"Sky Captain"
Yarının sineması...
Sinema.com 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
Tamamı, 'blue screen' adı verilen bir teknikle, mavi fonun önünde çekilen ve iki binden fazla özel efektin kullanıldığı "Sky Captain ve Yarının Dünyası" pek çoklarına göre, yarının, tamamı bilgisayar ortamında gerçekleştirilecek sinemasının ilk sinyallerini veriyor. Filmin bunu yaparken, sinema estetiğinin en özgün denemelerinin yapıldığı 30'lu ve 40'lı yıllara yaslanması ve geçmişte geçen bir bilimkurgu olması, işin ne boyutta sanat, ne boyutta bilgisayar cambazlığı olduğu tartışmalarını
“Sky Captain ve Yarının Dünyası”, öyle ya da değil, çok önemli bir film gibi lanse ediliyor. Günden güne, hem yeni fikirler ve yeni senaryolar üretme, hem de teknik açıdan yeni bir mecra yaratma açısından bir darboğazın eşiğine gelen ve korsan yoldan filmlere ulaşmanın gittikçe daha kolay hale gelmesiyle sürekli izleyici kaybeden sinema endüstrisini yeni bir düzlüğe çıkaracak imkânlardan birinin, bu filmin yapmaya çalıştığı şeyde saklı olabileceği iddia ediliyor. Bu iddiaların mahiyetine sonra dönmek üzere, bu filmin bize müjdelediği bir başka haberi verelim: “Sky Captain ve Yarının Dünyası”, bu pazarlanan yönleri elle tutulur olmasa dahi, Türkiye için anlamlı bir film olacak; çünkü daha çok yapım alanındaki girişimlerine tanık olduğumuz, Abdullah Oğuz'un ANS şirketi, bu filmle birlikte ithalat işine de el atıyor ve böylece Türkiye'de sinema sektörü önemli bir ithalatçı firma daha kazanıyor. Bu haberi verdikten sonra, hemen filme dönelim. “Sky Captain ve Yarının Dünyası”nın bunca gürültü kopararak vizyona girmesinin nedeni, filmin basın bültenine kulak verecek olursak “özel efektlerin daha önce hiç görülmemiş bir biçimde adeta bir sanat olarak kullanılması” imiş. Özel efektlerin hangi durumda sanat olarak kullanıldığı, hangi durumlarda başka amaçlara hizmet ettiği, basın bülteninde belirtilmemiş; ancak anlaşılan yine özel efektlerin oldukça önemli bir yere sahip olduğu “Yüzüklerin Efendisi”, “Yıldız Savaşları”, “Matrix” gibi içinde bulunduğumuz döneme damgasını vurmuş filmlerde özel efektler bir sanat olarak kullanılmamış. Neden mi? Filmin tamamı bilgisayarda, özel efektlerden yararlanılarak oluşturulmamış da ondan. “Peki 'Vidocq' diye bir film yok muydu canım,” dediğinizi duyar gibiyiz. Bu kadar Michael Moore'luk yeter... Özel efektler ve sanat Gerçekten de, filme emeği geçenlerin, “Sky Captain ve Yarının Dünyası”nda 2000'in üzerinde özel efekt kullanılmış olması, filmin ‘blue screen’ adı verilen bir teknikle tamamen mavi fonun önünde çekilmesi ve oyuncuların çekimlerden sonra, birçok katmandan oluşan özel efektlerin içine tek tek yerleştirilmesi gibi meziyetlere sahip olduğu için, “Sky Captain ve Yarının Dünyası”nı “özel efektleri sanat olarak kullanan film” olarak hatırlamamızı istemelerini anlamak biraz zor. Tamam, ‘yarının sineması’ olarak nitelendirdiği bilgisayar yazılımını kendi ev bilgisayarında altı yıllık bir süreçte geliştiren, dişini tırnağına takıp Hollywood'un kurt yapımcılarını ikna ederek ilk filmini çekmeyi başaran genç yönetmen Kerry Conran’ı, bu emeği için takdir ediyoruz; ama bir süredir zemini zaten hazırlanmış, oyunculuklardan mekân duygusunun yaratılmasına kadar sinemanın gücünü seyir zevki yaratan pek çok önemli öğesini zayıflatan bu türden bir 'özel efekt sineması'na şüpheyle yaklaşma hakkımızı da saklı tutmak istiyoruz. Hele hele sinemayı başka bir şey haline getiren bu tür bir anlayışa 'sanat' yaftasıyla yaklaşırken, iki kere düşünülmesinde yarar görüyoruz. Çekincelerimizi bu şekilde koyduktan sonra, bu film bize ne anlatıyor, ona bakalım: Konu basit; ABD'de tam bir kaos yaşanmaktadır. Dünyanın çok önemli bilimadamları ortadan kaybolduğu gibi, dev boyutlu robotlar New York şehrinin caddelerini birbirine katıp, binaları yerle bir etmektedir. ‘Chronicle’ gazetesinde muhabir olarak çalışan Polly Perkins (Gwyneth Paltrow), olayları araştırmak için görevlendirilir. Nerden geldiği bilinmeyen düşmana karşı savaşmak ise, aynı zamanda Polly’nin eski aşkı olan, kahraman pilot H. Joseph Sullivan’a (Jude Law) düşer. Böylece kahramanlarımız, kendilerini Himalayalar’dan Shangiri-La vadisine dek uzanan bir maceranın içinde bulacaklardır. Mucize eskiz Kerry Conran, ilk filmini çeken bir yönetmene pek nasip olmayacak biçimde, Jude Law, Gwyneth Paltrow, Angelina Jolie ve Giovanni Ribisi gibi önemli isimlerden oluşan bir oyuncu kadrosunu toplamak için, kendi geliştirdiği özel tekniklerle hazırladığı altı dakikalık bir 'eskiz film' kullanmış. Bununla önce yapımcıları, ardından da bir bir oyuncuları ikna etmesi pek de zor olmamış. Bu konuda Jude Law, “bana gösterilen eskizi ilk seyrettiğimde, daha önce hiç böyle bir şey seyretmemiş olduğumu hemen hissettim. Nasıl yapıldığı bir yana, film bana 1930’ların ve 40’ların günümüz insanlarının sinemaya gitme alışkanlığını sağlamış olan büyük gişeli filmlerinin tadını verdi,” derken Gwyneth Paltrow da “Film için hazırlanan altı dakikalık videoyu seyrettikten sonra ne söylemeye çalıştıklarını anladım. Bugüne kadar gördüğüm hiçbir şeye benzemiyordu,” sözleriyle Law'a katılıyor. Conran’ın hazırladığı altı dakikalık film örneği, gerçekten de sıradışıydı. Bilgisayarla arası fazlasıyla iyi olan Conran, klasik tarzlarla ikonik imajları, dijital teknoloji ile harmanlamış ve 1930’ların atmosferini de işin içine katarak bugüne dek görülmemiş bir tarz ortaya çıkarmıştı. Conran, 6 dakikalık eskiz filminin aslında yapmak istediği filmin daha çok ne olmadığını tarif eden bir çalışma olduğunun altını çiziyor: “Ne çok kitsch, ne çok ciddi bir film, sanki bir pilotun gözünden anlatılıyor ama çok da kameraya odaklı değil.” Geliştirdiği bu teknik çerçevesinde, “Sky Captain ve Yarının Dünyası”, yönetmenin çocukluk ve ilk gençlik yıllarında Cumartesi sabahları seyrettiği dizilerin ve okuduğu çizgi romanların süper kahramanlarının esintilerini taşımakla birlikte günümüz ve geleceğin dünyasıyla harmanlanmış bir senteze sahip. Başka bir şekilde söylersek, “Sky Captain”, geçmişte geçen bir bilimkurgu filmi. Kerry Conran, filmin hikayesini kurarken, 1960’ların sonlarında ve 70’lerin başında Michigan’ın Flint kasabasında geçirdiği çocukluk günlerinden etkilenmiş. Bir çok etkenin yanı sıra, ‘The Book Of Marvels’, yönetmeni en çok etkileyen kitaplardan biri olmuş. Empire State binasının zeplin iskelesi haline getirilmesi gibi şeyler de King Kong filmini gördükten sonra aklına gelmiş. Conran, filminde yarattığı dünyayı, “görmek istediğim garip görüntü” olarak tarif ediyor. Oturup film üstünde çalışmaya başladığında, film noir etkisi yaratmak istemiş genç yönetmen. Senaryoda, çocukken ve ergenlik çağında okuduğu roman, çizgi roman ve klasik animasyonlardan etkiler görmek mümkün: destansı bir aşk hikayesi, aksiyon, mizah ve şaşırtmaca… Abi-kardeş el ele... Kerry Conran’ın hikâyesinin destansı yapısı, büyük bir hayal gücü gerektirdiği için, kendisiyle aynı hayali görebilecek bir görüntü yönetmenine ihtiyacı vardı. Neyse ki bu konuda fazla sıkıntısı yoktu; yıllardır hayallerini adım adım birlikte ördüğü kardeşi Kevin Conran’a, hem sanat hem de görüntü yönetmenliğini emanet etti. Birlikte, bütün araçları ve diğer geometrik formları koyu ve derin gölgelerle bezediler. Kerry kara kalem çizimleri bilgisayara uyarlayarak temel biçim ve yapılarını, çerçeve ve kompozisyonları oluşturdu. Temeli 20. yüzyılın makine estetiğine dayanan bu sanat ve bilim buluşması, yani kalemle bilgisayarın buluşması, 21. yüzyılda hayata geçerek “Sky Captain and The World Of Tomorrow”un oluşmasının önünü açtı. Conran, elde yapılan çizimlerin tümünü alıp yeniden çizmiş. İşe de tıpkı bir ressamın tuvalini hazırlaması gibi, bütün çizimlerin katmanlarını çıkararak başlamış. “Umarım, seyircimiz, görüntüleri yaratmak için ortaya koyduğumuz işi beğenir, görüntülerin her zaman gerçeklikle ilgisi olması gerekmez çünkü,” diyor Kerry. “Biraz olsun sanatsal bir iş yapmak istedik. Bir şeyleri görmenin biraz farklı bir yolu bu.” Conran Kardeşler'in bu heyecanını paylaşsanız da paylaşmasanız da, “Sky Captain ve Yarının Dünyası”, kayıtsız kalınmaması gereken bir film.
Henüz kimse yorum yapmamış.

TV'de bugün
Philadelphia (01 Aralık 2008 Cnbc-e, 22:00)

Tom Hanks’e En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar ödülü getiren "Philadelphia", bir dönemin AIDS hastalığına hukuki ve toplumsal bakışını gözler önüne seriyor. Bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de yayınlanacak olan "Philadelphia" yı kaçırmayın!

Replik
Aşık Shakespeare
Sen benimdin, rüyanın görkemiyle doldum. Ben rüyada sultandım, Uyanınca hiç oldum.
« »
Copyright © 1998-2008 Sinema.com