 tarihli orijinal "The Exorcist"in gölgesinde kalsa da, en azından ilk filmde deneyimli bir şeytan çıkaran olarak tanıdığımız Peder Merrin'in geçmişini öğrenmemizi sağlıyor. Otantik bir atmosferde geçen filmin yapım hikâyesi, "bu filmin setine şeytan mı girmiş?" dedirtecek denli maceralı...
Eminiz hepiniz hatırlıyorsunuz. William Peter Blatty’nin yazıp, William Friedkin’in yönettiği 1973 tarihli ilk “Exorcist”te, on iki yaşındaki Regan adlı küçük bir kızın ruhunu şeytan teslim alıyor ve Peder Merrin onu şeytanın esaretinden kurtarmak için zorlu bir ayin düzenliyordu. Türkiye dahil pek çok ülkede yerelleştirilerek yeniden çekilen, Zass türü komedilerin daimi alay konusu olan ve pek çok filmde parodisi yapılan “The Exorcist”, bugün geldiği noktada, sinema tarihinin tartışmasız kült filmlerinden biri. Hal böyle olunca, bizi ilk filmin anlattığı zamanın 25 yıl gerisine götüren ve Peder Merrin’i oldukça farklı bir şekilde karşımıza çıkaran “Exorcist: The Beginning” filmi “neden şimdi böyle bir film çekildi?” sorusunu akla getiriyor. Film, bu sorunun karşılığını pek vermese de, son dönemde sayıları iyice artan niteliksiz korku filmlerinin yanında izlenebilir bir devam filmi olarak dikkat çekiyor. Usta şeytan çıkaran olarak tanıdığımız Peder Merrin, bu filmde önceleri, İkinci Dünya Savaşı’nın kötü izleri henüz hafızasından silinmediği (ve belki de bir daha asla silinmeyeceği) bir dönemde, savaşta tanık olduğu olayların etkisiyle inanca sırtını dönmüş biri olarak çıkıyor karşımıza. Anavatanı Hollanda’da, Naziler’in masum insanları acımadan katletmesinin etkisini üzerinden atamayan ve Nazi subayının, gözlerinin önünde küçük bir kızı öldürürken söylediği “Tanrı bugün burada değil peder...” cümlesi kulaklarında çınlayan Merrin, bu olaylar karşısındaki acizliği ve dünyadaki bunca kötülüğe tanıklık etmiş olmasıyla, eski mesleğine inancını toptan yitirmiştir. Kendinden ve hafızasından kaçmak için ülkesinden ayrılıp Doğu’ya, Kahire’ye giden Merrin, burada bir İngiliz antikacıdan Kenya’nın Turkana bölgesinde bulunan tarihi bir kilisede yapılan kazıya katılması için iyi bir teklif alır. Para için olmasa da, bölgeye Hıristiyanlık gelmeden yüzyıllarca önce bir kilise inşa edilmiş olması, arkeoloji tutkusunu tetiklediği için teklifi kabul eder ve kazıya katılır. Bölgeye vardığında, çok eski olan kilisenin, sanki birkaç yıl önce, inşa edilir edilmez gömülmüş gibi, sapasağlam ayakta olduğunu fark eder. Ama bu kilisenin gizemi yalnızca yüzyıllar boyunca sağlam kalabilmiş olması değil, aynı zamanda yüzyıllardır içinde uyandırılmayı bekleyen bir şeyi barındırıyor olmasıdır. Kilise çevresinde birbiri ardına yaşanan tuhaf olaylar üzerine, bir grup İngiliz askeri kazı alanını korumak için bölgeye gönderilir. Ancak vahşet her geçen gün daha da artmaktadır. Merrin savaş sırasında tanık olduğu ve tanrıya inancını dahi kaybetmesine neden olan dehşetli olayları yeniden yaşamaya başlamıştır. Bu süreçte, kaybettiğini sandığı inancını yeniden kazanacaktır. Bu yapım sürecine şeytan girmiş… “Exorcist: The Beginning”in çekim hikâyesi, filmin adeta yapımcılarla konuştuğunu, onlara “bu filmi çekmemelisiniz” mesajı verdiğini düşündürtüyor. Filmin çekimlerine 2001 yılında başlayan usta yönetmen John Frankenheimer, bir süre sonra projeden ayrılmış ve ayrıldıktan kısa bir süre sonra yaşama veda etmişti. Filmi, “Raging Bull” ve “Taxi Driver” gibi Martin Scorsese başyapıtlarının senaristi ve “The Comfort of Strangers”, “Mishima: A Life in Four Chapters”, “Auto Focus” gibi iyi filmlerin yönetmeni olarak tanıdığımız Paul Schrader devralınca biraz şaşırmakla birlikte, filmi merakla beklemeye başlamıştık. Ne var ki Schrader filmi tamamlayıp kaba kurgusunu yapımcılara izlettiğinde, yapımcılar bizim gibi Schrader hayranlarının meraklarını umursamadı ve yeterince korkutucu olmadığı gerekçesiyle Schrader’in işine gözlerini bile kırpmadan son verdiler. Adeta yönetmen dayandırılamayan “Exorcist: The Beginning”in son durağı, “Die Hard 2” , “Cliffhanger” ve “Deep Blue See” gibi aksiyon filmlerinden tanıdığımız yönetmen Renny Harlin oldu. Ancak iş bununla kalmadı tabii ki. Filmin çekimleri için Roma’ya giden Harlin, buradaki ilk günlerinde bacağını tam on dört yerinden kıracağı bir trafik kazası geçirdi ve proje biraz daha gecikti. Neyse ki, ekip dünyanın en ünlü stüdyolarından Cinecitta’da motor dediğinde; şeytan, seti terk etti ve üç yıl süren zorlu bir maceranın ardından film tamamlanabildi. Harlin bu konuda “bacağımı çok kötü bir şekilde kırdım, ama filmi çekmeye devam etmek zorundaydım ve filmi koltuk değnekleri ile çekmek zorunda kaldım. Gerçekten çok zor ve moral bozucu idi. Ama bence bu film için iyi oldu, çünkü ne yapmak istediğim hakkında daha çok düşünebildim,” diyerek yine de filme ne kadar optimist yaklaştığını kanıtlıyor. Gerçekçilikte iki kilit öğe: mekân ve makyaj Afrika, Hollanda ve Kahire gibi üç farklı mekânda geçen filmin kilit noktasında da yine bir mekân, kilise yer alıyor. Bu nedenle, filmde mekân duygusunun gerçekçi bir biçimde oluşturulabilmesi ayrı bir öneme sahip. Stüdyoda çekim yapmanın yapaylığını örtmek için, yapım ekibi büyük setler inşa etmiş. Bu konuda yönetmen Harlin, yapım tasarımcısı Stefano Ortolani’yi seçmiş. Ortolani ve ekibi, filmdeki Byzantine kilisesini oluşturmak için çok özenli bir araştırma yapmışlar. Geniş çelik malzemeler ile kilisenin çatısı ve diğer platformlar oluşturulmuş. Elektrik ve ışıklandırmalar yapılmış. Kilisenin duvarlarına şeytanın cennetten kovuluş efsanesi mozaiklerle yapılmış ve sonuçta ortaya filmin tüm gerilimini kaldıracak denli otantik bir kilise çıkmış. Bu mekân duygusu, filme yerinde bir dozda dahil olan bilgisayar yardımıyla birleşince, mekânların gerçekçiliği konusundaki tüm sorunları bertaraf etmeyi başarmışlar. Benzeri bir durum makyaj ve mizansenin diğer öğelerinin tasarımında da yaşanmış. Daha önce “Hellraiser”, “Halloween” serileri ile Tim Burton’un “Sleepy Hollow” filmlerinde çalışmış olan makyaj şefi Gary Tunnicliffe, ekibiyle birlikte en çok sırtlanların tasarımı konusunda zorlanmış. Gerçekten filmin birkaç sahnesinde, gerilimin doruğa çıkması ve yapımcıların istediği şiddeti filme dahil etme konusunda önemli bir işlev yüklene sırtlanların, oldukça gerçekçi bir şekilde tasarlanmaları gerekiyormuş. Bu sorunu çözmek için makyaj ekibi ve CGI ekibi birlikte çalışmış. Geniş sahneler gerçek sırtlanlarla çekilmiş daha yakın sahnelerde kukla sırtlanlar yapılmış, böylelikle kimse zarar görmeden saldırı sahneleri çekilmiş. Kuklaların ağzındaki kan görüntüsü oldukça güzel uygulanmış. Tunnicliffe de bu konunun altını özellikle çiziyor ve “sırtlan çekimleriyle gerçekten gurur duydum, çünkü gerçek sırtlanların birine saldırıp onların zarar görmeden sahnenin bitirilmesi çok zor bir durumdu. Hatta sırtlanları öylece yerde yatırmak ve uyutmak bile büyük bir sorundu,” diyor ve ekliyor: “Bu süreç gerçekten çok eğlenceli idi. Bu zorlu çalışmanın sonucu fazlasıyla korkutucu oldu. Elimizden geldiği kadar gerçek olmasına çalıştık. Makyöz olmak çok zor çünkü yaptığınız izleyiciye fazla abartılı gelebilir ve izleyiciyi kaybedebilirsiniz. Eğer efektleri tutturursanız film daha fazla etki bırakacaktır.” Tüm bu hummalı çalışmaya karşın “Exorcist: The Beginning”, 73 tarihli efsanevi filmin gölgesinde kalmaktan kurtulamıyor. Özellikle şeytanla Merrin’in yüzleştiği ‘climax’ bölümü, filmin gidişatından beklenmeyecek denli vasat ve sanki Merrin’in şeytan kovması, senaryoya ‘ilk filmin hatırı için eklenmiş’ gibi bir hava yaratıyor. Buna ve yaslandığı tüm klişelere rağmen, özellikle yerlileri kullanarak, istediği otantik atmosferi kurabilen bir film “Exorcist: The Beginning”.
Toplam 1 yorum yapılmış. Yorumları görmek için tıklayın.

TV'de bugün
Tetikçi (10 Ekim 2008 20:00 Atv)
Jason Statham, Amy Smart, Jose Pablo Cantillo ve Efren Ramirez'in oynadığı "Tetikçi"adlı aksiyon filmi Tv'de ilk kez bu akşam Atv ekranlarında...
Replik
Milyonluk Bebek
Çok fazla beklersen bir şey elde edemezsin.
« »
Copyright © 1998-2008 Sinema.com