
Adada aşk başkadır
Film, karlar içindeki New York görüntüleriyle başlar. "Dazzle" adlı moda dergisinin editörü Robin Monroe (Anne Heche) sevgilisiyle (David Schwimmer) buluştuğunda bir sürprizle karşılaşır. Sevgilisi onu tropikal bir cennete tatile davet etmiştir. Robin bu romantik teklifi hemen kabul eder. Onları bu tropik adaya eski uçağıyla götürecek adam kaba ve turistlerden nefret eden huysuz bir adam olan Quinn'dir (Harrison Ford). Yolculuk sırasında onlara Quinn'in seksi sevgilisi de (Jacqualine Obradors) eşlik eder. Dörtlü kazasız belasız bu tropikal cennete ulaşır. O gece Robin sevgilisinden evlenme teklifi alır ve zaten beklediği bu teklifi de kabul eder. Ancak ertesi gün derginin bir işi için nispeten yakın olan Tahiti'ye birkaç saat için gitmek zorunda kalır. Onu Tahiti'ye uçakla götürecek adam ise tabi ki yine Quinn'dir.
Bu birbirinden hiç de haz etmeyen ikili o gece yolculuk sırasında bir fırtınaya kapılırlar ve uçakları ıssız ve küçük bir adaya düşer. Uyumsuz ikili bu küçük adada sadece doğa şartlarıyla ve deniz korsanlarıyla değil birbirleriyle de çekişeceklerdir. Ama bu onların birbirlerine aşık olmalarına da engel olamayacaktır.
Film bir romantik-komedi filmi olarak en iyilerinden biri değil şüphesiz. Ama yine de eğlendirici olduğu kesin. Eğlendirici olmasının sebebi ise filmin kendisinden değil oyuncuların performanslarından ileri geliyor. Ayrıca Ford - Heche ikilisinin bazı diyalogları da eğlendirici. "Altı Gün Yedi Gece"yi temelde iki filme benzetmek mümkün; Bogart ve Hepburn ikilisini bir araya getiren "The African Queen" ve Michael Douglas ile Kathleen Turner'lı "Romancing the Stone". Ama film ne ilk örneği gibi bir klasik olma iddiasında ne de diğer örnek gibi bir seriyal olacak kadar başarılı.
Bazı Amerikalı eleştirmenler filmi özel efektler, kavga gürültü ve araba sahnesi olmayan bir film olduğu için sevdiklerini yazmışlar. Anlaşılan Hollywood'un action dalı o kadar çok bastırmaya başladı ki insanlar romantik - komedi filmlerine artık iyi ya da kötü ayırt etmeden önyargılı yaklaşmaya başlamışlar. Çünkü bu film kendi dalında 10 üzerinden en fazla 5 alabilecek bir film. Harrison Ford'un bildik oyunculuğu, filmin başında bize biraz "hödük" gibi gözüken kaba pilot rolünde pek sırıtmamış. Sanki "Yıldız Savaşları"ndaki Han Solo'nun emekli olup kargo pilotluğu yapan hali gibi. Anne Heche için ise bu filmin önemi büyük. Oyuncu film çekimleri başlamadan kısa bir süre önce sevgilisini de yanına alıp lezbiyen olduğunu itiraf etmişti. Yapımcılar filmi Julia Roberts ile yapamayacaklarını anladıklarında Anne Heche'nin kendilerini kurtaracağını düşünmüşlerdi. Bu açıklamaya rağmen çekimleri durdurmayıp devam ettiler. Kimse Anne Heche'nin ıssız bir adada bir adamla romantik birşeyler yaşayabilecek kadar "hetero" olmadığını düşünüyordu. Film gösterime girene kadar kimse Heche'nin inandırıcı bir oyun çıkarabileceğini düşünmedi. Sonuç olarak Heche'nin cinsel tercihi bizi ilgilendirmemeli. Nitekim Rock Hudson'ın tercihi de ortaya çıktığı zaman kimse onun eski filmlerini terketmemişti. Ayrıca Heche'nin belli bir komedi yeteneğinin olduğunu da kimse inkar etmemeli. Harrison Ford'un filmde de dediği gibi "göğüsleri çok küçük olsa da" oyuncunun filmdeki komedi unsuruna katkısı bir hayli fazla. Özellikle uçağın içinde şişme botu açtığı sahnede bir hayli komik.
Sonuç olarak Hollywood'un yetişkinlere yönelik komedi filmler çeken yönetmenlerinden Ivan Reitman'ın filmi oyuncular, birkaç güzel diyalog ve tropikal bir adanın güzel manzaraları için seyredilebilir. Bunun dışında fazla değişik birşey beklemeyin. Zıt kutuplar Türk filmlerinde de birbirini çekiyordu..…


Tom Hanks’e En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar ödülü getiren "Philadelphia", bir dönemin AIDS hastalığına hukuki ve toplumsal bakışını gözler önüne seriyor. Bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de yayınlanacak olan "Philadelphia" yı kaçırmayın!

Bir soru için 64 bin dolar mi? Umarım sana hayatin anlamını soruyorlardır...








Seanslar
Fragman


