"Vizontele Tuuba"
Televizyonun yolculuğu 80'lerden devam ediyor...
Televizyonun yolculuğu 80'lerden devam ediyor...

Fuat Camgöz 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
Bu hafta vizyona giren "Vizontele Tuuba", ilk filmin 3,5 milyonluk izleyici rekorunu kırmayı hedefliyor. Öyküsü kamuoyundan sır gibi saklanan filmin bu tanıtım kampanyasına saygı gösterip şimdilik yapım notlarını sizlere ulaştırmayı uygun gördük. Filmle ilgili eleştirimizi hafta başında okuyabilirsiniz...
Son dönemde vizyona giren Türk filmleri, bildiğiniz gibi, korsan piyasasının günden güne daha da kemikleşmesiyle, hedeflediklerinin çok altında izleyiciyi sinema salonlarına çekebiliyorlar. Film izleme alışkanlıklarının hızla değiştiği böyle bir dönemde, bu ay vizyona giren “Vizontele Tuuba”, izleyicilerin sinema salonlarıyla olan ilişkilerine dair önemli veriler sunabilecek bir devam filmi. Hatırlayacağınız gibi Yılmaz Erdoğan’ın ilk filmi “Vizontele”, 2001 yılının Şubat ayında, 90 kopyayla vizyona girmiş ve ilk üç günde kopya başına ortalama 4081 kişi tarafından seyredilerek, halen kırılamayan bir rekora imza atmıştı. Bu ilgi, ilk üç günün ötesine taşmış ve “Vizontele” kısa sürede tüm zamanların en çok izlenen Türk filmi olmayı başarmıştı. Bugüne dek yaklaşık üç buçuk milyon kişi tarafından izlenen Vizontele’nin devam filmi Vizontele Tuuba’nın gişede ne tür bir performans sergileyeceği, filmin nasıl olacağı kadar merak ediliyor. İlk filmin gişe başarısında, çok farklı beğenilerden insanlara hitap etme gibi bir özelliğe sahip olmasının büyük rolü vardı. “Vizontele Tuuba”nın yapımını üstlenen Beşiktaş Kültür Merkezi de bunun farkında olacak ki, filmin tanıtım kampanyasını izleyicileri filmin içine çekecek bir yöntemle yürütmeyi tercih etti. Bildiğiniz gibi, “Vizontele Tuuba”nın afiş ve baskı malzemelerini hazırlayan, daha önce pek çok Hollywood filminin de afişlerini hazırlamış olan Emrah Yücel ve ekibi tarafından tasarlanmış altmış adet afiş içinden yirmi tanesini seçen BKM yetkilileri, bu afişleri İstanbul’un çeşitli yerlerine asarak ve filmin internet sitesine koyarak ‘Vizontele Tuuba Afişini Siz Seçin’ başlıklı bir yarışma düzenlemişti.
Hatırlayacağınız gibi “Vizontele”, Yılmaz Erdoğan’ın tiyatro oyunları, tek kişilik gösterileri ve kitaplarında anlattığı, çocukluk günlerinin geçtiği Hakkari’yi sinemaya taşıyordu. Televizyonun, daha doğrusu yöre insanının deyişiyle ‘vizontele’nin kente gelişinin öyküsünü anlatan film, ustaca yaratılmış tiplemeleri ve mekân kullanımındaki özeniyle, 1974’ün atmosferini başarıyla yansıtıyordu. “Vizontele Tuuba”da, zamanda biraz daha ileri gidiyoruz ve televizyonun artık yaşamın bir parçası olduğu bu kasabada, 1980 yılının yazında yaşananlara tanık oluyoruz. Yılmaz Erdoğan’ın canlandırdığı kasabanın ‘akıllı’ delisi Emin, tabelacılık işine girmiş ve kasabadaki tek tabelacı olduğundan, kahvehaneden yazlık sinemaya, Adalet Partisi İlçe Başkanlığı’ndan devrimci derneklere kadar her yer, köşelerinde Emin’in imzası niteliğindeki güvercin resminin bulunduğu tabelalarla bezenmiştir. Artık kasabadaki televizyon sayısı artmış ve birkaç eve televizyon girmesiyle, 70’lerin sonu ve 80’ler boyunca önemli bir sosyalleşme biçimi olan ‘televizyon misafirlikleri’ Hakkari’de de başlamıştır. Akşamları televizyonlu evlerde toplanıp dönemin Dallas gibi popüler dizilerini izleyen kasabalıların gündelik hayatları da hem kasabaya gelen sürpriz konuklar, hem de ülkenin içinden geçtiği siyasi gelişmeler nedeniyle oldukça hareketlenmiştir.
Filmin kısa öyküsüne bakarak, “Vizontele Tuuba”nın da ilk film gibi, arka plana dönemin önemli toplumsal ve siyasi gelişmelerini yerleştirerek, farklı karakterlerin gündelik yaşantılarına odaklanan ve dönemin ruhunu bu şekilde perdeye taşımaya çalışan bir film olduğunu söyleyebiliriz. İlk filmin ekibini büyük ölçüde korusa da, “Vizontele Tuuba”da biri yönetmen koltuğunda diğerleri de oyuncu kadrosunda olmak üzere bazı önemli değişikliklere gidildiğini görüyoruz: Özellikle olayın teknik boyutu ve sinema dili oluşturma anlamında deneyimsiz olduğu için, ilk filmi Ömer Faruk Sorak’la birlikte yöneten Yılmaz Erdoğan, “Vizontele Tuuba”yı tek başına yönetmeyi tercih etmiş; filmin anlatımında nasıl bir farklılık yarattığını görmeden, bu tercih hakkında herhangi bir yargıya varmak çok zor. Ancak Cem Yılmaz’ın oyuncu kadrosunda yer almayışının, özellikle popülerlik anlamında “Vizontele Tuuba” için bir kayıp olduğunu söyleyebiliriz. Filmle ilgili çok az bilgiye sahip olduğumuz şu günlerde bile internet sitelerindeki kullanıcı forumlarına bakıp, yapılan yorumların çoğunun Yılmaz’ın yokluğundan şikayet etme şeklinde olduğunu görmek mümkün. Tabii ki ekibe dahil olan yeni isimler de mevcut: Oyuncu kadrosuna, adını filmin adına ekleyerek dahil olan Tuuba Ünsal’ın, Güner Sernikli karakterinde izleyeceğimiz Tarık Akan’ın ya da filmin öyküsünde hatırı sayılır role bir sahip civcivlerin “Vizontele Tuuba”ya neler kattığını zamanla göreceğiz.
Yılmaz Erdoğan, “Vizontele Tuuba” için “İlk film, anlatacağım şeylerin önsözüydü; şimdi giriş bölümünü anlatıyorum” diyerek yeni devam filmlerinin yolda olduğunun işaretlerini veriyor. Tabii yeni “Vizontele”lerin gerçekleştirilebilmesi için, önce filmi olması gerektiği gibi, sinema salonuna giderek izlememiz gerekiyor.
Filmin Yapım Aşamasından Notlar
"Vizontele Tuuba" filminin yapımındaki tüm birimlerde toplam yüz elli kişi görev aldı.
Filmde yaklaşık 7000 oyuncu rol aldı. Bunların 80'i profesyonel oyuncu, 1000'i civciv, geriye kalan yöreden seçilmiş figürandır! Civcivlerden biri başrollerden birini oynadı.
Beyazperdeye yansıyan masal ülkesinin kendine has mekânları için, (1980 yılının Hakkari'si) Van'ın Gevaş İlçesi'nde, üç ay boyunca 3150 m2'lik alanda inşaat çalışması yapıldı.
Mekânların inşa edileceği 7500m2 çamurla kaplı alanın drenaj çalışmaları için 45 kamyon ve 82 traktör dolusu taş, 215 kamyon dolgu malzemesi kullanıldı.
Çekim platosunun inşaatında bir ay boyunca günde 85 kişi çalıştı.
Tüm bu çalışmalar sonucunda 14 ev, 22 dükkan, 1 açık hava sineması, 1 benzin istasyonu, 1 otobüs terminali, sokaklar ve caddeler inşa edildi.
Platoda kurulan dikim atölyesinde 1000'den fazla kostüm hazırlandı.
Filmin Ankara'da geçen sahneleri, Yılmaz Erdoğan'ın okuduğu Aydınlıkevler Lisesi'nde çekildi.
Çekimlerin başladığı günden itibaren Gevaş'taki film kampına kurulan bir sette kurgu çalışmaları filmin çekimiyle paralel yürütüldü.
Filmin laboratuar ve çekim sonrası işlemleri Almanya'nın Münih kentindeki ARRI Stüdyoları'nda yapıldı.
Filmin müziklerini Kardeş Türküler yaptı, müzikler aynı zamanda bir albüm haline getirildi ve filmin vizyona girişiyle birlikte satışa sunulacak. Sezen Aksu da, filmin finali için ünlü ‘Gülümse’ şarkısıyla destek verdi.
Filmin afişi başta olmak üzere, bütün baskılı malzemelerinin tanıtım kampanyasını üstlenen, Salma Hayek'in oynadığı "Frida", Nicole Kidman ve Jude Law'ın başrollerini paylaştığı "Cold Mountain" ve önümüzdeki yıl vizyona girecek olan "Mindhunters" gibi Hollywood'un birçok önemli filminin de tanıtım kampanyalarını üstlenen Emrah Yücel, "Vizontele Tuuba" için, hepsi birbirinden güzel 60 adet afiş tasarladı.
BKM, bunun üzerine "Vizontele Tuuba"nın afiş seçimi konusunda da seyircilerinin fikirlerine başvurmaya karar verdi. Emrah Yücel ve şirketi Iconisus'un tasarladığı 60 afişin içinden 20 tanesini seçti, bunların içinden filmin esas afişi olacak olanı seyirciler belirledi.
Hatırlayacağınız gibi “Vizontele”, Yılmaz Erdoğan’ın tiyatro oyunları, tek kişilik gösterileri ve kitaplarında anlattığı, çocukluk günlerinin geçtiği Hakkari’yi sinemaya taşıyordu. Televizyonun, daha doğrusu yöre insanının deyişiyle ‘vizontele’nin kente gelişinin öyküsünü anlatan film, ustaca yaratılmış tiplemeleri ve mekân kullanımındaki özeniyle, 1974’ün atmosferini başarıyla yansıtıyordu. “Vizontele Tuuba”da, zamanda biraz daha ileri gidiyoruz ve televizyonun artık yaşamın bir parçası olduğu bu kasabada, 1980 yılının yazında yaşananlara tanık oluyoruz. Yılmaz Erdoğan’ın canlandırdığı kasabanın ‘akıllı’ delisi Emin, tabelacılık işine girmiş ve kasabadaki tek tabelacı olduğundan, kahvehaneden yazlık sinemaya, Adalet Partisi İlçe Başkanlığı’ndan devrimci derneklere kadar her yer, köşelerinde Emin’in imzası niteliğindeki güvercin resminin bulunduğu tabelalarla bezenmiştir. Artık kasabadaki televizyon sayısı artmış ve birkaç eve televizyon girmesiyle, 70’lerin sonu ve 80’ler boyunca önemli bir sosyalleşme biçimi olan ‘televizyon misafirlikleri’ Hakkari’de de başlamıştır. Akşamları televizyonlu evlerde toplanıp dönemin Dallas gibi popüler dizilerini izleyen kasabalıların gündelik hayatları da hem kasabaya gelen sürpriz konuklar, hem de ülkenin içinden geçtiği siyasi gelişmeler nedeniyle oldukça hareketlenmiştir.
Filmin kısa öyküsüne bakarak, “Vizontele Tuuba”nın da ilk film gibi, arka plana dönemin önemli toplumsal ve siyasi gelişmelerini yerleştirerek, farklı karakterlerin gündelik yaşantılarına odaklanan ve dönemin ruhunu bu şekilde perdeye taşımaya çalışan bir film olduğunu söyleyebiliriz. İlk filmin ekibini büyük ölçüde korusa da, “Vizontele Tuuba”da biri yönetmen koltuğunda diğerleri de oyuncu kadrosunda olmak üzere bazı önemli değişikliklere gidildiğini görüyoruz: Özellikle olayın teknik boyutu ve sinema dili oluşturma anlamında deneyimsiz olduğu için, ilk filmi Ömer Faruk Sorak’la birlikte yöneten Yılmaz Erdoğan, “Vizontele Tuuba”yı tek başına yönetmeyi tercih etmiş; filmin anlatımında nasıl bir farklılık yarattığını görmeden, bu tercih hakkında herhangi bir yargıya varmak çok zor. Ancak Cem Yılmaz’ın oyuncu kadrosunda yer almayışının, özellikle popülerlik anlamında “Vizontele Tuuba” için bir kayıp olduğunu söyleyebiliriz. Filmle ilgili çok az bilgiye sahip olduğumuz şu günlerde bile internet sitelerindeki kullanıcı forumlarına bakıp, yapılan yorumların çoğunun Yılmaz’ın yokluğundan şikayet etme şeklinde olduğunu görmek mümkün. Tabii ki ekibe dahil olan yeni isimler de mevcut: Oyuncu kadrosuna, adını filmin adına ekleyerek dahil olan Tuuba Ünsal’ın, Güner Sernikli karakterinde izleyeceğimiz Tarık Akan’ın ya da filmin öyküsünde hatırı sayılır role bir sahip civcivlerin “Vizontele Tuuba”ya neler kattığını zamanla göreceğiz.
Yılmaz Erdoğan, “Vizontele Tuuba” için “İlk film, anlatacağım şeylerin önsözüydü; şimdi giriş bölümünü anlatıyorum” diyerek yeni devam filmlerinin yolda olduğunun işaretlerini veriyor. Tabii yeni “Vizontele”lerin gerçekleştirilebilmesi için, önce filmi olması gerektiği gibi, sinema salonuna giderek izlememiz gerekiyor.
Filmin Yapım Aşamasından Notlar
Henüz kimse yorum yapmamış.


Philadelphia (01 Aralık 2008 Cnbc-e, 22:00)
Tom Hanks’e En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar ödülü getiren "Philadelphia", bir dönemin AIDS hastalığına hukuki ve toplumsal bakışını gözler önüne seriyor. Bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de yayınlanacak olan "Philadelphia" yı kaçırmayın!








Seanslar
Fragman


