Truva:
Destanların destanı...
Sinema.com 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
Yılın en görkemli yapımlarından olan "Truva", Homeros'un ünlü destanı 'İlyada'yı çıkış noktası olarak alsa da, farklı kaynaklardan yararlanan ve Truva Savaşı'nı başlangıcından sonuna kadar, insan boyutunun öne çıkacağı bir anlatı içine yerleştirmeye çalışan bir film. Truva destanının filmde nasıl işlendiğini ve filmin efsanevi karakterlerini yakın plan alıyoruz...
“Truva”, Homeros’un ‘İlyada’ destanının dizelerinden bugüne ulaşan bilgiler ışığında, gerçekleşip gerçekleşmediği halen bir muamma olan efsanevi Truva Savaşı’nı konu alıyor. Uzun bir süre bu savaşın, insanlık tarihinin en eski destanlarından olan ‘İlyada’ ve ‘Odysseia’nın yazarı Homeros’un hayalgücünün bir eseri olduğu düşünülmüştü; ancak Truva uygarlığının beşiği olan ve bugün Çanakkale sınırları içinde kalan Hisarlık Tepesi’ndeki arkeolojik çalışmalar, böyle büyük bir savaşın gerçekleştiğine dair birtakım ipuçları ortaya çıkardı. Burada, milattan önce 1250’li yıllarda yıkıldığı sanılan bazı kentlerin izine rastlayan arkeologlar, bu kentlerden birinin Homeros’un anlattığı denli büyük bir savaşa sahne olduğu konusunda birleşiyorlar. Tabii ki bu savaşın detayları Homeros’un kaleminde eğilip büküldü; sözlü edebiyat geleneğinin uzantısı olarak hafıza, tarihsel gerçeklerin önüne geçti, mitolojik ve destansı özellikler kazandı; ama bir şekilde bugünlere kadar geldi. Böylesine görkemli bir destana, Hollywood’un el atması hiç şaşırtıcı değil. Ancak bu el atışın, Homeros’un anlatısına bire bir sadık olmadığını belirtmek gerekiyor. Geçtiğimiz yıl izlediğimiz Spike Lee’nin “25. Saat” filminin de senaristi olarak tanıdığımız David Benioff, senaryoyu yazarken yalnızca Homeros’un metinlerinden değil, Aenias destanından, Ovid’in ‘Metamorfoz’ adlı eserinden, Robert Graves’in ‘Yunan Mitleri’nden, edebiyat ve kültür eleştirmenlerinin yazdıkları pek çok metinden de yararlanmış. Benioff, ısrarla bu destanın taşıdığı tarihsel önemin altında ezilmekten kaçındığını ve senaryoyu esnek bir bakışla kaleme aldığını söylüyor. Bu noktada hepimizin bir şekilde kulak misafiri olduğu, filmin de konusunu oluşturan meşhur Truva Savaşını yeniden hatırlayıp, bu görkemli destanın efsanevi karakterlerinin filme nasıl yansıdığına bir bakalım… Truva: Bir tutku öyküsü Truva Savaşı’nın, filmde de öne çıkan boyutu, o dönemki politik ve askeri stratejilerden çok tutku ve aşkla ilgili olan yanı. Bu trajik olayın kökleri, dönemin Isparta Kralı Menelaus’un Truva Prensi Hektor’la aralarındaki düşmanlığa son vermelerini kutladıkları bir barış ziyafetinde atılıyor. Hektor’un yakışıklılığı dillere destan kardeşi Paris, bu ziyafet sırasında gözden kaybolup, dünyanın en güzel kadını olarak ün salan Menelaus’un eşi Helen’i saraydan kaçırır. Bu olaya doğal olarak fazlasıyla öfkelenen Menelaus, kendisini destekleyen Yunan ordu liderleriyle güçbirliği yaparak Truva’ya karşı yürümeye karar verir. Anlayacağınız, daha köken itibarıyla Truva Savaşı, oldukça trajik bir yana sahip: Tohumları barış masasında atılan mahvedici bir savaş... Her ne kadar arkasına Yunan ordularının ve Yunanlar’ın kibirli kralı Agamemnon’un gücünü alsa da, Menelaus’un bu savaşta tüm dengeleri kendi lehine çevirmesini sağlayacak büyük bir kozu var: ismiyle dağları titreten ünlü savaşçı Aşil. Ölümsüz olduğuna inanılan Aşil, adını tarihe yazdırmak için Menelaus ve Agamemnon’un teklifini kabul eder ve onların ordularının başına geçer. Truva Kralı Priam’ın, Helen’i Menelaus’a teslim etmek yerine, oğlu Paris’in bu ölümcül tutkusunu sahiplenip Yunanlılarla savaşmaya karar vermesiyle, Truva kıyılarına yaklaşan yüzlerce Yunan savaş gemisi saldırıya geçer. Her ne kadar, çok güçlü bir savaşçı olan Hektor, elindeki güçleri çok iyi yönetse de Aşil’in doğaüstü savaş becerisine karşı duramaz ve Yunan ordusu kısa sürede Truva kıyılarını ele geçirir. Ama bu, her şeyin sonu olmayacaktır… Bu zorlu ilk çarpışmanın sonunda, Truva’nın koruyucusu olarak sembolik bir değeri olan Apollo Tapınağı’nı yerle bir ettiği için kendisine ödül olarak sunulan Hektor’un kuzeni Briseis, bu taş kalpli savaşçıyı derinden etkiler ve Aşil kalbini karşısında korkusuzca duran bu güzel kadına kaptırır. Ancak ilk karşılaşmalarından beri başınabuyruk olduğu için Aşil’den pek hoşlanmayan Kral Agamemnon, Briseis’i kaçırtır. Öfkeden çılgına dönen Aşil, artık Yunan ordusunun safında savaşmayı reddeder. Yunan ordusunun bu kaybı, tüm savaşın gidişatını değiştirir ve tarafların arasındaki güçlerin dengelenmesiyle birlikte savaş, her iki medeniyeti de kökünden sarsacak bir sonuca doğru ilerlemeye başlar. Dikkat ederseniz filmin ele aldığı çerçevede Truva’dan bahsettiğimizde, en çok kullandığımız sözcük ‘savaş’ oluyor. Homeros’un kaleminden bu olayı okuyanlar için bu biraz tuhaf, çünkü ‘İlyada’da Truva Savaşı’nın küçük bir bölümü anlatılıyor ve destan Truva Atı’nın inşa edilmesinden çok önce sona eriyor. Filmin senaryosu, Homeros’un yapıtıyla birlikte farklı kaynaklardan da yararlanılarak oluşturulduğundan savaşı başlangıcından bitişine kadar, bütünlüğü içinde ele alıyor. Örneğin, Aşil ile Agamemnon’un Briseis yüzünden tartışmaları Homeros’un destanının başlangıcıyken, bu olay filmin ortalarında yer alıyor. Destanla film arasındaki bir büyük değişiklik de mitolojik öğelerin filmde fazla kullanılmamış olması. Senarist Benioff, bunun savaşı bütünlüğü içinde anlatma ve insan ilişkilerine odaklanma tercihinin kaçınılmaz bir sonucu olduğunu söylüyor ve mitolojik boyutu da senaryoya dahil etmenin filmin süresini çok uzatacağını belirtiyor. Bu tercihin en önemli şekilde yansıdığı karakter, güzel Helen. Mitolojik anlatıda, Afrodit tarafından Paris’e hediye edilmiş, adeta içinde bulunduğu şartlara boyun eğen, kader kurbanı bir karakter gibiyken, filmde mitolojik yanların törpülenmesiyle Helen irade sahibi, ne istediğini bilen ve davranışlarının sonuçlarıyla yüzleşmekten kaçınmayan bir karakter olarak çizilmiş. Büyük destanın büyük kahramanları...
  • Aşil (Brad Pitt): Bir deniz tanrıçası olan Thetis’le Phtia Kralı Peleus’un oğlu olduğuna inanılan Aşil, yenilmezliğini annesinden alıyor. Thetis’in Aşil küçük bir çocukken, onu da kendisi gibi ölümsüz yapabilmek için geceleri ateşe tuttuğu ve silahların işlememesi için onu Styks ırmağının suyuna batırdığı yolunda rivayetler var. Bu suya batırma sırasında onu topuğundan tuttuğu için Aşil’in en zayıf bölgesinin burası olduğu da söyleniyor (Zaten ‘Aşil tendonu’ ismi de doğrudan bu efsaneye dayanıyor.) Truvalılarla savaşan Akhalar’ın yenilmez savaşçısı olan Aşil, Homeros tarafından, tüm bu tanrısal özellikleri ve insanüstü gücüne rağmen, iyiyle kötünün birlikte vücut bulduğu, cesur ama aynı zamanda kırılgan, çelişkili bir varoluşa sahip bir insan olarak resmediliyor ve filme de bu haliyle dahil oluyor. Yakışıklı aktör Brad Pitt, canlandırdığı Aşil karakteri için şunları söylüyor: Homeros, Aşil’in kişiliğini yavaş yavaş açığa çıkartıyor. Bir an onun taş kalpli bir katil olduğunu düşünüyorsunuz, sonra Homeros zamanda geriye giderek Aşil’in bambaşka bir yanını size gösteriyor ve aslında onun geçmişte çok insancıl ve zarif biri olduğunu görüyorsunuz. İşte Homeros bu çatışma ve tezatları okura azar azar göstererek yarattığı karakterin üstünlüğünü sağlıyor.”
  • Paris (Orlando Bloom): Truva Kralı Priamos’un oğlu olan Paris, Truva Savaşı’nda kilit bir role sahip. Efsaneye göre, Olimpos’ta bir düğüne davet edilmeyen kavga tanrıçası Eris, ortaya altın bir elma bırakır. Elma, Paris’in eline geçer ve kendisinden bunu tanrıçaların en güzeline vermesi istenir. Zeus’un karısı Hera, Paris’e güç vaat eder; Athena ise zenginlik. Ama Paris elmayı kendisine dünyanın en güzel kadınını vereceğini söyleyen Afrodit’e verir. Afrodit de bunun karşılığında ona Menelaus’un karısı Helen’i sunar ve bu olay Isparta’yla Truva arasındaki savaşın tohumlarını atar. Her ne kadar bu haliyle, kendinden başka kimseyi düşünmeyen, tutkusu uğruna halkını feda eden, bencil biri gibi sunulsa da, Paris aynı zamanda iyi silah kullanan, iyi bir savaşçı da. Filmde Paris’i canlandıran Orlando Bloom, “Benim için, Paris rolünün cazibesi bir anti-kahraman oluşundan kaynaklanıyor” diyor ve ekliyor: “Paris daha önce canlandırdığım hiçbir karaktere benzemiyor. O, Priam’ın ikinci oğlu ve çok korunaklı bir yaşam sürmüş. Her şey önüne bir tepside gelmiş ve bir savaşçı ya da Kral olma sorumluluğu hakkında düşünmesi gerekmemiş. Son derece siyasi ve tehlikelerle dolu bir ortamda yaşamasına karşın, kendi dünyası çok basit; ta ki bir kadına duyduğu aşk ve şehvet yüzünden bu savaş çıkana dek. İki ülke parçalanıyor, Paris sahip olduğu her şeyi yitiriyor ve o bunları sadece aşk adına yapıyor.”
  • Helene (Diane Kruger):
  • Mitolojik anlatılarda en çok karşımıza çıkan karakterlerden biri olan Helene’in destansı güzelliğinin tanrısal bir kaynağı var. Efsaneye göre tanrıların tanrısı Zeus’un bir ölümlü olan Leda’ya aşık olması ve kuğu şekline girip ona yaklaşmasıyla Leda sıradışı bir şekilde hamile kalır ve yumurtlar. Yumurtadan Helene ile iki kardeşi Klytaimestra ile Tyndareos çıkar. Bugüne gelen çeşitli destanlarda, farklı şekillerde yorumlanan güzel Helene, Homeros’un yapıtlarında kaderine boyun eğen biri olarak resmedilirken filmde irade sahibi biri olarak karşımıza çıkıyor. Her iki durumda da, Helen’in Truva Savaşı’nda binlerce insanın ölmesinin baş sorumlularından biri olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Bu güzel karakteri canlandıran Alman aktris Diane Kruger’in Helene’e dair görüşleri şöyle: Helen, İlyada’da oldukça boş ve kendine yönelik biri olarak algılanabilir; dolayısıyla kendi bencilce amaçları için yaptıklarını bağışlamak zor olabilir. ‘Truva’un senaryosu Helen’i daha insancıl olarak yansıtıyor, çünkü altın kafesinde ne kadar yalnız bir yaşam sürdüğünü ve kendisinin iki katı yaşında biriyle evlenmeye zorlandığını göstererek, mutsuzluğunun ön plana çıkmasına olanak sağlıyor.”
    Henüz kimse yorum yapmamış.

    Haftanın Filmi
    Hancock
    Hancock
    7.4/10
    TV'de bugün
    Sessiz Tepe (9 Temmuz 2008 21:40 Kanal 1)
    Radha Mitchell, Sean Bean ve Laurie Holden'ın oynadığı Sessiz Tepe adlı korku filmi bu akşam Kanal 1 ekranlarında...
    Replik
    Baba II
    Sağlıklı olmak hayattaki en önemli şey. Başarıdan, paradan ve güçten daha önemli.
    Hyman Roth
    « »
    Copyright © 1998-2008 Sinema.com