"Nemo: Kayıp Balık" - 'Hiç Kimse'nin Peşinde

Ender Ayna 23 Ocak 2004, Cuma 00:00
Bu hafta vizyona giren "Nemo: Kayıp Balık", Disney'le yürüttükleri ortaklıkla animasyon dünyasında köklü bir değişim yaratan Pixar şirketinin bu başarısının hem teori hem de pratikte nasıl ortaya çıktığını gösteren her yaştan izleyiciye hitap eden bir animasyon.
“Oyuncak Hikayesi” (“Toy Story”), “Bir Böceğin Yaşamı” (“A Bug’s Life”) ve “Sevimli Canavarlar”ın (“Monsters, Inc”.) Oscar ödüllü yaratıcısı Pixar Stüdyoları, Disney Studyolarıyla yeni bir iş birliğine gidince keyifli ve bir o kadar da etkili bir film ortaya çıkmış. Şimdiden Amerika'nın boxoffice sıralamasında en çok hasılat yapan dokuzuncu film olan “Nemo: Kayıp Balık”ın başarısı bize gösteriyor ki çocuklar olduğu kadar büyükler de bu filmi çok sevdi. Nitekim öngösterimini izleme fırsatı yakaladığım salonda çocuk sayısı büyüklerle kıyaslandığında çok azdı. Film sona erdiğinde ise en çok da bizlerin yüzü gülüyordu. Uzun süre denizde kalmış olmanın verdiği gibi garip bir hisle salondan ayrılırken, Pixar'ın animasyon tekniğinin ne kadar başarılı olduğunu düşünüyordum.
“Nemo: Kayıp Balık” geleneksel animasyon hikâyelerinden anlatı yapısındaki faklılıklarla da ayrılıyor. Yıllardır Disney filmlerinde görmeye alıştığımızın aksine filmin karakterleri kendilerine has eksikliklerle donatılmış ve üstün özelliklerden yoksunlar. Her karakterin seyirciyi yakalayabilecek eksiklikleri var. Kendi doğalarına karşı koymaya çalışan ve bunu bir hastalık gibi görerek toplu terapiyle tedavi olmaya çalışan köpekbalıkları, yaşadığı travma sonrası aşırı korumacı ve korkak olan baba, doğuştan bir yüzgeçi küçük olan meraklı Nemo, sürekli hafıza kaybı yaşayan Dory, görmüş geçirmiş kaplumbağa Crush; her biri nev-i şahsına munhasır özellikleriyle incelikle tasarlanmış yan karakterlerin oluşturduğu bütünle, her yaştan izleyicinin filmle uyum sorununu tamamen ortadan kaldırılmış. Palyaço balığının hikâyenin baş kahramanı olarak seçilmesi ise tesadüf değil. Zarif ve renkli olması dışında palyaço balığının en büyük özelliği resiften çıktığı anda tamamen korumasız olmasıdır. Dış dünyaya açılmakta hem fiziksel hem de ruhsal olarak zorlanan palyaço balığı Marlin'i ise Dory dengeler. Dory, zayıf hafızası nedeniyle bizleri hayatı yaşamaktan alıkoyan her türlü kaygıdan uzaktır. Ancak denizanaları sahnesiyle Dory'nin bu dengesizliğinin getirebileceği kötü sonuçlar hakkında film bizi uyarır: Yaşama bütünüyle olumlu yönden baksak da tehlikeleri görmemezlikten gelmeyi bazen pahalıya ödeyebiliriz.
Geleneksel olarak genç karakter üzerinden ilerleyen animasyonların aksine “Nemo: Kayıp Balık”, baba Marlin'in geçirdiği değişimi anlatıyor. Derin sulara karşı olan korkusunu yenmesiyle başlayan Marlin'in gelişim süreci oğluyla arasındaki ilişkiyi yeniden düzenlemesi ve iyileştirmesiyle sonlanıyor. Hikâye boyunca başına gelen maceralarla hayata dair yeni şeyler öğrenen genç animasyon karakterlerinin yerini babanın alması yetişkinlere hem özdeşleşilecek bir öğe sunuyor hem de çocuklarıyla ilişkilerini yeniden gözden geçirme fırsatı veriyor.
Sonuç olarak Pixar, “Nemo: Kayıp Balık”ta geleneksel filmlerde varolan güçlü kahramanlık öykülerini bir kenara bırakıp, bize 'hiçkimse'nin hikâyesini aktarıyor, üstelik ahlâkçılık tuzağına düşmeden! Pixar'ın başarısı praktikte nasıl mı ortaya çıkıyor: Marlin'in Nemo'nun öldüğünü düşünerek geri dönme kararı aldığı sahnede hepimiz koltuklarımıza gömülmüş ve hüzünlenmişken, salonda bir çocuğun sesi yankılanıyor: O ölmedi! Yaşıyor! Doğrusu Pixar'ın ardındaki 'Hiç Kimse'lerin bunu görmesini dilerdim.
“Nemo: Kayıp Balık” geleneksel animasyon hikâyelerinden anlatı yapısındaki faklılıklarla da ayrılıyor. Yıllardır Disney filmlerinde görmeye alıştığımızın aksine filmin karakterleri kendilerine has eksikliklerle donatılmış ve üstün özelliklerden yoksunlar. Her karakterin seyirciyi yakalayabilecek eksiklikleri var. Kendi doğalarına karşı koymaya çalışan ve bunu bir hastalık gibi görerek toplu terapiyle tedavi olmaya çalışan köpekbalıkları, yaşadığı travma sonrası aşırı korumacı ve korkak olan baba, doğuştan bir yüzgeçi küçük olan meraklı Nemo, sürekli hafıza kaybı yaşayan Dory, görmüş geçirmiş kaplumbağa Crush; her biri nev-i şahsına munhasır özellikleriyle incelikle tasarlanmış yan karakterlerin oluşturduğu bütünle, her yaştan izleyicinin filmle uyum sorununu tamamen ortadan kaldırılmış. Palyaço balığının hikâyenin baş kahramanı olarak seçilmesi ise tesadüf değil. Zarif ve renkli olması dışında palyaço balığının en büyük özelliği resiften çıktığı anda tamamen korumasız olmasıdır. Dış dünyaya açılmakta hem fiziksel hem de ruhsal olarak zorlanan palyaço balığı Marlin'i ise Dory dengeler. Dory, zayıf hafızası nedeniyle bizleri hayatı yaşamaktan alıkoyan her türlü kaygıdan uzaktır. Ancak denizanaları sahnesiyle Dory'nin bu dengesizliğinin getirebileceği kötü sonuçlar hakkında film bizi uyarır: Yaşama bütünüyle olumlu yönden baksak da tehlikeleri görmemezlikten gelmeyi bazen pahalıya ödeyebiliriz.
Geleneksel olarak genç karakter üzerinden ilerleyen animasyonların aksine “Nemo: Kayıp Balık”, baba Marlin'in geçirdiği değişimi anlatıyor. Derin sulara karşı olan korkusunu yenmesiyle başlayan Marlin'in gelişim süreci oğluyla arasındaki ilişkiyi yeniden düzenlemesi ve iyileştirmesiyle sonlanıyor. Hikâye boyunca başına gelen maceralarla hayata dair yeni şeyler öğrenen genç animasyon karakterlerinin yerini babanın alması yetişkinlere hem özdeşleşilecek bir öğe sunuyor hem de çocuklarıyla ilişkilerini yeniden gözden geçirme fırsatı veriyor.
Sonuç olarak Pixar, “Nemo: Kayıp Balık”ta geleneksel filmlerde varolan güçlü kahramanlık öykülerini bir kenara bırakıp, bize 'hiçkimse'nin hikâyesini aktarıyor, üstelik ahlâkçılık tuzağına düşmeden! Pixar'ın başarısı praktikte nasıl mı ortaya çıkıyor: Marlin'in Nemo'nun öldüğünü düşünerek geri dönme kararı aldığı sahnede hepimiz koltuklarımıza gömülmüş ve hüzünlenmişken, salonda bir çocuğun sesi yankılanıyor: O ölmedi! Yaşıyor! Doğrusu Pixar'ın ardındaki 'Hiç Kimse'lerin bunu görmesini dilerdim. Toplam 1 yorum yapılmış. Yorumları görmek için tıklayın.


Philadelphia (01 Aralık 2008 Cnbc-e, 22:00)
Tom Hanks’e En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar ödülü getiren "Philadelphia", bir dönemin AIDS hastalığına hukuki ve toplumsal bakışını gözler önüne seriyor. Bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de yayınlanacak olan "Philadelphia" yı kaçırmayın!








Seanslar
Fragman


